Avrupa Parlementosu’nun
"Türkiye askerlerini Afrin’den çeksin"...
"Kararda, Türkiye'nin Afrin bölgesinde yürüttüğü Zeytin Dalı operasyonunun "Suriye'de çatışmaya yeni bir boyut eklediği", bu ülkedeki "hassas iç dengeler ve çözüm çabaları üzerinde olumsuz etki yarattığı" ve "ek insani kaygılar" gündeme getirdiği dile getiriliyor."
Vay arkadaş...
Irak'ta bir milyon insanı öldürürken neredeydi bu "insani kaygılar" çağrısı?
Dolayısıyla
Avrupa Parlâmentosu denilen şey, Turkiye'nin toprak bütünlüğüne nasıl saygı duyduklarını(!) boş laflar çerçevesinde dile getiren bu
zevatlar topluluğu,
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bölmek isteyen kim varsa onları sürekli koruyup kollayan, besleyen ve hatta üzerimizde sürekli baskı uygulamaya çalışan ve de sürekli "endişelenen" bürokratlar silsilesinden başka bir şey değil!
Ve bunların, "sorun", "derin kaygı" diye önümüze sundukları her bir şey, işte o "sorun" veya "derin kaygı" ifadelerine yüklenen derin anlamları iyi anlamaktan geçmektedir.
Bu bağlamda...
* Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının % 37’sini yasa dışı bir biçimde işgal etmektedir. Tarih, 10 Şubat 2000
* Avrupa Parlâmentosu, Türk Hükûmeti'ne Kuzey Kıbrıs’taki işgal güçlerini geri çekme çağrısında bulunur. Tarih, 15 Kasım 2000
Hal böyleyken her fırsatta pervasızca tekrarlanan "Kıbrıs sorununu çözün!" ifadesinin karşılığı "Kıbrıs’tan çıkın" küstahlığında olduğu gibi...
Bugün vatan sınırlarımızda emperyalist emelleri uğruna, yeni devlet kurmanın hayalleriyle ülkemiz parçalanmaya çalışılsın, bize de "Afrin'den çıkın" talimatı verilsin,
öyle mi?
Dahası coğrafyayı ele geçirmek üzere kanlı bölünmelere yol açacak felaketlerin önüne geçmek amacıyla, Mehmetçiklerimiz, Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak için kan dökerken, bu mücadeleden endişelenen, dolayısıyla da "derin kaygı"ları neticesinde, "Afrin'den çıkın" küstahlığına boyun eğelim,
öyle mi?
Demem o ki...
Coğrafyamız üzerinde ilgili olan her konuşma veya yazıda sık sık tekrarlanan "sorun" "kaygı verici" cümleleri,
ABD ile AB’nin Batı Asya’da (onların söylemiyle Orta Doğu'daki) ve bağlantılı olarak
Akdeniz'de emperyalist emelleri doğrultusunda (bölgeye yerleşerek coğrafyanın yer altı ve yer üstü zenginliklerine egemen olmak ve Türk ulusunu paramparça etmek üzere)
dünya siyasetine yön vermektir.
Hal böyleyken...
Vallahi geçenlerde dinlediğim ve çok hoşuma giden bir şarkı aklıma geldi;
Bir ateş ki yandı bir kez söndüremezsin
Kalbimdeki yangını sen söndüremezsin
Ben yolumu seçtim artık döndüremezsin
Ne desen ne yapsan kandıramazsın
İş işten geçti çoktan kandıramazsın
Anladın değil mi!
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)