8 Ocak 2016 Cuma

Seç, Beğen...







Dolce & Gabbana İtalyan modacılar Domenico Dolce ve Stefano Gabbana tarafından kurulan bir moda evinin adıdır. Bu iki erkek, Hollanda'da evlenmiş (daha sonra ayrıldılar) dünya modasının devleri arasında yer alıyorlar.

Vergi borçları  yüzünden önce birkaç mağazasını kapatan, daha sonra markayı kapatacakları söylenirken,  vergi kaçakçılığı davasından beraat ederek yollarına devam eden Dolce ve Gabbana.

5-6...  bin liralık çantaları, 2 bin liradan başlayan ayakkabıları, binlerce liralık  gözlükleri ve adeta insanın gözünün içerisine sokarcasına markasını (D & G) teşhir eden Dolce ve Gabbana...

Evet...

"İtalyan lüks moda evi Dolce & Gabbana ilk tesettür koleksiyonunu hazırladı.

İlk olarak "Style.com" moda sitesinin Arap edisyonunda tanıtımı yapılan koleksiyonun gelecek Ekim ayından itibaren Birleşik Arap Emirlikleri'nde satışa sunulması bekleniyor.

Gabbana,bir açıklamasında "Orta Doğu beni büyülüyor" diyor. 

Ve...

"Yayımlanan bir raporda, 2013'te Müslüman tüketicilerin giyim ve ayakkabı harcamalarının 266 milyar doları bulduğu, bu miktarın 2019'da 484 milyar dolara ulaşmasının beklendiği belirtiliyor." 06 Ocak 2016,BBC Türkçe



Hâl böyle olunca...

İştahı kabaran,

"Dolce  &  Gabbana’dan ilk kez tesettür koleksiyonu

Arap dünyasının kalbini fetheden bu koleksiyonda, limon görselleri, güller, gül kurusu tonları, sarılar ve yeşiller; siyah çarşafları renklendiriyor." BBC Türkçe








Dolayısıyla...

İslâm'ı kendilerine göre şekillendirerek isimlendiren Haçlı güçler, bunu yaparken dünyayı parmaklarında oynatan silah sektörüyle, moda sektörünü kullanıyor.

O sebeple;

"Radikal İslam" dediler,

IŞİD, El Kaide... tedhiş örgütlerini yarattılar,

"Ilımlı İslam" dediler,

Gösterişe dayalı binlerce dolarlık tesettürlü "dini'darlar"a yok alkolsüz şampanya, yok helal ruj... ve daha niceleriyle ucube bir anlayış yarattılar.



Demem o ki... 

"Allah'ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir." Yunus Suresi, 100. Ayet

Dolayısıyla, yüce dinimizi bunca tahribat ve tahrifatla getirdikleri ve dayattıkları nokta,

Kırk katır mı, kırk satır mı!!!

Cehenneme çevrilen İslam coğrafyasında, 

Bir yanda vahşetle ölüm, kan, gözyaşının arkasındaki kazanç.. 

Yani çarşaf'a, sakal'a dolanmış silahlar.

Diğer yanda şatafatın içerisinde fing atan görgüsüzlerin sayesindeki kazanç..

Yani çarşafa bulaşmış "D & G" gözlüklerle, ojeli tırnaklar.

İkiye böldüler...

Radikal İslam, 

Ilımlı İslam


Seç, beğen...














Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

5 Ocak 2016 Salı

Türkiye Cumhuriyeti'ni Kuran Türkiye Halkına Türk Milleti Denir



"Suudi Arabistan'da yeni yılın ikinci gününde çeşitli terör suçlarından hüküm giyen 47 kişi başları kesilerek idam edildi. İdam edilenler arasında Şii din adamı Ayetullah Nemr Bakır en-Nemr'in bulunmasına İran'dan büyük tepki geldi. İran meclis başkanı Suudi Arabistan'ın bedel ödemek zorunda kalacağını söyledi." Hürriyet, 02 Ocak 2016



Allah'ın buyruğunu bir yana bırakmış, insanların geleneğine uyanlar, dünden bugüne birbirleriyle boğazlaşmaya  devam ediyorlar.

Zira bu yaşananlar "din" mi, gelenek mi, inanç mı, ezelden gelen alışkanlık mı? Yoksa kültür mü? Bunlara kim yanıt verebilir bilemiyorum...



Bildiğim, bu yapılanların bir mezhep (ki bilinen o ki Sevgili Peygamberimiz zamanında böyle bir ayrışma, dolayısıyla mezhep filan  yoktu) savaşı ve sözde "din" adına, İslam adına yapılıyor olması...

O halde buyurun bakalım, bu duruma Kur'an  ne diyor?

"Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o, kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz."Âl-i İmran Sûresi 103. Ayet



Öte yandan...

Halk nedir?

Ulus nedir?

Millet nedir?

Ülkü nedir?

Bu olguların eksikliğini yaşayan bölgedeki kabilelerin, yığınların geldiği nokta cehennemin dibi oluyor...

Hal böyleyken,

"Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti" denir felsefesiyle kurduğumuz cumhuriyetimizde  yıllarca huzur-güven içerisinde yaşadık, yaşamaya da devam edeceğiz.. O sebepledir ki bugün bölgede etnik mezhep ve etnik köken savaşlarından koşarak ülkemize yani Atatürk'ün kurduğu laik cumhuriyete sığınıyor milyonlarca insan. 

Ve Atatürk Cumhuriyetine hakaret edenlerin baskısı altında batı illerimize göç ediyor on binlerce vatandaşlarımız. Dolayısıyla şayet doğu illerinde yaşayan vatandaşlarımız gerçekten cumhuriyetimizle bir sorun yaşasalardı, gidecekleri yer buralar olmazdı...

Ağalık ve feodal sistem altında insanlarımıza sözde "barış" ve "demokrasi" diyenler,  bugün bölgeyi mezhep savaşlarına çevirmek isteyen Batılı emperyalist güçlerle işbirliği içinde.



Kardeşin kardeşi boğazlayarak cehenneme çevrilen İslam coğrafyası içerisinde, hayatın anlamı, insanlığın anlamı, dinin anlamı, ruhun anlamı... her şey, evet her şey çöktü. Bununla birlikte coğrafyamız da çöküyor...

Dolayısıyla...

Emperyalistlerin ekmeğine yağ sürenler ve bunların goygoycuları  "ne kadar mükemmel!" demeyegörsünler, vallahi bundan sonra akan sular duruyor... O sebeple  bundan böyle ortada artık ne "iyilik" kalır, ne de "kötülük". "Mükemmel" ve "mükemmel olmayan" kalır sadece. Mükemmel olan iyidir, mükemmel olmayan rezil!


Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed,  Mevlana, Yunus Emre, Sevgili Ata'm... bize bıraktığınız emanetler, o kültürel miraslar, o güçlü insan sevgisi, Anadolu'nun kadim dostluğu ve kardeşliği, tasada ve kıvançta birlik olduğumuz değerlerimiz hepsi ama hepsi bugün  tehdit ve tehlike altında.. 

Ülkemizde bir KÜRT-TÜRK çatışmasını başaramayanlar, mezhep çatışmasının fitilini dışarıdan ateşlediler bile...

Yanıyoruz...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

1 Ocak 2016 Cuma

KORKU...




"Avrupa 2016’yı terör korkusuyla karşıladı
Avrupa’daki yılbaşı kutlamalarına terör korkusu gölge düşürdü. Belçika kutlamaları iptal etti; Berlin’deki kutlamalarda sırt çantası yasaklandı. Terör tehditi Rusya ve Avustralya’ya ya kadar uzandı" 01 Ocak 2016


Yılın ilk gününden, dünyayı saran, bismillah ilk korku ve endişe görüntüleri gazetelere, üst manşet haberi oldu bile...

Hadi bu haberle birlikte, 2016'nın ilk yorumumla  ilk yazıma  başlayayım istedim:

Tabii konun muhatabı Batı toplumu  ve Batı'nın inancıyla çelişen söylem ve eylemler olunca, ben de bu çelişkiyi açığa çıkaran örneklerden yola çıkmak istiyorum.


"18- Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi korkuyu siler atar. Çünkü korku işkencedir. Korkan kişi sevgide yetkin kılınmamıştır. "Tanrı'yı seviyorum" deyip de kardeşinden nefret eden yalancıdır. Çünkü gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrı'yı sevmez." 1. Yuhanna 5, Tanrı Sevgidir, Müjde İncil, sf: 502






Dolayısıyla...

Hani Papa Francis, yıllık Noel konuşmasında "dünyaya, tüketim ve hazcılık nedeniyle kendini kaybetmeme" çağrısı yapmıştı ya...

"Tanrıyı seviyorum" deyip de kardeşinden nefret eden Tanrıyı gerçekten sevmez...

O halde önce SEVGİ, 

Sonra NASİHAT...

Hadi bir de bizim özdeyişimizle konuyu pekiştireyim izninizle,

 Ne diyor Yunus Emre?

"Zulüm ile abad olanın akıbeti berbad olur."

Kan-gözyaşı ve barutla beslenenlerin sonu...



"Dünya yeni yıla terörle girdi
Dünya, 2016’ya terör tehdidi ve yoğun güvenlik önlemleri altında girdi." 01 Ocak 2016

2016'nın KORKU'dan uzak SEVGİ ve BARIŞ yılı olması dileğimle...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

31 Aralık 2015 Perşembe

2016...



Karlar altında girdiğimiz 2016 yılının  ülkeme aydınlık, barış, sevgi ve mutluluk getirmesini diliyorum.

Cumhuriyetimizin aydınlık ışığıyla  nice mutlu yıllara...



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

30 Aralık 2015 Çarşamba

İncil'ini Bir Daha Oku!













"Papa Francis, yıllık Noel konuşmasında dünyaya, tüketim ve hazcılık nedeniyle kendini kaybetmeme çağrısı yaptı
Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Şehri Devlet Başkanı Papa Francis, içinde yaşanılan dünyanın, tüketimcilik, hazcılık, zenginlik ve savurganlık içinde olduğunu söyledi." 25 Aralık 2015

Eyyy Papa!..

2015  "kavimler" göçüyle bitti.

Zira...

Dünyanın en büyük enerji bölgesine sahip Müslüman coğrafyası "ölüm, vahşet, kin, nefret" bataklığına dönüştü.

2015 cinayetlerle bitti.

Sahile vuran cansız bedeniyle Aylan bebeklerin,  Afgan kızın kumlar üzerinde bıraktığı, pembe lastik tokayla at kuyruğu yapılmış, ağırlık yapmasın diye kesilmiş saçlarının yürek burkan görüntüleriyle bitti 2015.








Ve...

Tüm bunlar yaşanırken sen oradan öylece sessiz sedasız izledin...

Dolayısıyla...

Bence İncil'ini bir daha oku... 

Mesela, Matta 5:1-20

"İnsanı kirleten nedir?

 İsa, halkı yine yanına çağırıp onlara, "Hepiniz beni dinleyin ve şunu belleyin" dedi. "İnsanın dışında olup içine giren hiçbir şey onu kirletmez. İnsanı kirleten, insanın içinden çıkandır." sf:91

"Dıştan giren, insanın yüreğine değil, midesine gider, oradan da ayakyoluna atılır.

İsa şöyle devam etti: "insanı kirleten, insanın içinden çıkandır. Çünkü kötü düşünceler, ahlaksızlık, hırsızlık, cinayet, zina, açgözlülük, kötülük, hile sefahat, kıskançlık, iftira, kibir ve akılsızlık içten, insanın yüreğinden kaynaklanır. Bu kötülüklerin hepsi içten kaynaklanır ve insanı kirletir." Müjde İncil, sf:92


Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

26 Aralık 2015 Cumartesi

Kara Çarşaf












"Diyarbakır'da yabancı kadın ajan çarşafla yakalandı.

"Kara çarşaf" giyerek, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde operasyonların sürdüğü bölgeye girmeye çalıştığı öğrenilen İngiltere vatandaşı olduğunu söyleyen bir kadın gözaltına alındı." 26 Aralık 2015


Bu haberle birlikte Sultan 2. Abdülhamit'in "siyah çarşaf yasağı" ve Birinci Dünya Savaşı'nda, bugünkü coğrafyamızı kontrol eden  ve İngilizlerin adlandırdığı "Ortadoğu"da (Suriye-Irak gibi  doğu sınırlarımızdaki) Arapları Osmanlılara karşı kışkırtıp ayaklandırarak sözde bağımsızlıklarını ellerine vermekle görevlendirilen İngiliz ajanı Lawrence  geldi aklıma...

Zira bugün ülkemize sızarak giren ajanların haddi hesabı yok.. Anlayacağımız dün Arapları Osmanlı'nın üzerine salanlar bugün de Kürt halkımızı kandırmak peşindeler..

Ve Sultan 2. Abdülhamit'in o gün söylediği üzere,

"Bu kıyafet İslami değil. Bunun içinde her türlü melanet var"

İşte o ferman'ın Türkçe metni

Yıldız Saray-ı Hümayunu
Başkitabet Dairesi
5897

"Padişah hazretlerinin, bugün yüce cuma selamlığı törenini müteakip Teşvikiye'de bulunan devlet silahhanesini yüksek teşrifleri gerçekleştikten sonra saraya dönerken geçtiği yol üzerinde acayip bir tarzda bellerinden bağlı siyah çarşaflara bürünmüş ve yüzlerini dahi siyah renkte ve gayet ince peçelerle örtmüş bazı kadınlar gözüne ilişmiş, bunların neredeyse çıplak denilecek derecede açık saçık bulunmalarına ve adeta matem elbisesi giyinmiş Hıristiyan kadınlarına benzemiş olmalarına bakarak birdenbire Müslüman olup olmadıklarında tereddüde düşmüştür.

Delil ve açıklama gerektirmez bir husustur ki, Yüce İslam Devleti'nin (Allah onu kıyamete kadar yaşatsın) kıvam ve bekasının ve şevket ve yükselişinin artışı, devlet kurumunun fertlerini oluşturan bütün erkek ve kadın Müslümanların hal, durum ve hareketlerinde Şeriatın faydalı ve kurtarıcı hükümlerine eksiksiz bir ihtimamla uymalarına bağlıdır. Aksi hal, Allah korusun, gerek ümmetin fertleri, gerekse devletin esası için maddî ve manevî açıdan sonsuz zararlar verecektir.

Bu yüzden Müslüman kadınların Allah'ın emirleri arasında bulunan tesettür ve hicaba girmenin güzel adabına dikkat ve özen göstermeleri gerektiğine dair beyan ve delil getirmek gereksizdir. İşbu çarşaflar ise Müslüman kadınlarca tesettür emrine asla uygun ve müsait olmadığı gibi, (kötü) bir maksatla şuraya buraya girmek için bazı münasebetsiz erkekler tarafından dahi bir yerde fesat aleti olarak kullanılmaktadır.

Hatta geçenlerde bir erkek bu şekilde çarşafa bürünerek kadın kıyafetinde silahlı olarak bir eve girmiş ve evdeki kadının üzerine hücum edip çaldığı eşyayı pencereden arkadaşına atarak savuşmuştur. Dinî açıdan ve toplumun iyiliği için açık olan çok sayıdaki zarar ve sakıncaya dayanarak bu konuda gereken kişilere yumuşakça ve münasip bir üslupla anlatılmak ve gerekli nasihatler verilmek suretiyle kadınlarca çarşaf giyilmesinin yasaklanması (veya engellenmesi) için sebeplerin temini padişahın emir ve fermanı gereğidir.

O konuda emir ve ferman, emir sahibinindir.

2 Nisan 1892"

Siyah çarşaf yasağı
II. Abdülhamit

Kaynak: II. Abdülhamit'in çarşaf yasağı


Ve...

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'a göe de "İslam hukukunun özünde yoktur. "Kara çarşaf",  Katolik kilisesi rahiplerinin geleneksel giyisisidir"

Dolayısıyla... 

Gülsek mi, ağlasak mı?..



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

24 Aralık 2015 Perşembe

Taksim'deki TÜRK BAYRAĞI'mız Nerede?!!..


















"SİZİN İKİ İNGİLİZ ASKERİNİ İSTESEYDİK ÖLDÜREBİLİRDİK AMA ÖLDÜRMEDİK SADECE UYARDIK!"

14 Ağustos 1996'da KKTC topraklarında Türk Bayrağını yere indirmeye çalışan Rum'un başına gelen ve Türk destanı;


"11 Ağustos 1996 yılında yolculuğa Batı Almanya'dan başlayan; Batı Avrupalı, Rum ve Yunanlı motosikletliler Kıbrıs'ta sınırları delip, Türk topraklarına girerek, Türk bayrağını indirip yerine Rum bayrağı çekeceklerini açıklıyorlar.

Motosikletlilere Rum-Yunan Ortodoks kiliseleri destek veriyor. ABD Büyükelçisi de iki günde bir Hasan Kundakçı Korgeneral'e gelip, "Motosikletliler sınırınızı geçip bayrak direğinize bir bez parçası
(Rum bayrağını kastediyor) asacaklar, bundan bir şey olmaz" diyor.

Kundakçı Paşa da ABD Büyükelçisine,

"Öyleyse Rauf Denktaş Bey'den izin alın, ben sessiz kalayım"diyerek onlara zekice bir tuzak kuruyor.
Fakat bu tuzağa düşmeyen Büyükelçi de diyor ki;

"O zaman KKTC'yi tanımış oluruz". Bunun üzerine Kundakçı Paşa, "O halde bizi zorlamayın. Bizim sınırımızı geçmeye kalkan kim olursa olsun kurşunlarım.
Onun için sakın sınırda bulunan bayrak direğine çıkıp Türk Bayrağı'nı indirmeye ve Rum bayrağı çekmeye yeltenmesinler" çıkışını yapıyor.

Hasan KUNDAKÇI  Paşa, Türk askerlerine şunu söylüyor; "Eğer sınırlarımızı bir kişi geçer, Bayrağımızı indirirse ben Türkiye'ye dönmem, dönemem. Alnıma tabancayı dayar, dokunurum tetiğe".

11 Ağustos 1996 günü, işin ciddiyetini anlayan motosikletlilerden en az yarısı bu işlerden vazgeçiyor, ortada sadece Rum ve Yunanlılar kalıyor.

14 Ağustos 1996 günü 35-40 fanatik Rum ve Yunanlı, hududumuzu delip Bayrağımızı indirmeye kalkınca, bayrak direğine tırmanan bir Rum, Türk Bayrağına dokunamadan tek kurşunla yere indiriliyor. Bu fanatiklere destek veren iki İngiliz askeri de kalçalarından vuruluyor.
Korgeneral Hasan KUNDAKÇI anlatır:

- Olaydan on dakika sonra odamda oturuyordum, BM Barış Gücü Komutanı Tuğgeneral ve BM Kurmay Başkanı İngiliz Albay geldi:

- Sayın Generalim, çok kötü şeyler oldu. Bayrak direğine çıkan bir kişi öldü ve iki de İngiliz askeri kalçasından yaralı.

- Onlara dedim ki; 
"'Sizi kaç gündür uyarıyorum. Bu işe mani olabilirdiniz, olmadınız, üstelik o vurulan İngiliz askerleri de motosikletli fanatiği direğe doğru yönelttiler. Engel olabilirlerdi,
olmadılar. Merak etmeyin Albayım, biz iki sümüklü İngiliz askerini uyardık. İsteseydik öldürebilirdik, sadece uyardık, öldürmedik. Onun için kalçalarından kurşunladık."
BM Kurmay Başkanı Albay:

- Ölebilirlerdi Generalim, diye yüksek sesle konuştu. İngiliz Albay küstahlaşınca,
Kundakçı Paşa odadaki havalı tabancayı alır.
Albaya der ki;

"Yan taraftaki hedefi yenile".
Albay şaşkındır ama hedefi yeniler. Paşa, 25 metreden 5 el ateş eder,

"Oku puanları Albayım". Puanlar okunur 50 üzerinden 5 kurşun da 49'a isabet etmiştir.
Biraz önce küstahça konuşan İngiliz Albay şaşırır ve susar.

Korgeneral KUNDAKÇI devam eder, 

"Şimdi anladınız mı?.. Türk Bayrağını indirmek isteyeni şah damarından vurup öldürmek istedik, öldürdük.
Sizin iki İngiliz'i öldürmek istemedik, sadece uyardık!" 

Osman PAMUKOĞLU

Hal böyleyken...




Dün Diyarbakır'da hainler bayrağımızı indirdiler, öfke ve nefretle karşılandı... Bugün orada yöre halkımızla el ele veren Mehmetçiğimiz, al bayrağımızı ve bütünlüğümüzü tehdit eden ve emperyalist güçlerin maşalığını yapan işbirlikçi bu hainlerle savaş halinde...

Dolayısıyla...




İstanbul Taksim Meydanı'ndaki dev Türk Bayrağı'mızın aniden ve de sessiz sedasız "indirildiğini" duyuyoruz...

Bu haber doğruysa...

Uğruna dün bugün... sayısız can verdiğimiz namusumuz, onurumuz, gururumuz.. 

İçimizi ısıtan şanlı  Al Bayrağımız İstanbul'un göbeğinden indirilmiş oluyor, öyle mi?


Niye ki?!!




Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)