endişe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
endişe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Ocak 2016 Cuma
KORKU...
"Avrupa 2016’yı terör korkusuyla karşıladı
Avrupa’daki yılbaşı kutlamalarına terör korkusu gölge düşürdü. Belçika kutlamaları iptal etti; Berlin’deki kutlamalarda sırt çantası yasaklandı. Terör tehditi Rusya ve Avustralya’ya ya kadar uzandı" 01 Ocak 2016
Yılın ilk gününden, dünyayı saran, bismillah ilk korku ve endişe görüntüleri gazetelere, üst manşet haberi oldu bile...
Hadi bu haberle birlikte, 2016'nın ilk yorumumla ilk yazıma başlayayım istedim:
Tabii konun muhatabı Batı toplumu ve Batı'nın inancıyla çelişen söylem ve eylemler olunca, ben de bu çelişkiyi açığa çıkaran örneklerden yola çıkmak istiyorum.
"18- Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi korkuyu siler atar. Çünkü korku işkencedir. Korkan kişi sevgide yetkin kılınmamıştır. "Tanrı'yı seviyorum" deyip de kardeşinden nefret eden yalancıdır. Çünkü gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrı'yı sevmez." 1. Yuhanna 5, Tanrı Sevgidir, Müjde İncil, sf: 502
Dolayısıyla...
Hani Papa Francis, yıllık Noel konuşmasında "dünyaya, tüketim ve hazcılık nedeniyle kendini kaybetmeme" çağrısı yapmıştı ya...
"Tanrıyı seviyorum" deyip de kardeşinden nefret eden Tanrıyı gerçekten sevmez...
O halde önce SEVGİ,
Sonra NASİHAT...
Hadi bir de bizim özdeyişimizle konuyu pekiştireyim izninizle,
Ne diyor Yunus Emre?
"Zulüm ile abad olanın akıbeti berbad olur."
Kan-gözyaşı ve barutla beslenenlerin sonu...
"Dünya yeni yıla terörle girdi
Dünya, 2016’ya terör tehdidi ve yoğun güvenlik önlemleri altında girdi." 01 Ocak 2016
2016'nın KORKU'dan uzak SEVGİ ve BARIŞ yılı olması dileğimle...
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
Avrupa'da 2016 terör korkusu,
endişe,
korku,
Nasihat,
Papa Francis,
sevgi,
Tanrı Sevgisi İncil,
Yunus Emre
3 Ekim 2014 Cuma
Noel'de Hindi Boğazlarlar Sakın Endişelenmeyin!
" Adana'da konuşlu 39. Kanat Komutanlığı'nda görevli ABD'li askerler, Kurban Bayramı dolayısıyla kentte koyun sürüleri ile karşılaşmaları durumunda endişe duymamaları konusunda uyarıldı." Yeni Akit Gazetesi, 3 Ekim 2014
Ah, canım.. Gördünüz mü bak.. "Kuzucuk"lar koyun sürüsü görürlerse endişelenebilirlermiş..
Ayy... Sevsinler be.. sanırsınız hiçbir canlının kılına zarar gelsin istemeyecek kadar merhametliler...
Siz değil misiniz, hemen her gün orayı burayı bombalayıp, tavuk gibi insan öldürerek katliam yapan?...
Yaa.. bunlar, "Noel", "Şükran Günü"nde hindi kesmiyorlar mı?
Eee...
Arkadaş, sizin hindiler hayvan değil mi? Sonra hindiler de sürü halinde dolaşmıyor mu?
Bırakın bu gizli kapaklı "aşağılama"ları..
Yıllardır Müslüman kanı içmek için ülkelerin üzerine çöreklenen siz değil misiniz?!.. On yıllardır Müslüman coğrafyası üzerinde konuşlandınız durdunuz..
Yetmedi CİA ajanlarınız orada burada fing atıyor.. Dolayısıyla maşaallah her konuya maydonozsunuz da, Kurban Bayramı geleneğini mi bilmiyorsunuz?!.. Vay be..!
Sahi...
"ABD askerlerinin yılbaşı gecesi İncirlik Üssü içerisinde yer alan ve Türk askerlerin ibadet ettiği camiyi basıp, minberi kırdığı ve Kur'an yaktığı iddia edildi. Olay bugün yerel basında yer aldı. STK'lar kınama açıklaması yaptı." 09 Ocak 2013, radikal.com.tr
Dolayısıyla...
Güldürmeyin insanı...
Sözde şimdilik kimseyi ürkütmemek adına "şirin" mi olmaya çalışıyorsunuz?
Geçin bu gösterişleri...
Kurban Bayramımız Yüce Türk Ulusumuza ve tüm insanlığa mübarek olsun...
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)
18 Eylül 2010 Cumartesi
Bu Ne Yaaa?!




"Etrafımda dolaşanları görüyorum, işe yarayanı yok; işe yarayanı da bulunursa benim etrafımda dolaşmaz." Kutadgu Bilig 1621. beyit; sf:349, Yusuf Has Hacib
"2023 Türkiye haritası nasıl olacak?
Kurtlar Vadisi'ndeki 3 ayrı 2023 haritası tartışma yarattı
Kurtlar Vadisi'nin yeni sezon fragmanında üç farklı 2023 yılı haritası yayınladı. ABD, AB ve İsrail'in gözünden üç farklı harita... Türkiye'nin nasıl bölüneceğini gösteren bu üç senaryoyu strateji uzmanları ve gazetecilerle konuştuk."
...
"Böyle soru duyulmadı
Kendisini görmeye gelen talibine 3 evlilik yaptığını anlatan Ayşe Hanım, bu evliliklerinin eşlerinin görevini yerine getirememesi yüzünden bittiğini söyledi. Ayşe Hanım ardından talibine 'Sizde böyle bir sıkıntı var mı' diye sorunca canlı yayında kahkahalar havada uçuştu." 17.09.10, Vatan
Uff!.. İnanılır gibi değil! Haberlere bir bakar mısınız?!.. Bunları gördüğüm zaman hem ürküyor, hem de endişe ve tedirginlik duyuyorum... Bu gibi haberlerden şüphesiz ki toplum olarak da kaygı duyuyoruz...
Bir yandan hepimizi çok yakından ilgilendiren ve hayati önem taşıyan yaşamsal varlığımız sanal alem üzerinden ele alınarak, halkın nabzı tutuluyor (ya da el altından kamuoyu oluşturuluyor)... Öte yandan kimseyi, hiç ama hiç ilgilendirmeyecek çok özel ve ahlak sınırlarını iki kişi arasında dahi zorlayan inanılmaz mahremiyet niteliği içeren konunun inanılmaz bir şekilde ve arsızca ifşa edilerek toplum, hayasızlığa terk ediliyor!..
Bu iki haberi yanyana koyduğumuz zaman, toplumdaki "akıl tutulması"nın ne boyutlarda olduğunu sanıyorum aklı başında, düşünen her insan çok net olarak görebilecektir!
Ya biz toplum olarak, "nasıl bu hale geldik?" muhakemesini yaptığım zaman, gerçekten müthiş bir sarsıntıyla karşı karşıya kalıyorum. Zira bu iki haberin neresinden konuyu ele alırsak alalım; ortada müthiş bir sıkıntı var...
Söz konusu edilen husus, üzerinde yaşadığımız toprak ve millet bütünlüğünü kapsayan vatanımızın, paramparça olmasına zemin hazırlanması gibi bir şey işte. Ve bu durumu sanıyorum öncelikle psikolojik yolla deniyorlar... Bunun için de öncelikle çeşitli senaryoları içeren masa başı üzerinden harita hazırlanarak Türk kamuoyuna dayatılıyor...
Eee, peki şimdi bu haritayı görünce ne düşünmemiz gerekiyor?
1- "Çok iyi olmuş!" mu, diyeceğiz?!
2- "Aman Allah'ım!!! Bu da ne demek oluyor, hangi cesaret ve cüretle bu haritalar ortaya sürülüyor?" diyerek tepki mi vereceğiz?
3- "Aman, bana ne! Ne halleri varsa görsünler!" mi demeliyiz?
4- "Aman canım, bu zaten bir dizi..." diye şöyle bir göz mü atmalıyız?
5- Dur bakalım, hangi ülke bizi nereden bölmüş, kim ne kadar ülkemizden pay almış... falan diye, parçalanmamızı merakla izleyelim mi?
6- Ya da "vay canına"... diye, hayret ifade edecek düşüncelere mi kapılalım?
Birinci haber üzerinden kendimce çıkardığım soruların hangisini, "toplum mühendisleri" psikolojik olarak üzerimize enjekte etmeye çalışıyor acaba? Doğrusu bu haberi yapanlara buradan sormak isterim?
Netice itibariyle diyorum ki; yani bu haberi yaparak bizlere, ne mesaj verilmek isteniyor?!..
"Ahlakı dürüst olan güzel görünür; kadının güzelliği onun tavır ve hareketleridir, bunu bilen bilir." KUTADGU BİLİG, Yusuf Has Hacib, 4500. beyit; sf: 773
Gelelim ikinci habere... "Ayşe hanım"ın yapmış olduğu evlilikler; bunların neticeleri, yok kocalarını hastaneye kendi elleri ile götürmesi, efendim bunlardan netice almaması... falan falan ve bu yöndeki endişeleri...
Bize ne yaaa!.. Bu ne REZALET?!
Bu konuların cümle alemle -televiyon ekranlarından, yetmedi gazetelerin birinci sayfalaraından- paylaşılması hastalıktan başka bir şey olamaz!!! Ve affedersiniz toplumu ahlâksızlığa ve insanları yüzgöz etmeye çalışmaktan başka bir şey değildir!
Buna göre;
1- Türk milleti doktor mu? "Ayşe hanım"ın sorunlarıyla ilgilensin!
2- Millet olarak başka işimiz gücümüz kalmadı da, bu türden mahremiyeti çiğneten ve edep sınırlarını aşarak saygısızlığa neden olacak affedersiniz "mahalle dedikodusu"nu da geçen bir seviyesizliğe mi çekilmek isteniyor?
3- Gülecek başka konu ve malzeme kalmadı da, bu seviyesizliklere kadar mı inildi?
4- "Ayşe hanım"ın başı kapalı değil mi? Valla inançlı insanlarımızı bu kadar aşağılatmak da neyin nesi oluyor?
Zira mütedeyyin insanımızın bu kadar kalitesiz ve seviyesizce davranacağını (!) mı anlatmaya çalışıyorlar acaba?
Biz toplum olarak daima edepli ve seviyemizi koruyan bir milletin çocuklarıydık! Şimdilerde toplumda bu şekilde olduğu gibi, "akıl tutulması" yaşatılıyor! Zira her toplumda olduğu gibi, bizde de "çürük", "hastalıklı" kişilikler olabilir! Asıl vahimi bu hastalıklı ruhları (bu örnekte olduğu gibi) ekrana çıkaranlar değil midir?..
Tek kelimeyle yazıklar olsun!!!
Diyeceğim o ki... Milletimize, akıllara ziyan haberleri sunarak ne elde edildiğini sorgulamaya çalıştım! Bunu da sadece birkaç soruyla dile getirmek istedim.. Gelinen nokta içler acısı... Hem insanlık, hem ahlaki, hem de toplum ve ulus bütünlüğümüz açısından ele alınmak istenen kritik ve tehlikeli konulardır!!! Ve ele alınmak istenen bu konular, bizim hem ahlâki, hem manevi, hem de milli değerlerimizin yitirilmesine olanak tanıyor! O halde ahlakımız, namusumuz ve geleceğimiz açısından yaşamsal kaygılarımızı oluşturan çok ama çok önemli bu değerleri, el birliği ile korumak ve kollamak hepimizin en birinci kutsal görevidir!!! Bunu da en önce bizim sandığımız "basın" yapmalıdır!!!
Haber konusu yapmaya çalıştıkları ve yıprattıkları değerlerimizin herbiri, bizi ayakta tutan toplumsal ortak paydalarımızdır...
Bu değerlerinin kıymetini bilmeyip kaybedenler, şu anda kan ve gözyaşı ile boğuşuyorlar!!!
Irak, Afganistan, Filistin ve diğerleri... Bizim ders almamız açısından yeterince ibret verici, acı ve canlı birer örnek değil midir?
Sevgi ve saygılarımla!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)