7 Temmuz 2014 Pazartesi

Tencere Dibin Kara...














"Fert başına gayrisafi milli hasıla 20 bin dolar olsaydı, Osmanlı çoğu kimsenin aklına bile gelmezdi. '700'üncü yıl' şenlikleri bu denli çığırından çıkmazdı. Yüzücülerimiz İstanpool'da rekor kırıp, altın madalya alsalardı, '700'üncü yıl' kutlanmazdı bile. Bizi dışarıda temsil eden en önemli şahsiyet 'pop yıldızı Tarkan' değil de, bazı bilim ve sanat adamları olsaydı 700'üncü yıl vesilesiyle Osmanlı'yı daha iyi tanıma konusunda ciddi çalışmalar yapılır, sempozyumlar düzenlenirdi. 

(...) Osmanlı 'sevgisi' ve 'hayranlığı' ne yazık ki bugün karşımızdaki derin bir korkunun ürünü. Bugünü üstlenmekte sıkıntıya düşenler, dünü istedikleri gibi inşa ederek onun koruyucu çatısının altında saklanıyorlar...

(M. Ali Kılıçbay, Düşünen Siyaset, Eylül 99, s. 11)Osmanlı Gerçeği / Erdoğan AYDIN


I. Elizabeth İngiltere'yi Katolik kilisesinin etkisinden çıkararak Anglikan yapan VIII. Henry'nin kızı olarak 7 Eylül 1533 tarihinde Londra'da doğdu. Teninin fazla beyaz olması nedeniyle doğduğunda hayalet olduğu söylenerek öldürülmek istendi ancak annesi buna engel oldu.Annesi VIII. Henry'nin 2. eşi olan Kraliçe Anne Boleyn idi. Kraliçe Anne erkek çocuk doğurmadı. Elizabeth henüz 3 yaşındayken annesi ensest gerekçesiyle kafası uçurularak idam edildi. Böylece Elizabeth de gayrimeşru evlat durumuna düşerek tahta çıkması imkânsız hale geldi. Babası, annesi Anne Boleyn'den sonra evlendiği Jane Seymour'dan Edward isimli bir erkek evlat sahibi oldu ve ölmeden önce Elizabeth'in prensesliğini tekrar meşru hale getirdi." Vikipedia


"O benim ağabeyim. Biz üç Boleyn'iz, üçümüzün de birbirine ihtiyacı var. Üçümüz de çok büyük sırlar biliyoruz...

"Ağabeyin bir sapkın!"...

"Ama yine de ağabeyim!"...

"Ağabeyim sapık, ablam bir fahişe, belki insanların yemeğine zehir kattırıyor ve ben de bir fahişeyim. Dayım dostların en sahtesi, babam günün koşullarında kime gerekiyorsa ona hizmet ediyor, annemse Tanrı bilir, bazıları ablam ve benden önce kralla onun yattığını söylüyor! 

(...) Bu sarayda bir yerlere gelmek istiyorsan eline ya kan, ya da bok bulaşır. Ben bunu zorlu bir çıraklık dönemi geçirerek öğrendim. Şimdi öğrenmek istiyorsan midenin sağlam olması gerekir."

(...) "Bu hayat bırak genç bir erkeği, bir azizi bile yoldan çıkarır" Boleyn Kızı, Philippa Gregory, sf:571



VIII. Henry'nin ilk eşi kraliçe tarafıdan ''Boleyn fahişeleri''dediği... "Boleyn Kızı"nı sanırım çoğunlukla okunmuş ya da filmi izlenmiştir. Bu kitabı okuduğumda gördüm ki..

Sarayda yaşayan insanlar, cinsiyet, yaş, ırk, mezhep, inanaç  ve de yer, zaman  gözetmeksizin amaçlarına ulaşmak için, her yolu mübah sayarak ahlâksızlığın dibine varıncaya kadar her şeyi yapabiliyorlar... 

O sebeple...  konuya önce bir tespitle başlamak istedim.

Zira söz konusu saray ve taht ise, bu anlamda tiranların, kralların, padişahların... yok aslında birbirlerinden farkları. Ha filanca ülkenin kralı, ha filanca kraliçe..  kendilerini dev aynasında gören ve insanlara yukarıdan bakmayı "asalet" sayan pek asil (!) İngiliz Kraliyet ailesi gibi.  Bütün saray âlemlerinin  köklerine inildiğinde görülecek olan o ki; entrikalar hep aynı... Zira sözde bu "seçkin" insanlar, amacı olmayan boş ve keyif peşinde bir hayatın içerisinde  devamlı kalabilmek ve yaşayabilmek için "her yol mübahtır" şiarıyla ahlâklarını, vicdanlarını, insanlıklarını kaybetmişlerdir!


"Türkiye'yi Böyle Tanıttılar
Fransa’da "Who’s Next" Paris moda fuarı kapılarını açtı. Türkiye’nin onur konuğu olduğu etkinlikte tanıtım için yapılan canlı performanslar dikkat çekti." 6 Temmuz 2014

Dolayısıyla  bu habere gelelim:

Haber ve  konu olan canlandırmanın çok bir önemi yok.. Dedim ya...  Söz konusu saltanat ise, hepsi aynı!

Fransa mı? Geç kardeşim bu işleri.. Bir karıştırsan Fransa kraliyet tarihini, neler bulursun neler!  Hani onların da "Boleyn fahişeleri"ni aratmayacak çook  tarihi roman tadında hikayeler yazılacak konuları vardır..

Diyeceğim o ki... 

Şu anda bize giydirilmek istenilen ve de tıpkı bir saray entrikası gibi, koskoca bir entrikayla pırıl pırıl Atatürk Cumhuriyetini, "Yeni Osmanlı" süslemesiyle,   Yüce Türk halkına giydirmektir asıl amaç! Zira bu oyun, Cumhuriyet kurulalı beri  hep var.. Bu anlamda yabancıların ülkemizde geçen film  arşivlerine bakın bakalım; sözde bu pek ahlaklı (!) gavurların ve  filmlerinin Türkiye'de çekilen her karesinde, belegesellerinde hep aynı terane.. Türk halkını hep Arap ahalisi gibi göstermişlerdir... Dolayısıyla bu türden görüntülere biz yabancı değiliz...

Sahi.. 

Hadi o görüntü ya da canlandırmadakilerin hepsini anladık diyelim...  O yarı çıplak yatan adam neyin nesi? 



Yani  Osmanlı üzerinden Tük halkıyla  alay edilip, aşağılancak, buna da "onur konuğu" denilecek  öyle mi? 



Hadi oradan!


Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

1 yorum:

  1. Merhabalar Tülay Öğretmenim.

    Yüce ve necip Türk milletine zarar vermek için her koldan ve her yoldan akıl almaz entrikalarla faaliyet gösteren emperyalist ülkeler ve onların işbirlikçileri, elbette hüsrana uğrayacaklardır.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlayınSil