Falih Rıfkı Atay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Falih Rıfkı Atay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2021 Salı

10 Kasım...

 


"En mesut Türkler, ATATÜRK yaşarken görmüş olanlardır. Ömrümüzün ve TÜRK tarihinin en acı yasını tutmak talihsizliği bize düştü." Falih Rıfkı Atay

Hıçkırıklara boğulduğum gündür, 

10 Kasım

Seni çok özlüyoruz...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

30 Ağustos 2020 Pazar

30 Ağustos...




30 Ağustos Zafer Bayramımızı küçümseyenlerin uzantıları, o tarihi günde de  kendilerini göstermişler. Bakınız, Falih Rıfkı Atay’ın büyük zaferin yaşandığı o tarihteki anısı, sanki bize bugünü anlatıyor:

"Muhiddin Baha’nın Ankara hikayesi, Meclis’te bir aralık ellerini yıkamaya gitmiş. Asık suratlı bir milletvekili  görmüş. Mustafa Kemal’in muhaliflerinden biri:

-Yahu nedir bu halin? diye sormuş. Öteki dudaklarını ısırarak:

- Ne var sanki? Nasıl olsa İzmir’i bize vereceklerdi. Nesini büyütüp duruyorsunuz? diye çıkışmış da!

Sonra da:

-Yunanlılardan kurtulduk. Bakalım Mustafa Kemal’den nasıl kurtulacağız? demiş.

Evet, muhalifleri ve rakipleri sapsarı idiler. Ah! Bir kurşun, son Yunan kurşunu  Mustafa Kemal'in göğsüne saplanamaz mıydı?

O gün sapsarı kesilenler veya onların kinini güdenler, şimdi bile o günün hatırasını söndürmeye uğraşmakta değil midirler? " Falih Rıfkı Atay, Çankaya sf: 364


Dolayısıyla...

"Nemiz varsa, bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaş olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı'nın, vicdanımızı ve kafamızı Doğu'nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcağını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferi'ne borçluyuz." ÇANKAYA, sf: 363  Falih Rıfkı ATAY

30 Ağustos Zafer Bayramı Yüce Türk ulusuna kutlu olsun! 

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

15 Ocak 2019 Salı

Zübeyde Hanım...



Sevgiyle, saygıyla, rahmetle andığımız ve bir annenin dünyayı değiştirebildiğini kanıtlayan kişi olarak tarihe geçen Atatürk'ümüzün annesi Zübeyde Hanımın dün ölümünün 96. yıl dönümüydü.

Bu vesileyle Zübeyde hanımı daha yakından tanımak için, keskin görüşlü tarihçimiz Enver Behnan Şapolyo'nun kaynağından aynen aktarıyorum:


"Atatürk'ün valdesi Zübeyde hanım, Sofu-zade ailesinden Feyzullah ağanın kızıdır. Bunlar Selanik'te doğmuşlardır.  Bu aile bundan 130 sene evel Sarıgöl'den Selanik'e gelmiştir. Vodina kazasının batısında, 16 köyden ibaret olan Sarıgöl nahiyesinin ahalisi, Makedonya ve Tesalya'nın fethinden sonra Konya civarı ahalisinden Osmanlı hükümetinin sevk ve iskân ettiği Türklerdendir." 

Şapolyo, Makbule Atadan'ın kendisine şunları anlattığını yazar:

"Annemin babası üç çiftlik sahibi Feyzullah efendidir. Büyük pederim Feyzullah, Selânik'e bir saat mesafedeki Lankaza kazasında oturuyormuş. Lankaza'nın yarısı iki kardeşe aitmiş... Feyzullah efendi üç defa evlenmiştir. Üçüncü karısından ise Ayşe hanım olmuştur. Ayşe hanım bizim büyük annemizdir... Bunları hep annemden duymuştum." 

Makbule Atadan, bu defa 1952 yılında yayınlanan hatıralarında ana tarafından büyük babasının, Lankaza'lı Varyemez oğullarından Ahmet İbrahim efendi olduğunu söyler. Bunların, Bizans zamanında Vardar boylarına yerleşmiş mavi ve yeşil gözlü, sarışın yörükler olduklarını ilâve eder. 

Mustafa Kemal'in atalarının Yörük Türkmenleri olduğu şüphesizdir. Ruşen Eşref Ünaydın, Şapolyo'nun bu konuda kendisine sorduğu bir suale şöyle cevap verir: "Atatürk, çok kere, benim atalarım Anadolu'dan Rumeli'ye gelmiş Yörük Türkmenlerdendir., derlerdi." Makbule Atadan da, Şapolyo'ya, babası Ali Rıza efendinin Yörük sülalesinden olduğunu söyler ve "Annem her zaman Yörük olmakla iftihar ederdi. Bir gün Atatürk'e Yörük nedir diye sordum, ağabeyim de bana (Yürüyen Türkler) dedi." der. 

Atatürk'ün Selanik'te mahalle ve okul arkadaşlarından ve eski milletvekillerinden Hacı Mehmet Somer de bu konuda Şapolya'ya  şunları anlatır:

"Atatürk'ün ataları Anadolu'dan gelerek Manastır vilayetinin Debre-i Bala sancağına bağlı Kocacık (Kovacık) nahiyesine yerleşmişlerdir. Bunları ben Selânik'in ihtiyarlarından duymuştum. Bunların hepsi yörüktür... Bunların kıyafetleri Anadolu Türklerininkine benzer. Yaşayışları, hatta lehçeleri de aynıdır." 

(...)

Sonraları Kovacık Türkleri Bursa civarında Cerrah köyüne yerleştirilir.

Falih Rıfkı Atay da der ki:

"Mustafa Kemal ana tarafından yörüktür. Ondaki Altaylı tipi bundan olsa gerek"

İstanbul Reklam Yayınları Atatürk Ansiklopedisi cilt 1, sf: 14



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

28 Ağustos 2012 Salı

İngiliz Casus Sait Molla; "Yoksul Türk Bunu Nasıl Başardı?"



















"Benim ninelerim, dedelerim Kırım’dan gelmişler. Benim doğumum 4 Nisan 1922, Bandırma... Yunan gelmiş, yakmış Bandırma’yı... İskelede, Haydar Çavuş Camii’ne toplamış erkekleri ve bombalayıp öldürmüş hepsini. Babam köye kaçarak kurtulmuş.

Averof Zırhlısı bombardıman ederken Bandırma’yı ben 6 aylıkmışım... Anacığım beni çamaşır kazanının altına koymuş, öyle kurtarmış. “Yunan zalimi, Yunan yangını” diye diye büyüdüm ben... Ama bugün için örnek alacağımız bir şey var o günlerden...

Yunan komutanı ezanı yasaklamıştı. Osman Amcam 9 yaşında, Hafız-ı Kuran, sesi de çok güzel. Ahali, “Çocuğu çıkaralım, ezanı o okusun, ona dokunmazlar” demiş. Amcam ezanı okumuş. Yunan, amcamı minareden indirmiş, döve döve öldürmüş, caminin önüne bırakıp gitmiş.Bizimkiler gelmiş, çocuğun ölüsünü götürelim diye, bakmışlar nefes alıyor...

Amcamın hayatı böyle kurtuldu. Ama ölünceye kadar da sakat kaldı.

Şimdi bugünkülere soruyorum...

Atatürk var ya Atatürk, tanıyor musun sen onu?

Ona karşı gelenler var ya, onu hakir görenler... Kimmiş efendim Atatürk, Çanakkale’de zafer mi kazanmış, öyle bir şey yokmuş! Kurtuluş Savaşı mı yapmış? Yok canım, çetelerle savaşmış!

Bunları diyenler var ya... İşte o olmasaydı bugün onlar şans eseri belki hayattaydı haberin olsun. Şans eseri!" 90 Yaşını Tamamlayan Hayrettin KARACA 20 Ağustos 2012, Vatan/Mine Şenocaklı



Başkomutanlık Meydan Muharebesi ya da Dumlupınar Meydan Muharebesi, Kütahya'ya bağlı Dumlupınar yakınında 30 Ağustos 1922'de Türk ve Yunan orduları arasındaki savaştır.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından bizzat yönetildiği için Başkomutanlık Meydan Muharebesi denilir.


"26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Tarruz sonucu Türkler tarafından kesin zafer elde edilmesi üzerine Kuvay-ı Milliye’ye başından beri muhalefet etmiş olan Sait Molla, telaşa düşen diğer bazı muhalifler gibi İngiliz elçiliğine sığındı. Kendisine İngiliz General Harrington tarafından özel bir pasaport verildi. Bu pasaportla Mudanya Mütarekesi öncesinde ülkeyi terk etti." Vikipedi


"ANADOLU'nun dış dünya ile her türlü bağlantıyı kesmesi çeşitli yorumlara yol açtı.

İngilizler ve onların haberalma başarılarına güvenenler, Ankara'da M. Kemal Paşa'ya bir darbe yapıldığını düşünüyorlardı.

Sait Molla öğrendiği bu haberi hemen Ali Kemal Bey'e telefonla bildirdi. Ali Kemal Bey yeni kalkmıştı, uyku sersemiydi, bir avuç baldırı çıplak yüzünden üniversiteden kovulduğu için sinirliydi ama bu haber yüzünü güldürdü.

O da telefonu olan dostlarına yaydı bu güzel haberi." Turgut ÖZAKMAN/Şu Çılgın Türkler, sf:616



"SAİT MOLLA bu gece evinde kalmaktan korktu, Rıza Tevfik'e geldi. Üniversite öğrencilerinin, Bakırköy'de Cenap Şahabettin'in Beyoğlu'nda Ali Kemal'in evinin önünde toplanıp eğlendiklerini duymuş, sinirleri bozulmuştu. Konyak içiyor ve dertleşiyorlardı. Çökmüş haldeydiler. Dışardan sokaklara dökülmüş Türklerin neşeli bağırtıları, gülüşleri geliyordu.

Sait Molla, "Birkaç gün daha bekleyip İngilizlere sığınmaktan başka çare yok" dedi.

Sait Mola inledi:

"Yoksul Türk bunu nasıl başardı?"

Turgut ÖZAKAMAN/Şu Çılgın Türkler, sf: 664




"EMPERYALİSTLERİN donattığı, emperyalizmin yönlendirdiği Yunan ordusu ezilmişti. Türkiye için yepyeni bir dönem başlıyordu. Falih Rıfkı Atay 30 Ağustos zaferi için şöyle yazacaktı:

"Nemiz varsa, eğer bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaşlar olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batının pençesinden, vicdanımızı ve düşüncemizi Doğunun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi, 30 Ağustos zaferine borçluyuz." Turgut ÖZAKMAN/Şu çılgın Türkler, sf:644



Kurtuluş Savaşı'nın sonucunu belirleyen Büyük Tarruz'un son günü yapılan Başkomutanlık Meydan Savaşı'nı, ulusal bayram olarak kutluyoruz...


Büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK'e sonsuz minnet ve şükran duygularımızla,


Bu yıl 90. yılını kutlayacağımız büyük bayramımız,


30 Ağustos Zafer Bayramı,

Yüce Türk Milletine Kutlu ve Mutlu Olsun...


Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)