Hulki CEVİZOĞLU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hulki CEVİZOĞLU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2021 Pazartesi

ÂKİF Rolüyle Yavuz BİNGÖL

 


12 Mart 1921'de İstiklâl Marşı'mızın TBBM tarafından kabulünün 100. yıldönümü olması nedeniyle 2021 yılı, İstiklâl Marşı yılı olarak ilân edildi.

"‘Akif' adlı sinema filminde vatan şairi Mehmet Akif Ersoy'un hayatını canlandıracak olan Yavuz Bingöl, projeden alacağı parayı Mehmetçik Vakfı'na bağışlayacağını söyledi."06 Ocak 2021, Akşam

03.01.2021 BBN TÜRK Kanalından, Ceviz Kabuğu programında Sn. Hulki CEVİZOĞLU vatansever çizgisi ve Atatürkçü kimliğiyle, yeni yılın ilk programını  bu konuya ayırarak, biz Ceviz Kabuğu izleyicilerine muhteşem bir programa sundu.


Dolayısıyla kendi adıma heyecanla izlediğim programın çok küçük bir kısmında ben de yer aldım. Bu büyük gururu bana yaşattığı için öncelikle kendilerine çok teşekkür ediyorum. :)

Programda, gururumuz Mehmet Âkif rolünü üstlenen Sanatçı Yavuz BİNGÖL'ün,  onur verici rol'le film çalışması içinde olduğunu öğrendim. Bu sebeple programa "twitter" üzerinden bir soruyla, daha açıkçası yüreğimin arzu ettiği, Milli şairimiz Mehmet Akif'in gerçek anlamda vatan severliğine tanıklık ettiğimiz, ve de insanın göğsünü katbekat kabartarak okuduğumuz İstiklal Marşımızın yazarı AKİF'in o inanılmaz koşullardaki olağanüstü davranışının örnek alınmasına heyecanla istek duyduğum millî ve yüce bir duyguyu paylaştım.

Bu hassasiyetime aynı karşılığı gösteren sn. CEVİZOĞLU, konuğu Sebilürreşad Dergisi Genel Yayın Yönetmeni sn. Fatih BAYHAN'a sorumu yöneltti.



"Yavuz BİNGÖL, Mehmet Akif'e uygun olarak oynadığı rolden para almaması uygun olmaz mı? Tülay GÜRDAL"

Zira Türk milletinin yokluklar içerisindeki acılarını, milli kurtuluş mücadelesinin destansı  anlatan İstiklal Marşı'mızın yazarı Mehmet ÂKİF'i canlandıracak olan sanatçı Yavuz BİNGÖL'ün de Akif gibi aynı ruhu taşıması gerekiyor.

Dolayısıyla...

Bu sorunun iletilmesinin hemen akabinde sanatçı Yavuz BİNGÖL sorumluluk göstererek canlı yayında  "cüzzi miktada bir para aldığı"nı, daha sonra paranın tümünü Mehmetçik Vakfı'na bağışlayacağını CEVİZ KABUĞU programı canlı yayında ilan etmiş oldu. Bu ÖRNEK davranış, Mehmet Akif rolünü üstlenecek kim olursa olsun, oynayan herkese yakışacak, milli  bir sorumluluk olacaktır! O sebeple sn. BİNGÖL'e çok teşekkür ediyoruz. Zaten sn Hulki CEVİZOĞU da anında aynı duyarlılıkla BİNGÖL'ü tebrik ederek bu durumda o filmi izleyeceğini söyleyip kendilerini kutladı! 

Konuyla yakın ilişkili olduğunu düşündüğüm Fransız yazar Albert CAMUS'un NOBEL Edebiyat ödül aldığı 1957 yılında yaptığı konuşmasından bir bölüm izninizle paylaşmak isterim:

"Sanat, çok sayıda insana, ortak keyiflerin ve acıların imtiyazlı bir resmini sunarak, o insanları heyecanlandıran bir araç. Sanat, sanatçıyı, toplumdan uzak kalmamaya mecbur kılar, onu en mütevazı ve en evrensel gerçeğe tabi kılar. Çoğu zaman, kendini toplumdan farklı hissettiği için sanatçı gibi yaşamayı seçen kişi, bir süre sonra, eğer toplumun geri kalanına benzediğini kabul etmezse, ne sanatını ne de farkını koruyabileceğini görür. Sanatçı kendini, onsuz yapamayacağı bir güzellik ile kendini koparamayacağı toplum arasında bir yerde konumlandırır. İşte, bu yüzden gerçek sanatçılar hiç kimseyi ve hiçbir şeyi hor görmezler. İnsanları yargılamaktan ziyade, anlamakla yükümlüdürler. Bu dünyada bir taraf tutmaları gerektiğinde, Nietzsche'nin kelimeleriyle, hâkimin değil, yaratıcının hükmettiği o toplumun tarafını tutarlar; bu yaratıcının işçi veya entelektüel olması ise onun için fark etmez."



Demem o ki...

Biz de Türk milletinin ortak acılarına "imtiyazlı bir resmini sunarak", bizleri heyecanlandıran  milli şairimiz Mehmet Akif'in duygu ve davranışlarını bütünüyle yansıtmak üzere rol üstlenen Yavuz BİNGÖL'den, isteğimiz, filmden alacağı parayı milletine dolayısıyla da söz verdiği Mehmetçik Vakfına bağışladığı günün resmini  sabırsızlıkla ve gururla bekliyoruz...

Ve...

Marka olmuş "1100 programla Ceviz Kabuğu"ndan tanıdığımız, 40 yıllık gazeteci, 51 Kitapla yazar, Sosyolog Dr.; Sosyal Psik.; Fels.Antrp; Pop.Bilim GYY; Phd, Ma., MBA"  Sn. Hulki CEVİZOĞLU'na  bu güzel ve ÖRNEK davranışın oluşumuna vesile olması nedeniyle en derin sevgi ve saygılarımla bir kez daha teşekkür eder, aydınlanmanın öncülüğünü yapan nice programlara dileğiyle...


Sevgi ve saygılarımla!


NOT: BBN TÜRK TV kanalı sayın yetkililerinden de Ceviz Kabuğu program süresinin  uzatılmasını, saygılarımızla talep ediyoruz. 


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)


14 Ekim 2020 Çarşamba

Arşiv'e Bir Bakalım...


NOT:

Ceviz Kabuğu'nu, sayısız kere  e-posta ile  dahası canlı yayına telefonla bile katılarak görüşlerimi bildirdiğim dolayısıyla da seyircisiyle birebir buluşan, kalite düzeyini özetle tanımlamak gerekirse,  "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" olgusuna yakışan bir tartışma programı olarak TARİHE geçtiğini görüyorum.

Dolayısıyla... 

Kanaldan kanala geçiş yapan Sayın Hulki CEVİZOĞLU'nu twitter üzerinde de takipteyim...  Görüyorum ki bir şekilde Hulki CEVİZOĞLU'na olumlu görüşlerin yanında bence -"kovulduğu" yönünde ve duruşu hakkında- haksız olarak gördüğüm eleştirilere de maruz kalıyor. Bu durumda haksızlığa tahammül gösterilir mi? Bana göre, gösterilmez. O sebeple yıllar önce yazmış olduğum bir yazıyı izninizle buradan yayınlamanın tam zamanı olarak görüyorum... 

İlgi ve bilgilerinize saygı ve sevgilerimle... 


Hulki CEVİZOĞLU'nun Suçu Ne?

15 Ağustos 2014 Cuma





"Hulki CEVİZOĞLU kovuldu!

H. Cevizoğlu, Yurt gazetesi ve Sokak TV'deki görevinden alındı" Habervaktim.com. 14 Ağustos 2014

Araştırmacı Gazeteci Yazar M. Hulki CEVİZOĞLU...

Yazdığı kitaplarıyla ve özellikle çeşitli televizyon kanallarında yapmış olduğu  "Ceviz Kabuğu" programı ile Türk halkının kendisini yakından tanıdığı aydın bilim insanı. 

Ne yazık ki biraz önce okuduğum bir habere göre, Hulki CEVİZOĞLU'nun  çalıştığı televizyon kanalından ve yazılarını yazdığı gazeteden "kovulmuş" olduğunu büyük bir üzüntüyle öğrenmiş oldum.

İnanılır gibi değil! 

Nasıl yani? 

Bir yazarın düşüncelerini ve bilgilerini -ki araştırmaya, belgeye yönelik bilgiler- okuyucu ve izleyicileriyle paylaşması ne zamandan beri "suç" oluyor? Hani her şey bir tarafa... Düşünce özgürlüğü ve dolayısıyla haber alma hakkı anayasal değil mi?!.. Hulki CEVİZOĞLU'nun yapmış olduğu programlar, kaliteli yayıncılık adına tüm televizyon kanallarına tam bir örnek, bu bir!

Dolayısıyla...

Onun işinden kovulması Hulki CEVİZOĞLU'na ONUR, kovduranlara da KARA  LEKE olarak tarihe not düşmüştür, bu iki! 

Bu bağlamda...

İlkeli olmak, kişiliğinden ve duruşuından ödün vermemek, kimseye boyun eğmemek, doğru bildiklerini söylemek

BAYRAĞI, VATANI, MİLLÎ DEĞERLERİ, TÜRK MİLLETİNİN MENFAATLERİNİ  dolayısıyla ATATÜRK CUMHURİYETİ'ni  sevmek, savunmak  ne zamandan beri "suç" oldu? Bu da üç!

Bu sorunun cevabını öğrenmek ve bilmek hepimizin hakkı!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 



10 Nisan 2018 Salı

Kemal Bey...



Kemal Bey için; Birinci Dünya Savaşı yıllarında kaymakamlık yaptığı Boğazlıyan kazasında, tehcire tabi tutulan Ermenilere eziyet ettiği iddia edilmiştir. Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, 10 Nisan 1919 günü Beyazıt'ta idam edildiğinde henüz 35 yaşındaydı..

"İzmir'deki, bir Rum gösterisinde etrafa rasgele ateş eden Rumlar, polis Hamza Efendi'yi vurmuşlar, Türk makamları, gazetelere de yansıdığı halde, katili aramaya cesaret edememişti. İstanbul'da da, sarhoş iki Yunan askeri Türk kadınlarına tacizde bulunurken kendisine engel olmaya çalışan polis Hüsnü Efendiyi vurup öldürmüş, ama halk tarafından yakalanmasına rağmen, Yunan ordusu katil Yunan askerlerini karakoldan almışlardır.

İstanbul ufuklarını kara bulutlar küme küme sarmıştı. Tarih 10 Nisan'ı (1919) gösteriyordu. Vakit ikindiyi biraz geçmiş, onbinlerce insan Savunma Bakanlığı'nın önündeki Beyazıt Meydanı'nda toplanmıştı. Meydan ortasındaki çınar ağacının altında üç ayaklı idam sehpası kurbanını bekliyordu... Sehpanın çevresinde İngiliz, Fransız ve İtalyan askerleri, hâkim yerlerde makineli tüfekler vardı. Biraz sonra silahlı bir manganın arasında, elleri arkasından bağlı, üzerinde beyaz idam gömleği ile 35 yaşlarında Kemal Bey göründü. İdam sehpasına çıkarılıp, boynuna yağlı ilmek geçirildi. Dini töreni Kadıköy- Mecidiyeköy ve Üsküdar Dergâh Şeyhi Münip Efendi yönetiyordu. Meydandakiler arasında Tıbbiyeli öğrenciler de bulunuyordu. Kemal Bey'e son sözleri sorulunca, binlerce Türk'e bağırarak:

"Sevgili vatandaşlarım! Ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. (...) Beni ecnebilere yaranmak için asıyorlar. Eğer adalet buysa,


"kahrolsun böyle adalet!" dedi. Beyazıt Meydanı'nı dolduranlar da cevap verdiler:
"Kahrolsun böyle adalet!"
"Kahrolsun gâvurlar!"
"Kahrolsun hükümet!"

Mazgal deliklerinden (küçük pencerelerden) kendisini izleyen Bekir Ağa Hapishanesi'ndekiler ve halk gözyaşı dökerken Kemal Bey, devam etti:

"Vatan uğrunda cephede ölen bir Mehmetçik gibi şehit gidiyorum. Çocuklarımı asil Türk milletine emanet ediyorum. Allah vatanımıza ve milletimize zeval vermesin!"

"Amin!"

Halkın "âmin" sesleri arasında bir ihanet sesi duyuldu:

"Söyletmeyin bu alçak herifi!... Hemen asın bu köpeği. Ne duruyorsunuz it oğlu itler!"

İngiliz işbirlikçisi Sait Molla'nın sesiydi bu.
İdam sehpasındaki görevli çingeneler, Kemal Bey'in altındaki sandalyeye tekmeyi vurdular!..

Güneş utancından İstanbul'un semalarını terk etmek için acele ederken Kemal Bey darağacında kuru bir yaprak gibi sallanıyordu!.. Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, vatanını savunduğu için işgalciler ve yerli, işbirlikçiler tarafından idam edilmişti...

Kemal Bey sallanırken, elinde sefer tası yaşlı bir adam kalabalığı yara yara öne geçmişti. Sehpada sallanan genç adamı görünce sesi meydanı çınlattı:
"Kemaaaaaal!.."

Yaşlı gözler, ihtiyar adamın üzerinde toplandı. Adamcağız, elindeki sefer tasını, ekmek bohçasını fırlatıp, önünü kesmek isteyen askerleri tepeleye tepeleye sehpaya ulaştı ve Kemal'in soğumamış ayaklarına sarıldı, hüngür hüngür ağlamaya başladı.İdam mangasının kumandanı çekinerek sordu:
"Kimsiniz efendi?"
Yaşlı adam hıçkırırken cevap verdi:
"Evladımdır!.."

Bu sırada İngiliz, Fransız ve İtalyan askerleri meydandaki kalabalığı dipçiklerle dağıtmaya başlamıştı...

Daha sonra Tıbbiyeli öğrenciler Kaymakamı yalnız bırakmadı. Mezarı başına kadar gittiler. Elindeki çiçeği mezara bırakan gençlerden biri şu konuşmayı yaptı:

"Dinle ey Türk milleti!.. Müslümanlar dinleyin!..Kemal'i şehit ettiler. Bilmiyorlar ki, şehitlik mertebesine ulaşmak isteyen binlerce Kemal sırada bekliyor. Ne bekliyoruz? Felâketimizi hazırlayan İngilizler'i vatandan atmak borcumuzdur. Onları yok etmeden bize hürriyet yok. Odesalılar İngilizler'i Odesa'dan attılar. Biz Odesalılar kadar yok muyuz? Haydi biz de onları İstanbul'dan kovalım! Allah'ın yardımıyla, yakında İngilizler'in kafalarını ezeceğiz!.." Hulki CEVİZOĞLU / İşgal ve Direniş, sf: 95-96-97


Ermenilerin baskısı sonucu idam edilen Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'i, Atatürk'ün talimatıyla TBMM tarafından "Milli Şehit" unvanına layık görüldü.

Dolayısıyla  Türk Milleti,  Boğazlıyan Kaymakamı Milli Şehidimiz Kemal Bey'i asla unutmadı, unutmayacak!

Ve kalbimizde  yaşayan şehidimizi sonsuz sevgiyle anmaktan gurur duyuyorum...

Ne mutlu Türk'üm diyene!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

2 Kasım 2012 Cuma

Soyadı; "HÜR" Ama...













"Cevizoğlu’ndan sözde tarihçiye Atatürk cevabı

Hulki Cevizoğlu, sözde tarihçi Ayşe Hür’e sert tepki göstererek, “Mustafa Kemal’i yalancı konumuna düşüremezsin” dedi.
Habertürk Televizyonu’ndaki Öteki Gündem adlı programda Atatürk’ün tarihi çarpıttığını öne süren sözde tarihçi Ayşe Hür’ün iddiasına karşı çıkan Hulki Cevizoğlu, “Gerçekleri değiştiren sizsiniz” dedi. Programa telefonla bağlanan Murat Bardakçı da “Tarihçi olduğunu söyleyen bir hanımefendiye böyle abuk subuk laflar yakışmaz” diyerek tepkisini gösterdi." 1 Kasım 2012, Yeniçağ



"Pakistan’da bir anne-baba, erkekle konuşuyor diye 15 yaşındaki kızlarını kezzapla öldürdü."2 Kasım 2012, Vatan




Bu korkunç haberi okuduğum zaman,  diğer haber zihnimde çağrıştı. Zira sözde tarihçi olduğu iddia edilen Ayşe Hür'ün hakaretleri ve iftiralarıyla dolu konuşmasına karşılık veren konuşmacı Hulki Cevizoğlu'nun da katıldığı programı ben de izlemiştim.

Programın bir diğer konuğu Arştırmacı Gazeteci Yazar Hulki CEVİZOĞLU idi. Hulki Cevizoğlu, yalanlarla dolu hakaretlere harika bir şekilde cevap vererek yalan yanlış "bilgi"leri anında net bir şekilde çürüttü. Zira Hulki CEVİZOĞLU belgeleriyle deşifre ederek yazdığı "1919'un şifresi" ve "İşgal ve Direniş" kitaplarıyla Türkiye'nin işgal sürecini net olarak ortaya koymuştur! Duymak istemeyen ve bilmeyenlere duyurulur!!!


Öte yandan, kendisinin ateist olduğunu bizzat söyleyen bu ayarlı olduğunu hissettiğim "tarihçi" (ki bu hanımın daha "yedi düvel"in ne olduğunu bile bilmediğini ortaya çıkardı Hulki Cevizoğlu) Ayşe Hür, hakaretleriyle yalan yanlış söylemleriyle bugün televizyon kanallarında boy gösterebiliyorsa bilmelidir ki bunu büyük Atatürk'e borçlu! Zira modern bir ülkenin bireyi gibi yaşayabilen tek müslüman ülke olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden başka hiçbir müslüman ülkenin vatandaşı bu denli bir özgürlüğe asla sahip değildir.


Müslüman ülkelerin kadınlarının ne durumda olduğu herkesin malumu... Bırakın şakır şakır konuşmayı, araba kullanma hakları bile yok!

Sonrası mı?

Bunu haberin devamıyla noktalayalım;


"Kaşmir’de geçen pazartesi günü yaşanan korkunç olayla ilgili AFP ajansına konuşan polis Tahir Eyüb, “Baba Muhammed Zafer, kızı Anvu Şa’yı evlerinin dışında bir erkekle konuşurken görünce önce dövmüş. Daha sonra karısının da yardımıyla genç kıza asit dökmüş. Anvu kötü şekilde yanmasına rağmen, ertesi güne kadar hastaneye götürmemişler. Genç kız çarşamba günü öldü” dedi.

Polis, evli kızları tarafından ihbar edilen anne ile babanın suçlarını itiraf ettiklerini söyledi. Doktor Muhammed Cihangir de kızın hastaneye geldiğinde durumunun çok ciddi olduğunu söyledi."


"Ayarlı" Ayşe Hür'ün saçtığı inciler inanılmaz...

Mesela Kurtuluş Savaşı'nı başlatan Atatürk "değil"miş...

Atatürk, Nutuk'u kaleme alırken, tarihi istediği gibi "çarpıtarak yazmış"mış...

Zaten Anadolu Türklerin de "değil"miş (Bak Allah'ın işine!)...

Hatta neredeyse Anadolu işgal bile "edilmemiş"miş...

Atatürk, "dini kullanmış"mış... Aslında Atatürk "ateist"miş...


Valla daha ne inciler saçıldı, ne inciler!

Programı tepkisiz izleyebilene, aşkolsun!


Sahi;

Atatürk, ne "fena" işler yapmış öyle!

Ayşe "Hür"...

Senin gibilerin ekranlarda ne işi var?

Git evinde otur..!


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

23 Eylül 2012 Pazar

"Tolstoy Müslüman" mı?


Rus edebiyatının dünyaca tanınmış ünlü yazarı  Lev Nikolayevich TOLSTOY...


Yaklaşık bir ay kadar önce Karadeniz Tv'de yayınlanan ve Hulki CEVİZOĞLU'nun hazırlayarak sunduğu Ceviz Kabuğu programında "Tolstoy’un Gizlenen Kitabı: Hz.Muhammed Risalesi!" ve kitabın çevrilerek okuyucuya sunan Dr. Arif ARSLAN'ın ünlü Rus yazar Tolstoy’un Müslüman olduğunu ileri sürdüğü konusu ele alınmıştı.

21 Eylül 2012 cuma akşamı "Ceviz Kabuğu" programının konusu:


Bu defa; "Tolstoy araştırmacısı" Acar Burak Bengi, Rusya’da ve dünyada Tolstoy’un kitabının gizlenip, yasaklanmadığı..." üzerinde idi.

Bu programa ben de telefonla canlı yayına katılarak sıkı bir Tolstoy okuyucusu olarak, Tolstoy hakkında düşüncelerimi paylaşmaya çalıştım.

Tolstoy, gerçek anlamda insani değerleri, vicdanı ve her alanda insani davranışları etkileyen ahlâkı ele alarak okuyucularına harika bir şekilde anlatan önemli bir yazardır.

Ayrıca Tolstoy, kiliseyi, papazı şiddetle eleştirmiş, özellikle de ruhbanlığı yerden yere vurmuştur.  Ki bu sebeple kendisi kilise tarafından aforoz edilmiştir. Yine buradan yola çıkarak Hıristiyanlığın da (tıpkı sömürü düzeni kuran kiliseler gibi) dünya ülkelerini sömürdüğünün özenle altını çizerek kitaplarında ince ince işlemiştir. Dolayısıyla kapitalizmin ve emperyalizmin şiddetle karşısında yer alıyor.

Öte yandan,

Tolstoy, Müslümanlığı Hıristiyanlıktan üstün tutuyor(yazarın kitabında iddia ettiği mektuplara göre)... Ayrıca kitapta yazıldığı üzere, Tolstoy Müslümanlığı anlatırken bilimsel bir konu gibi ele aldığını ve Hıristiyanlıkla mukayese ettiğini anlıyorum... Bu anlayıştan yola çıkarak anladığım;

Tolstoy, "Müslümanların Allah'tan başka ilâhı yoktur ve Muhammed onun peygamberidir." diyor; ama kendisinin müslüman olduğunu söylemiyor.

Tolstoy, insan olmanın en güzel duygularını yakından hissederek, onu vicdanla birleştirip işlemeyi çok akıllıca ve ustaca başaran bir yazardır. Ki bu özelliği onu yüz yıl  sonra bile anlatıp, tartıştırıyor...

O halde, Tolstoy, Müslümanlığın özü olan bu duyguları yaşayarak bugünlere kadar aktarmayı başarmışsa...

Onun müslüman ya da başka bir dinden olduğunun bir önemi var mıdır?

Sevgi ve saygılarımla!

NOT: 21 Eylül 2012 tarihli Ceviz Kabuğu programı canlı yayına, benim de telefonla katılarak paylaştığım düşüncelerimi, arzu ederseniz aşağıdaki linkten takip edebilirsiniz. Ayrıca o programın tekrarı salı (25 Eylül 2012) günü saat:21:00'de Karadeniz Tv'de... T.G.

http://www.youtube.com/watch?v=YN3KgLaLFy0

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Dün...















16 Mayıs 1919...




"Bandırma Vapuru Kız Kulesi önüne geldiğinde İngilizler tarafından durduruldu ve bir binbaşı eşliğindeki işgalciler tarafından tepeden tırnağa arandı.

(...)

Vapur, düşman zırhlıları arasında ilerlemeye başlayınca Mustafa Kemal güvertede arkadaşlarına döndü ve "Bunlar işte böyle yalnız demire, çeliğe, silah kuvvetine dayanırlar. Bildikleri şey yalnız madde! Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar.

Biz, Anadolu'ya ne silah, ne cephane götürüyoruz; biz ideal ve imanı götürüyoruz!" dedi." İşgal ve Direniş sf:100, Hulki Cevizoğlu




Osmanlı Devleti yıkık, harabe ve darmadağın...


Vatan toprakları paramparça...


Üzerinde yaşadığımız Anadolu toprakları,


Emperyalizmin kontrolünde Ermenistan, Kürdistan...


Sözde devletçiklere bölünme hayalleri ve planlarıyla çığlık çığlığa...


Anadolu işgal altında...


"Dün;

Hükümet âciz, haysiyetsiz ve korkaktı!...

Devlet içten ve dıştan çökertilmeye çalışılıyordu.

Yabancı memurlar ve ajanlar yurdun her yanında faaliyette idi!..

"Demiryolları bizim değildi!

Kömür, şehir ışıkları ve suları, rıhtımlar, limanlar bizim değildi!

"Bu memleketin size ait olduğunu söylüyorsunuz. Neniz var bu topraklarda?" deseler, öz canımız ve camilerimizi gösterebilirdik!

Değil bankamız, bankalarda çalışan Türk memuru yoktu!

İtalyan, Balkan, 1. Dünya Harbi ve Kurtuluş Savaşı sırasında iç ve dış tahriklerle irili ufaklı 60 kadar isyan olmuştu!


Padişah, halife, vezirler ve paşalar millete ihanet etmişlerdi...


Nice edebiyatçılar, şairler halka sövmüşlerdi.." İşgal ve Direniş, Hulki CEVİZOĞLU


Ve...

19 Mayıs 1919 Sabahı,


Mustafa Kemal Paşa Samsun'da...



Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

14 Ocak 2011 Cuma

Önce Çam, Sonra Çan mı?

















"Düşmanım dost olacağına, düşman olsun daha iyi." BİAS





"Taksim Gezi Parkı'nda reklam için kullanılmak üzere 18 metre uzunluğunda ve 6 metre genişliğinde metal çam ağacı yapılıyor.
Avusturyalı bir şirket tarafından yapılan metal çam ağacı, ışıklandırılarak reklamlar için kullanılacak. Metal çam ağacı, 8 günde tamamlanarak hafta sonu açılacak.

(...)

Metal çam ağacının yapımını şaşkın bakışlarla izleyen bazı vatandaşlardan, "Hiç güzel görünmüyor. Gerek yoktu" derken, bir vatandaş da, "Doğayı araçlaştırıyorlar. İnsanları araçlaştırıyorlar. Bu türşeylerden utanıyorum" dedi." Beyaz Gazete, 12 Ocak 2011 IHA



Batılıların sembollerle yatıp, sembollerle yaşadıkları gün gibi ortada. Onlar, sembollere çok önem veriyorlar... Zira bunu anlamak zor değil. Mesela izlediğimiz bütün Batı kaynaklı dizilerde ve filmlerde bunu çok rahat görebilmemiz mümkün. Onların tek ortak paydaları da bu olsa gerek... Bunun üzerinden dayanışma ve birliktelik sağladıkları için semboller onlar için "güç" kaynağı da diyebiliriz. Peki bunun konumuzla "ne alâkası var?" derseniz, çok alâkalı olduğunun altını çizmek isterim. Ayrıca bu sayede misyonerliği daha hızlı ve en yaygın şekilde sürdürebiliyorlar


Bundan kısa bir süre önce, Gazeteci Yazar Hulki CEVİZOĞLU köşesinde konuya ilişkin saydığım çarpıcı bir yazı yazmıştı. Zira yazısında, bizzat "gözlemlediği" resimlerini Burj Al Arab otelinin deniz cephesinden bakıldığında görülebilen dev haçın dikilmiş olduğuna dikkat çekiyor olmasıdır. Üstelik bahis konusu haçı diken kişi, yani "mimarı bir İngiliz’miş. Ülkesine döndükten sonra söylediği “ilk” söz, “Müslüman ülkeye dünyanın en büyük haçını diktim” olmuş.
(...)
Karadan ve yanlardan baktığınızda otel bir yelkene benziyor. Halkın görmediği deniz cephesinden bakınca gerçekten tam bir haç." H.C. Yeniçağ, 28 Kasım 2010


Konumuza tekrar dönecek olursak, "Taksim Gezi Parkına reklam kullanmak için 18 metrelik metal çam ağacı yapılıyor..." haberiyle ilgili değerlendirmeye devam edelim:

İstanbul Taksim Gezi Parkı gibi gözde bir yere, "noel ağacı" izlenimi veren bir Hıristiyanlık sembolünün gözümüzün içine baka baka dikilmek istenmesi, neyin nesi oluyor?" diye sorgulamak istiyorum!

Ama olsun; yine de bizi ayakta uyutarak (!) bir dizi kılıf mahiyetindeki beyanlarıyla halkımızı oyalama peşindeler işte. Neymiş efendim "reklam amaçlı"ymış!!! Hadi oradan...


Öte yandan evet, ortada gerçekten bir reklam var var olmasına da, ama bu reklam, hem dini anlamda, hem de haçlı sermayenin allanarak pullanarak milletimize yutturma anlamına gelen bir dizi kandırmacadan ibaret...


İyi de burası MÜSLÜMAN bir ülke!!! Biz Hıristiyan hiç değiliz ki onların adetleriyle yaşayalım! O halde bu durumda, ne zamandan beri noel ağacıyla insanlarımızı motive etmeye başladık diye sormazlar mı adama?!

İnanılır gibi değil...

İnsanın isyan edesi geliyor... Zira bu zihniyet değilmidir ki minareyi yasaklayan!
Bu zihniyet değilmidir ki kutsal değerlerimizi birbir aşağılamaya çalışan!

Görünen o ki... Kapitalizmle emperyalizm el ele vermiş, Müslüman kimliğini, haçlı kimliğine "büründürmek"yolunda ant içmiş!

E o zaman; perde önünde evliya, perde arkasında eşkiya kesilen zihniyetin bu yaptıkları faşizanca küstahlıklarını unutuyorlar ve kendi evimizde bizi yabancılaştırıyorlar...

Sonra da "dünyanın en büyük haçını Müslüman ülkeye diktim" diye övünerek haykıran zihniyetin bir kolu da, "İstanbul'a en büyük Noel ağacını diktim" diyerek, efelik taslamaya devam edecekler, öyle mi?!..

Bu davranıştan yola çıkarak anladığım yegane sonuç; insanlarımızı mümküm olduğunca önce kimliksizleştirmek, ardından da ruhunu ele geçirmek!


Sevgi ve saygılarımla!



NOT: Konuya ilişkin ilgili firmanın -20 Ocak 2011 tarihli- söz konusu beyanla ilgili şahısın, tamamen hayal ürünü olduğu yönündeki uyarılarını aynen buradan paylaşmak istiyorum. Saygılarımla, T. G.


Merhaba Tülay Hanım,

Biz haberin kaynağı olan ağacı projelendiren firmanın halkla ilişkiler ajansıyız daha öncede yazdığım gibi, o yüzden bizdeki bilgiler gerçek bilgiler ve demecine yer verilen kişi tamamen hayal ürünü… Haberi hangi tv kanalında gördüğünüzü belirtirseniz sevinirim, onlarla da irtibata geçmek isteriz. İlgili yazıdaki değişiklikleri yaparsanız çok seviniriz, okuyucunun yanlış bilgilendirilmesini ve yönlendirilmesini istemeyiz. Bu proje Beyoğlu Belediyesi’nin hayata geçirdiği bir proje… Dolayısıylaa hiçbir dini ya da siyasi görüşün simgesi kesinlikle değildir. Konuyu dikkatinize sunarım…

Saygılar

Bilgen Gülmez


Sayın Yetkili,

Haberin kaynağını öncelikle bir televizyon haber kanalının alt manşetinden öğrendim. Ve dikkatimi çeken bu haber üzerine daha sonra internet üzerinden araştırma yaptığımda Beyaz Gazete'den haberin devamı hakkında bilgi edindim. Ki, bu haberi kısmen sayfamda da aynen aktardım. İlgili haberin linkini aşağıda size iletmeyi ihmal etmek istemedim. Tabii sizin de haberin kaynağına mutlaka ulaştığınıza inanmaktayım... Saygılarımla, Tülay GÜRDAL


htmlhttp://www.beyazgazete.com/haber/2011/01/12/taksim-e-18-metrelik-metal-cam-agaci-yapiliyor.html


Sayın Gürdal,

Daha önce “Önce çam, sonra çan mı” başlıklı yazınızda geçen, halkla ilişkiler çalışmalarını yürüttüğümüz MK Illumination firmasının adının geçtiği haber yanlış bilgi ve isim içermektedir. İlgili haberi aşağıdaki linkten takip edebilirsiniz… Haberde yer alan “Biga Luccia” adındaki şahısın MK Illumination ile uzaktan yakından ilişkisi olmadığı gibi demeç veren böyle bir şahıs da ortada yoktur. Proje yılbaşı konseptli olmadığı gibi bütün bir yıl meydanı süsleyecek şekilde tanıtım amaçlı kullanılmaktadır. Ekte bilginize marka ve çalışma ile ilgili birebir firma tarafından hazırlanan bilgi ve görselleri dikkatinize gönderiyorum. Doğru bilgilerin yayınlanmasını önemle rica ederiz.

İyi çalışmalar…

http://tulaygurdal.blogspot.com/

Saygılarımla,

Bilgen Tabanlı Gülmez

NAR PR HALKLA İLİŞKİLER