23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2019 Salı

Sevinin Küçükler, Övünün Büyükler




Ey Büyük Atatürk!

Açtığın yolda, 

Gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim!

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu ve mutlu olsun! 


Ne mutlu Türküm diyene!


Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

23 Nisan 2018 Pazartesi

Egemenlik Milletindir!



Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!

Ne mutlu Türk'üm diyene!

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Yüce Türk ulusuna kutlu ve mutlu olsun!




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

24 Nisan 2016 Pazar

23 Nisan...




TÜRKİYE Cumhuriyeti Devleti'nin temelinin atıldığı ve 23 Nisan 1920 günü dualarala açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışının 96. yılını büyük bir coşku ve heyecanla kutladık...

Sevgili çocuklarımın bütün bir sene emek vererek hazırlandıkları "halk oyunları" çalışmalarını, başarıyla sergilediler...

Bu çalışmalarımızda önemli desteğini esirgemeyen  Uludağ Üniversitesi Mühendislik Bölümü Öğrencilerinden Mert YILMAZ'a sonsuz teşekkürlerimizle...

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız kutlu ve mutlu olsun...


Sevgi ve saygılarımla!





"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

23 Nisan 2015 Perşembe

Nice 95 Yıllara...



































"Acı işgal günlerinde önemli devlet adamlarının da hazır bulundukları toplantıda herkes, Türkiye'nin düştüğü acıklı duruma göre bir çare arıyor; Amerikan, İngiliz himayesinden dem vuruluyordu. Bir aralık, Mustafa Kemal Paşa'ya da sordular. Atatürk şu kısa yanıtı verdi:

-Efendiler, hepiniz konuştunuz, arzularınızı beyan ettiniz ve birbirinize sordunuz, hepinizi dinledik. Fakat.. Anadolu'ya bir şey sordunuz mu? Anadolu'yu dinlediniz mi? Ona da soralım, bir de onu dinleyelim efendiler!"




Dolayısıyla...

Saltanat ve hilafetin yerine milletin meclisinin açılışının 95. yılında, gururla ve coşkuyla söylemek istediğim şu ki;

Dünyada hiçbir millet, "BÜYÜK" sıfatı ile taçlandırılmamıştır. Bu onuru bize bahşeden Büyük Atatürk,  "Büyük Millet"ini ve bu büyük milletinin  meclisini

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) olarak, Türk ulusuna armağan etmiştir...

Bağımsızlığımızın ve ulusumuzun sembolü olan TBMM'nin açılışının 95. yılını büyük coşku ve heyecanla kutladığımız bu günde, BÜYÜK  TÜRK  MİLLETİ'nin bayramı kutlu ve mutlu olsun...

Ne mutlu Türk'üm diyene! 

Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

23 Nisan 2014 Çarşamba

Dünyada Hiçbir Millet Yoktur ki Önünde, "BÜYÜK" Sıfatı Taşısın...




Türkiye BÜYÜK MİLLET Meclisi

           TBMM


"23 Nisan “Çocuk Bayramı”

Meclisin açıldığı günün -23 Nisan 1920- akşamı yatsı vaktinden evvel Yunus Nadi, Mahzar Müfit, Ruşen Eşref, Fethi Beylerle Hoca Feyzullah Efendi ve ismini hatırlayamadığım birkaç milletvekili Direksiyon binasında toplanmışlar, Atatürk ile sohbet ediyorlardı. Bu konuşmalar arasında bir milletvekili:

-Paşam, bu güzel günün adını henüz koymadık, bir ad koyalım, dedi.

Bunun üzerine Atatürk, yarı karanlık odada koltuğunda doğrularak:

-İşgal kuvvetlerini nasıl olsa atacağız. Fakat karşımızda altı yüz senelik bir imparatorluğun dağılmış da olsa bir hükümeti duruyor. Onun karşısında Meclisimiz çocuk sayılır. Onun için bugünün adına "Çocuk Bayramı" diyelim. Büyüsün ve kendi zaferini kendi ilan etsin, buyurdular.

Atatürk’ün bu sözleri oturanların alkışları ve tasvipleriyle karşılandı. Böylece 23 Nisan Meclisin açılma günü, Çocuk Bayramı olarak kabul ve ilan edildi.

Ali Metin
Atatürk’ün Emir Çavuşu"

Ziya Oranlı, Atatürk’ün Şimdiye Kadar Yayınlanmamış Anıları, Anlatan: Ali Metin (Atatürk’ün Emir Çavuşu), Ankara 1967 sf: 84



23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir.

Atatürk, 23 Nisan 1924'te "23 Nisan" gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra yani, 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır.

1981 yılından sonra da 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı adı yerine, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adını almıştır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız tüm ulusumuza kutlu ve mutlu olsun...



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)


23 Nisan 2013 Salı

Nasıl Sevinmez İnsan...



23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Yüce Türk Milleti'ne Kutlu ve Mutlu Olsun...

NOT:???
http://www.tulaygurdal.com/2013/02/utananlara-ezilenlere.html



Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

22 Nisan 2012 Pazar

Bu "Ar"mağan Korunacak!
















"Uludere'de 1 asker şehit oldu.

Şırnak’ın Uludere İlçesi’ndeki Düğün Dağı bölgesinde arama tarama faaliyetlerinde bulunan timde yeralan 29 yaşındaki Uzman Çavuş Kemal AKTAY, bastığı PKK’lı teröristlerin araziye döşediği mayının patlaması sonucu ŞEHİT oldu." 21 Nisan 2012




"Türk ulusu durmadan savaşırken o zamanlar askere alınmayan gayri müslimler zenginleşirlerdi.

Onların neden zengin, bizim neden fakir kaldığımızı bir köylü, Atatürk’e verdiği kısa bir cevap ile çok güzel açıklamıştır.

Atatürk, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş:

-Bu köşk kimin?

-Kirkor’un...

-Ya şu koca bina?

-Yorgo’nun...

-Ya şu?

-Salomon’un...

Atatürk biraz sinirlenerek sormuş:

-Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz?

Toplananların arkalarında bir köylünün sesi duyulur:

-Biz mi nerede idik? Biz Yemen’de, Tuna Boyları’nda, Balkanlar’da, Arnavutluk Dağlarında, Kafkaslar’da, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam...

Atatürk bu anısını naklederken:

-Hayatımda cevap veremediğim tek insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der dururdu.." Atatürk'ün Anıları http://www.webhatti.com



Evet!

Dün, Türk ulusu yediden yetmişe ortak idealleri için yedi düvele karşı savaşarak bağımsızlığına kavuştu...


Bugün ise...

Hâlâ savaşıyor!







Mustafa Kemal ATATÜRK, bundan 92 yıl önce Türk ulusunun egemenliğini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtı.












Büyük Türk Milletinin "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" kutlu olsun!


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

21 Nisan 2011 Perşembe

Anlayacağımız...












Atatürk, 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir'deki Paşa Camii'nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere İslâm'ın yüceliğini şöyle açıklamıştır:

"Ey millet, Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran'daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, sf: 93


Miladî 20 Nisan 571; Peygamberimiz Hz. Muhammed'in doğum günü.

23 Nisan 1920; Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtı.


Anlayacağımız; nisan ayı, bizim için mutlu günlerin yaşandığı zaman dilimidir. Zira manevi hayatımızın yegane önderi Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'i ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk'ü bu ay içinde yoğun olarak sevgi ve özlemle anıyoruz...

Değinmek istediğim önemli bir nokta -erdemli davranış- üzerinde izninizle durmak isterim:

" Peygamber efendimiz kendisine Mekkeli müşriklerin "Bizimle uğraşma biz sana makam verelim, mal mülk verelim, Mekke’nin en güzel kadınlarını verelim, Sen eminsin, işlerimizde sana danışalım", talebine (...) Allah'ın Resulü açık bir şekilde o tarihi cevabını vermiştir:

'Ayı bir elime, güneşi diğer elime verseniz ben bu davadan geri dönmem' ".16.04.2011, Behiç KILIÇ



"Almanya, tüm Osmanlı toprakları üzerinde buyurgan olabilmek amacıyla, Osmanlı generallerine ve aydınlarına sandık sandık altınlar dağıtarak Müslümanları cepheye sürüyordu.

Mustafa Kemal Alman Rüşvetini reddediyor

Mustafa Kemal bile, Birinci Dünya Savaşı anılarında, kendisine sandıkla Alman altını rüşvet gönderildiğini anlatırken şöyle diyordu:

Yıldırım Ordusu Komutanlığına atanıp İstanbul'dan Halep'e hareket edeceğim günün gecesi idi. (...) Bir genç Alman subayı, Akaretler'deki 76 numaralı evime geldi, ufak ve zarif sandıklar içinde, Falkenhayn tarafından bana bazı şeyler getirdiğini söyledi. (...)

-Bunlar nedir? dedim.

Alman subayı dedi ki:

-İstanbul'dan ayrılıyorsunuz, size Mareşal Falken-hayn tarafından bir mikter altın gönderilmiştir.

(...) Tercümanlık eden Türk subayına dedim ki:

-Bu sandıklar bana yanlış geldi. Ordunun Levazım Reisine gönderilmek lazımdı; benim için fazla külfettir.

Subay sözlerimi Alman subayına nakletti.

Alman derhal:

-Efendim o da başka, dedi.

(...)

O halde verdiğiniz altınları size iade edeceğiz. Aldığınıza dair siz bir belge veriniz. (...) Kolayca tahmin etmek mümkündür ki Mareşal Falkenhayn beni, belki benden başka birçoklarına böyle sandıklarla altın vererek iğfal etmek yolunda idi." Cengiz ÖZAKINCI, Türkiye'nin Siyasi İntiharı Yeni-Osmanlı Tuzağı sf:225/228


Menfaat karşılığı para almak, toplumların felaketi anlamına gelmektedir. Ve yine birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını temelden yok eden, güven duygusunu zedeleyen alçaklık olarak görülen davranışlardan biridir. Gerçek anlamda İslamiyeti kavrayan müminler bu davranışları asla kabul etmez!

"Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin." Bakara Sûresi, 188. Ayet


Demem o ki... Kendi menfatlerini bir kenara bırakarak milletinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutmak, yüce dinimizin temel esası olmakla birlikte vicdan sahibi herkesin de davranışı olmalıdır!

Bu vesileyle, Ulusal Egemenlik Bayramımız Aziz Türk Milletine kutlu ve mutlu olsun...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

23 Nisan 2010 Cuma

"Çıt" Yok!
















23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın 90. yılını tüm ulus olarak büyük coşku ve heyecanla kutlayacağız... Özellikle de çocuklar, kendilerini onurlandıran Büyük Atatürk'ün eserlerini sahiplenmeyle beraber bu bayramı kıvançla kutlayarak, sevinçlerini haykıracaklar... Onların bu özel günlerine biz de göğsümüz kabararak millet olarak iştirak edip, kutlayacağız.


Buraya kadar her şey çok manidar ve güzel. Ancak bir kaç gün önce patlak veren büyük bir rezaletle mağdur olan iki çocuğumuz var ki, onların acısı, bütün bir mutluluğumuzu bir anda neredeyse yok edip bizi derinden sarsıyor...

"Siirt'te dördü kardeş, 7 ilköğretim okulu öğrencisi kıza 14-70 yaş arası onlarca erkek tecavüz etti.
10 Nisan’da Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla, kızların ifadelerinde adı geçen erkeklerden 100’ü sorgulandı, 17’si tutuklandı, 25’i gözaltında. O günden beri bu olayla ilgili tek satırlık bilgi şehirden dışarı sızmadı. Adeta kasabanın sırrı söz konusuydu. Üstelik kız kardeşlerden ikisinin, iki yıldır çok sayıda erkeğin cinsel istismarına maruz kaldığı şehrin malumuydu." Hürriyet, 21.04.2010


Bu haber öyle sıradan bir haber değil! Ve yenilir yutulur cinsten hiç değil... Habere göre yöre halkı, olayı biliyor; ama kimseden "çıt" çıkmamış... Failler ise her renk insandan oluşuyormuş... "Okulun müdür yardımcısı, kızların sınıf arkadaşları, Siirt’in tanınmış ailelerine mensup esnaf, hacı dedeler, bir asker, bir polis..." Bu durum karşısında ise derinden bir sızıyla "uff!..."demekten başka bir şey hissedemiyorum... Düşünün bir defa; bu çocuklar iki yıl önce birisi 12, diğeri ise 14 yaşındaydı... Ellerine tutuşturulan bir-iki lira veya çikolata-şeker karşılığında bedenleri, korunmasızca saldırıya uğruyor!!! Uff, gerçekten inanılması güç; ve çok ürkütücü!..


Neler oluyor böyle bu insanlara?!.. Bu çocuklar kendi çocukları da olabilirdi!.. Bu nasıl bir acımasızlık ve sapkınlık!!! Hadi bir kişi, bilemedin bir kaç kişi bu rezaleti yaptı!!! Peki neredeyse bütün şehrin insanları nasıl olur da aynı vicdansızlığı işleyerek bu ağır günaha ortak olabiliyorlar?!.. Bu nasıl bir insanlık (!) suçudur?!.. Allahım hangi çağda yaşıyoruz?!.. Bu çocukların kabahati neydi?!.. Yazıklar olsun, bu suçu işleyenlere!.. Yazıklar olsun, bu günahı bilip de ses çıkarmayanlara!.. Yazıklar olsun, suçu örtbas etmeye çalışanlara!..


Bu mu Müslüman olan bir topluluğun Müslümanlığı? Bu mu insan sevgisi? Bu mu çocuk hakları? Bu çocukların düştüğü durumdan, o çevre toplumunun en azından bilenlerin, duyanların ve şüphelenenlerin, hemen hepsi sorumludur!


Bölgenin sosyolojik durumuna bakıldığında söylenecek bir gerçek var ki; o da gerçek bir Kur’an mümini bu duruma asla izin vermez!!! Yöre halkı, bu utanç verici durum karşısında; "Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah, -eğer siz gerçek mü’minler iseniz- kendisinden korkmanıza daha lâyıktır." Tevbe Sûresi, 13. Ayet'i bilir ve en azından korkmaktan vazgeçerdi!.. O halde ikide bir "muhafazakar"lıktan dem vurmayı ağızımızdan eksik etmemeyi, bu durumla nasıl anlaşılır kılacağız?!..


Diğer taraftan "insan sosyal şartların ve içinde yaşadığı dönemin birleşiminde edilgen bir varlıktır. İnsanın toplum içinde ona uyumlu yer edinmesi ancak eğitimle mümkündür." O halde eğitim alanında eşitsizlikten daha tehlikeli bir şey yoktur... Demem o ki bu bölgelerimizde, acilen "bilimsel" akla dayalı eğitimden hızlı bir şekilde tüm yöre halkının yararlanması gerekmektedir. Bunun dışında meşruiyetini sözde inançtan alan, birtakım dayatma hurafelerle insanların beyinlerini yıkamak; olsa olsa toplumun sürüklendiği bu insanlık dışı nokta olacaktır!


Sonuç olarak; çocuk ruhlarına rağmen, bedenen yaşadıkları ağır sorumlulukların müsebbipleri, kocaman kocaman "anlı şanlı" saygın (!) sıfatlarıyla bu alçakların, toplumda ellerini kollarını sallayarak gezinmelerini soysuzluğun ta kendisi olarak algıladığımı belirtmek isterim!!!

Evet bu yavrucaklar, ruhlarında onarılması güç yaralarla birlikte alınlarına sürülen "kara leke"yi ömür boyu taşımaya mahkum edildiler!

Bugün bu çocuklar, Büyük Atatürk'ün kendilerine armağan ettiği bayramlarını acaba diğer çocuklar gibi neşe içerisinde, çocuksu duygularla kutlayabilirler mi dersiniz?!

Sevgi ve saygılarımla!