Alevî etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alevî etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2013 Perşembe

Yarım Hekim Candan Eder, Yarım Hoca Dinden Eder
















"Öğretmenden Aleviler'e hakaret!

Din öğretmeni "Alevilerin elinden yemek yenmez dedi" veliler isyan etti." 17 Nisan 2013
http://www.internethaber.com/ogretmenden-alevilere-hakaret-522215h.htm


Bu ve buna benzer söylemler ne yazık ki içimizdeki cahillere ait... Dış güçlerin direk yapamadığı  bölünme ve ayrışmanın nifak tohumları içimizden atılıyor. Aynı toprağın, aynı inancın sahibi insanlarız, ama maalesef bu şekilde bilinçsizce konuşmaların sonunda kimlerin ekmeğine yağ sürdüğümüzün hiç farkında olamayacak kadar da cahiliz. Özellikle bu çirkin sözün sahibi din dersi öğretmeni olunca, işte orada biraz durup düşünmek gerekir...


Alevî kardeşlerimize "yakıştırılan" bu tür karalama ve iftiraların  menşei hiç şüphe duyulmasın ki dış güçlerdir. Özellikle şu yaşadığımız süreçte, coğrafyamız patlamaya hazır bir bomba gibi iken, Anadolu'da Alevî-Sünnî çatışmasının zemini hazırlanıyor; ve her geçen gün Anadolu insanını birbirine düşürecek kışkırtmaların şeytanca plânları yapılıyor... Ki biz millet olarak bu kışkırtmalara hiç yabancı değiliz...

Tam da bu noktada konuya ilişkin,  okuduğum kitaptan ve en yetkin  bir isimden, Diyanet İşleri eski Başkanı Dr. Tayyar ALTIKULAÇ'ın bir anısından örnek vermek isterim:


"19-26 Ararlık 1978 tarihlerinde Kahramanmaraş'ta Sünni-Alevî çatışmasıyla tavan yapmış, pek çok insan bu çatışmada hayatını kaybetmiş (...)

Bu tarihlerde Erzurum'un Hasankale (Pasinler) ilçesinin bir köyünün muhtarından aldığım mektubu hiç unutamıyorum. Mektup sahibi benden köylerinde yapımına başlanan cami için yardım istiyordu ve beni köylerine davet ediyordu.

Mektuptaki bir cümle unutulur gibi değildi, gerçekten etkileyici ve düşündürücü idi: "Başkanım, köyümüze teşrif ettiğiniz zaman soframızda size ikram edeceğimiz eti, ilçedeki Sünnî kasaptan alacağımıza güvenebilirsiniz" diyordu.

"Alevî'nin kestiği yenmez" şeklindeki yanlış düşünceden kaynaklanan bu ifade, bir Türkiye gerçeğini ve ayıbını ortaya koyuyordu. Bu tür cahilane sözlerle öteden beri bu toplumda kaynaşmayı önlemeyi gerçekten başardığımız ve bölücülüğün ta kendisini yaptığımız anlaşılıyordu.

Mektuba verdiğim cevapta, köye geldiğim takdirde sofralarında ikram edecekleri eti, köyde kendileri tarafından kesilen hayvanın etinden olduğu takdirde yiyeceğimi, ilçeden getirecekleri eti yemeyeceğimi bildirmiştim." Dr. Tayyar ALTIKULAÇ, Zorlukları Aşarken cilt: 2, sf: 657-658


Bu tür aşağılayıcı ve cahilce söylemleri insafsızca sarfeden cahillere...


Akıl ve izan diyorum...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

14 Kasım 2012 Çarşamba

Ayrıntılar "DETAY"larda Saklıdır!









"Almanya'da bir ilk olarak Hamburg Senatosu; üçü Sünni Müslüman, biri Alevi, dört inanç cemaati temsilcisiyle Devlet Anlaşması imzalayarak, bu gruplara Protestan, Katolik ve Musevi cemaatiyle eşit haklar tanıdı. Anlaşma eyalet parlamentosunda oylandıktan sonra yürürlüğe girecek.

Hamburg Senatosu bu inançları resmen tanırken; üç İslam derneğiyle bir, Alevi derneğiyle ikinci bir anlaşma imzalandı. İki anlaşmanın da içeriği aynı." 13 Kasım 2012, Hürriyet



Bu habere şöyle bir bakıldığında, "harika" diyebilirsiniz... Ancak bilindiği üzere, "ayrıntılar detaylarda gizlidir."

Pekii; bu haberin detayında gizlenen nedir?

Aleviliği İslam dininden koparıpıp, ayrı bir "inanç" gibi gösterme gayretleri...


"Üçü Sünnî Müslüman, biri Alevî dört inanç cemaat" söylemi de ne demek oluyor?


Ayrıca, "üç İslam derneğiyle bir, Alevî derneğiyle..."


Ne zamandan beri Aleviliği İslam'dan ayırmaya başladık?


Protestanlığı, Katolikliği ve Ortodoksluğu  Hıristiyanlıktan, Hz. İsa'dan  ayıran var mı?

O zaman Alevîliği İslam'dan, Hz. Muhammed'den ayırmaya kim cüret edebilir?



Hiç şüphe yok ki, büyük bir gayret içerisinde olan emperyalist güçlerin oynadıkları oyunda, Aleviliği İslam dininden koparıp, ayrı bir "inanç" olarak dayatma planı da var.


Diyanet İşleri Eski Başkanı Dr. Tayyar ALTIKULAÇ'ın kitabından okuduğum bir anısını buradan paylaşarak konuya devam etmek isterim:



"19-26 Ararlık 1978 tarihlerinde Kahramanmaraş'ta Sünni-Alevî çatışmasıyla tavan yapmış, pek çok insan bu çatışmada hayatını kaybetmiş (...)

Bu tarihlerde Erzurum'un Hasankale (Pasinler) ilçesinin bir köyünün muhtarından aldığım mektubu hiç unutamıyorum. Mektup sahibi benden köylerinde yapımına başlanan cami için yardım istiyordu ve beni köylerine davet ediyordu.

Mektuptaki bir cümle unutulur gibi değildi, gerçekten etkileyici ve düşündürücü idi: "Başkanım, köyümüze teşrif ettiğiniz zaman soframızda size ikram edeceğimiz eti, ilçedeki Sünnî kasaptan alacağımıza güvenebilirsiniz" diyordu.


"Alevî'nin kestiği yenmez" şeklindeki yanlış düşünceden kaynaklanan bu ifade, bir Türkiye gerçeğini ve ayıbını ortaya koyuyordu. Bu tür cahilane sözleri öteden beri bu toplumda kaynaşmayı önlemeyi gerçekten başardığımız ve bölücülüğün ta kendisini yaptığımız anlaşılıyordu." Dr. Tayyar ALTIKULAÇ, Zorlukları Aşarken cilt: 2, sf: 657-658

Demek ki yüzyıllardır sinsice toplumumuzu bölmek ve ayrıştırmak için cahilane söylemlerin kulaktan kulağa fısıldanması bugünlerin habercisi'ymiş...


Diyeceğim o ki...

"Üçü Sünnî Müslüman, biri Alevî dört inanç cemaat" değil, "üçü Sünnî bir Alevî Müslüman..." diyeceksiniz!

Öte yandan, "üç İslam derneğiyle bir Alevî derneği.." değil, "dört İslam derneği.." demek boynumuzun borcudur!


Tabii iyi niyetli kimseler ancak bu söylemi dillendirebilir...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)