arap baharı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arap baharı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2016 Perşembe

Sevgili Federica...






Sevgili Federica Mogherini,

Basından öğrendiğimize göre, Belçika'daki tedhiş saldırılarına ilişkin değerlendirme yaparken, gözyaşlarınıza hakim olamayıp ağlamışsınız. Lütfen o kıymetli gözyaşlarınızı boşa akıtmayınız! Zira bu anlamda bütün küresel güçler bir oldunuz  "Arap Baharı" diye adlandırdığınız "kara kış" senaryosunu hep birlikte YAZDINIZ. Birlikte tedhiş örgütlerini eğitip, birlikte ağır silahlara varana kadar tedhişçileri donattınız. Dolayısıyla... bu gözyaşlarınıza kıyamadığımız için, topunuza teessüflermizi iletirim.


Bölgemizi cehenneme çevirdiniz. Gizli gizli çeşitli tedhiş örgütlerini ince ince planlayarak, dünyanın dört bir yanından nerede cani varsa bulup bu bölgeye doldurdunuz. Sonra ellerinizi ovarak olacakları "kristal fanus" olarak gördüğünüz Avrupa'daki "sırça köşk"lerinizden izlemeye başladınız.

İpler elinizde istediğiniz gibi dünyayı şekillendirmek üzere "kristal fanus"unuz dışında her yeri kan gölüne çevirdiniz. Yetmedi milletleri tarihin en büyük "kavimler göçü"ne zorladınız, tarihin en  cani cinayetlerine çanak tuttunuz.

Zira Ege, Ege olalı böyle bir zulme tanıklık etmemiştir. O güzelim denizi kanlı cinayetlerinize alet ettiniz. Hiç şüpheniz olmasın ki gelecekte Akdeniz'e açılan "Ege Denizi" korku ve dehşet film ve romanlarına birinci derecede senaryo olmaya aday. Güzelim Ege'yi kum'u ve güneş'i ile anmak yerine dibinde balıklara yem olan "cesetler"iyle anılacak hale getirdiniz.




E, bu da sizin "şan"ınızı artttıracaktır... Vallahi "Drakula" oldunuz, haberiniz olsun!

Dolayısıyla bölgenin cehenneme çevrilmesi ile hakikaten "her yer demokrasi", "her yer özgürlük" oldu, ellerinize sağlık, "müteşekkiriz"... 

Haa, bu arada bölgede ateş büyüdükçe sizin "kristal fanus"unuz da  kotrolünüzden çıkarak, bir anda  tuz buz oldu. Vallahi kendi vatandaşlarınızı da uyuşturdunuz! Eh... artık onların da uyanma vakti geldi...  Gerçi koskoca  AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi olarak sizin o kıymetli gözyaşlarınız karşısında uyanmaları biraz gecikse de, inanınız bana, sayın masum ahaliniz er geç gerçeği yakından göreceklerdir.



Hani sizin  o yürekli ünlü düşünür Stéphane HESSEL'in dediği gibi...

"İnsanı kızdıracak nedenler, bugün o kadar açıktan görülecek gibi değiller -dünya çok karmaşık bir yer haline geldi. Kim emrediyor, kim karar veriyor? Karşı karşıya kaldığımız etkiler arasında ayrım yapmak artık o kadar kolay değil. Yapıp ettiklerini hemen anlayabileceğimiz küçük bir üst tabakayla karşı karşıya değiliz. Dünya büyük. Karşılıklı bağımlılıkları ve hayatın aykırı bağlarını, hiç olmadığı kadar hissediyoruz. Bu dünyanın dayanılmaz hale geldiğini anlamak için dikkatli bakmak ve aramak gerekiyor." Stéphane HESSEL



Evet, Sevgili Federica vallahi benden söylemesi. Zira bizde bir söz var:

"Takke düştü kel göründü"


Dolayısıyla...

Hadi kolay gelsin...

Sevgilerimle. TÜRK vatandaşı, Tülay


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

22 Haziran 2015 Pazartesi

Du Bakali N'olecak



"Türkiye, Avrupa’nın "en huzursuz" ülkesi 

Ekonomi ve Barış Enstitüsü dünyanın en huzurlu ülkeleri sıralamasını yayımladı. Raporda, Türkiye Avrupa ülkeleri arasında 36. ve son sırada yer alırken dünyada ise 162 ülke arasında ancak 135'inci oldu." 22 Haziran 2015

Du bakali n'olecak

Aziz Nesin'in kısa hikayesi, özünde olaylar karşısında katılımda bulunmak veya bir şeyler yapmak  yerine, "bakalım şimdi ne olacak?" bekleyişindeki halkların durumunu hicveder

Dolayısıyla...

E adamlar ellerinden geleni yaptılar. Biz hâlâ mutluluğu bulamadık!  Onun için,  elin adamı ne yapsın? Haklı valla... özellikle bölgemize "barış",  "demokrasi", "özgürlük" getirmek için çırpınıp durdular...

N'apsınlar...

Yüzyıllık projelerini uygulayabilmek için her bir şeyi yaptılar, seyrettik..

Yok "Arap baharı" dediler,  seyrettik..

Yok "turuncu devrim" dediler,  seyrettik..

Yok "tehlike, yeşil kuşak" filan dediler,  seyrettik..

Yok "AB süreci" dediler, seyrettik..

E maazallah hepsini uyguladılar..

Biz hepsine de, "du bakali n'olecak" dedik..

Bombaların patlamadığı yer kalmadı..

Her yer savaş, her yer ceset...

E baktılar ki hâlâ biz, "kıymet kadir" bilmiyoruz...

N'apsınlar... bu defa da "iyi niyet elçisi" artist Angeline Jolie'yi devreye soktular.. Ki,  sırf biz mutlu olalım diye.. Valla başka bir niyetleri yok.. "İyi niyet elçisi"  işini gücünü bıraktı, fellik fellik bölgeyi gezdi, geziyor...



Sırf o "güzel yüzü"nü biz  "mutlu bahtiyar" olalım diye, bizden mahrum bırakmadı, bırakmıyor... Kadın cevval... ameliyat oldu, hasta haliyle teee oralardan buralara canhıraş koşuşturuyor.. 

Onun içindir ki...  "iyi niyet elçisi" nereye gitse, hemen ardından ülkelerin (Irak, Suriye, Libya, Afganistan, Mısır...) ocağına incir ağacı dikiliyor, bombalar patlıyor, cesetler havada uçuşuyor...

En son Angelina Jolie, ülkemizde görüldü... 



E bundan da mutlu olamadıysak...

El âlem ne yapsın?

Anketler nasıl sonuç çıkarsın..

:)


Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

20 Şubat 2014 Perşembe

Rus Kışı Sert Olur!

















Avrupa "bahar"ı başladı...

Avrupa ve Amerika'nın estirdiği "bahar", var gücüyle esmeye devam ediyor...

Kiev savaş alanı... 

Ölen ölene...

Efendim neymiş? 

Ukrayna AB ile ortaklık anlaşmasını imzalamayı reddetmişmiş

Bunun üzerine gelişmeler diğer "bahar"lar gibi oldu. Malum "Arap baharı"nı biliyoruz... Onun için onların istediği yönetim olmazsa... Anında o yönetim "tukaka" ilan ediliyor.


AB ve ABD protestolara karşı yürürlüğe giren yeni "katı yasaları" (katı yasalar: onlardan olmayana yaşama hakkı tanımamanın bedeli olarak ülkeleri iç savaşa sürüklemek oluyor) kınayıp yeni kanunların Ukraynalıların "demokratik" arzularına uyumlu olmalarını istiyorlarmış..

AB'ye sormak gerekir:

Bulgaristan AB'ye girdi de ne oldu? Daha onu sindirememişken ve de kendi bünyenizdekiler dağılmanın eşiğine gelmiş, iflas bayrağını çekmişken... Ukrayna'da neyin nesi oluyor?


AB bir araç, asıl amaç; ülkeleri kendilerine bağlayarak, zenginliklerini sömürmek.

Görüldüğü üzere emperyalistler, kendilerinden olmayan hiç kimseye hayat hakkı tanımıyor!!!

Öte yandan protestocuların arasına paralı provakotörlerin olduğu iddiaları ortadayken, daha çok ülkelerde "bahar" esintilerini görmeye devam edeceğimiz kesin.

Demem o ki..

"Bahar"ın uğradığı yerler "kara kış"a teslim oluyor olmasına da, 

Ama bu defa doğası gereği kara kış içinde yaşayan Ruslar, "kara kış"ı teslim alabilir...



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

8 Ocak 2014 Çarşamba

Pandora'nın Kutusu



















"Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müridler ve meczuplar ülkesi olamaz. En gerçek, en doğru tarikat uygarlık tarikatıdır. Uygarlığın emir ve gereklerini yapmak, insan olmak için yeterlidir." ATATÜRK


"ABD’nin 2011'de çekildiği Felluce’nin kontrolü, El Kaide’nin bölgedeki uzantısı ISIS’e geçti. Halkı kent merkezine toplayan örgüt, Şeriat devleti ilan etti. Çatışmalar yüzünden binlerce kişi kenti terk ediyor." 6 Ocak 2013


Bölgenin üstüne kara bulutlar çöktü. En gözde ülkeler bile savaşın bir ucundan işin içine çekilmeye çalışılıyor. Senaryoların bini bir para..
"Arap baharı" yerini "kara kış"a bırakırken "özgürlük", "adalet", "demokrasi" bahane, olay şahane(!)...


İslâm coğrafyasında yaşanan bu savaşların arasında bugün Atatürk'ün üstünlüğünün ve laikliğin öneminin  üzeri örtülemeyecek kadar ortada.. Zira laikliğin insanların gerçek anlamda din hürriyetini koruduğunu anlamak ve görmek için Atatürk Cumhuriyeti ile bölge ülkelerini karşılaştırdığımızda, yaşanılanlar yeterince her şeyi anlatıyor...

"Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse hiçbir kimseyi, ne bir din, ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayabilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz." Atatürk, 1930

"Radikal İslâm"cıların vahşeti bölgeye hızla yayılırken, sınırlarımıza kadar dayandı.


"Biz ilhamlarımızı, gökten ve gaibden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt bağrından çıktığımız Türk Ulusu ve bir de uluslar tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığmız sonuçlardır." Atatürk

Demem o ki... 

Atatürk Cumhuriyeti'nin  bölge üzerinde parlayan bir yıldız olmasındaki en önemli unsurlardan birisi laiklik ilkesidir!

Bu anlamda Batılı güçlerde   dinsel  kökenli bir tek mezhepsel savaş yok... Zira onlar 1600'lü yıllarda bu işi (mezhep savaşlarını) çoktan bitirdiler... O halde onların yüzyıllar önce bitirdiği bu kanlı savaşların bir benzeri şimdi  İslam coğrafyası üzerinde uygulatılıyor... Arap Yarımadası kan gölü.. Bu savaşlardan uzak kalmamızın tek sebebi, Atatürk Cumhuriyeti'dir... Yani "Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir" felsefesi.  

Dolayısıyla ulusumuza barış, huzur ve birliktelik sağlayan  laikliğin yıpratılması  demek, elini ovuşturarak bekleyen haçlı emperyalist güçlere karşı vatan topraklarımızda ve dolayısıyla coğrafyamızdan dünyaya... Pandora'nın kutusunun açılması demektir.

Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)


Not:

"Yunan mitolojisinde ilk kadın, Zeus tarafından insanlığı cezalandırmak için hazırlandığına inanılırdı.
Efsaneye göre, Zeus kendinden ateşi çalıp insanlara veren Prometheus'un kardeşi Epimetheus'a balçıktan yapılmış tanrısal güzellik ve zekaya sahip Pandora'yı eş olarak gönderir. Epimetheus kardeşinin tüm uyarılarına karşı Pandora ile evlenir. Zeus, Pandora'ya evlilik hediyesi olarak topraktan yapılmış, çömlek benzeri bir kutu hediye eder ama bu kutu asla açılmamalıdır. Bir süre sonra merakına yenilen Pandora, kutuyu açar ve içinden tüm kötülüklerin dünyaya yayılmasına neden olur. Son anda kapattığı sandığın içinde ise geriye sadece umut kalır." Alıntıdır

15 Ekim 2011 Cumartesi

Magna Carta'dan Wall Street'e














"Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!" Hümeze Sûresi, 1-2. Ayet



"Londra'nın ünlü Trafalgar Meydanı'nda toplanan binlerce savaş karşıtı gösteri düzenledi.

Sayıları binleri bulan protestocular, 'Savaşı durdur', 'Emperyalist savaşlara son', 'Filistin'e özgürlük', 'Caremon git', 'Afganistan'dan çık' yazılı döviz ve pankartlar taşıyor.

Çıkan olaylarda çok sayıda kişi gözaltına alındı." 8 Ekim 2011, Alpaslan DÜVEN/ LONDRA, (DHA)



"Arap ülkelerinde başlayan isyan hareketleri, Tunus Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali, Mısır lideri Hüsnü Mübarek ve Libya diktatörü Muammer Kaddafi’nin devrilmesine yol açmıştı. ABD Başkanı Barack Obama, bu ülkelerdeki isyanlara hep en güçlü desteği verirken, şimdi benzer bir protesto dalgası kendi yönetimine karşı başladı.

Hareket temelde Amerika’nın son ekonomik krizine, tehlikeli ve riskli politikalarıyla büyük oranda neden olan ve sonunda ise ABD hükümeti tarafından borçları ödenerek kurtarılan Wall Street banker ve “oyuncularına” karşı. Bu oyuncuların, devlet tarafından ‘kurtarıldıktan’ sonra bir süredir yeniden çok para kazanıp, milyarlarca dolar bonus dağıtmaya başlaması, buna karşın halkın ya evlerini kaybetmiş veya derin kredi borçları altında yüzmeye devam etmesi protestoya katılanların dile getirdiği en ciddi adaletsizlik vurgusu." 3 Ekim 2011



"Aylar önce duyurulan ve "paranın Washington'daki temsilciler üzerindeki hakimiyetinin sona ermesi" amacıyla gerçekleştirilen Wall Street işgali, 17 Eylül 2011, Cumartesi günü, yaklaşık 5000 eylemcinin katılımıyla başladı. Manhattan'ı "Amerika'nın Tahrir Meydanı"na dönüştürmeyi amaçlayan işgal eylemi Barcelona ve Tel Aviv'de olduğu gibi şiddetsiz eylem prensibiyle örgütlendi.

Wall Street İşgali lidersiz bir direniş hareketi, ilk olarak 13 Temmuz'da Adbusters dergisinde yayınlanan bir afişle duyurulan eyleme ülke çapında pek çok grup destek verdi. Eylemin resmi web sitesinde yapılan açıklamada "Ortak tek noktamız var o da nüfusun %1'lik kesiminin hırsını ve yozlaşmasını daha fazla tolere etmeyecek olan halkın %99'luk kesimi olmamız." denildi. Hacktivist Anonymous grubu da eylemde OccupyWallStreet pankartı ile yer alıyor. Grup ayrıca kısa bir çağrı videosu yayınlayarak hareketin Japonya, İsrail, Kanada ve Avrupa ülkelerine de yayılmasını sağladı." 25 Eylül 2011


Netice itibariyle olaylarda binlerce kişi göz altına alındı!!!


Demek ki neymiş?

"Nüfusun yüzde birlik kesimin hırsını ve yozlaşmasını daha fazla tolere etmeyecek olan yüzde doksan dokuzluk kesimi olmamız"mış!!!

Ben demiyorum valla, Amerikalılar söylüyor...

Kime söylüyor?

"Wall Street"e...

"Wall Street" kimleri temsi ediyor?

"Wall Street, ABD'de, New York kentinde, Manhattan'ın güneyinde, ülkenin önde gelen bazı finans kuruluşlarının toplandığı sokak.
Refah dönemlerinde ise kısa sürede zengin olmanın yolunu simgeler hale geldi.1929'da ABD menkul kıymetler piyasasının çökmesinden sonra da ekonomiyi altüst edecek kadar güçlenmiş olan vurguncuların kalesi olarak görülmeye başladı." Wikipedia

Demem o ki...

İngiltere, Amerika, Fransa, Yunanistan... Bütün buralar, tıpkı "Arap baharı" diye nitelendirilen bir halk ayaklanması ile karşı karşıya...

Yok aslında birbirinden farkları...

Zira hepsinin niyeti ve amacı ortaktır. Kan, gözyaşı, açlık ve sefaletle yoğrulmuş insanların evrensel çilesidir bugün dünyada yaşananlar...


Yani bir tarafta bir lokma ekmeğin peşinde çırpınan insanlar, diğer taraftan da insan gibi yaşamak isteyenler... Zira bilinen acı gerçek; gelir dağılımındaki adaletsizlik ve aradaki uçurumun çığ gibi büyümekte olması...


Bu sebepledir ki halklar, bu sosyal adaletsizliğin giderilmesini ve gelir dağılımının eşitlenmesini istiyorlar... Kimsenin kimseye (halk düzeyinde) de düşmanlık istediği falan yok aslında!!! Oysa savaş çığırtkanlığı yapanlar ve düşmanlık yaratanlar da yine bu "yüzde bir"lik kesimden ibaret!!!


İşte dünyada başlayan ve bizim de buna "BATI BAHARI" diye benzeteceğimiz isimden yola çıkarak kah "Arap baharı" olsun, kah "Batı baharı" olsun tek istekleri doymak bilmeyen açgözlü "para babaları"nın gerçeği bir an evvel görüp gidişata "dur" demeleridir!

Yine hazır yeri gelmişke biraz da "Magna Carta"dan da söz edelim istiyorum:

1215 yılında kabul edilmiş İngiliz belgesine denilen Magna Carta, bugünün anayasal düzenine kadar var olan tarihi süreçlerin en önemli yapı taşlarından biridir.


Kralın yetkilerini kısıtlayan ve "kanunlara uygun davranılmasını, hukukun kralın arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesini zorunlu kılan" bu "sözleşme("Büyük Özgürlükler Sözleşmesi")"nin 39. maddesine göre (ki günümüz -evrensel- hukuk sisteminin temeli bununla atılmıştır);

"Özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır"


"İnsan hakları" çığırtkanlıkları yaparak onun bunun başına çullanıp, bombalar yağdıran "yüzde bir"lik egemen güçler; ne yazık ki işlerine gelmediği takdirde kendi insanlarına dahi hiç tereddütsüz şiddet uygulayabiliyorlar...


İyi de hukuk tanımamazlık daha nereye kadar devam edebilir ki?!

Hem, 1200'lü yıllarda dahi, açıkça hüküm süren kralın yetkileri o şartlarda bile kısıtlanıyor iken...

21. yüzyılın maskelenmiş "yüzde bir"lik egemen gücü olan "krallık"ın zorbalığını ise, günümüzde ancak bu şekilde, yani kendi iç kamuoyunun baskısıyla ortaya çıkarmak mümkün olabilecektir!

Eee, n'oldu şimdi?

"Demokrasi" görünümünde yaşanılan "krallık", kendisini saklayamaz duruma düştü!!! Yani amiyane tabirle; "şapka düştü, kel göründü" artık.

Bir de evrensel anlatımla "yüzde bir"lik krallara; kıssadan hisse diyelim:

Bu defa çocuk değil, büyükler "kral çıplak!" diyor, haberiniz ola... :)

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Demografiyi "Demokrasi"yle Islah Etme...






"Üç şey ortaktır: Su, ateş, mera. Bunlardan alınacak bedel de haramdır." İbn Abbas'tan: Kütüb-i Sitte; hadis, 772




"Dünyada ve dünya milletleri arasında sükun, huzur ve iyi geçim olmazsa, bir millet kendisi için ne yaparsa yapsın, huzurdan mahrumdur." Atatürk




"Arap Baharı" denildi...

Kuzey Afrika'dan başlayarak Arap Yarımadası'na dalga dalga yayılan halk isyanı... Çıkartılan kargaşayı kontrolleri altına alamadıkları bölgelerde "iç savaş"ı tetikleten Batılı emperyalist güçler...

Şimdilerde ise bizim de İspanya, Yunanistan, İtalya ve İngiltere'de başgösteren ayaklanmaları olsa olsa "Avrupa Baharı" diye adlandırmamız gerekiyor sanırım.

Öyle ya...

Batılı emperyalist güçlerin, Doğu'nun zengin kaynaklarına sahip olabilmesi için araç olarak kullandığı demografiyi, "demokrasi"yle ıslah etme çabalarının beraberinde "halk ayaklanmaları" olarak ortaya çıkarıp ardından, kontrol altına aldıkları veya almaya çalıştıkları her yerde, "diktatör" çığırtkanlıkları yapıyorlar... İyi de o vakit adama sormazlar mı, "o diktatörleri zamanında iş başına getirenler kimlerdi?!".. diye.

Ha bu arada sorması ayıp, kendileri de dünyanın jandarmalığına soyunarak bu şekilde diktatörlük yapmıyorlar mı?!

Neyse...

Doğuda hal böyleyken, batıda Yunanistan'dan başlayan Avrupa Baharı şimdilerde İngiltere'yi kasıp kavuruyor...


Pekii; bugün dünyanın jandarmalığını yapanlar, İngiltere'nin çıkan isyana karşın bir dizi önlemler arasında, "ohal" ilan etmeler, efendim bizzat İngiltere başbakanının çocuklar için, olaylara karışanlara sert önlemler alınacağının beyanatını vermeleri ve dahalarıyla ayaklanmayı bastırmaya yönelik "tedbir"leri, neden Doğulu ülkelerde "mübah" görülmez ki?!..



Hatta buralarda "masum" olarak gösterilmeye çalışılan kışkırtıcıların elinde her nasılsa ağır silahlara kadar varan desteği bizzat kendileri verirken... Niçin göstericilere (kışkırtıcılara) İngiltere'deki gibi yaptırımlar uygulayan devletler eleştirilir? Ve bununla da kalmayıp ülkelerin içişlerine müdahale edilmesi tehditleri savrulur?


En önemlisi de asıl hedefleri olan işgallere yol açmak için Batılıların bu bahaneleri kullanarak, ülkelerin başına bombalar yağdırması diktatörlüğün en âlâsı değil de nedir?



Demem o ki... Suriye, Mısır, Lübnan... Ayaklanma olunca "yönetimler istifa"... Hatta bu isyanlara karşı ülkeler tedbir alınca konu "insan hakları" ihlali oluyor... İngiltere'ye gelince göstericilerin bastırılması için her şey serbest oluyor, öyle mi?!!


Batı'nın ve BM'nin ikiyüzlülüğüne pes demekten başka bir şey diyemiyorum.


Ve bu durumu görmek istemeyenlerin daha ne kadar gözlerini kapamaya devam edeceklerini de doğrusu merak ediyorum...

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)