ödül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ödül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2014 Cumartesi

Hoş Bir Sürpriz...





Haftayı eğlenceli kapattık...

Eğitimci olarak öğrencilerime ve velilerime ısrarla okumanın önemi üzerinde durarak bu konuda bilinçlendirmeye gayret ederim. Ki, bu anlamda teşvik edici bir dizi önlemleri uygulamayı da ihmal etmemeye özenle dikkat ediyorum.

Hâl böyleyken.. Blog izleyicisi olduğum ve izleyicim olan, kendilerini bu vesileyle ismen tanıdığım bir takipçimin sayfasına, en çok yorum yapanlar arasında, ilk üçe girmişim.. Bu nedenle blog yazarı tarafından kitapla ödüllendirildiğimi öğrendim.. Ne kadar güzel... Okurken, yazarken ve de yorum yaparken "ödüllenmek"...

Her neyse... Blog yazarı Mehmet Bey'in "ödül" olarak tarafıma postaladığı -kitap- hediye sınıfıma ulaştı.. Çocuklarımla konuşuyorum...

Çocuklar kitap okumanın önemini biliyoruz değil mi?

- Eveeet...

- Kitap okumanız karşılığında ödül aldığınız oluyor değil mi?

- Eveeet...

:))

- Ne kadar güzel...

- Bakın şimdi.. Aynı şekilde ben de sizin gibi ödüllendirildim...

"Bu kitap, çok okuduğum ve okuduğum yazılar üzerinde yorum yaptığım için bana gönderildi... Hani geçen dersimizde ne konuşmuştuk.. İnternet, oyun oynamadan ziyade bize dünyada olup biten olayları bilgilendiren,  gazeteleri ve çeşitli makaleleri okuma imkanı da sunar... Ben de bu imkanı kullanan okuyucu yazar olarak, bu şekilde sürpriz bir ödüllendirmeyle sizlerin önünde buluştum..."

Sevgili miniciklerimin ağızları kulaklarına varan bir neşeyle, tatlı tatlı beni dinlemeye çoktan koyuldular bile... Eminim ki, bu an'ı hiç unutmayacaklar ve kitap okumanın derin keyfini ileride yaşamak üzere bilinçlerine  kazıdılar..

Posta zarfı üzerinde bulunan telefon numarasına, Mehmet Bey'e, anında ulaşarak hep birlikte nezaketlerinden dolayı kendilerine teşekkürümü ilettiğime tanık olan sevgili öğrencilerim, bu anlamlı olayı hiç şüphe yok ki ailelerine de taşıyarak, okumanın ayrıcalığını yaşayacaklardır...

Bu hoş sürprize neden olan Avukat Sayın  Mehmet Bilgehan MERKİ'ye, öğrencilerime dolayısıyla eğitime "konu" geçen  bu davranışlarından dolayı ayrıca teşekkür ederiz..

Mehmet Bey'in bana gönderdiği ve seçmiş olduğu kitabın konusuna şöyle bir baktım...



"Ölmek, varolmuş olmak ve artık olmamaktır"diyen José SARAMAGO'nun "Çatıdaki Pencer" kitabı..

En kısa zamanda bu kitabı bitirmeyi plânlıyorum...

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

3 Ekim 2010 Pazar

Emperyalistlerin Çakma Edebiyatçıları
















Pasifik’teki Birleşik Devletler Ordusu’nda on sekiz ay görev yapan Norman MAİLER; her ne kadar Vietnam karşıtlığına katılmış bir gösterici gibi anlatılmaya çalışılsa da, aslında o, Amerika'nın çıkarları doğrultusundaki eserleriyle kaleme aldığı kahramanları sayesinde, belki de davranış ve düşünce bozukluğunu ortaya çıkarıcı, yani hastalıklı kişiliklerin yaygınca desteklenmesini el altından sağlayan, "kahraman"ların yazarıdır.


Yani; Amerikan "kahraman" kültürüyle yaratılan ırkçı,hasta ve kadın düşmanı karakterlerin edebiyatçısı Norman MAİLER. Nitekim, "Çıplak ve Ölü" adlı ödüllü kitabının kahramanı, yaşamının büyük bir bölümünü kin, nefret ve öfkeyle geçirmiş Çavuş Croft. Aynı zamanda kitabın kahramanı Croft; faşizmin net bir şekilde ortaya konulmuş bir kişilik örneğidir.


2. Dünya Savaşı'ında görülen ve yine aynı şekilde içinde bulunduğumuz zaman diliminde de yaşadığımız Irak, Afganistan Savaşlarında görüldüğü üzere; insanların bakar kör haline getirildiği gerçeği nasıl yorumlanmalı dersiniz?..


Bu kısa ayrıntıdan sonra basından öğrendiğimize göre;


"Nobel Edebiyat ödüllü Türk yazar Orhan Pamuk, ABD'nin en saygın edebiyat ödüllerinden "Norman Mailer Yaşam Boyu Başarı Ödülü'ne" layık görülmüş...

Şimdi bu haber üzerinde izninizle biraz durmak isterim:


Eh, ne diyelim... bu taptaze ödül, Orhan PAMUK'a hayırlı uğurlu olsun!!! Zira ödüllere doyamayan ve ödülden ödüle koşan üstün başarılı sözde yazarımız Orhan Pamuk bunu çoktaaan "hak" etti bile... Nasıl "hak" etmesin ki!!! Kendi milletini "soykırım" yapmakla itham edebilecek kadar da görünürde asıl mesleğinin "tarihçi" olduğu (!) ortaya çıkıyor... Hem bu teziyle dünyaca ünlü yazarlık ünvanını ele aldı! Hem de görüldüğü üzere, dünya siyasetine hizmet etti! Ve de emperyalist güçlere çıkar sağlamasıyla da, ayrıca "tarihçi" ünvanını ele geçirmiş oldu!!!

Ne güzel!!!


"Kim bu cennet vatan uğruna olmaz ki feda" dizesinin, Orhan PAMUK için;

"Kim bu şan, şöhret uğruna olmaz ki feda" ifadesine dönüştüğünü görüyoruz!!!


Sözün özü; Amerika'da "en saygın ödül" olarak geçen, "Norman Mailer Yaşam Boyu Başarı Ödülü" aslında, "Baskına baskın" anlayışının kitlelere psikolojik olarak, işlenmiş yöntemidir.

Nedir o?

Bakınız, durup dururken kalkıyor Amerika, japon adasını işgal ediyor!!! E adamlar da buna karşılık savunmaya geçer değil mi? Peki bu durum, dünya kamuoyuna ve kendi vatandaşlarına nasıl izah edilir? İşte Norman Mailer gibi sözde insancıl duyguların kaharamanlığı altında, Amerikanın hastalıklı ruhlarını yaratarak, bunların genişlemesini sağlamaktır!


Şimdi ne diyormuş, bu yazar? "Savaşların lüzumsuz" olduğunu anlatıyor. İyi de savaş ortamını kim yaratıyor? İnsanlar, bu durum karşısında; "aman savaş lüzumsuz, biz de direnmeden teslim mi olalım?" desinler. O halde savaş ortamını yaratanları sorgulayıp eleştireceğine tam tersi işgalci güçlerin askerlerini kamuoyu önünde acındırarak (ki Norman Mailer'in yaptığı gibi) bu duygular üzerinde savaşa destek vermek olmaz mı?

İşte "Çıplak ve Ölü" ve konusu;


"Amerikalıların savaşta küçük bir japon adası olan Anopopei'ye yaptığı çıkartmayı anlatır.
Fakat çok ilginç bir şekilde savaş sahnelerindense askerlerin psikolojileriyle ilgilenmiştir"

Yine;

"Askerlerin çıkartma öncesi gemideki düşünceleri, adeta yarınları olmadıklarını hissettikleri için umarsızca gemide kumar oynamaları ve adada her zaman içlerinde var olan, "acaba bir daha evimi görebilecek miyim?" düşüncelerini kaleme alarak, kamuoyunu "duygu sömürüsü"yle Amerika ve bu anlamda işgalci güçlerin halklarını yanına çekmekten öteye geçmeyen gizli bir hizmettir. Şayet bu durum böyle olmasaydı, "Fransa'nın en prestijli ödüllerinden biri olan Legion d'Honneur" ödülünü alabilir miydi? Peki bu bağlamda bugün Irak'a yapılan işgali de bizler Norman MAİLER'in işaret ettiği yönde mi değerlendirelim dersiniz?


Pekii, siz, hiç gördünüz ya da duydunuz mu, emperyalist ülkelere hizmet etmeyen bir yazarın ödül aldığını? Ya da ne bileyim adına ödüller düzenlenerek, ünlenmesinin sağlandığını?


O halde ödülden ödüle koşan, Amerika'da yaşayan, "ödül"ler şampiyonu Orhan PAMUK, kimlere hizmet etti? Zira Türk milletine hizmet etmediği ortada...


Ne bileyim belki de onun için ben, bu "ödüllü" yazarımızdan gurur duyamıyorum herhalde!

Bilmem bu duygularım bu teşhise uyuyor mu?

Zira bilakis Orhan PAMUK, her ödül alışında;

İçim sızlıyor...

Yüreğim bir fena oluyor...


Ve yine bu bağlamda;

Bugün Irak'a yapılan haksız işgali de bizler, Norman MAİLER'in işaret ettiği yönde mi değerlendirelim dersiniz?


Belki ileride Irak gerçeği, bakarsınız Norman MAİLER gibi "kahraman" yazarlar tarafından çarpıtılarak, emperyalist güçlerin askerlerinin yaşadığı psikolojik travmaları, edebi bir şekilde kaleme alınır; ve Orhan PAMUK gibi yazarlar da bundan NEMALANIR!


Ne dersiniz?


Sevgi ve saygılarımla!


29 Temmuz 2010 Perşembe

Çipuralarla Birlikte... :)















"Ne gördüğümüz, büyük ölçüde ne için baktığımıza bağlıdır." John Lubbock




Bizlere "çipuraların selamı"nı getiren Yılmaz ÖZDİL'in bu muhteşem aracılığına karşılık ben de, çipuralarla beraber olmaya gidiyorum... :)


Bugün 250. yazımı geride bırakmanın verdiği keyfiyle yazma mutluluğunu yaşıyorum...

Dolayısıyla hem kendimi ödüllendirmek, hem de zihnimi dinlendirmek için kısa süreliğine kısmetse tatile gideceğim. Ancak ruhum, şehitlerimizin derin acılarını hep taşıyacak...


Onların canları pahasına bize sağlamış olduğu barış, güven ve huzur ortamından nasiplenerek şimdilerde yaptığımız ve yapacağımız tatil olanağının değerinin kelimelerle ifade edilemeyecek kadar kutsal olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu tatili yaşayabilmenin huzurunu sağlayanlara karşı ulus olarak daima minnettar olacağız! Zira akıttıkları kanın ve geri getiremeyeceğimiz canların bedelini karşılamak mümkün müdür?


Haklarını asla ödeyemeyeceğimizin bilinciyle aziz şehitlerimizin ruhları önünde saygıyla eğilerek onlara, minnet ve şükran bocumuzu bu vesileyle bir kez daha ifade etmeyi vatandaşlık görevi ve vicdani bir borç sayıyorum.


Bu duygu ve düşünceyle ne kadarlık tatil yapılabilinirse, işte o kadarlık dinlenebileceğim galiba.


Görüşmek üzere... :)


Sevgi ve saygılarımla!