11 Ağustos 2015 Salı

"Orantısız Güç"













1978 yılında doğan Jean Charles de Menezes, İngiltere’nin Londra şehrinde yaşayan Brezilya vatandaşıydı.

Jean Charles de Menezes 22 Temmuz 2005 sabahı, Londra'da  her zaman ki gibi evden çıktı, Stockwell İstasyonunda bir an önce treni yakalamak üzere koşar adımlarla  turnikeleri geçerken kendisine doğru koşarak ve bağırarak gelen adamları farketti. Korkuyla biran önce oradan uzaklaşmanın telaşesini yaşarken, yaka paça eli silahlı polisler, Menezes'in  oracıkta kafasına kurşunları boşaltarak öldürdü, iyi mi!!! 

Hâl böyleyken.. 

PKK Tedhiş Örgütüne karşılık  bizim meşru savunma hakkımız şöyle dursun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve Büyük Türk ulusuna adeta "müstemleke" gibi davranarak, "Orantılı güç" kullanılması yönünde ültimatomlar gırla gidiyor!!!

Dolayısıyla...

Fitne fecir kaynağı İngiliz'in öldürdüğü insanlar "değersiz", kendi vatandaşı öldüğünde ise ölüsü çok "değerli" sayılan bir düzenin kanıtıdır sırf teninin rengi yüzünden kuşku duyularak öldürülen Jean Charles de Menezes...

Demem o ki;

Bizim hergün polisimiz, mehmetçiğimiz şehit ediliyormuş, masum vatandaşlarımız alçakça hain tuzak altında kalleşçe öldürülüyormuş kimin umurunda...

O vakit  sorum "orantılı güç" kullanarak savunmasız masum sivilleri bile gözünü kırpmadan  hunharca katleden İngiliz Devleti'ne ve de PKK vuruldukça bağıran emperyalist Haçlı güçlere:

Hani Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde, askeri personel dağıtımı yapan skorsky tipi helikopterimize daha dün PKK’lı teröristler doçka ve roketatarla saldırmıştı ya... İşte o "doçka" ve "roketatar"ları bu tedhiş örgütü PKK nereden buluyor? 

Yoksa... Kandil'de "doçka"... fabrikaları var da, bizim mi haberimiz yok?



Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 



10 Ağustos 2015 Pazartesi

Bugün 10 Ağustos...










Şehit haberleri gelmeye devam ediyor...

"Son acı haber Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinden geldi. Bölgedeki kışlalar arasında askeri personel dağıtımı yapan skorsky tipi helikoptere PKK’lı teröristler doçka ve roketatarla saldırdı." 1 askerimiz şehit.. 10 Ağustos
"Silopi'de zırhlı araca el yapımı patlayıcı ile düzenlenen saldırıda özel harekatçı 4 polisimiz şehit oldu." 10 Ağustos 2015



10 Ağustos 1920'de Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtilâf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan Sevr Antlaşmasının üzerinden  tam 95 yıl geçti...

Sevr Antlaşma'sının Hükümleri

1- Sınırlar (madde 27-36): Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya'nın büyük bölümü Yunanistan'a, Ceyhan-Antep-Urfa-Mardin-Cizre kent merkezleri Suriye'ye bırakılacak, İstanbul Osmanlı Devleti'nin başkenti olarak kalacak;

2- Boğazlar (madde 37-61): İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlarda deniz trafiği on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletlerin donanmalarını yardıma çağırabilecek;

3- Kürt Bölgesi (madde 62-64): İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti'ne bağımsızlık için başvurabilecek;

4- İzmir (madde 65-83): Yaklaşık olarak bugünkü İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı devleti egemenlik haklarının kullanımını beş yıl süre ile Yunanistan'a bırakacak; bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan'a katılması için plebisit yapılacak;

5- Ermenistan (madde 88-93): Osmanlı Ermenistan Cumhuriyetini tanıyacak; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek (Başkan Wilson 22 Kasım 1920'de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan'a verdi.)

6- Arap ülkeleri ve Adalar (madde 94-122): Osmanlı savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecek;

7- Azınlık Hakları (madde 140-151): Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrımüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okullar ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı'nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek;

8- Askeri Konular (madde 152-207): Osmanlı'nın askeri kuvveti, 15.000'i jandarma olmak üzere 50.000 personelle sınırlı olacak, Türk donanması tasfiye edilecek, Marmara Bölgesinde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecek;

9- Savaş Suçları (madde 226-230): Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacak;

10- Borçlar ve Savaş Tazminatı (madde 231-260): Osmanlı'nın mali durumundan ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye'nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecek; ancak Türk maliyesi müttefiklerarası mali komisyonun denetimine alınacak;

11- Kapitülasyonlar (madde 260-268): Osmanlı'nın 1914'te tek taraflı olarak feshettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak;

12- Ticaret ve Özel Hukuk (269-414): Türk hukuku ve idari düzeni hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında yapılan işbölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek; eski eserler kanunu çıkarılacak vb.

Bugün mü? 

Uluslararası güçlerin kontrolünde kurulup güçlendirilen tedhiş örgütlerince ülkemiz alev alev yanıyor...

Sebep mi?

Hiç şüpheniz olmasın,

SEVR dayatması...

Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

4 Ağustos 2015 Salı

Kışlalar Doldu Boşaldı





Ağrı'da şehit edilen "Jandarma er Mansur Cengiz, memleketi Siirt'te Kürtçe ağıtlar eşliğinde son yolculuğuna uğurlandı."


Muş'ta "Kürt, Türk bir vücutta yaşıyoruz, bunun bölünmesine de müsade etmeyeceğiz" bu sözler Muşlu yurttaşlarımıza ait." 

Gözü topraklarımızda olan hainlerin anlayamadığı tek şey; "Türk topraklarını, anavatan topraklarımızı savunmak ve kollamak için dövüştüğümüzü anlayamadılar; zira tıpkı Çanakkale'de ve Kurtuluş Savaşı'nda milletimizin  dünyada eşine rastlanmayan bir ruhla savaştıklarını anlayamadıkları gibi; orada elde ettiğimiz başarının gücümüzü artırdığını anlayamadıkları gibi anlamadılar. O sebeple şimdi o şehitleri boşu boşuna vermiş olduk, öyle mi? Çabalarımız boşa, öyle mi?..

"O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez." Fatır Sûresi, 35. Ayet

Savaş, kazanmayı azmetmiş halkla, azmetmiş askerle kazanılır!

Önemli olan, yarın bizi neyin beklediğidir. Birbirinden tamamıyla farklı sayısız olasılığın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ya da hangisinin gerçekleşeceğini o olasılığın ortaya çıktığı andaki gerçek durum belirleyecek...

Dolayısıyla şu sırada yapılan şeyler emperyalizmin bir oyunundan başka bir şey değil! Ve böyle zamanların baş oyuncuları da şahsi menfaatleri için çalışırlar...

Ancak unutulmamalıdır ki, ne olursa olsun,  bu hainler  işleri ne kadar karıştırırlarsa karıştırsınlar, bu vatanı ve bu savaşı biz kazanacağız! Zira bu hainler dün Kurtuluş Savaşı'nda da bizim vatanımızı işgal ettiler, şimdi de işgal etmeye, yakıp yıkmaya hazırlanıyorlar. Bizim kutsal saydığımız her şeye, ama her şeye tecavüz ettiler, halen de durmadan ediyorlar. Dolaysıyla bu haçlı emperyalist güçler caniden başka bir şey değiller!

Ve  bütün coğrafyayı yerle bir ettiler...

Sevgi ve saygılarımla!

NOT:

Kışlalar bugün gerçekten boşaldı...

"Kışlalar Doldu Bugün" türküsüyle tanınan "Türkülerin Anası" Muzaffer AKGÜN aramızdan ayrıldı. Türkülerimizi öksüz bırakan Muzaffer AKGÜN'e Allah'tan rahmet diliyorum. Ruhu şad olsun...




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

30 Temmuz 2015 Perşembe

Yanıyoruz!




Dahili ve harici hainler iş başında... 

Evlatlarımız şehit...

Ve..

Şehidimize "hakkınızı helâl ediyor musunuz?" sorularıyla şehit cenazeleri bir bir kalkıyor...

Dolayısıyla...

Şehidimiz bize hakkını helâl ediyor mu acaba?!



Sevgi ve saygılarımla!


Vatana

Ey zavallı vatanım
Neden böyle ağlıyor
Neden midir, çünkü ona
Evlatları bakmıyor

*
Oğul-- Bakmaz isem ben sana
Haram olsun Türklük bana
İşte ana gidiyoruz
Vatan için ölmeye
Gidiyorum öleceğim
Dönmeyeceğim geriye

*
Ana-- Git oğlum git
Vatanına hizmet et
Vatan için kanını
Her şeyini feda et
Nişanlına köyüne
Her şeyine veda et

*
Oğul-- Gidiyorum ben ana
Selam söyle babama
Yavukluma söyle ki
Ağlamasın hiç bana

Nazım Hikmet





"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

23 Temmuz 2015 Perşembe

"Ey Zavallı Vatanım"





Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran ve sahibi olan Türk halkı kimlerden oluşuyor?

Bu vatanın köylüsü, kentlisi, memuru, esnafı, işçisi, çalışanı çalışmayanı bu ülkenin sahibi, yani Türk halkı.

Dolayısıyla... 

Şimdi tarlada çalışan Mehmet Ağa; işinde gücünde devletin işlerini yürüterek halka hizmet veren memur Ayşe hanım; evini geçindirmek, karnını doyurmak peşinde olan, alın teri döken işçi, esnaf, sanatkâr..

O halde bunlar mı ülkemin orasına burasına bomba koyup kendi halkını, çoluğunu çocuğunu öldürüyor?

Bunlar mı kendi lokmasını teperek huzurunu bozuyor?

Irak parçalandı!..

Libya parçalandı!..

Suriye parçalanmaya çalışılıyor!..

Sıra geldi Türkiye'ye ve ardından İran'a

Ve...

PJAK, PYD, PKK, IŞİD...  "Tavşana kaç tazıya tut" misali... Yok aslında birbirlerinden farkı. Hepsi de Haçlı güçlerin paralı maşaları. Bölgemiz Batı'nın silahlandırıp donattığı bu tedhiş örgütlerince şekillendirilmeye çalışılıyor...

Peki ne zamana kadar sürecek bu tedhiş (savaş)?

Taa ki, Sevr'i yeniden kabul edene kadar!

Taa ki, ülkemiz paramparça olana kadar!

Taa ki, Türk halkı mezhepsel ve etnik köken anlamında ayrışıp birbirine düşman edilene kadar!

Taa ki, bu ülkenin ve bölge coğrafyasının yeraltı ve yerüstü zenginliklerini bu Haçlı güçlerin kontrolü altına geçene kadar!

Taa ki, güzel ülkem Yugoslavya gibi haritadan tümden silinip, parça parça kabile devletçikleri haline getirilene kadar!

E, dolayısıyla...

Hani dün Reyhanlı'da bugün Suruç'ta bombalar patlayıp insanlarımız öldü ya...

Hani dünyadan bu olaylara "tepki" olarak sözde "çok üzgünüz" filan cümleleri geldi ya..

Hani timsah gözyaşı döke döke helâk olan sözde "dost"larımız var ya..

Hepsi de ellerini ovuştura ovuştura bugünleri yaşamanın keyfiyle, masa başında çizdikleri haritayı kabul ettirmenin savaşını veriyorlar.


 Bize gelince... 

"Ey zavallı vatanım
Neden böyle ağlıyor
Neden midir, çünkü ona
Evlatları bakmıyor" Nazım Hikmet


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

14 Temmuz 2015 Salı

Selâm Olsun Rizeli Teyzelere...












Karadeniz yaylalarından küreselcilere "YAYLA YOLLARI TÜRKÜSÜ"yle cevabımız olsun:

:))

Yayla yollarında yürüyüp gelin oy gelin.. 
Allı şalvarını sürüyüp gelin aman aman aman 
Ben varmam inekliye yoğurdu sinekliye 
Allah nasip eylesin omuzu tüfekliye 
Yayla yollarında biten naneler oy gelin... 
İnce belli kız doğurmuş anneler aman aman aman 
Ben varmam oralıya orada buralıya 
Allah nasip eylesin davullu zurnalıya 
Yayla yollarında menekşe açmış oy gelin... 
Sevdiğim o güzel dağlara kaçmış aman aman aman 
Ben varmam inekliğe yoğurdu sinekliğe 
Allah nasip eylesin omuzu tüfekliye

Buradan dinleyiniz

















Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

13 Temmuz 2015 Pazartesi

Havlama...



"Spor, yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlâk da bu işe yardım eder. Zekâ kavrayışı kısa olan kuvvetliler , zekâ kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlâklısını severim." Mustafa Kemal ATATÜRK

Vallahi büyük Ata'm Allah'tan bu sözü sadece ve sadece sporcular için söylemiş... Yoksa Teknik Direktör Fatih TERİM hiç, "Havlayan köpekleri öldürün" filan gibi bir söz söyler miydi?

Haşa...

Dahası...

Millî futbolumuzun uluslararası spor faaliyetleriyle birlikte futbolcularımızı ve taraftarlarını  dünya gençleriyle birbirine kaynaşmasında, aralarında düzeyli mücadele ruhunun gelişmesinde "Fatih Terim ahlâkıyla ahlâklanmış" bir üstünlükten mahrum kalırdık vesselam!

Dolayısıyla...

Ahlâk savunuluculuğu böyle bir şey olsa gerek...



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)