18 Haziran 2017 Pazar

Babamm!..


Nevşehir'de yaşıyoruz. Bir ramazan akşamı işten gelen rahmetli babacığım, sevgili anneciğimle konuşuyor... Tabii kulak kesildim. Babacığım sahuru yaptıktan hemen sonra bir arkadaşıyla birlikte Konya'ya gidecekmiş. Allah'ım bu cümleyi duydum...  Ayyy... yüreğimin çırptığını dün gibi hatırlıyorum. Zira canım babacığımla ilişkilerim çok farklıydı. O nereye ben oraya...

Dolayısıyla bu konuşmayı duydum ya... erkenden yattım ve sahura da kendiliğimden uyandım. Hazırlandım,  kapının arkasında bekliyorum. Sevgili babacığım sabahın dördünde yola çıkmak üzere tam çıkarken ben de hazır vaziyette yanına iliştim. Neyse.. kıyamadı babacığım bana.. Birlikte sabahın kör karanlığında aşağıda bekleyen arabaya bindik. Canım babacığım beni kucağına oturttu ve yola koyulduk..

Biraz sonra mide bulantısıyla birlikte kusmaya başladım... Babacığım elimi yüzümü yıkadı. Haliyle babamın yola çıkarken bana olacakları aktarmasına rağmen onunla gitmekte ısrarcı olmamı düşünerek bana kızmasını beklerken o, şefkatli hitabını her zamanki gibi esirgemeden, 
"Babacığım şimdi ben ne yapayım sana?..  Biraz daha sabret az kaldı..." cümleleriyle sanki her tarafı berbat eden ben değilmişim, yolculuğu ise zahmetli bir hale getirmemişim gibi sımsıcak sevgisini cömertçe sundu...


Bugün "Babalar Günü"... 

Şüphesiz ki herkesin hikayesinde babası vardır. Benim de sevgili babacığımla  yüreğimde yer eden ve sımsıcak sevgisini hatırlatan, çocukluk yıllarımın en güzel yerini kaplayan bu anımı günün anlam ve önemine dair paylaşarak,

Başta şehit ve gazi yakınlarımızın  babalar gününü kutlar, tüm babalara bu vesileyle en derin saygılarımı iletirim.  



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

16 Haziran 2017 Cuma

Çok Zor...



Son günlerde Türkiye'nin çeşitli yerlerini sallayan depremler değil, asıl sımsıcak gülümsemeleriyle hafızamıza yer eden Aybüke öğretmenin şehit edilmesi ve  Ceylin yavrucağın hunharca katledilmesiyle sallandı Türkiye.

Dolayısıyla karne dağıtımının heyecanını yazamadım öyle içimden geldiğince... Ha bir de, kurulda  2. bebeğine hamile olan gencecik öğretmen arkadaşımızın, toplantımız esnasında kalbi yüzünden hastaneye taşınmasıyla sarsıldım. Yetmedi ardından  meslektaşımızın bebeğinin ameliyatla acilen alınışı ve hem bebeğinin hem de  öğretmenimizin yaşam mücadelesini gözyaşları arasında beklememiz yıktı beni...



Ruhum acı ile doldu... 

Bir yanda Aybüke öğretmen,

Diğer yanda 10 yaşındaki Ceylin çocuğumuz..

Ve tüm bunlar yetmezmiş gibi yanı başımda gerçekleşen, gözlerimizin önünde genç öğretmenimizin önce duran, sonrasında yeniden atmaya başlayan kalbi... Dolayısıyla karnında taşıdığı, 32 haftalık bebeğinin apar topar alınarak kuvöze konulması...

Hal böyleyken... 

Miniciklerimle karne heyecanımızı anlatmak... 


Çok zor!



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

9 Haziran 2017 Cuma

Nerelerden Nerelere...



"Prof. Dr. Cevat Akşit,  TV8'de yayımlanan "Sahur Vakti" programında "O hayızlı kadınlar da biz tutmuyoruz diye sokakta bir şey yiyemezler. Dayak yerler ha bak" 9 Haziran 2017

Merhaba Dinci Sayın Hocam,

Biliyor musunuz bilmem, ama ben yine de o güzel günleri  yazayım: Hani ben  çocukken ramazan ayında kalbim sevinçle dolar, heyecan ve şevkle çarpardı... O günlerin güzelliklerini ne kadar anlatsam yetmez. Zira o inanılmaz  ve sımsıcak duygularımı ancak yaşayan hisseder. Neyse ben konuya döneyim:

Ramazan ayı yaklaşırken bizim evi tatlı ve bir o kadar da heyecanlı bir telaş sarardı. Rahmetli babacığım (nur içinde yatsın) sevgili anneciğime, "mübarek ay yaklaşıyor, bu ay masraf çok olacak" der, böylece bize de bir anlamda tasarrufu hatırlatan, küçük bir mesaj vermiş olurdu. Dolayısıyla bu tatlı heyecan tüm ailemizi kaplardı... Hele sahur vakti, bambaşka bir sevinçti benim için. Sevgili anneciğime yalvarır, beni de sahura kaldırmasını sıkı sıkı söyleyerek yatardım. Tabii hiçbir zaman anneciğim beni kaldırmadı... Ancak kendiliğimden uyandığımda sahura iştirak edebilmişimdir..

Diyeceğim, o zamanlar kimse kimsenin orucuna karışmaz, kimse kimseyi tehdit etmezdi. Dolayısıyla ramazan ayı, mahallece sevgi ve saygının yaşandığı, ahlâkın en üst seviyede seyrettiği güzellikler  olarak hafızama yerleşti. Ve bu ayda herkes -oruç tutan tutmayan- saygı ve sevgi çerçevesinde ne yapacağını çok iyi bilirdi. Zira edindiğimiz bir terbiye vardı..

Yani sizin anlayacağınız bir dille örnekleyeyim;

Sevgili anneciğim sadece ramazan ayına özel değil, her zaman için, dışarıda yemek yemenin ayıp olduğunu, "Olan var olmayan var. Alan var alamayan var." anlayışıyla hareket etmemizi söylerdi. O sebeple dışarıda asla yemek yemememiz gerektiğini bilen bir ahlaka sahibiz. Dahası, açıkta yiyecek taşımanın da çok ayıp olduğunu ifade ederdi. Hatta, apartmanda oturuyorduk, dolayısıyla pişirdiği yemek kokar diye, mutlaka komşulara da gönderirdi... İşte böyle bir terbiye ve adapla büyüdük...

Hal böyleyken, oruç tutmayanlara "kafir" gözüyle bakılmaz, dayak tehdidinde hiç bulunulmaz, öldürülme zaten olmazdı. Kısacası tam bir insanlık ahlâkıyla kuşandık!

Şimdi siz ne diyorsunuz? 

"Dayak"... 

Pekiii hani hoşgörü?

Hani iradeye hakim olmak?

Hani sevgi?

Hani saygı?

Ha.. bir de ne öğüt veriyorsunuz?

"Gizli yesinler"

Vayy!.. Nasıl yani?

Gizli iş yapmak, yalan söylemek...

Dolayısıyla insanlara ikiyüzlülüğü, riyayı öğütlüyorsunuz, öyle mi? 

Hani Kur'an'da sizin "incileriniz" tehditleriniz yok ama, gizli gizli "kin, nefret.." gibi hoşgörüye karşı tahammülsüzlüğü savunan ve  teşvik edenler için,

"Dinde zorlama (ve baskı) yoktur." -Bakara Suresi, 256- "Müslümanların sorumluluğu, Allah'ın Kur'an'da bildirdiği ahlâkı en güzel şekliyle insanlara anlatmak ve seçimi karşılarındaki insanın vicdanına bırakmaktır."

Hal böyle olunca da siz Kur'an'ı inkâr ediyor görünüyorsunuz...

"Allah’ın âyetlerini inkâr edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele.
Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur."
ÂLİ IMRÂN Sûresi 21-22. Ayet


Diyeceğim o ki,

Sayın Hocam şayet kendinizi kontrol edemiyorsanız, kendinizi evinize kapatın, bu bir! Böylelikle kimseyi de görmezsiniz, dolayısıyla da kimseyi dövmeye, taciz etmeye gerek kalmayacaktır, bu iki!

Orucumuzu kendimiz için tutarız, Allah için tutarız. Dolayısıyla sizin bu yaptığınız zoraki tuttuğunuzun göstergesidir, bu üç! Dolayısıyla yaptığınızın neresi ibadet oluyor?

Ve  de çok güzel (!) akıl veriyorsunuz, 

Sizi kutlar tebrik ederim...



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

6 Haziran 2017 Salı

Hoş Geldin GÖZTEPEEEE ;)



Ümitleri ve umutları hep başka bir bahara bırakılan GÖZTEPE,

92 yıllık köklü geçmişiyle tekrar yeşil sahalarda...

:)

İzmir'in lokması,

İzmir'in Kordon'u,

İzmir'in Kemeraltı çarşısı,

İzmir'in Kadifekale'si,,

İzmir'in Saat Kulesi gibi,

İzmir'dir GÖZTEPE.

Dolayısıyla...

Cumhuriyetimizle özdeşleşen  GÖZTEPE,

İzmirlilerin sevgisiyle büyüdü...

"Ooooooo 1 - 2 - 3 Lay lay lay lay lay lay 

Göztepe diyerek sana yüz vurduk. 

Sarının yanına kırmızı koyduk, 

Yıllardan beri hep seninle olduk, 

Göztepe sen bizim her şeyimizsin!"

Ve...

Haydi ALTAY,

Sıra sende...



:))


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)


5 Haziran 2017 Pazartesi

"Altın" ZEYTİN





5 Haziran Dünya Çevre Günü ya...

Yüzme havuzlu... villa görgüsüzlüğüyle verimli canım topraklarımızı ve zeytinliklerimizi bir bir talan ettik!.. 

Yer gök otel, AVM, rezidans doldu!

Gökyüzünü göremez, ayağımızı basacak toprak bulamaz olduk! Dünya Çevre Günü Kutlu Olsun...

Ve şimdi de altın madenlerine zeytinliklerimiz kurban edilecekmiş...

Vayyy... bundan böyle zeytin şeklindeki altınları sofralarımıza getirir, üzerini bol limonlar afiyetle yeriz artık.

Dahası zeytinliklerin üzerine benzinlik bile kurulacakmış..

Eh artık... zeytinyağlı dolmaları... ve salataları, benzin istasyonlarından litre litre alacağımız benzinle yapar, mis gibi yeriz...

Her derde deva zeytinden yapılan sabun mu?

Aman canııım... sentetik şampuanlar neremize yetmiyor ki?!..

Dolayısıyla....

Önce hayvanların yaşam alanlarını yok ettik,  sıra geldi bize...

Yüce Allah'ım bu mübarek günde  dualarımızı lütfen kabul eyle. Amin! Ve Sen bizim ihanetimizi ve cehaletimizi affet, zeytinliklerimizi bize bağışla Yarabbim. Amin!


KUR'AN'DA ZEYTİN

"O(Allah) ki, Gök’ten su indirdi. Onunla, her şeyin bitkisini bitirdik ve ondan bir yeşillik çıkardık. Biz ondan kümelenmiş taneler; hurma ağacının tomurcuğundan sarkmış salkımlar, birbirine benzeyen-benzemeyen üzümler, zeytinler ve nardan bahçeler çıkarıyoruz. O olgunlaşıp ürünlerini verdiği zaman, ona bakın! Muhakkak bunda, iman eden bir kavim için ayetler(deliller) vardır." En'am 6-99

"O (Allah) ki yükseltilmiş(asmalı) ve yükseltilmemiş(asmasız) bahçeler; hurmalar, ürünü(yemişi) farklı ekinler, zeytinler ve benzeyen-benzemeyen narlar inşa etti. O ürününü verdiği zaman, ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin. İsraf etmeyin, muhakkak O, israf edenleri sevmez." En'am 6-141

"Onunla(suyla), sizin için ekinler, zeytinler, hurmalıklar, üzümler ve ürünlerin her türlüsünden bitirir. Muhakkak bunda, tefekkür eden bir kavim için, ayetler vardır." Nahl 16-11

"Sema'dan ölçüyle su indirdik. Onu, yeryüzünde iskan ettik. Muhakkak biz, onu(suyu) gidermeye de kadiriz.

Onunla, sizin için üzümden, hurmadan bahçeler inşa ettik. Orada, birçok ürünler vardır ve ondan yersiniz.

Tur-i Sina'dan çıkan bir ağaç vardır. O (ağaç), yiyecek olanlar için, katık(zeytin yağı) verir." Mü'minun 23/18-20


"Allah, 'Göklerin-Arz'ın (Evrenin) 'Nuru'dur. 'Allah'ın Nuru'nun misali, 'Oyuk' içinde bulunan bir ‘Lamba’ gibidir. Lamba, bir sırça içerisindedir ve sırça, sanki 'incimsi bir yıldız'dır(nötron yıldızı gibi). O(Lamba) ki, ne doğuda, ne de batıda bulunmayan, mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Neredeyse, ateş dokunmasa da, onun yağı, 'ışık' verir. (Bu), Nur üzeri Nur'dur. Allah, kimi dilerse, onu Kendi Nuru'na doğrultur. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyin Âlimi'dir." Nur 24-35

Demek ki neymiş...  

Hani illa da ısrarla Arapça okumayı sürdürdüğümüz  kutsal kitabımız Yüce Kur'an'ımızı  anlamadığımızı bu vesileyle bir kez daha görmüş oluyoruz, bu bir!

Allah aşkına...  Allah, Sevgili Peygamberimize vahiy yoluyla ayetleri tebliğ etti, Arapça yazılı göndermedi, bu iki!

"Biz akledip-anlayasınız diye onu Arapça bir Kur'an kıldık." Zuhruf Sûresi 3. Ayet, bu da üç!!!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

1 Haziran 2017 Perşembe

Yüreğimiz Kan Ağlıyor!


Adeta kuduz bir köpek...

Bir oraya saldır, dur olmadı bir buraya...

Yok yok yetmedi şuraya...

Düğmeye bas, dilediğin ülkede iç savaş çıkar,

Diğer düğmeye bas, Afganistan'da, Irak'da, Suriye'de, Libya'da, Mısır'da.. bomba patlat.

Bir oraya bomba, bir buraya bomba...

Dolayısıyla...

Coğrafyamız bombalarla güne uyanıyor...

Ve bu canilerle canları pahasına vatan için savaşan yiğitlerimiz, Mehmetçiklerimiz can veriyor...

Dün 3 şehit verdik.. 

Ardından Şırnak'ta -elim bir kazada- düşen helikopterimizle birlikte,

Bugün  13 şehidimizi uğurluyoruz...



Hal böyle olunca,

İster istemez, Amerikan bombalarının düşmediği tek bir toprak parçası kalmayan Vietnam, insanın aklına geliyor.

Dolayısıyla,  Eyy Amerika!

Hani, yine bugünlerde yaptığın gibi dünyanın hamiliğine soyunarak dün, milyonların ölümüne sebep olduğun, ve girdiğin bataklıktan ancak kaçarak kurtulabildiğin tarihin en kanlı savaşı olan VİETNAM'ı sakın unutma!



Bu vesileyle Şehitlerimize Yüce Allah'tan rahmet, 

Yüce Türk ulusuna da sabır diliyorum... 


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

29 Mayıs 2017 Pazartesi

Düşünüyorum, Öyleyse Varım



Aslanla sivrisineğin savaşını bilirsiniz.. Hani sivrisinek aslandan daha güçlü olduğunu göstermek için burnunu ısırır ve aslan onunla mücadele ederken yüzünü gözünü tırmalamaya başlar. Sonunda  aslan "pes" eder. Derken sivrisinek aslanı yenmenin zaferiyle uçarken, birden örümceğin ağına takılır ve koskoca "ormanlar kralı"nı yenen bu minicik şey, örümceğe yem olur...

Pekii... kim daha güçlü? Aslan mı, sivrisinek mi?

İşte bu soruyu çocuklarıma sordum. Bir de hatırlatma da bulundum:

"İyi de çocuklar sivrisinek de örümceğe yem oldu, ne olacak şimdi?

Malum.. hep bir ağızdan "aslan" cevabı sınıfı çınlattı.

"İyi o zaman sivrisinek savaşı kazanmadı mı?" Bu defa kafalar karıştı.. Sonra eve ödev verdim:

"Çocuklar evinizde ailenizle tartışın, yarın cevabınızı burada konuşalım."

Ertesi gün..

Kimi "sivrisinek" dedi, kimi "aslan"..

Çocuklar...

"Sivrisinek nasıl bir hayvan?"

Kanatlı uçan bir canlı..

"Pekii, aslan nasıl bir hayvan?"

Hani masallardan bildiğimiz "ormanlar kralı"...Yani ayağı toprağa basan, neredeyse tüm canlılar için  korkulan,  güçlü bir hayvandır.

Dolayısıyla sivriseniğin fiziksel olarak  çok küçük olmasına rağmen "uçma" özelliği vardır. O sebeple aslanın, sivrisineğin uçmak gibi bir özelliğine, ne yetişecek, ne de karşı koyabilecek bir gücü yoktur. O halde her canlının kendine has bir varlık gösterme özelliği vardır.  Dolayısıyla da  her canlı varlığını sürdürebilmek için kendi koşulları içerisinde yaşamsal özel güçlere sahiptirler.  Ve her canlının bir diğerinden farklı  vasfı vardır. Hal böyle olunca da, farklı güçleri aynı düzeye sokarak karşılaştırmak, "hangisi daha üstün" demek bir yanılgıdan ve yanlıştan ibarettir. 


Dolayısıyla...

Belirli kalıpsal düşünceler, insanların düşünmelerini engelleyebilir. Dahası bu tür algılamalar, düşünen beyinlere kelepçe vurabilir. O halde insanların düşünmelerini engelleyecek kalıpsallıklara karşı çıkmak, hepimizin yaşamsal zorunluluğudur. 

Demem o ki... Son yıllarda özellikle reklamlar, diziler vs. vasıtasıyla Ramazan'ı kola'yla,  orucumuzu hurmayla açmak gibi bir algı yerleştirilir oldu... Ki hatırlarım, çocukluğumuzda iftar sofralarında zeytin mutlaka olurdu. Ne yazık bu olgunun izleri silinmeye çalışılıyor.

Profesör Canan KARATAY orucun zeytinle açılması gerektiğini belirterek, şu açıklamada bulundu:
"Zeytinle açılacak oruç. Hz. Muhammet zeytinle açardı. Hurma nereden çıktı? Hurma tamamen endüstriyeldir. Hurma nereden geliyor, İsrail'den, Tunus'tan geliyor. Aklınızı başınıza alın. Kutsal kutsal diyerek, kutsallığı kullanarak bizi sömürüyorlar. Gözümüzü açacağız. Zeytin çok önemlidir. Zeytinle açılır, hafif su içilir, çay içilir şekersiz olmak şartıyla. Biraz peynir, biraz zeytin, sonra bir çorba. Ondan sonra da ne pişirildiyse o yenir. Bir de bu ilanlarda ben söyleye söyleye galiba kalktı. İftar sofrasında nur yüzlü nineler dedeler. Ortada bir tane gazlı içecek. Nereden çıktı kardeşim? Gelenek olan bu mudur? Böyle bir şey var mı, ayıptır günahtır. Bizim mercimek çorbamız var, soğuk ayranımız var, ayran çorbamız var taze naneyle yapılan, buğdayla yapılan. Bizim tarhanamız var. Bunlar dururken o koca şişeler senelerce satıldı."14 Mayıs 2017, Hürriyet

Bu vesileyle, Kutsal Ramazan ayımızı millet olarak dostluk, kardeşlik ve birlik içerisinde huzur, refah ve mutlulukla  geçirmemiz dileğimle hepimize mübarek olsun...




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

26 Mayıs 2017 Cuma

Bu Görüntüler Bize Yakışmıyor!


" Ağaçlarla kaplı küçük bir meydana benzeyen avluda kürek mahkûmlarının gidişini izleyenlerden daha çok seyirci vardı. Kalabalık şimdiden toplanmıştı!

(...)

Arabaya bindik, mübaşir ve bir jandarma ön bölmeye, rahip, ben ve bir başka jandarma arka bölmeye oturduk. Arabanın etrafında atlı dört jandarma vardı. Böylece arabacıyı saymazsak bir kişiye sekiz kişi düşüyordu. 

Arabaya bindiğim sırada mavi gözlü yaşlı bir kadın:

- Bunu kürek mahkûmlarının prangaya vurulmasından daha çok seviyorum, diyordu.

Ona hak verdim. Bu ötekine göre daha kolay izlenecek bir gösteri. " Victor HUGO, Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, sf: 36


15 Temmuz 2016 günü, vatan bütünlüğümüzü parçalamak, ülkemizi yıkmak üzere emperyalist haçlı düşmanların maşaları, Türk ordumuzun içerisine alçakça  sızarak şerefli askerlerimizin şanlı üniformaları içerisinde masum  insanlarımıza tankla saldırdılar... Kendi jetlerimizi tepemizden uçurup üzerimize  bomba yağdıran  bu hainlere "ne yapılsa azdır" diye düşünmekten kendimi alamasam da,  suçlu olan herkes gibi suçlarının cezasını, suçları ölçüsünde çekmeleri vicdanî ve evrensel  hukukun bir gerçeğidir. 

Dolayısıyla bu alçak hain işbirlikçilerin işledikleri suçlarının tescillenmesi ve hak ettikleri cezalara çarptırılmak üzere dün, Yüce Türk adaletine teslim edilmek üzere yargı önüne çıktılar...

Ve  bu alçakların, sanki bir teşhir gibi görüntülenerek basına düşmelerine dışarıdan  bakıldığında,  "insan hakları"  üzerinden değerlendirmelere yol açabilir...

O sebeple  Modern Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin devlet olma özelliği, ve Anadolu topraklarının  insani özelliği gereğince bu şekildeki hatalı görüntüler, ülkemizi ve devletimizi geri dönülemeyecek zor duruma sokabilir.  

Hal böyle olunca da,  bu görüntüleri görünce  Victor HUGO'nun, "Bir İdam Mahkûmunun Son Günü" adlı eserindeki cümleleri gözümün önüne  geldi.

Dolayısıyla...

Her ne kadar bu hainleri sevmesem de,  bir anlık hınç tatmini bu görüntüler, ne devletimizin köklü geleneğine, ne de  Türk milletinin şanlı mazisine ve kültürüne asla yakışmıyor...



Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

23 Mayıs 2017 Salı

Türkiye Tek Yürek...


"Fenerbahçe Kulübü’nün her tarafa mazhar-i takdir olmuş bulunan asari mesaisini işitmiş ve bu kulübü ziyaret ve erbab-ı himmeti tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifası ancak bugün müyesser olabilmiştir. Takdirat ve tebrikatımı buraya kayd ile mübahiyim.
3.5.1918 - Ordu Kumandanı - Mustafa Kemal"

"Euroleague Final-Four Final müsabakasında Yunan temsilcisi Olympiakos’u 80-64 mağlup eden sarı-lacivertli ekip Avrupa Şampiyonu oldu." 22 Mayıs 2017



Hal böyleyken...

NBA'dan sonra gelen en büyük Euroleague Kupası Türkiye'de...

Fenerbahçeliler...

Sabırla, hırsla ve azimle  başarıya koştular ve kazandılar. 

Dolaysıyla, endişeyle baktığımız bugünlerde imkansız gibi görünen bu güzel duyguları bizlere yaşatan Türk takımı Fenerbahçe'ye sonsuz teşekkürler!

Ve akabindeki  "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" nidaları arasında, İzmir Marşı'yla milli duygularımızı kabartarak zayıflayan  umutlarımıza bir ışık oldu...

Ayrıca savaş çanlarının çaldığı  bu kara günlerde bizi gözyaşlarına boğarak sevindiren, köklü geçmişe sahip Sarı Kanaryalara selam olsun...



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

14 Mayıs 2017 Pazar

Güzel İnsan...





Başta Kurucu Büyük Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK'ümüzün saygıdeğer annesi Zübeyde Hanım'ı ve bu topraklar için canını vermiş bütün şehit ve gazi annelerimizi Anneler Günü'nde minnet, şükran saygı ve sevgiyle anıyor, sevgili anneciğimle birlikte tüm annelerin de ellerinden öpüyorum...

Bu vatanın onurlu evlatları güzel insan Zübeyde Hanım'la gurur duyuyor!



Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

12 Mayıs 2017 Cuma

ATATÜRK'ün Subayından Tokat Gibi Cevap...


"ABD’nin terör örgütü YPG’ye ağır silahlar verme kararından sonra İncirlik Üssü'nde çok çarpıcı bir olay yaşandı. Özel Kuvvetler’de IŞİD'e Karşı Mücadele Birimi'nde görevli Albay Orkun Özeller, ABD'li subayın sunduğu madalyayı “Bu madalyayı verenler benim düşmanım olan YPG ile işbirliği içindedir. ‘Onurum’ bu madalyayı kabul etmeme müsaade etmemektedir” diyerek reddetti." 12 Mayıs 2017


"Mustafa Kemal Alman Rüşvetini reddediyor

Mustafa Kemal bile, Birinci Dünya Savaşı anılarında, kendisine sandıkla Alman altını rüşvet gönderildiğini anlatırken şöyle diyordu:



Yıldırım Ordusu Komutanlığına atanıp İstanbul'dan Halep'e hareket edeceğim günün gecesi idi. (...) Bir genç Alman subayı, Akaretler'deki 76 numaralı evime geldi, ufak ve zarif sandıklar içinde, Falkenhayn tarafından bana bazı şeyler getirdiğini söyledi. (...)

-Bunlar nedir? dedim.

Alman subayı dedi ki:

-İstanbul'dan ayrılıyorsunuz, size Mareşal Falken-hayn tarafından bir mikter altın gönderilmiştir.

(...) Tercümanlık eden Türk subayına dedim ki:

-Bu sandıklar bana yanlış geldi. Ordunun Levazım Reisine gönderilmek lazımdı; benim için fazla külfettir.

Subay sözlerimi Alman subayına nakletti.

Alman derhal:

-Efendim o da başka, dedi.

(...)

O halde verdiğiniz altınları size iade edeceğiz. Aldığınıza dair siz bir belge veriniz. (...) Kolayca tahmin etmek mümkündür ki Mareşal Falkenhayn beni, belki benden başka birçoklarına böyle sandıklarla altın vererek iğfal etmek yolunda idi." Cengiz ÖZAKINCI, Türkiye'nin Siyasi İntiharı Yeni-Osmanlı Tuzağı sf:225/228


Diyeceğim o ki, 

Türk Ordumuzun  onurlu Subaylarımızdan Albay Orkun ÖZELLER ve bu onurlu ruhun esin kaynağı Büyük ATATÜRK'ümüze selam olsun...

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Dolayısıyla...

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Büyük Önder  Atatürk'e dil uzatan, iftira atan, hakaret eden, küfür eden Amerika'nın ve emperyalistlerin o'nursuz' alçak ve sefil maşalarına da ithaf olsun...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)