heyecan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
heyecan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2022 Cuma

KARA DELİK

 



Sevgili Samanyolu Galaksi'mizim sevimli Kara Deliği,

Biliyorum, hayâlimizin ötesinde uzaklıkta ve bir o kadar da  büyüksün. Ama yine de senin varlığını keşfetmek, hissetmek insanlık ve bilim adına inanılmaz güzel ve heyecan verici keşiflerden biri.

Sayın Kara Delik, şimdi senin her şeyi yutan emiş gücüne karşın bizim elektrik süpürgesi kadar bile sayılmayacak ve de fiziksel gücü olmayan, ama gericiliğin müthiş yutan gücüne eşit  "ortaçağ dünyası"nın olaylarını anlatmak ve sana tanıtmak istiyorum:

Bizim "astrofizikçi aydın"larımız senin kozmik'liğin karşısında eline su dökebilir mi? Valla bilemeyeceğim... ama bildiğim o ki, kendilerini her şeyin üstünde gören bu arkadaşlar, nelerle uğraşıyor bir bilsen...

Mesela, 

Sütyensiz sokakta gezilebilir mi? Şayet gezilirse ne kadar "ceza"sı var?

Fantezi giysilerle sokağa çıkılabilir mi? Şayet çıkılırsa bu kanunen "suç" sayılır mı?

Sütyenle giyilen transparan giysilerle dışarı çıkarsan ekstra "tahrikten" ne kadar "ceza" alırsın? Veya kaç yıl yatarsın?

İşte böyle sayın Samanyolu Galaksi'sinin sevimli Kara Delik kardeşim,

Senin bize verdiğin o müthiş, heyecanı bizim karadeliğimizle kıyaslarsak, valla  sen "solda sıfır" kalırsın! Dolayısıyla sen mi bizi yutarsın, yoksa bizim karadelik mi bizi yutar?!..

Demem o ki...

İnsanlık adına dünya gündeminin bu heyecan verici bilimsel gelişmelerle yoğrulması gerekirken... 

Bir dünyaya bakıyorum, sonra bir de bulunduğum coğrafyaya bakıyorum... 

Offf!.. oofff!

Sahi... 

Dünyanın ilk romanı olarak bilinen, "Genji'nin Hikâyesi" adlı romanda, Genji ve ailesinin kültürel değerlere önem verir gibi görünmesinin arkasında aslında, cinsel isteklerinin tutsağı olmalarına dikkat çekerek psikolojik değerlendirme yapıldığını duymuştum...

Nedense aklıma geldi işte.


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

27 Haziran 2011 Pazartesi

Bir Yılın Muhasebesi...
















"Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan da zevk almazlar."



Bir ders yılını daha geride bıraktık... Galiba benim için bu yıl her bakımdan yoğun ve heyecanlı geçti. Zira bu yılın ortalarında sınıfıma "Sevgi evleri"nden gelen ve bir hayli sıkıntılı davranışlara sahip hırçın bir öğrenciyle tanıştık...

Fatih, zor bir çocuk...

Onunla her alanda büyük mücadeleye girdim... Onu anlamak, onun hislerini yaşamak en büyük isteğim oldu. Bunu başardığım andan itibaren gerisi kendiliğinden geldi...


Bu süreç zarfında sınıfımdaki bütün öğrencilerimin sahip oldukları olgunlukla, Fatih'in tüm olumsuz davranışlarını anlayışla karşıladılar. Hiçbir sorun çıkarmadan bana yardımcı oldular. Onlar, küçük bedenlerinde belki de yetişkin insanların dahi başaramadığı anlayışı ortaya koydular. O minicik kalplerindeki kocaman sevgileriyle inanılmaz olgunlıklarını, adeta birbirleriyle yarışırcasına sergilemeyi kendilerine görev edindiler.


Bu bilincin onların aslında toplum içerisindeki sorumluluklarının ilk adımı olduğunun farkında bile değillerdi... Zira onlar, Fatih'le birlikte hayatı tanıdılar ve hayatın gerçeklerini birebir yaşayarak öğrenmiş oldular...


Bütün bu gayretlerinin ne anlama geldiğini bile idrak edemeyecek kadar masum olan çocuklarım, kim bilir, benim Fatih'e gösterdiğim yakın ilgiyi zaman zaman çocuksu duygularının gerektirdiği ölçüde kıskanmış da olabilirler. Çünkü henüz daha çocuk sayılacak yaştalar... Kendilerine olan sevgimin Fatih'e kaydığını düşünerek, içten içe üzüldüklerini zaman zaman bana hissettirdiklerini biliyorum... Ve onlardan bugünden benim bu davranışımı anlamalarını fazlaca beklemiyorum, ama biliyorum ki yarın büyüdükleri zaman beni çok daha iyi anlayıp, kendileriyle gurur duyacaklar... Ben de onlarla ne kadar GURUR duysam azdır...

Bu şekerleri ben, çok seviyorum... :)


Bugüne kadar rapor dahi almadan sürdürdüğüm görevim esnasında, Fatih'le birlikte başlayan mücadele sürecimde 3 günlük rapor alma ihtiyacı hissttiğimi de belirtmeden geçemeyeceğim. Bu zaman içerisinde karşılaştığım sorunların çözümünde bakanlığımızın ilgisini bizzat yakından gördüm. Yine aynı yakınlığı devletimizin diğer kademelerinde de yaşadım. İşte bütün bunların da verdiği bir cesaretle Fatih'le olan ilişkimi öğretmenlik yaklaşımından biraz daha ileri götürerek, belki "anne" düzeyinde bir temasla yılmadan büyük kararlılıkla sürdürmeyi vicdani bir görev saydım.

Netice ise şimdilik harika...

Fatih artık diğer arkadaşları gibi davranışlar gösteriyor. O "sevgi"yle tanıştı... "Sevgi"nin aşamayacağı hiçbir engel yok... Bunu ben de bizzat yaşayarak öğrendim... "Sevgi"yi bugün maddi anlama indirgeyerek "tek taş"la fiyatlandıranların aksine "sevgi"nin sözle yaşanamayacak kadar etkileyici ve yüce bir duygu olduğunun altını çizmek isterim.




Öte yandan bu yıl, tüm bu koşuşturma arasında daha önce bu sayfamda belirttiğim üzere "SINIFÇA" adlı bir de dergi çıkardım. Sınfça büyük bir emek ile tasarladığımız ve hazırladığımız "SINIFÇA" dergimizin telaşesi de bambaşka bir heyacan oldu... Bununla da çok mutulu olduğumu bir kez daha belirtmek isterim...

Demem o ki... Düşündüm... Emek sarfettim... Koşuşturdum, biraz da yoruldum galiba... Ve bir dakikalık zamanımı bile mümkün olduğunca boşa geçirmeksizin dolu dolu bir yıl geçirdim. Tüm bunlar, bana insan olduğumu bir kez daha hatırlattı...

Önümüzdeki yıl, şeker şeylerle buluşmak üzere... :)

Son bir not; Fatih'i iki gün önce ziyarete gittiğimde iki sözünün arasında "Okul ne zaman açılacak? Bir daha ne zaman geleceksin?"...

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.