işgal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
işgal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2016 Çarşamba

Şaka mı bu?!..




"Şehit Astsubay Başçavuş Ömer Halisdemir'in babası Hasan Hüseyin Halisdemir, darbe girişiminin yaşandığı gece oğlunun öldürdüğü darbeci general Semih Terzi'nin ailesinin kendilerine 90 bin liralık tazminat davası açtığını ileri sürdü." 4 Ekim 2016

Anayasamıza göre; "Yargı Yüce Türk milleti adına karar verir." 

Dolayısıyla... Türk milletine ihanet eden, ve de düşmanlarla işbirliği içinde Yüce Türk milletini esir almak isteyen, Türk vatanını işgal etmek için varlık gösteren düşman Semih TERZİ'nin alnının ortasından vuran kahraman Astsubayımız Ömer HALİSDEMİR'e tazminat davası açılıyor, öyle mi?

Pekii...

"Türk milleti adına" hangi mahkeme, bu davayı kabul eder?

"Türk milleti adına" karar verecek olan hangi hakim, bu davaya bakar?

Dolayısıyla mahkeme bizim adımıza bu davayı görecek, öyle mi?

Ve...

Yüce Türk milleti adına...

"Karar" diyecek,

Gereği düşünüldü...

Kahraman "Ömer HALİSDEMİR  90 bin lira tazminat ödemeye mahkum edildi."

Veya...

Gereği düşünüldü...

Kahraman "Ömer HALİSDEMİR için açılan tazminat reddedildi" diyecek...

Şaka mı bu?!..

Böyle bir rezaletin gündeme gelmesi bile...

Gereği düşünüldü

Yüce Türk milleti adına bir ZULÜMdür!

Öte yandan...

Merhum Şehidimiz Yiğit Ömer HALİSDEMİR 

Seni ve bu güzel yüzünü asla unutmayacağız!



Sevgi ve saygılarımla!





"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Ordu Millet El Ele









Irak 2003...

ABD ordusu Irak topraklarını işgale geldiğinde IRAK ordusu ortada yoktu...

Milyonlar öldü, ülke ve millet tarumar edildi.



Yıl 2016...

"Fransa Nice'de 14 Temmuz Ulusal Gün kutlamalarında terör saldırısına uğradı. Üç gün yas ilan edilen ülkede güvenliği asker sağlayacak."

Demek ki neymiş? 

Bir ülkeyi ve bir milleti ayakta tutan  o milletin ordusu, askeri imiş.




15 Temmuz 2016 günkü darbe girişimini elimiz yüreğimizde an be an takip ediyoruz...

Diğer taraftan başta karargah içerisinde Genelkurmay Başkanımız ve vatansever askerlerimiz, polisimiz ve güvenlik güçlerimizle birlikte halkımız canları pahasına gösterdikleri kahramanca dirençle, Amerikan emperyalizminin tertiplediği işgal girişimini büyük bir kararlılıkla engellemişlerdir!

Bu anlamda, Sayın Genelkurmay Başkanımızın boğazına sarılan kemer, kafasına dayanan silaha rağmen , ve kahraman yiğitlerimizin verdiği olağanüstü vatanseverlikleri ve dik duruşları sayesinde şu anda hepimiz evlerimizdeyiz... 

Dolayısıyla herkes tarafından, kahraman ordumuzun tarih yazan bu direnişini çok iyi görülmeli ve anlaşılmalıdır!

O sebeple bu gerçeğe rağmen askerimizi itibarsızlaştırma ve bunun üzerinden asker millet düşmanlığı, asker-polis gerilimi yaratma çabalarını şiddetle reddediyoruz!!!
Hâl böyleyken... 

Atatürk’ün Anzak Annelerine Yazdığı Mektup:
"Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar! Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu
topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır." Atatürk, 1934 

Dolayısıyla...

Gazetelerde yer alan ve iddia edildiği üzere, Mehmetçiklerimize linç girişimini ve insanlık onuruna yakışmayan tutumlarını bu millete asla mâl edilemez! Zira bu Orta Çağ görüntüleri, ne ATATÜRK Cumhuriyeti'yle, ne vicdan sahibi, mazlum milletlerin örnek aldığı Büyük Türk milletiyle, ne de binlerce yıllık tecrübesiyle, devlet ve millet olma özelliğini taşıyan değerleri ve birikimleriyle birlikte kutsal inancıyla da asla bağdaşmayacak kadar, insanlıktan uzak ilkel, vahşi ve bağnazlığın ta kendisidir!!!




Gün birlik günüdür! 
Bizim başka bir vatanımız yok! 
Irak, Afganistan, Suriye, Libya.. 
Hepsi ortada... 
Bu ülkeler bir bir işgal edildi.. 
Halklar öldürülüp zulme maruz bırakıldı!!! 
Şimdi sıra bize geldi... 



Eyy, Yüce Türk milleti! 
Ulus olarak ayrılıkçı mezhep ve etnik ayrışmayı bırakalım! 
Sağcı, solcu, Alevi, Sünni, Kürt, Laz, Türk... 
Hepimiz bu vatanın evlatlarıyız! 
Hepimiz bu milletin şerefli yurttaşlarıyız! 
Hepimiz bu toprakların zenginliklerini hak ediyoruz! 
Atatürk Cumhuriyeti bizim yaşamsal  dayanağımız ve kaynağımızdır!

Dolayısıyla...

Bu tür girişimler, asil ve sağduyu sahibi Yüce Türk milletine asla yakışmaz! 

Türk Ordusu hepimizin göz bebeğidir! 

Yüce dinimizi kullanarak Türk askeri üniforması altına giren; ve ordumuzun içerisine sızan bu hain, gözü dönmüş, eli kanlı  çetenin, bizim MEHMETÇİĞİMİZLE dolayısıyla ordumuzla uzaktan yakından âlâkası olmadığını bilmek, bildirmek  hepimizin hayati görevidir!

Lütfen ama lütfen bu gerçeği asla unutmayalım!




Ne mutlu Türk'üm diyene!

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

22 Haziran 2010 Salı

Ne Tedhişi!.. Düpedüz Savaş!..















"Biz yaşamak isteyen, haysiyet ve şerefiyle yaşamak isteyen bir milletiz... " ATATÜRK



Nasıl anlatılır bilemiyorum ama, duygularımı en azından paylaşmak ve ruhumun çektiği acıları yazıya dökmek için buradayım...

Henüz kara pazar sabahının şokunu üzerimizden atamazken, ardı arkası kesilmeyen bir bir şehit haberleri akmaya devam ediyor...

Sanki yüreğim sıkıştırılmış bir kafes içerisinde gibi; daraldığımı hissediyorum...


Hele yürekleri parçalayan, boğazımızı düğüm düğüm eden şehit cenazelerinin görüntüleri yok mu!.. Sanıyorum bu görüntüler "insanım" diyenin vicdanını derin derin kanatarak sızlatıyordur!!!

Tüm bunlar yaşanırken adına "TEDHİŞ" denilen örtülü ama gerçek adı konulmamış SAVAŞ, vatan topraklarımız üzerinde sürdürülüyor...

YİĞİTLERİMİZ... Acımasızca, haince yere seriliyor...

Ne uğruna?..

İyi de biz bu savaşı 1919'da vermedik mi?

Verdik...

Peki insanın kendi vatanında, nereden geldiği belli olmayan hain kurşunlara hedef olması, yollara alçakça döşenmiş serseri mayınların tuzağına düşmesi ve saldırıya uğrayarak, basılarak, çatışma yaşaması... Bütün bunlar neyin nesidir?..

Böylesi bir duruma dünyanın neresinde hangi millet, hangi devlet izin verir?!! O halde vatan topraklarına resmen işgal askerlerini sokamayanlar, bu yolla, emellerini maskelemek ve yaptıklarını gizlemek için tedhiş dedikleri yöntemle işgal yoluna mı çıktılar?!


Bu saldırıları "tedhiş" diye yutturmaya çalışanlar, aslında kendilerini açıkça çoktan belli etmeye başlamadılar mı?..

Alçak eylemleri tertipleyen maşalara, "tedhişçi" diyerek kendilerini maskelemiyorlar mı?

Bu sözde "tedhiş" örgütlerinin arkasında olanlar, gerçekte ve çok yakından tanıdığımız "Sevr"in hazırlayıcıları ve aktörleri değil midir?

Kim bunlar?..

"Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar!"


Günümüz şartlarına uygun, "insan hakları" ve "demokrasi" savunuculuğuna (!) soyunan Avrupa Birliği ve Amerika / İsrail yapılanmaları değil mi?

Peki Sevr'i hazırlayarak ülkemizi işgal edenler kimlerdi?

Fransız, İngiliz, Yunan, İtalyan, Ermeni... Diğer yandan Türkiye'nin Tapusu olan Lozan'ı tanımayan ve Yunanın arkasında olan kimdi?
Amerika...

Şimdi günümüz oyuncularıyla bunlar aynı güçler değiller mi?


Eee, o zaman neyin ve kimin "tedhiş" ve "tedhişçi"si?..

Geçin bunları!..

Bu senaryonun yeni yazarları bizim bildiğimiz eski düşmanlarımız!!!

Eski düşman, dost olur mu?..

Olmaz! Olamaz!...


"Arkadaş yurduma alçakları uğratma sakın!"


Bu yeni anlatımlar, kafa karıştırmanın ötesine geçmiyor!!!

"Vır vır vır" her kafadan farklı sesler, ama düşünceler aynı!!!

Beyinleri yıkıyorlar!..

Yeni tanımlamalarla, ülke ve vatan topraklarımız elimizden alınmaya çalışılıyor!!!

"Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın"


Yapay gerekçe ve sözde sorunlar olarak ortaya atılanların hepsi palavra...

Kendi vatandaşlarımızı kullanarak bizi bize "düşman" etme yolları açılma gayretleriyle, tarihin acısını bizden çıkarmaya çalışıyorlar!..

Bizim kendimizle kavgamız yok!

Problemlerimiz olabilir!..

Bundan kime ne?..

"Kol kırılır yen içinde kalır!"...

Gün, birlik ve dayanışma günü!

Gün millî birlik günü...

Bırakalım içimizde hesaplaşmayı, intikam almayı...

Ve bir an olsun etrafımızdakilerle kardeşliğimizi hatırlayıp, onlara daha hoşgörülü yaklaşıp, oldukları gibi kabullenmeyi eskiden olduğu üzere bugün de devam edilmesi, bize ne kaybettirir ki?..


Sevgimizi esirgemeden ortak duygularımızın sahibi kardeşlerimizle paylaşmanın huzurunu kaybetmemeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var!

Hep kin...

Hep nefret...

Hep bencillik...

Bunun sonu düşmana fırsat yaratmaktan başka nereye varır, hiç düşündük mü?

Oysa "Yaratanı severiz yaratandan ötürü" anlayışına sahip olan milletin çocukları, biz değil miyiz?!..


Sevgi ve saygılarımla!

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Anadolu'ya Kulak Ver

















"Millî sınırlar içinde VATAN bir bütündür PARÇALANAMAZ!" 23 Temmuz 1919 Ezurum Kongresi kararı, 1. Madde


Yoksul ve Yorgun Düşmüş Bir Halka Destan Yazdıran Lider...


Memleket işgal altında, ordusu terhis edilmiş, silahları teslim alınmış, limanlarına el konulmuş, bütün haberleşme sistemi düşman eline geçmiş; millet perişan, yorgun ve yoksul düşmüş... Ülkeyi yönetenler ise,

"kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat, Hilâfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceği hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet âciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız, padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı..." Nutuk


İşte böylesi bir durumda olan halka destan yazdıran eşsiz Önder Mustafa Kemal ATATÜRK...


"Acı işgal günlerinde, önemli devlet adamlarının da hazır bulundukları toplantıda herkes, Türkiye'nin düştüğü acıklı duruma kendisine göre bir çare arıyor; Amerikan, İngiliz himayesinden dem vuruluyordu. Bir aralık, Mustafa Kemal Paşa'ya da sordular. Atatürk, şu kısa yanıtı verdi:

"Efendiler, hepiniz konuştunuz, arzularınızı beyan ettiniz ve birbirinize sordunuz, hepinizi dinledik. Fakat ... Anadolu'ya bir şey sordunuz mu? Anadolu'yu dinlediniz mi? O na da soralım, bir de onu dinleyelim efendiler!" Atatürk'le Anılar


19 Mayıs 1919'da Osmanlı'nın küllerinden, tam Bağımsız Modern Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurmak için yedi düvele karşı Kurtuluş Savaşı'nı başlatan; ve tüm dünyanın kendisine hayranlık uyandırdığı eşsiz lider, Türk milleti senin gibi bir öndere sahip olduğu için ne kadar gurur duysa azdır. Yaptıklarınla, geride bıraktıklarınla hâlâ Türkiye Cumhuriyeti bağımsız, güçlü ve asil bir devlet olarak varlığını sürdürebiliyorsa bunu sana borçluyuz. Ve bu kudretimizi sürdürebilecek azmi yine senin söyleminle DAMARLARIMIZDAKİ ASİL KANDAN alıyoruz... Ne Mutlu Türküm Diyene!


19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Yüce Türk Milletine Kutlu Olsun!

Sevgi ve saygılarımla!