GDO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GDO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2022 Cuma

Du Bakalı N'olecek?




Kısırlaştırılmış tohumlar ve de genetiği değiştirilmiş organizmalar küresel sermayenin en büyük oyunlarından birisi.

Kısırlaştırılmış tohumlara, GDO'lu besinlere...

"Du bakalı n'olecek?" denildi,

Kanser vakaları hızla yayıldı.

Mis gibi şeker pancarından 

Mısır nişastasının önce glikoza, sonra da bu glikozun yüksek oranlı fruktoza dönüştürülmesiyle oluşturulan kimyasal şekere, yani  yüksek fruktozlu mısır şurubuna geçilmesi gibi, 

Sırada, Yapay et!..

Daha önce devekuşlarına karşı resmi ordusuyla yaptığı savaşı kaybedip üstüne asker zaiyatı veren Avustralya, 

Hani  günlerce süren  büyük  yangın sonrası "su kaynaklarını korumak" için on binlerce deveyi katletmişlerdi ya... 

Bunun gibi plânın bir parçası olduğunu düşündüğüm bir olay da  yenice Amerika'da gerçekleşti. Binlerce büyükbaş hayvan "sıcaklardan" telef oldu.

Şimdi de "Tarım ve hayvancılıkta dünyadaki en ileri ülkelerden biri olan Hollanda, doğaya salınan amonyak miktarını azaltmak ve kirliliği önlemek amacıyla hayvancılık üretimini 3'te 1 oranında azaltmayı plânlıyor"muş... 

Hal böyleyken...

Doğanın bir parçası olan büyükbaş hayvanların, amonyak salınımı doğaya "zarar" veriyormuş bahanesiyle azaltılması söz konusu.

Oysa aldığımız vitaminlerin ana kaynağı hayvansal gıdalardır! 

Et, balık, süt, yumurta...

Dolayısıyla...

Yeşil çimenlere tatlı tatlı yayılan bu sevimli hayvanlara yapılan  katliam,

Bir şekilde devam ediyor.

Tıpkı bir süre önce de "kuş gribi" denilerek  nerede tavuk varsa boğazlanıp katledildiği gibi.

Sebzeler, meyveler... 

Bütün gıdalar  bozuldu...

Dünyayı bir şantiye alanına çevirerek insanlığı bir başka boyuta taşımak, kültürel belleği silmek, toplumsal hayatı ve "iklim krizi" bahanesiyle doğayı sil baştan kendi çıkarlarına uygun dönüştürme gayreti süratle devam ediyor. 

Sonuç olarak, CAMUS'ün "YABANCI" romanındaki gibi,

"Onların" istediği gibi insan olmaya bütün YABANCI'lara YABANCI'yız.

Demem o ki...

Küresel dalga halinde yayılan ve küreselci politikalarla kendilerini yeryüzünün "TANRI'"sı gibi gören çetelere sorum çok açık;

Nereye kadar?..


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

13 Aralık 2019 Cuma

Ölelim Diye!




 

Her şey artık çok basitleşti...

Zira insanlığı yok etmeyi kafaya koymuşlar bile...

Çok uluslu şirketler çetesinin elinde canlılık yok oluyor...

Dünya silahlarla  donatıldı, yetmedi nükleer yarışlara geçildi.

Savaşlar havada uçuşuyor, ama yine de tam anlamıyla insan nüfus sayısını azaltmayı bir türlü henüz başaramadılar!

O sebeple bir yandan dünya nüfusu kontrol edilemeyecek kadar çoğalıyor, öte yandan doğadaki var olan kaynakların hızla yok edilmesiyle, kısıtlı kalanlarla yetinilmeye  çalışılıyor.

 O vakit laboratuvarlarda oluşturulan virüsler, kanserler... hızla devreye sokuldu!

Niçin mi?

Ölelim diye!



İnsanlık düşmanları karar kıldılar bir defa!

"Dünyadaki tüm insanlar ölsün bir biz kalalım yeter" diye!

Dolayısıyla toprak, hava, su ve de tohumlar.

Bunlara bir şekilde yüklenen hastalıklar insanlara bulaştırılıyor!

Yani,

 Yeni yepyeni bir "NUH TUFANI"...

Ve ne yazık ki bu hazin ve tehlikeli gidişata kimseden, "dur" diyen olmadığı gibi toplumları bilinçlendirecek haberlere, yorumlara da asla  izin verilmiyor!


"Kahramanmaraş'ın Afşin Elbistan ilçelerinde ölüm saçan Termik Santraller filtre takılmasının ertelenmesi ile ilgili kanunun Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmesinin ardından tam kapasite ile çalıştırılmaya başlandı. Bu durumun büyük bir felakete yol açabileceği iddia ediliyor.
 https://www.haber46.com.tr

Dolayısıyla, bu bacaların son kapasite çalıştığını ve yöre halkımızı zehirlemeye devam ettiğini basından öğrendiğimde... ve ne yazık ki bu rezaleti de devletimize ve milletimize inat yapıldığı kanaatiyle ruhumun acıya bürünmesi beni bu yazıyı yazmama mecbur etti. Zira,  çok sevdiğim sevgili eşimi kanser illetiyle kaybetmenin acısı henüz çok sıcak...
.
Dolayısıyla benim derdim ne siyaset, ne menfaat... 

Benim derdim, insan olmak! 

Ve huzurlu yaşayıp, huzurla ölmek! 

Mesela,  yaşlandığımızı sevdiklerimizle birlikte  görmek ve huzur içinde hakkıyla ölüp, toprağa kavuşalım istiyorum, anlıyor musunuz!!!

Netice itibariyle  toplum her geçen gün çürüyor ve biz, ölüme  terk ediliyoruz!





Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.