Genelkurmay başkanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genelkurmay başkanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2016 Cuma

"Görev İstiyorum"













"Türk milleti ordusunu çok sever; onu kendi idealinin koruyucusu kabul eder." ATATÜRK

Genelkurmay Başkanı'na açık mektup 

Bu konudaki yasaları biliyorum. Ama artık olağanüstü koşullar var, çünkü cumhuriyet tarihinin en büyük ihanetini yaşadık. Ben bu ülkede aşılamayacak “yasal imkânsızlık” olmadığını, ama Türk Ordusu’nun da geleneklerine bağlılığını bilen bir adam olarak bu mektubu yazmak zorundaydım.

Komutanım, ben TSK Harp Malulü sıfatıyla emekli oldum. Uzunca bir süre tedavi gördükten sonra da 7 yıl yattım Ergenekon mahpusunda…

Komutanım, şu anda bacağım koşmama izin vermez, ama başka görevleri yapabilirim.

Tecrübelerimizin ve yeteneklerimizin, sadece yazmak dışında da çok işe yarayacağını, belki bir çatışmanın sonucunu değiştirebileceğini biliyorum. Belki 45 yıllık hayatımız, 20’sinde bir delikanlının hayatını kurtaracaktır. Benim çocuklarım büyüdüler, belki bizim hayatımız, çocuğu henüz kundakta olan birinin hayatını kurtaracaktır. Belki o hayatlardan biri bu vatana bizden daha büyük hizmetler edecektir.

"Geçmişte şunu yaptık, bunu yaptık" demeye gerek yok, ama yeri geldi hayatımızdan hatta adımızdan bile vazgeçtiğimiz oldu görev uğruna. Yani, bizim hayatımız zaten adanmıştır bu vatana, ha burada, ha mahpusta, ha dağda…

Bize görev verin.

Maaş istemeyiz, bir öğün kumanya yeter. Benim gibi düşünen, her an her koşulda göreve hazır çok sayıda ve her rütbeden "emekli" askerler olduğuna emin olunuz.

Sayın Komutanım, ben her operasyona büyük bir aşk ve heyecanla çıktım. Bir saat sonra kırışacağını bile bile ütülü pantolon giymek ve timimizin karşısına öyle çıkmak bizim büyüklerimizden öğrendiğimiz bir gelenekti. Düğüne gider gibi…

O aşk hala fokurdayan bir yanardağ ağzı kadar sıcaktır içimizde.

Hep yazdım, belki okumuşsunuzdur, sözleşmeli askerlik Türk Ordusu’nun sonudur. Sözleşmesiz, ama ölene kadar görev sözüyle verilecek her görevi yapmaya hazırım… Her gün o canlardan biri toprağa düşerken, diğerleri toprağı döşek, gök kubbeyi yorgan yaparken uykularına, benim gibiler için yatak zaten en büyüğüdür işkencelerin.

Gün, Türk Ordusu’nun kendi öz evlatlarını ocak başına toplama günüdür.

Görev istiyorum.

Oktay Yıldırım (Emekli Astsubay), 21 Temmuz 2016


Dolayısıyla...

İşte Türk milletinin vatan sevgisi budur!

İşte Türk milletinin ordusuna olan bağlılığı böyle bir şeydir!



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)


8 Ocak 2012 Pazar

Bip... Bip... Bip...





"Bir milletin kültür düzeyi üç safhada; devlet, düşünce ve ekonomideki çalışma ve başarılarının özüyle ölçülür." Atatürk





Bu sözler, kişinin terbiyesini ortaya koyar,

Bu sözler, kişinin devlet adamlığına layık olamadığını anlatır,

Bu sözler, "halkı kışkırtmak için biz varız" anlamına gelir,

Bu sözler, "biz halk önderi olmaktan çok uzağız; olsak olsak ancak ve ancak emir kulu -memuru- oluruz" demektir,

Bu sözler, erdemli ve kararlı kişilikten uzak anlamına gelir,

Bu sözler, anaçlıktan öte köle ruhunun bir felsefesidir,

Bu sözler aşiret ruhunun çadır devletine özlemidir.


"Sana kim sordu ki çıkmış cevap veriyorsun? Sen önce çık katliamların hesabını ver. Paşa hazretleri çıkmış bize emir yağdırıyor. Senin rütben orgeneral de olsa bizim nazarımızda onbaşısın. Senin kıymetin o kadardır. Bunu böyle bil. Bizim nazarımızda ha bir onbaşı konuşmuş ha genelkurmay başkanı. Bizim nazarımızda zerre kadar değerin, kıymetin yok yanımızda. Ana dilde eğitimin olup olmayacağını sana mı soracağız? Biz başbakanın bu inkar politikasını tanımıyoruz. Başbakanı tanımıyoruz, genelkurmay başkanını hiç tanımayız. Bizim şahsımızda bunların meşruiyeti yok." 07.01.2012, Vatan


Pekii, sen ki yaşadığın ülkenin başbakanını, genelkurmay başkanını tanımayacaksın da kimi tanıyacaksın?


O halde sen kimsin?

Hangi ülkede yaşıyorsun?

Kimden maaş alıyorsun?

Nerede çalışıyorsun?

Çalıştığın makam nereye bağlı?

Tüm bunlar bir yana, senin can güvenliğini sağlayan kim?


Bu kanlı coğrafyada kan gövdeyi götürürken, sen altında araban... şoförünle bir oraya bir buraya fing atıyorsun... Yetmedi kendini dev aynasında görerek bırak ekmeği, kaymağını yediğin ülkenin kurum ve kuruluşlarını ayaklar altına alarak hakaretler yağdırıp...

Nereden aldın bu hakkı?


Arkasına sığındığın, bir zamanlar aynı şekilde etnik kimlik ve etnik mezhep kullanılarak ülkeni işgal etmiş olan emperyalizmle yine işbirliğine mi soyundun?

Bu güçler, şu anda Asya'dan, Afrika'ya nerede zengin kaynaklar varsa oraya çullanarak insanların yaşamını zehir eden, halkları işkenceden geçiren, kan ve gözyaşlarına boğulan devletlerin kaderine cebren ve hile ile el koymuş Batılı haçlı güçler mi yoksa?


Derdin ne?


Eline silah tutuşturularak çıkarlarınıza ve haçlı emellerine alet edilen tetikçileriniz dağda Mehmetçiğe kurşun atadursun, sizler de milletin kalbi saydığı yüce kurumda parmak sallayarak tehditler, hakaretler, küfürler savurun. Yetmedi orada burada fütursuzca "siz kimsiniz?" deme küstahlığını gösterin, öyle mi?


Sen kimsin?


Koskocaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Başbakanı'nı tanıma, ona hakaret et!

Dünyanın en güçlü orduları arasına girmiş bir devletin genelkurmay başkanını aşağıla!

Devletin generaline parmak salla!

Devletin kaymakamını linç etmeye çalış!

Devletin polisine tokat at!

Devletin vatandaşını kışkırt (ki onca baskınıza rağmen bölge vatandaşlarımız sağduyusunu kaybetmeden vatanına, milletine ve devletine bağlılığını her fırsatta ortaya koyuyor! En son Kaymakam'ı linçden vücudunu siper ederek kurtaran yaşlı amca...)!

Ülkenin bölünmez bütünlüğüne dil uzat!..


Efendim kim yapıyor muş bu haydutluğu?



Valla inanılması güç ama, milletvekili zannettiğimiz pek sayın parti başkanı ve milletvekili arkadaşları... İyi mi?



Vallahi gerçekten bu arkadaşlar, yaşadıkları ülkede zulüm görüyor, işkence çekiyor, ayrımcılık yaşayan "köle" konumunda eziliyor,ülkemizin en güzel yerlerine ulaşamadıkları gibi ağızlarını bile açamayacak kadar baskı ve tehdit altında, hatta kırmızı pasaportlarıyla ayrıcalıklı özel seyahat olanaklarıyla aşağıladıkları devletlerinin parasıyla ser sefil durumda sürünüyorlar!!!



O yüzden "özgürlük", "demokrasi" istiyorlar...

N'aapsınlar?!

İdare ediverin gari...

:)

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)