Türkiye Cumhuriyeti Devleti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye Cumhuriyeti Devleti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2012 Pazar

Bip... Bip... Bip...





"Bir milletin kültür düzeyi üç safhada; devlet, düşünce ve ekonomideki çalışma ve başarılarının özüyle ölçülür." Atatürk





Bu sözler, kişinin terbiyesini ortaya koyar,

Bu sözler, kişinin devlet adamlığına layık olamadığını anlatır,

Bu sözler, "halkı kışkırtmak için biz varız" anlamına gelir,

Bu sözler, "biz halk önderi olmaktan çok uzağız; olsak olsak ancak ve ancak emir kulu -memuru- oluruz" demektir,

Bu sözler, erdemli ve kararlı kişilikten uzak anlamına gelir,

Bu sözler, anaçlıktan öte köle ruhunun bir felsefesidir,

Bu sözler aşiret ruhunun çadır devletine özlemidir.


"Sana kim sordu ki çıkmış cevap veriyorsun? Sen önce çık katliamların hesabını ver. Paşa hazretleri çıkmış bize emir yağdırıyor. Senin rütben orgeneral de olsa bizim nazarımızda onbaşısın. Senin kıymetin o kadardır. Bunu böyle bil. Bizim nazarımızda ha bir onbaşı konuşmuş ha genelkurmay başkanı. Bizim nazarımızda zerre kadar değerin, kıymetin yok yanımızda. Ana dilde eğitimin olup olmayacağını sana mı soracağız? Biz başbakanın bu inkar politikasını tanımıyoruz. Başbakanı tanımıyoruz, genelkurmay başkanını hiç tanımayız. Bizim şahsımızda bunların meşruiyeti yok." 07.01.2012, Vatan


Pekii, sen ki yaşadığın ülkenin başbakanını, genelkurmay başkanını tanımayacaksın da kimi tanıyacaksın?


O halde sen kimsin?

Hangi ülkede yaşıyorsun?

Kimden maaş alıyorsun?

Nerede çalışıyorsun?

Çalıştığın makam nereye bağlı?

Tüm bunlar bir yana, senin can güvenliğini sağlayan kim?


Bu kanlı coğrafyada kan gövdeyi götürürken, sen altında araban... şoförünle bir oraya bir buraya fing atıyorsun... Yetmedi kendini dev aynasında görerek bırak ekmeği, kaymağını yediğin ülkenin kurum ve kuruluşlarını ayaklar altına alarak hakaretler yağdırıp...

Nereden aldın bu hakkı?


Arkasına sığındığın, bir zamanlar aynı şekilde etnik kimlik ve etnik mezhep kullanılarak ülkeni işgal etmiş olan emperyalizmle yine işbirliğine mi soyundun?

Bu güçler, şu anda Asya'dan, Afrika'ya nerede zengin kaynaklar varsa oraya çullanarak insanların yaşamını zehir eden, halkları işkenceden geçiren, kan ve gözyaşlarına boğulan devletlerin kaderine cebren ve hile ile el koymuş Batılı haçlı güçler mi yoksa?


Derdin ne?


Eline silah tutuşturularak çıkarlarınıza ve haçlı emellerine alet edilen tetikçileriniz dağda Mehmetçiğe kurşun atadursun, sizler de milletin kalbi saydığı yüce kurumda parmak sallayarak tehditler, hakaretler, küfürler savurun. Yetmedi orada burada fütursuzca "siz kimsiniz?" deme küstahlığını gösterin, öyle mi?


Sen kimsin?


Koskocaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Başbakanı'nı tanıma, ona hakaret et!

Dünyanın en güçlü orduları arasına girmiş bir devletin genelkurmay başkanını aşağıla!

Devletin generaline parmak salla!

Devletin kaymakamını linç etmeye çalış!

Devletin polisine tokat at!

Devletin vatandaşını kışkırt (ki onca baskınıza rağmen bölge vatandaşlarımız sağduyusunu kaybetmeden vatanına, milletine ve devletine bağlılığını her fırsatta ortaya koyuyor! En son Kaymakam'ı linçden vücudunu siper ederek kurtaran yaşlı amca...)!

Ülkenin bölünmez bütünlüğüne dil uzat!..


Efendim kim yapıyor muş bu haydutluğu?



Valla inanılması güç ama, milletvekili zannettiğimiz pek sayın parti başkanı ve milletvekili arkadaşları... İyi mi?



Vallahi gerçekten bu arkadaşlar, yaşadıkları ülkede zulüm görüyor, işkence çekiyor, ayrımcılık yaşayan "köle" konumunda eziliyor,ülkemizin en güzel yerlerine ulaşamadıkları gibi ağızlarını bile açamayacak kadar baskı ve tehdit altında, hatta kırmızı pasaportlarıyla ayrıcalıklı özel seyahat olanaklarıyla aşağıladıkları devletlerinin parasıyla ser sefil durumda sürünüyorlar!!!



O yüzden "özgürlük", "demokrasi" istiyorlar...

N'aapsınlar?!

İdare ediverin gari...

:)

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

3 Aralık 2011 Cumartesi

Burası Teksas mı?
















"Basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir." Atatürk



İzmir'de geçtiği öne sürülen bir "haber" üzerine...

"Estetik ameliyat yaptırıp sonuçtan memnun kalmayan Dilan Kahraman, doktordan kendisini ücretsiz olarak yeniden ameliyat etmesini istedi. Kahraman'ın, teklifini reddeden doktoru, "Ben Tunceliliyim. Beni tekrar ameliyat etmezsen buraya PKK'yı yığarım" diye tehdit ettiği öne sürüldü." 2 Aralık 2011, Vatan

Bu söylem Türkiye Cumhuriyeti Devlet'ne başkaldırının uluorta yapılmaya çalışılmasıdır! Zira burada bir tehdit sözkonusu... Ve tehdit unsuru ise bölcülerin çetesi PKK...

Tabii, son zamanlarda "gündem" olan Tunceli ile bir başka koldan gelişen yara da cabası...


Tüm bunları birleştirdiğimizde yazıma konu ettiğim haber ortaya çıkmaktadır.


Peki, burası Teksas mı ki, bu kadar rahat bir şekilde tehdit savrulabiliyor?


"Ben Tunceliliyim"de ne demek oluyor?!..


Tunceli halkı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yürekten bağlı diğerleri gibi şerefli bir ilimizdir...

Ne zamandan beri Tunceli ilimiz, "çete" gibi tehdit unsuru yapıldı?

Doğrusu orasını anlayamadık!

Tunceliler ülkemizin bilinçli kesimidir!

O halde buradan yola çıkarak, "Tunceli'yi bir tehdit unsuru" gibi göstermek, Tuncelilere yapılabilecek bir ihanetten öteye geçemez!


"PKK'yı yığarım" milletimizi bölücü tedhişle tehdit ise, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yönelik aleni bir saldırıdır.


Bu sebeple, ülkemizin hukuku devreye şüphesiz girer ve girmiştir de!


O halde bu durum karşısında bir hatırlatmaya ihtiyaç var:


Bilinmez midir ki; böylesi küçük kıvılcımlar devasa yangına sebebiyet verebilir...


Zira bu hassas durumdan istifade edebilecek kötü niyetlilerin, durumdan vazife çıkararak iş başı yapabilecekleri ortadayken, diğer taraftan da vatandaşlarımızı ayrıştırarak kin ve nefrete sevk etmenin yolu bu tür "haber"lerden geçtiğ aşikârken...

Bu sözü söyleyen densiz kişiye diyecek sözümüz olamaz; ama bu durumu basının üst manşetine taşıyarak, olaya pabuç bırakan basını"mız"a yazıklar olsun!


Ulusal bildiğimiz basınımıza duyurulur...


Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

10 Mart 2011 Perşembe

Sen de Kimsin?

















Financial Times: "Türkiye medyayı sindirmeye son vermeli!"


Vallahi bu haberi okuduğumda son derece öfkelendim...

"Sen de kimsin "FT"?" diyesim geldi...

Elalemin gazetesi (Financial Times, uluslarasası İngiliz iş gazetesi. Londra'da günlük yayımlanan bir gazetedir.), bize ahkam kesmeye, emirler yağdırmaya kalkıyor, iyi mi?!


Sen otur oturduğun yerde... bir zahmet kendi işlerinizle ilgilenin!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sizden icazet alacak değil elbet.

Biz, sizin koloniniz falan da değiliz! Emrinizde hiç değiliz!

Ha, sözde "insan hakları" adına konuşuyorsanız, bi zahmet bizzat içerisinde yer aldığınız vicdansızlıkları ele alınız.

Allah var ben, buradan işlediğiniz kabahatları saymakla başedemem. Ama elimden geldiğince zaman zaman "insan hakları"na gösterdiğiniz "saygı"yı, o eşsiz "adalet"inizi dile getirmeye çalışıyorum. İsterseniz size de acilen en sıcak bir örneğini sunayım; ve lütfen "son vermeli!" ültimatomunuzu bu haber için de kullanın!

Nedir derseniz, "yanlışlıkla öldürülen çocuklar" vahşeti...

Önce haberi kısaca verelim:

7 Mart 2011 tarihli habere göre, Afganistan'da yabancı güçlerce düzenlenen operasyonda (Ki saldırının yeni adı operasyon oldu... Bu bile zihinleri yatıştırmanın bir psikolojik yönü olarak düşünüyorum.) 9 çocuğun ölümüne yol açtı. Ardından Afganistan'ı ziyaret eden ABD Savunma Bakanı Robert Gates, "Washington adına özür diledi." Anadolu Ajansı

Aman lûtfetmişsiniz...

Özür dilemişsiniz...

Daha ne olsun, yetinelim artık bu "özür"ünüzle...

Hatta Allah selamet versin mi desek, ne desek acaba?!

İyi de bu kaçıncı "yanlışlık"? Ardından sahte özür dilemeler falan...

Geçin bunları...Yapın, öldürün... "Özür dileyin" Aman ne güzel bir tezgah...

Ha, şimdi bu yapılanları görmeyin, öte yandan bir başka ülkenin içişlerine müdahil olun, öyle mi?!..

Siz kimsiniz?

Bir zamanlar ülkemizi paramparça ederek, topraklarımızı işgal edenler değil misiniz?

Siz kimsiniz?

Bulduğunuz ve yarattığınız her fırsatta Müslüman, Türk düşmanlığı yapanlar, değil misiniz!

Siz kimsiniz?

Anadolu toprakları üzerinde "Büyük Kürdistan" ve "Büyük Ermenistan"ı kurma hayalleri peşinde çeşitli Bizans oyunlarını kurgulayanlar değil misiniz?

Siz kimsiniz?

Kendinizi dünyanın "efendisi" olarak gören...

Sizden olmayanları da "köleniz" olarak kabul edip, ültimatonlar yağdırmayı üzerinizde "vazife" sayan, vicdan yoksunu benciller değil misiniz?

İyisi mi siz, kendi işinize bakın; kendi yaptığınız vahşeti, soykırımları ele alarak bu doğrultudaki insanlık suçlarınızı telafi etmeye çalışın!

Ve bir başka ülkenin içişlerine karışmak yerine, kendi ayıplarınız için ÜLTİMATOM yağdırın...

Merak etmeyin biz kendi işimizi kendimiz hallederiz...

Sevgi ve saygılarımla!


Image "HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (s.a.v.)


19 Mayıs 2010 Çarşamba

Anadolu'ya Kulak Ver

















"Millî sınırlar içinde VATAN bir bütündür PARÇALANAMAZ!" 23 Temmuz 1919 Ezurum Kongresi kararı, 1. Madde


Yoksul ve Yorgun Düşmüş Bir Halka Destan Yazdıran Lider...


Memleket işgal altında, ordusu terhis edilmiş, silahları teslim alınmış, limanlarına el konulmuş, bütün haberleşme sistemi düşman eline geçmiş; millet perişan, yorgun ve yoksul düşmüş... Ülkeyi yönetenler ise,

"kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat, Hilâfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceği hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet âciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız, padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı..." Nutuk


İşte böylesi bir durumda olan halka destan yazdıran eşsiz Önder Mustafa Kemal ATATÜRK...


"Acı işgal günlerinde, önemli devlet adamlarının da hazır bulundukları toplantıda herkes, Türkiye'nin düştüğü acıklı duruma kendisine göre bir çare arıyor; Amerikan, İngiliz himayesinden dem vuruluyordu. Bir aralık, Mustafa Kemal Paşa'ya da sordular. Atatürk, şu kısa yanıtı verdi:

"Efendiler, hepiniz konuştunuz, arzularınızı beyan ettiniz ve birbirinize sordunuz, hepinizi dinledik. Fakat ... Anadolu'ya bir şey sordunuz mu? Anadolu'yu dinlediniz mi? O na da soralım, bir de onu dinleyelim efendiler!" Atatürk'le Anılar


19 Mayıs 1919'da Osmanlı'nın küllerinden, tam Bağımsız Modern Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurmak için yedi düvele karşı Kurtuluş Savaşı'nı başlatan; ve tüm dünyanın kendisine hayranlık uyandırdığı eşsiz lider, Türk milleti senin gibi bir öndere sahip olduğu için ne kadar gurur duysa azdır. Yaptıklarınla, geride bıraktıklarınla hâlâ Türkiye Cumhuriyeti bağımsız, güçlü ve asil bir devlet olarak varlığını sürdürebiliyorsa bunu sana borçluyuz. Ve bu kudretimizi sürdürebilecek azmi yine senin söyleminle DAMARLARIMIZDAKİ ASİL KANDAN alıyoruz... Ne Mutlu Türküm Diyene!


19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Yüce Türk Milletine Kutlu Olsun!

Sevgi ve saygılarımla!