Haşhaşiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haşhaşiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2016 Cumartesi

"Görevimiz Tehlike" Mission Impossible!










Merhaba... 


Senin görevin:

1- Genelkurmay'a giderek Türk askerine darbe yapmak ve Genelkurmay Başkanının boğazını sıkıp derdest etmektir. Ardından,

2- TBMM'yi ve tüm önemli kamu kurum ve kuruluşlarını bombalamaktır, bize karşı direnen halkın da gözünü kırpmadan, tankları ateş ede ede halkın üzerine sürmektir, ve düzara üzerlerine kurşun yağdırmaktır. Oradan,

3- TRT'ye koş, sanki demokrasi, hukuk ve Atatürk İlke ve inkılaplarının koruyuculuğunu yapıyormuşuz gibi, ülke yönetimine el koyduğumuzu bildiren korsan bildiriyi silah zoruyla okutarak halkı korkutup kandırmaktır. Ve,

4-  Türk halkını sindirmektir,  halka kardeş kavgasını dayatarak bir iç savaş çıkarmaktır.

Kısaca:  Türk halkının birlik ve beraberlik direncini kırmaktır. Dolayısıyla Türk askerini kendi amacımıza göre kullanmanın ve bölgeyi sil baştan yeniden şekillendirecek biçimde kullanabilmenin önündeki tüm engelleri kaldırmaktır.

-Emredersin "Abi"!

-Bu mesaj 5 saniye içerisinde kendisini yok edecektir. Kolay gelsin.

CIA/FETÖ İşbirliği





Demem o ki...

Ne zaman ne yapacağı belli olmayan, davası -ölümün kendilerini derhal cennet zevklerine kavuşturacağı masalları- uğruna kendisini feda etmeye hazır, beyinleri yıkanan fedaileriyle Hasan Sabbah Alamut Kalesindeki gibi benzer bir yapılanmanın fedaileri; bugün -21. yüzyılda- ne yazık ki hâlâ 11. yüzyıl benzeri bir zihniyetle Hasan Sabbah'ın yerini alan The GÜLEN'nin, yani "Hoca efendilerinin" emriyle yıkanmış beyinlerin, 15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle,  Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmak, parçalamak üzere, "abiler"den aldıkları emirlerle,  ki şanlı Türk askerimizin içerisine "sızarak" gözbebeğimiz ordumuzun kıyafetiyle, The GÜLEN yani CIA-CEMAAT işbirliği içerisindeki fedailer (haşhaşiler), darbeye kalkışmışlardır.





Ancak; Yüce Türk milletinin Sevr'cilere çok açık mesajı...

"Milletin saltanat ve hakimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir."ATATÜRK

ve...

"Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müridler, meczuplar memleketi olamaz." ATATÜRK

Türk halkının birlik ve berberliğini kimsenin bozamayacağı gibi, 

Atatürk Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır!

Ne mutlu Türk'üm diyene!



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

17 Ocak 2014 Cuma

Hasan SABBAH ve Cennetin Anahtarı















"Haşhaşiler"...

Basın yayın organları harıl harıl  bu konuya değinedursun....

Ben de "Fedailerin Kalesi ALAMUT"u okuyordum. Hâl böyle olunca  okuduğum kitap birden güncel oldu...

Maden ki okuduğum  kitap Türkiye'nin gündemine düşmüş ve  cümle âlem bunu konuşuyor...

E o zaman...  Ben de birkaç kelâm edeyim....

:)

Alamut kalesi; Alamut İsmâilî Devleti’nin merkezi durumunda olan ve sarp dağların tepesinde,  İran'da bulunan bir kaleye verilen isimdir.

11. yüzyılda kendisini peygamber ilan eden Hasan SABBAH, fedailerini, bölgede hakimiyet kurmak için intihar suikastçilerine dönüştürür...

Hasan SABBAH arkasında güçlü bir silahlı örgüt ve sadece İran'da değil tüm Mezopotamya 'da korkutucu  bir askeri ve siyasal güç bırakmıştır. Tarikat Moğol istilası yıllarına kadar ayakta kalmıştır.



"Neden Seyduna gelmiş geçmiş tüm insanların en kudretlisidir. Çünkü ALLAH ona cennet kapılarını açacak anahtarı vermiştir."

"Bize düşen buna inanmak.."

Siz, fedai olarak yetiştirilen gençlerin temel amacı kutsal davamıza kendinizi adayıp, nihayetinde de şehitlik mertebesine ulaşmaktır. Bu itibarla da diğerlerinden her açıdan farklı olmalısınız.

(...)

"Seyduna'nın yasakları sizi korkutmasın. Sadece bilin diye anlattım. Zira içinizde Seyduna'nın emirlerine uymayıp, sonsuz cennete girme şansını sırf gelip geçici zevkler uğruna feda edecek kimse yok, bunu bilyorum. Her emri başka bir yola sapmaksızın yerine getirecek olan sizleri sonsuz mutluluğun beklediğini aklınızdan çıkarmayın. Bu öyle bir mutluluktur ki; mübarek davamız uğruna şehit düşenler kristal berraklığında akan derelerle süslü bahçelere girecekler. Sırça köşklerinizde, yumuşacık yastıklarınızda dinlenecek yemyeşil bahçelerde dolaşacaksınız. Nadide çiçeklerle dolu bu bahçeler misler gibi kokuyor olacak. Badem gözlü, narin kızlar size en güzel nimetleri sunacak, hepsi sizin emrinize amade olacaklar!Tüm arzularınızı yerine getirecek bu kızlar Allah tarafından ebediyen genç ve bakire kalacak biçimde yaratılmışlardır. Eğitiminiz tamamlandığı anda bu zevkleri tatmaya hazır hale gelmiş olacaksınız. Allah sizlere açılacak bu bahçelerin anahtarını Seyduna'ya verdi. O da bu kapıları ancak emirlerine harfiyen uyanlara açacak. Böylesi mükafatlar ortadayken kim bu yoldan sapar ki?" Fedailerin Kalesi ALAMUT sf: 114-115, Vladımır BARTOL



Kendilerini feda edenlere öbür dünyada verilecek ödüllerin gösterilişi...

Tarikatın en önemli düsturu; "Hiçbir şey gerçek değil, her şey mübah."


Neticede Hasan SABBAH "nihilist" (Nihilizm=hiççilik) öğeler taşıyan ve tüm ideolojileri reddedip, yalnızca kendi gücünü oluşturmasına olanak verecek bir sistem kurmuştur.


Hasan SABBAH ve Alamut Kalesi ile ilgili basında, "insanların uyuşturulduğu sonra intiharcı olarak kullanıldığı" filan yazılıyor...


"Haşhaşiler"in korkunç  gerçeği;

Hasan SABBAH, din, Allah, Kur'an diyerek 15-16 yaşlarındaki delikanlıları, "cennet vaadi"yle kandırıp onları önce haşhaşla uyuşturuyor, ardından   yemyeşil vadilerde kurulmuş sahte "cennet"teki görevlendirilmiş güzel kızlarla birlikte çeşit çeşit yiyecekler, bol şarap ve uyuşturucunun etkisiyle kendilerini "cennet"te zannetmelerini sağlıyor. Fedailer tekrar uyuşturularak kendi odalarında gözlerini açtıklarında, bundan sonra yaşadıklarını öteki fedailere de anlatarak,  oyunun parçası haline geliyorlar. Bundan böyle verilen ölüm  emirleriyle birlikte  fedailer, Hasan SABBAH'ın birer intihar suikastçisi olurlar... 


Bugün bu aldatmalar  günümüzde de geçerliliğini korumakta... İnsanlar "cennet vaadi"yle kandırılmakta... İşte bu anlamda yakın geçmişte gazetelere düşen benzer haberler:


"El Kaide ve bağlı örgütleri tarafından ‘cihad-cennet vaadiyle kandırılıp Suriye’ye savaşa götürülen Frankfurtlu Vedat’ın son çarpışmalarda vurulduğu öğrenildi. İsmi henüz öğrenilemeyen bir Türk gencinin öldüğü diğerinin de küçük bir gruba kumanda ettiği belirtiliyor.
‘CENNETTE BULUŞURUZ’ DEMİŞTİ
Ailesine daha önce YouTube aracığıyla “Anne, kız kardeşimi de al camiye git. Türban takın, kuranı oku, anlamaya çalış. Ben şehit olursam, inşallah cennette buluşuruz” diye mesaj gönderen gençten bu kez ailesine yaralanma haberi geldi. Aileye ulaşan bilgiye göre, henüz ergenlik çağındaki Vedat kolundan yaralandı ama yarasının nasıl olduğunun henüz tam bilinmiyor." 21 Eylül 2013,


"İNTİHAR EYLEMCİLERİ PERİLERİN KOYNUNA DÜŞMEKLE ALDATILIYORLAR
Bölgede silahlı çatışmalarda yer alan radikal İslamcı gruplar ve intihar eylemcilerine yüklenen Ahmedinejad, “Bir avuç aptalı bulmuşlar, onlara ‘bu düğmeye basarsan yüzlerce perinin koynuna düşeceksin, peygamberle birlikte namaz kılacaksın’ diyorlar. Kadınları ve çocukların başını kesen, şehirleri ve köyleri yıkan bu gruplar, aslında Siyonistler ve sadece görünümleri Müslüman’dır. Bunlar sadece Müslümanları öldürür” dedi." 2 Ağustos 2013, Hürriyet

Bu haberler  11. yüzyıldan değil, ne yazık ki 21. yüzyıldan!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)