O korkunç
darbe girişimi olayından sonra, telefonuma bir
mesaj geliyor...
"Öğretmenim merhaba... yarın size gelebilir miyiz?"
Evet kuzucuklarımdan, yaşanılan bu korkunç olayın zihinlerini allak bullak ettiğinin endişesini yaşarken gelen bu mesaj, düşüncelerimi sanki netleştirir gibi oldu. Dolayısıyla... asker, vatan, millet, bayrak sevgisiyle yürekleri coşan çocuklarımızı sarsacak, ekranlardan sergilenen asker'imizi karalayacak tüm olumsuzlukların, çok iyi tahlil edilmesini buradan paylaşmak istiyorum.
Evet.. dediğim gibi, kuzucuklarım evime geldiklerinde daha oturmadan sessizce akıttıkları gözyaşları arasında,
"Öğretmenim ben bir şey anlayamadım... Ne oluyor?!.."
Onlara,
"Kırmızı başlıklı kız" masalını hatırlatarak
gözbebeğimiz ordumuza sızan "kurt"ları anlatmaya çalıştım. Tabii yürekleri asker sevgisi dolu bu çocuklar, konuyu detaylı olmasa da anladıklarını, gözlerinin parlamasından anladım...
:)
Kamuoyuna saygıyla duyurulur:
"Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır" dolayısıyla dünyada eşi benzeri zor görülen vatan sevgisi taşıyan milletimizin
ordusunu, askerimizi yıpratacak, onların morallerini bozacak en ufak bir olumsuzluğa bile imkan tanımamalıyız! Unutulmamalıdır ki...
ordumuz var olduğu sürece biz varız!
Öte yandan...
Sevgili arkadaşımın olay günü, memleketi
Fas'tan, Faslıların ülkemiz ve milletimiz üzerindeki düşüncelerini ve yapılan
yorumları aynen paylaşmak istiyorum:
Öncelikle olayı duyar duymaz yaşadığı endişeyi bir kenara bırakarak duyduğu
gururu anlatıyor. Dahası, Türk milletinin o özel ayrıcalığını bakın nasıl aktarıyor:
"Tülay inan ki burada -Fas'ta- herkes, Türk milletine gerçekten övünçle ve gıptayla bakıyor. Türklerin direncine, vatan sevgisine, ülkelerini canları pahasına korumalarına burada inanamadılar.. İşte Araplarla Türk milleti arasındaki fark, bu." diyor.
Ve yine darbe gününü an be an Fransız kanallarından takip eden sevgili arkadaşım,
"vallahi ben Türkiye'de yaşamasaydım Fransız kanalının verdiklerine dayanarak söylenilenlere inanır, Türkiye'yi Irak gibi zannederdim. Yani algılatılmak istenen, Irak'ın eski devlet başkanı devrik lider Saddam gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Cumhurbaşkanı'nı da aynı şekilde özleştirerek yayınlar yapılıyor, ve bu doğrultuda algı yaratıldığını dehşetle izledim."
Yine uçakta birlikte yolculuk yaptığı Fas asıllı İsrailli yolcuların konuşmaları.... Kısmen Arapça konuşmalarından anladığı kadarıyla sevgili arkadaşımın
duydukları, gerçekten bir
Türk olarak bana sonsuz gurur yaşattı...
İşte o konuşma:
Türkiye'de yaşanılan darbe girişimine direnen Türk halkı için;
"Evet burası Atatürk'ün ülkesi... Türkiye'yi ve Türkleri parçalamak çok zor..."
Demem o ki...
Batılı emperyalist güçlerin tek isteği; Türk halkını birbirine düşürmek, parçalara ayırmak, halkı boğazlaştırmak. Ve en büyük isteklerinden birisi de Türk ordusunu aynı şekilde dağıtmak. Halkın gözünde askerimizi küçük düşürmek, "darbeci" göstermek, halk düşmanı ilan etmek. Yani
bir iç savaş çıkarmak...
Gün birlik günü...
Bizim yaşayacak başka bir ülkemiz yok!
Vatanımızı Irak'a, Suriye'ye, Afganistan'a çevirmeyi hayal edenlere karşı gerçekten, gün birlik günü!
Sevgi ve saygılarımla!
NOT: Hâl böyleyken, basın yayın kuruluşları bilerek ya da bilmeyerek,
ortak noktaları sadece askerimizin elbisesi olan bu alçakları
"darbeci asker" olarak nitelendiriyor. Bu tanımlamayı şiddetle reddediyoruz. Zira bu alçaklar,
"asker" değil, tedhişçi çete üyesidir! T.G.
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)