saddam hüseyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saddam hüseyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2017 Çarşamba

"Gitmeyin Komşularımız Girer"


Barzani, saddam tarafından yenilgiye uğratıldığında,

"Saddam Hüseyin'in demir yumruğunu selamlarım" diye açıklaması ortadayken,

Ardından,

"ABD’nin, 2003 yılında bir kez daha Irak'a müdahalesinde ve idam edilen eski Irak lideri Saddam Hüseyin’i devirmesinde Talabani ve diğer tüm Kürt unsurların büyük katkısı oldu." 3 Ekim 2017, Milliyet

Dahası,

"Kerkük'e karışmayın, yoksa fanatik Kürtler de Diyarbakır ve İskenderun'da hak iddia ederler" diyen...

Ve nihayetinde...

"Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, İngiliz kuvvetlerinin ülkeden çekilmesine karşı çıkarken ‘Irak’ta kaos olur, belki iç savaş. Yabancı müdahale olur. Komşularımız (Türkiye, Suriye, İran) girer’ diye konuştu. Talabani, İngiltere’de pazar günleri yayınlanan The Sunday Telegraph gazetesi ile yaptığı söyleşide, ‘Afganistan’dan Irak’a kadar 50 milyon Müslüman’ı kurtardınız. Bu yüce bir amaçtı. Eğer kuvvetleriniz yarın ayrılırsa, dökülen kanlar ve fedakarlıklar boşuna gider’ ifadesini kullandı. Talabani, İngiliz kuvvetlerinin geri çekilmesi halinde teröristlerin bir propaganda zaferi elde edeceğini de savundu." 24 ekim 2005, Hürriyet

Demem o ki...

"Türkiye'ye bir Kürt kedisi bile vermem" sözüyle hafızalarımızda yer edinen,

Kraldan çok kralcı" Celal TALABANİ eceliyle öldü!



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

31 Ekim 2016 Pazartesi

"Afgan Kızı" Şerbet Gula



"Fotoğrafçı Steve McCurry’nin bir mülteci kampında tanışıp fotoğrafını çektiği ve 1985’te National Geographic’e kapak olan yeşil gözlü ve hızmalı "Afgan kızı" Şerbet Gula, Pakistan’da sahte kimlikle yaşarken yakalandı." 27 Ekim 2016

Amerika,  Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgalini bu fotoğrafla simgeleştirdi.

Zira Amerika Vietnam'daki başarısız süren 10 yıllık savaşta 60 bin askerini kaybetti. Dolayısıyla Amerikan halkının baskısı nedeniyle Vietnam'dan çekilmek zorunda kaldı..

Hal böyle olunca Amerika, Afganistan işgali ve  Körfez savaşlarında serbest gazeteciden daha çok "iliştirilme" embedded gazetecilerin oluşmasını sağlamıştır. Yani kendi askeriyle birlikte hareket eden gazetecilerin istediği yöndeki haber ve resimlerin yayınlanması gibi.

Dolayısıyla...

Korku dolu bakışlarla genç "Afgan kız"ın delip geçen gözlerini, Afganistan'ın Rus işgalinin simgesi yapıldı. Ki böylelikle zihinlere yerleştirilen korku'nun resmi, sanat yoluyla dünyaya -psikolojik savaş yöntemiyle- yayılmış oldu, bu bir!



2. olarak da, Afgan kızı gibi bir sembol de 1. Körfez savaşında petrole bulanmış karabatak kuşunun fotoğrafı dünyaya servis edilmişti. Böylece  "Saddam Hüseyin sadece insanlara değil, hayvanlara da eziyet eden birisiydi" algısı yaratılmış oluyordu. Ancak daha sonra anlaşıldı ki, "bu görüntülerde görülen karabatak kuşunun aslında yıllar önce Exxon-Valdez adlı tankerin Alaska'da yaptığı kaza sonucu denize yayılan petrolden kirlenen bir kuş" olduğu açığa çıktı.


Pekii, Afgan kızın fotoğrafını çeken Fotoğrafçı Steve McCurry bundan sonra artık dünyaca ünlü bir fotoğraf sanatçısı oldu. Ve aynı fotoğrafçı aradan geçen 17 yıl sonra aynı Afgan kızı Şerbet Gula'yı bir kez daha dünyaya servis etmeyi başardı. Bu defa o delip geçen gözlerin sözde mutluluğunu... Öyle ya... Şerbet GULA bundan böyle artık Rusya'nın değil Amerikan bombası altında yaşıyordu



Ve Şerbet Gula'nın fotoğrafı gazetelerde 3. defa olarak dünyaya servis edilmiş oldu. Dolayısıyla "sahtecilikten yakalandı" haberiyle...

Diyeceğim o ki... 

Emperyalistlerin  genel karakteridir bu... 

Önce planlarlar, sonra uygularlar

İşleri bitince...



Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

23 Ağustos 2011 Salı

Kafeslenen Lider(millet)ler... Az Sonra...













"Onlara, 'Yeryüzünde bozgun çıkarmayın!' denildiğinde, 'Tam tersine, bizler barış ve esenlik getirenleriz!' demişlerdir." Bakara Sûresi 11. Ayet


2003'te Irak'ın işgali esnasında evlerimizden televizyonlar aracılığıyla gördüklerimizi şöyle bir anımsayalım isterim. Zira hafızalarımızda kalan görüntüler neydi? Amerika askerlerini çiçeklerle ve alkışlarla karşılayan Irak halkı...


Saddam Hüseyin'in "dev" anıtını halkın büyük bir coşkuyla yıkması...


Ve de en önemlisi işgalci Amerikalı askerlerin Irak bayrağını kendinden geçerek -kısa bir süre de olsa- indirip, yerine Amerika bayrağını dikmesi idi!

Aradan geçen süreç...

Irak halkı, Saddam Hüseyin dönemini mumla arar oldu.

Zira milyonlar öldü, sakat kaldı... Binlerce kişi işkence gördü.... Yüz binlere tecavüz edildi... Mezopotamya medeniyetinin bir parçası olan Irak, tarihi ve kültürüyle (ki Irak'ın sahip olduğu dünyanın en büyük kütüphanesi işagalin daha ilk gününde yağmalandı, yakıldı, yıkıldı) doğası yerle bir edilerek paramparça...

"Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz." ifadesindeki Bağdat yok artık...

Netice itibariyle bir medeniyet tarumar...

Haçlı emperyalizminin, İslam dünyasını ve Müslümanları hakir gören, aşağılayan, ve daima zulmeden anlayışın devamı...


Aşağılanarak görüntülenen ve Mübarek Kurban Bayramı arifesinde Müslümalarla alay ederecesine, "kurban" edilmek üzere idam sehpasına götürülen Saddam'dan,

Aşağılanarak kafeslenen Mübarek'e...




Yaşasın "ÖZGÜRLÜK"!


Yaşasın "DEMOKRASİ"!





Bugün televizyon kanalları neyi gösteriyor?


Sanki Irak'ın işgal günlerinde yaşanan görüntülerin yeni adresi LİBYA...


Yani tıpkı oradaki (Irak) gibi... Kışkırtıcı çetelerin çığırtkanlıkları arasında Libya'yı işgal eden Batılı ceberrut güçlerin askerleri, Libya (zenginliğini)topraklarını ele geçirmenin keyfini çıkarıyor. Kimbilir... Libya bayrağı yerine kendi bayraklarını asma küstahlığını da bir kez daha gösterebilirler... Az sonra...


Bundan sonrası mı?

Yaşasın "ÖZGÜRLÜK"!!!

Yaşasın "DEMOKRASİ"!!!

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

27 Ekim 2010 Çarşamba

Bir Zamanlar...













“İnsanoğlunun değeri bir kesirle ifade edilecek olursa; Payı gerçek kişiliğini gösterir, paydası da kendisini ne zannettiğini… Payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür.” TOLSTOY


Asıl adı Mihail Yuhanna olan Tarık AZİZ; Irak devrik lideri Saddam Hüseyin'in yirmi yıl danışmanlığını yapan ve kabinenin tek Hıristiyan üyesi sıfatıyla hafızalarda yer edindi. Dahası kendisine, şüphe uyandıran davranışları münasebetiyle "casus" bile denildiği de bilinmektedir.


Zira Tarık AZİZ, sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı süresince Amerikan yönetiminin en güvenilir isimleri arasında yer almaktaydı. Tabii, aynı zamanda Amerika güçlerinin 2003 yılında Irak'ı işgal etmesinin hemen ardından ilk teslim olan kişi olarak da ayrıca dikkatleri üzerinde toplamıştır.


Ne bileyim; Tarık AZİZ'in idam fermanının çıkartıldığını duyduğumda aklıma bazı sorular geldi işte... Mesela, emperyalizme el altından kim çalışıyor ve ikili oynuyorsa bir şekilde o kişilerin de kullanım süreleri dolar dolmaz, hiç gözünün yaşına bakılmaksızın ipi anında çekiliyor gibi...


Tarık Aziz'i asıl dünyaya duyuran olay; Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesiyle birlikte işgalin desteklenmesi yönünde Cenevre'de katıldığı bir toplantı sırasında (1. Körfez savaşı'nın hemen öncesinde) dönemin Amerika devlet başkanının Saddam'a yazmış olduğu mektubu reddecek kadar dik duruş (!) sergilemesiyle dikkat çekmişti. Hatta bu "dik duruş"tan (!) hemen sonra SAVAŞ BAŞLADI.


Ancak bu cesaret (!) ve dik duruş (!) Irak'ın işgal edilmesiyle birlikte anında ters yönde bir kararlılığa dönüverdi...


Nitekim gemiyi ilk terk eden kaptan misali halkına güzel (!) bir örnek model oldu! Dahası, Irak'ın işgal edilişinden hemen önce yine İtalya'ya giderek, orada Papa ve İtalya devlet yönetimi ile görüşmelerde bulunması da ayrıca soru işaretlerini beraberinde getirmez mi?


Bilmem ki bu türden kafa karıştırıcı sorular nasıl aklıma takılmasın?! Zira Aziz, ilk fırsatta ailesini de Irak'tan çıkararak böylelikle ülkesini ilk terk edenler kervanına katılmış olmuyor mu?!..


Hâl böyle olunca da bir dönem uluslararası arenada "kahraman" (!) olabilyor; ama iş başa düştüğü zaman ülkesinde korkak ve kaçak olacak kadar da küçülebiliyor!!!

Diyeceğim, bir defa alçakca kişisel menfaate düşerek birilerinin maşası olabilen tarihte pek çok Tarık Azizler çıkmıştır! Sonları hüsranla biten de bir tek AZİZ olmayacak...

Ancak;

"Böcek olmayı kabullenenler, ezilince şikayet etmemelidirler."

Sevgi ve saygılarımla!