karizma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karizma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2014 Cumartesi

Şeyh Uçmaz Mürid Uçurur







"Sosyolojinin manifestosu" makalesini yazan   tanınmış Sosyolog Marcel MAUSS, antropolojik (Antropoloji; kültür bilimidir.) çalışması neticesinde o ünlü sözünü söylemiştir:

"Büyücüyü yaratan cemaatin kanaatleridir." 


"Müridi tarafından dolduruşa getirilen bir şeyhten ziyade, kişinin kendisinin var olduğunu iddia etmediği özellikleri, yetenekleri, erdemleri taraftarlarınca kişiye  atfetmesini ifade eder." Dolayısıyla kişiye atfen uydurulmuş, bu uydurma nitelikler toplum tarafından öyle bir  ortak gerçeklik kazanır ki.. artık hiç kimse  bunun dışına çıkamaz... Ve şeyhe, popüler sanatçıya, siyasetçiye.. toplumların inanılırlığı olmazsa, ne okuyup-üfleme, ne de karizma kalır.

Karizma; kişinin içsel özelliklerinden doğan nitelik  değildir. Bilakis kişisel niteliklerin dışında toplumun serhoşluk derecesinde yarattığı bir etkidir. Onun içindir ki, "karizma" sahibi olan serhoşluktan ayrılamaz.

Bu türden kişiler sayesinde toplumların analiz etmelerini, düşünmelerini otokontrolle engellemek için yalan-dolan üzerine kurulu "kutsal"laştırılma yoluna gidilir.  Dolayısıyla sorgulamadan uzak insanlar bunları göremez.. 

Sonuç olarak, toplumlar bu sayede ahlâk çöküntüsüyle birlikte yok olmaya mahkum olurlar!

Programında canlı yayına çıkardığı,  beş kez evlenen ve iki karısını öldüren  katil...

Kandan, cinayetlerden, göz yaşından, fakirlikten, sefaletten, duygu sömürüsünden ve de cehaletten beslenen...

Seda SAYAN...

"Sabah programında canlı bağlantı yapıyor...

"- Alooo...

-Alo iyi yayınlar.

-Sağ ol kimsin?

- Ben Mustafa. (Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül)

- N'aber lan Mustafa? 

- İyiyim.

- Nerden arıyorsun beni Mustafa?

- Şişli'den arıyorum.

- Ne iş yapıyorsun lan Şişli'de Mustafa? 

- Belediye başkanıyım!"

Allah aşkına.. bu konuşmaları hatırlamayanınız var mı?

Şimdi hangi aklı başında bir toplum, bu konuşmayı yapan kişinin, bırakın "ünlü" yapmayı, bir daha adını ağzına alır?

Dolayısıyla...

Bu cümleleri gülerek, eğlenerek, arsızca alkışlayan kim?

Pekii...

Aynı "Bacım" Seda'nın "konuğu" azılı katili keyifle alkışlayan kim?

Bir toplumda,

Erdemli olmak kabahat, 

Dürüst olmanın aptallık sayıldığı..

Kim, ne kadar rezillik yaparsa , bir o kadar da sevilen, sayılan oluyorsa.. 



Rezaletin seviyesi arttıkça... 

Ekranlar rezalete doymuyorsa.. 

Seviyesizlik, bayağılık prim yaptıkça, bunları yapanlar baştacı ediliyorsa...

Seda'da "halkının ablası" olmaktan duyduğu gururla ve arkasına aldığı destekle çıldırdıkça çıldırıyorsa...

Ve  bir türlü anlayamadığım ve göremediğim, ama buna mukabil o görünmez yeteneğinden gelen "şöhret"le zirve yapan "Bacım" Seda programına çıkardığı katile, öldürdüğü karısının oğlu için, "niye senin çıkmandan rahatsız oluyor?" diye sorması

Neyin göstergesidir diye sormaya gerek var mı?

Katil çocukları yetiştiren...

Dedikodu yapan...

Hayatımızı zindana çeviren...

Kendi bencil dünyalarından  gördükleri cehaleti hayat tarzları olarak görüp, çocuklarına kabul ettiren...

Kimler?!

Diyeceğim odur ki..

Bütün seviyesizliklerini  tumturaklı sözleriyle birleştirip sevgi maskesi altında bir sonraki nesillerine aktarmayı iyi bir şeymiş gibi sananların desteğinden "güç" alarak uçan ve bu "güzide" söylemlerin sahibi,  "BACIM"...  bu anlamda bir semboldür...



Şeyh gerçekten  uçmaz, mürid uçurur.. Böyleleri her toplumda, her daim  olmuştur, olacaktır da.. Ancak eğitimli ve  aklı selim olanlar, körü körüne inanmaya ve  fanatik bir ruha asla sahip olmazlar. Zira eğitimli insanlar düşünen ve sorgulayan bir akla sahiptir. Yani güdülmeye müsait değillerdir.


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 


3 Nisan 2010 Cumartesi

"Dikkat! Fahişe Çıkabilir"
















"Kitleler cezalarla düzene sokulursa yozlaşmış olur, karizma ve nezaketle yönetilirse bilinçli ve dürüst olur." Konfüçyüs



İtalya'da trafik işaretlerine bir yenisi eklenmiş... Vatan'ın haberine göre; kent caddelerine, üzerinde “Dikkat! Fahişe çıkabilir” yazan, trafik işaretleri diken Mogliano Belediye Başkanı, uygulamayla birlikte "tahammül sınırlarını aşan ve caddeleri dolduran kadın ve transseksüel fahişelere karşı vatandaşlarının yanında olacakmış..."


Vallahi ne diyelim; haberi okuduğumda ilk aklıma gelen, İtalya başbakanı Silvio Berlusconi oldu. Zira ne bileyim Berlusconi'nin icraatları da trafik levhasında belirtilen uyarıda olduğu gibi, uyarılacak davranışlarla gündeme geldiği için; zihnimdeki ilk çağrı bu yönde oldu.


Diğer taraftan haberin içeriği aslında Berluconi'ye "uyarı" gibi olmuş desem daha doğru bir tespit olacak sanki... Hatta bir adım daha ileri düşünecek olursak, bazı cadde ve sokaklara "Dikkat! Berlusconi çıkabilir" uyarı levhası asılması da yerinde olacaktır diye düşünüyorum. Zira Berlusconi, bırakın İtalyan halkını, bütün dünya kamuoyu önünde yaptıklarıyla, bu trafik levhasını aratmayacak davranışlarıyla, bir yerde halka örnek tutulmasına vesile olmakla kayıtlara çoktan geçti bile...


Nitekim de durum onu gösteriyor olsa gerek ki, halk da, başbakanlarını takip ederek gereğini yerine getirmeye başlamış bile... O zaman da habere gülmek mi gerekir, yoksa düşünmek mi diye sorgulamadan geçemeyeceğim doğrusu. Ha, biz de güzel bir söz var; ne derler, "Balık baştan kokar."... Eh artık bundan sonra bu türden levha ve uyarılara İtalyan halkı alışmalı bence!!! Sizce de öyle değil mi?

Bu arada, sırada Fransa -Nicolas Sarkozy- var gibime geliyor... :)

Sevgi ve saygılarımla!