1 Temmuz 2022 Cuma

Yılan Derisini Değiştirir, Ama...

 


Stoltenberg: "İsveç ve Finlandiya terörle mücadelede Türkiye'ye tam destek sözü verdi"

Valla bu "söz verdi" ifadesini duyunca nedense birden aklıma "1 nisan şakası" geldi. 

Hani "Haçlı Sözü" desek daha iyi olacak... 

Dolayısıyla, 2009 yılında yazdığım yazımı bularak bir kez daha hatırlama niyetiyle yazmak istedim:

Buyurun...

"1 Nisanın Tarihçesi; 15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.

En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur'an bir elinde İncil "Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım" der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.

Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar 'Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz' dediklerinde Haçlı ordusu komutanı "Benim sözüm size dün akşam içindi; bugün için size bir sözüm yoktur" diye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada şehit edilir."

İşte o günden beri "1 Nisan" Hıristiyanlar arasında "Hile Günü" olarak kutlanmaktadır ve bu bir gelenek haline gelerek, günümüzde 1 Nisan Şakası olarak anılmaktadır." 

Demem o ki...

Yılan derisini değiştirir, ama huyunu asla değiştirmez!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)







30 Haziran 2022 Perşembe

Cüneyt ARKIN...

 



4. Adana Altın Koza Film Festivali'nde en başarılı oyuncu ödülü önce Yılmaz GÜNEY'e verilip sonra geri alınıp Cüneyt ARKIN'a verilmek istenince,

O, bu ödülü Yılmaz GÜNEY'in hak ettiğini söyleyerek ödülü kabul etmedi.

Bundan daha üstün bir meziyet olabilir mi?

"İngiltere'de 'Adsız Cengaver' filmi şişeden cin çıkar gibi trikler yaparken 'James Bond' arayan yapımcılar beni görmüş ve 'Bu olabilir' demişler. 'James Bond', Batı hegemonyasının güç ve kibrinin sembolüydü. Onun yerine bir Türk kahraman olmayı tercih ettim." Cüneyt ARKIN, 12 Mayıs 2017

Böyle sağlam bir duruşu kaç kişi sergileyebilir?

Dolayısıyla...

Cüneyt ARKIN, 

Halk adamı, 

Millî hassasiyetleri olan büyük bir sanatçıydı.

O bir Cumhuriyet aydınıydı...

TÜRK ulusunun evlatlarına kararlılığıyla, mütevazılığıyla "ROL, MODEL" oldu, 

İyi insan olmayı,

Dürüstlüğü,

Temiz ve sevgi dolu bir yaşamı,

Katıksız AŞK'ı

Kötülerle mücadeleyi,

Filimin sonunda iyilerin kazandığını, kötülerin hep kaybettiğini,

Kolay kazanılmış bir mutluluğun yerine, 

İnsanı yücelten acıların daha iyi olduğunu,

Onunla öğrendik

Demem o ki..

Büyük ATATÜRK'ün, "Türk milletinin çocukları atalarını, ecdadını hatırladıkça daha büyük işler yapmak için kendisinde kuvvet bulacaktır” sözünü hakkıyla yerine getiren güzel insan Cüneyt ARKIN,

Seni çok özleyeceğiz...

Ruhun şad, mekanın cennet olsun.


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

24 Haziran 2022 Cuma

Du Bakalı N'olecek?




Kısırlaştırılmış tohumlar ve de genetiği değiştirilmiş organizmalar küresel sermayenin en büyük oyunlarından birisi.

Kısırlaştırılmış tohumlara, GDO'lu besinlere...

"Du bakalı n'olecek?" denildi,

Kanser vakaları hızla yayıldı.

Mis gibi şeker pancarından 

Mısır nişastasının önce glikoza, sonra da bu glikozun yüksek oranlı fruktoza dönüştürülmesiyle oluşturulan kimyasal şekere, yani  yüksek fruktozlu mısır şurubuna geçilmesi gibi, 

Sırada, Yapay et!..

Daha önce devekuşlarına karşı resmi ordusuyla yaptığı savaşı kaybedip üstüne asker zaiyatı veren Avustralya, 

Hani  günlerce süren  büyük  yangın sonrası "su kaynaklarını korumak" için on binlerce deveyi katletmişlerdi ya... 

Bunun gibi plânın bir parçası olduğunu düşündüğüm bir olay da  yenice Amerika'da gerçekleşti. Binlerce büyükbaş hayvan "sıcaklardan" telef oldu.

Şimdi de "Tarım ve hayvancılıkta dünyadaki en ileri ülkelerden biri olan Hollanda, doğaya salınan amonyak miktarını azaltmak ve kirliliği önlemek amacıyla hayvancılık üretimini 3'te 1 oranında azaltmayı plânlıyor"muş... 

Hal böyleyken...

Doğanın bir parçası olan büyükbaş hayvanların, amonyak salınımı doğaya "zarar" veriyormuş bahanesiyle azaltılması söz konusu.

Oysa aldığımız vitaminlerin ana kaynağı hayvansal gıdalardır! 

Et, balık, süt, yumurta...

Dolayısıyla...

Yeşil çimenlere tatlı tatlı yayılan bu sevimli hayvanlara yapılan  katliam,

Bir şekilde devam ediyor.

Tıpkı bir süre önce de "kuş gribi" denilerek  nerede tavuk varsa boğazlanıp katledildiği gibi.

Sebzeler, meyveler... 

Bütün gıdalar  bozuldu...

Dünyayı bir şantiye alanına çevirerek insanlığı bir başka boyuta taşımak, kültürel belleği silmek, toplumsal hayatı ve "iklim krizi" bahanesiyle doğayı sil baştan kendi çıkarlarına uygun dönüştürme gayreti süratle devam ediyor. 

Sonuç olarak, CAMUS'ün "YABANCI" romanındaki gibi,

"Onların" istediği gibi insan olmaya bütün YABANCI'lara YABANCI'yız.

Demem o ki...

Küresel dalga halinde yayılan ve küreselci politikalarla kendilerini yeryüzünün "TANRI'"sı gibi gören çetelere sorum çok açık;

Nereye kadar?..


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

13 Mayıs 2022 Cuma

KARA DELİK

 



Sevgili Samanyolu Galaksi'mizim sevimli Kara Deliği,

Biliyorum, hayâlimizin ötesinde uzaklıkta ve bir o kadar da  büyüksün. Ama yine de senin varlığını keşfetmek, hissetmek insanlık ve bilim adına inanılmaz güzel ve heyecan verici keşiflerden biri.

Sayın Kara Delik, şimdi senin her şeyi yutan emiş gücüne karşın bizim elektrik süpürgesi kadar bile sayılmayacak ve de fiziksel gücü olmayan, ama gericiliğin müthiş yutan gücüne eşit  "ortaçağ dünyası"nın olaylarını anlatmak ve sana tanıtmak istiyorum:

Bizim "astrofizikçi aydın"larımız senin kozmik'liğin karşısında eline su dökebilir mi? Valla bilemeyeceğim... ama bildiğim o ki, kendilerini her şeyin üstünde gören bu arkadaşlar, nelerle uğraşıyor bir bilsen...

Mesela, 

Sütyensiz sokakta gezilebilir mi? Şayet gezilirse ne kadar "ceza"sı var?

Fantezi giysilerle sokağa çıkılabilir mi? Şayet çıkılırsa bu kanunen "suç" sayılır mı?

Sütyenle giyilen transparan giysilerle dışarı çıkarsan ekstra "tahrikten" ne kadar "ceza" alırsın? Veya kaç yıl yatarsın?

İşte böyle sayın Samanyolu Galaksi'sinin sevimli Kara Delik kardeşim,

Senin bize verdiğin o müthiş, heyecanı bizim karadeliğimizle kıyaslarsak, valla  sen "solda sıfır" kalırsın! Dolayısıyla sen mi bizi yutarsın, yoksa bizim karadelik mi bizi yutar?!..

Demem o ki...

İnsanlık adına dünya gündeminin bu heyecan verici bilimsel gelişmelerle yoğrulması gerekirken... 

Bir dünyaya bakıyorum, sonra bir de bulunduğum coğrafyaya bakıyorum... 

Offf!.. oofff!

Sahi... 

Dünyanın ilk romanı olarak bilinen, "Genji'nin Hikâyesi" adlı romanda, Genji ve ailesinin kültürel değerlere önem verir gibi görünmesinin arkasında aslında, cinsel isteklerinin tutsağı olmalarına dikkat çekerek psikolojik değerlendirme yapıldığını duymuştum...

Nedense aklıma geldi işte.


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

18 Mart 2022 Cuma

Ölmeden Mezara Konanların Hikâyesi: ÇANAKKALE..



Sana bambAŞKa bir savaştan söz edeceğim sevgili arkadaşım.

Eşi, benzeri olmayan bir savaştan...

Bir tarih öğretmeni olarak her anlatışımda gözlerimin dolduğu, tüylerimi diken diken eden bir savaşı kelimelerim yettiğince anlatmaya çalışacağım...

Bir fakir millet gelsin gözlerinin önüne... 

Onurlu bir millet, kum çuvallarından urbasına yama yapan ama baş eğmeyen bir millet... 

Elinde kahraman Mehmetçikten başka kimsesi olmayan bir milletten söz edeceğim sana. 

Dünyanın baş eşkıyaları var karşılarında...

İngiliz, Fransız...

Ve sömürgelerden gelen on binlerce insan...

O halde başlayalım:

I. DÜNYA SAVAŞI içinde...

Topunu, tüfeğini, zırhlısını, uçak gemilerini, sömürgelerinden eli silah tutanları toplar gelirler Çanakkale'ye...

Ellerini kolları sallayarak geçeceklerdir güya Çanakkale Boğazından...

El kadar bir yarımada GELİBOLU...

En yüksek yerinden baktığınızda hem boğazı görürsünüz, hem de Saroz Körfezini...

Şimdi sessiz bir sonsuzluğun içinde mezarlı mezarsız binlerce genç adam yatıyor orada. Kimi subay, kimi doktor, kimi mühendis, kimi öğretmen, kimi tarlasından çıkıp gelen çiftçi...

Kimi de çocuk...

Hepsi koyun koyuna...

Dünya Savaş Tarihi’nin gördüğü en kanlı savaş bu...

9,5 ay süren ve cehennemi andıran savaş...

Şevket Süreyya yazıyor, "Bir gün önce İstanbul'dan Çanakkale Savaşına gidenlerin künyeleri geliyor ertesi gün..."

Değirmem gibi insan öğütüyor...

Kimi zaman gökyüzü kapanıyor toplardan çıkan kara dumandan. 

Kimi zaman sesler boğuyor yeryüzünü... 

Bacağı, kolu kopan askerin feryadı yırtıyor dağları ikiye...

34 yaşında çakı gibi bir Komutan...

Büyük İskender’i, Sezar’ı, Napolyon’u kıskandıracak kadar cesur, gözü kara...

MUSTAFA KEMAL PAŞA..

Savaş başladığında Sofya'da ateşe militer... 

Yani geri plana sürülmüş. Cephe gerisinde rahat rahat yatmak varken o Genelkurmaya mektup yazıp savaşta görev istiyor. "Arkadaşlarım savaşırken ben cephe gerisinde kalamam!" diyor. Yanıt alamayınca, bir kez daha yazıyor...

"Gel o zaman!" diyorlar.

İstanbul'da Genelkurmaydan görev belgesini alıyor: 19 Tümen komutanı...

Ortada tümen falan yok... Çoğu asker savaşa götürülmüş, bir o kadar firar etmiş.

Tekirdağ'dan Bolayır'a geliyor.

Toparlayabildiği askerlerle ÇANAKKALE' YE hareket ediyor. 

ÇANAKKALE o andan sonra bir başka, bir başka destana dönüşüyor.

Karşı koyma, dirence dönüşüyor. Direnç, isyana... İsyan dünya çapında bir zafere...

Zaman yok, artık an'lar var.

"Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum, biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde başka birlikler yerimizi alabilir" diyor, İngilizlerin zafer için azgınlaştığı dönemde...

İnsan ölümü 5 dakika...

Ölüyor göz göre göre destan kahramanları... 

Tamamen kırılıyor 57. Alay... Sancağını bir ağaç dalına asıveriyor son nefer...

Boğaz boğaza bir harp...

Süngü süngüye...

Akın akın geliyor çocuklar ortaokullardan liselerden... İstanbul'da ortaokul öğrencileri savaşa koşuyor, tıp fakültesi boşalıyor...

Sabaha karşı, hiç uyumamış askerlerin türküsü sarıyor kızıl şafağı.

"Çanakkale İçinde Bir Dolu Testi,

Analar Babalar Mektubu Kesti.

Of Gençliğim Eyvah."

Bir asker koynundan çıkardığı bir mektubu kokluyor, öpüyor, ağlıyor. Bir başkası ellerini açmış gökyüzüne...

Bir başkası "yeni bir sabaha kalkıyoruz arkadaşlar" diye bağırıyor... "Zafer yakın dedi paşa" diyor bir başkası...

9,5 AY süren bir cehennemin içinde; sadece bir kara somuna düşen karavana...

Tarlaların içinde buğday tanesine muhtaç bir ordu... 

Uçaklarla savaşan dünyanın en büyük emperyalist ordusunu yeniyor.

Bir gün emperyalistler, sessizce çekiliyor evlatlarını ÇANAKKALE TOPRAKLARINDA bırakarak. ÇEKİLİP gidiyorlar...

O gün bugün Çanakkale, çelik gibi bir direncin sembolüdür.

Dünyanın en kanlı ama, en çok saygı duyulan savaşıdır...

Umutsuzluk duygularınızı yok etmek için bugün Çanakkale Savaşını okuyun...

Ruhi Su'dan Çanakkale Türküsünü dinleyin...

Umut aşılayın çevrenize ve insanlara...

İnsanlık emperyalist saldırıları önleyecek güçtedir.

Birlik olunursa dünyada emperyalizm yine yenilecektir...

Bu duygularımla;

Başta, Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale Savaşlarında şehit düşen askerlerimizi, gazilerimizi saygı ve borçluluk duygularımla bir kez daha anıyorum...

Çanakkale yaşamış; bir ulusun çocuğu olarak onlarla gurur duyuyorum.

Ruhları şad olsun...


Erdal ATICI, 18 Mart 2022


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

4 Mart 2022 Cuma

"Çağdaş" Avrupa, Öyle Mi?

 





Hahahaaa... 

Hani... "modern" Batılı pek "demokrat", insan haklarının yılmaz, fedakar "savunucuları" var ya...

Hah işte,

Tolstoy'u, Dostoyevski'yi yasaklamaya kalktı.

Dahası hızını alamayan sayın geri zekalı ahali

Çaykovski'nin "Kuğu Gölü Balesi"ni   yasaklamış, 

Münih Flarmoni orkestrasının şefini  işinden kovmuş... 

Hahahaaa!.. 

Rus kedilerine yasak getirilmiş!

Milano Üniversitesi'nden geri kalmayan Netfliks'te Tolstoy'un Anna KARANİNA yapıtına engel koymuş!

Nazi içerikli Ortaçağ'a geri dönüş...

Suç ve Ceza,

K. Kardeşler,

Budala,

Delikanlı...

Diriliş,

Savaş ve Barış,

Anna Karenina...

Dostoyevski, Tolstoy insanlığın ortak değeri, 

Vicdanın sesini, dünya edebiyatının bel kemiği yazarlarını yok saydınız, öyle mi?

İyi o zaman.

Ey  İtalya, birileri de çıksın Dante'yi yasaklasın! 

Fransızlara kızıp, Victor HUGO'ya, Emile Zola'ya, G.Flaubert'e, Camus'ye...  yasak getirsin.

Vay be...

Rönesans dönemini insanlığa sunan toplumların geldiği nokta bu oldu, öyle mi?

Öncelikle Dostoyevski'nin ve Tolstoy'un hemen hemen tüm kitaplarını okumuş ve onlara hayran biri olarak duygularımı dile getirmeye çalıştığımı belirtmek isterim. 

Savaş ve Barış gibi dev yapıtıyla birlikte, Napolyon'un Moskova'yı işgalini detayıyla öğrendim. "Bu savaşın kazananı olmamıştır" özetiyle savaşın nasıl bir şey olduğunu, tarihçilerin tarihi nasıl değerlendirdiğini  dolayısıyla dünyaya bakış açımın değiştiğini, dar kalıplardan çıkarak daha geniş pencerelerden olaylara bakabilmemi TOLSTOY sağlamıştır. O sebepledir ki, Tolstoy ve Dostoyevski'nin yapıtlarını, kitaplığımın en güzel rafı olarak değerlendiriyorum. 

Demem o ki...

Bilim yuvası, dünyaca tanınan saygın Milano üniversitesinin rezilliğinin ve zavallılığının göstergesi bu tutumunu, sokaktaki tepkilerden, portakal bıçaklayıp, dolar yakan, dahası Çinli zannedip sırf gözleri çekik diye Koreli döven protestoculardan ne farkı kaldı!

Sahi sırada ne var? 

Kalinka eşliğinde...

Rus kültürünü tümden yok sayıp, yasak getirmek mi?

Hahahaaa...



Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

2 Mart 2022 Çarşamba

Irkçılığın Dibi

 


"Herkes, beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor. Şimdi hayvanlarla ilgili bunca şey yazılmasının nedeni de bu. Özgür ve doğal bir yaşama duyulan özlemin ifadesi. Oysa insanlar için doğal yaşam, insanca yaşamdır. Ama bunu anlamıyorlar. Anlamak istemiyorlar. İnsan gibi yaşamak çok güç, o nedenle hiç olmazsa kurgusal düzeyde bundan kurtulma isteği var... Hayvana geri dönülüyor. Böylesi, insanca yaşamaktan çok daha kolay. Herkes sürüye katıldığından ötürü güven içerisinde, kentlerin yollarından geçip işe, yemliklerin başına ve eğlenceye gidiyor. Tıpkı büroda olduğu gibi, sınırları iyice çizilmiş bir yaşam. Böylesi bir yaşamda mucizeler değil, yalnızca kullanma talimatları, doldurulacak başvuru formları ve kurallar var. Özgürlükten ve sorumluluktan korkuluyor. O nedenle insanlar, kendi yaptıkları parmaklıkların ardında boğulmayı yeğliyorlar." Dönüşüm, F. KAFKA  

Hal böyleyken...

Dün bi'koşu çarşıya gidip,

Acilen saç açıcı ile birlikte sarı saç boyası ve renkli lensler aldım. 

Zira siyah saçlı, kahverengi gözlüyüm.

E haliyle... 

Sarı saçlı, mavi gözlü olmadığımdan...

Sahi...

Aklıma gelmişken not düşmek adına,

Sayın geri zekalı takıma bir hatırlatma yapmak isterim:

Boşnaklar katledilirken,

Onlar sarı saçlı, mavi gözlü değiller miydi?

 

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)