barış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
barış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2013 Çarşamba

İnsanlığa "Hasret" Gitti...












Güneydoğu Anadolu Bölgemiz...

Bu bölgenin vekillerinin başrol'de oynadıkları oyunun başoyuncuları olarak, sürekli ne diye feveran ediyorlar?

"özgürlük"

"Barış"

"Demokrasi"


Pekii; henüz 4 gün önce basına Batman'dan düşen bir haberi buradan hemen paylaşalım:

"Evlendiremeyince boğarak öldürdüler

İstemediği bir evlilik yaptı, baba ocağına döndü... İki kuzeni tecavüz etti, hamile kaldı. Evlendirilmek istendi, kuzenleri kabul etmedi. Hasret aile meclisi kararıyla öldürüldü." 28 Aralık 2012, Milliyet

Feodal zihniyetin hakim olduğu ve "ağa'lık, şeyh'lik, şıh'lık" sisteminin devamını yaşayan insanlarımızın, insanca yaşamak hakları değil mi?

"Bu" orta Çağ zihniyetini sorgulamayan bölge milletvekilleri, neyin mücadelesini veriyorlar?

Asıl sorgulanması gereken feodal zihniyetin bir parçası olan, "töre cinayeti", "namus cinayeti" değil de, nedir?!..

Küçücük kızların evlendirilmesi, kocaman kocaman insanlara "gelin" verilmesi, yetmedi "kuma" gönderilmesi, "berdel" ve daha pek çok dudak uçuklatacak geri kalmışlığın göstergesi olaylar, neden ele alınmaz?


Hasret, bu karanlık ve üstü kapatılmış dünyanın içerisinde kendi isteğiyle mi çile çekti?

Gencecik yaşında yaşama veda etmesi kimlerin suçu?


Hasret'in hayatı, yöre insanımızın özeti değil midir?


Peki o anlı şanlı vekiller, Hasret'le değil de, neyle uğraşırlar?

Şüphesiz ki...

Amaç; yöre halkının mutluluğu veya yaşam kalitesinin iyileşirilmesi filan değil..

O vakit, her fırsatta devletine kâh hakaretle, kâh parmak sallayarak, kâh kaba sözlerle taşkınlık yapan milletvekillerine sorum şu olacak:


Bu durumda ağzınızdan düşürmediğiniz "demokrasi", "özgürlük", "barış" kavramlarını  kimler adına ve ne için istemiş oluyorsunuz?

"Aile meclisi" kararıyla öldürülen Hasret, bu kavramların neresinde yer alıyor?

Ya da...

"Alışılageldiği" ve işinize geldiği üzere, Güldünya ve diğerleri gibi Hasret de sadece "töre cinayeti" olarak tarihin karanlık sayfalarına mı gömülecek?

Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

31 Aralık 2012 Pazartesi

2013 Birliğimiz Olsun...


















http://www.youtube.com/watch?v=92ZeIvhLB-w




2013 Yılı ülkeme ve dünyamıza barış, aydınlık, sağlık ve bereket dolu günler getirmesini dilerken,  yüzünüzden gülümseme, yüreğinizden umut ve sevgi hiç eksik olmasın.


Yeni yılınız kutlu olsun...

Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

6 Haziran 2010 Pazar

İşaret Edilen Hangi "Barış"?















"Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının." Maide Sûresi, 57. Ayet


Vatikan'ın İsrail'in insani yardım konvoyuna saldırmasına ilişkin açıklaması:

"İnsanların yaşamlarını yitirmesinden sözetmek acı verici. Durum Vatikan tarafından dikkat ve kaygıyla takip ediliyor" dedi. Peder Federico Lombardi ayrıca, "Vatikan her zaman, nereden geliyorsa gelsin, suç işlenmesinin karşısında durmuştur. Çünkü her zaman kalıcı barışçıl çözümlerin bulunmasını zorlaştırır" dedi. Lombardi ayrıca Papa 16. Benedict'in önümüzdeki günlerde yapacağı Kıbrıs Rum kesimi seyahatini hatırlatarak, "Kendisi orada da barışı işaret edecektir" dedi. 31.05.2010, Vatan

Peki bugün ne oldu? Yine Vatan'ın haberine göre; "Rum Fileleftheros gazetesi de, İsrail’de yayımlanan "Jerusalem Post" gazetesine dayandırdığı haberinde, Gazze’ye giden gemilerin ardından, İsrail’den de Kıbrıs Rum Kesimi’ne yönelik bir gemi filosunun yola çıkacağını, filonun vermeyi amaçladığı mesajın Kıbrıs’taki "sözde Türk işgalinin sona ermesi" şeklinde olacağını yazdı... 06.06.2010


Şimdi bu haberler üzerinde bizim de sormak ve yorumlamak istediğimiz önemli noktalar olacaktır:

*"Vatikan her zaman, nereden geliyorsa gelsin, suç işlenmesinin karşısında durmuştur..."
O halde Vatikan, gerçekten bu ifadelerinin arkasında duruyor mu, yoksa işlerine geldiği gibi Vatikan merkezli siyasi politikalarının sürdürülmesi yönünde davranışlar sergilediklerini mi ima ediyor?! Hemen bir örnekle sorumuzu açıklığa kavuşturalım:


Müslüman coğrafyanın tek tek işgali, Vatikan'ı nasıl (Dinlerin mesajı insanları zulmün karanlığından kurtarmak ve ilahi hakikati yeryüzünde muteber kılmaktır. 01.06.2010 Basın Toplantısı, Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU Diyanet İşleri Başkanı) ve hangi alanda ilgilendiriyor? Irak'ı işgal eden Haçlı emperyalist güçlerin insalık dışı davranışlarıyla birlikte, 1,5 milyon masum Müslüman Irak halkının katledilmesine karşı hangi tedbirleri aldılar ve ne yaptılar?


*"Kalıcı barışçıl çözümler"den bahsederek, sebebi ziyaretlerini belki de bu ifadeyle örtüştürme bahenesiyle Papa 16. Benedik, Kıbrıs Rum kesimine 4-6 Haziran tarihleri arasında ziyarette bulunuyorlarmış... Acaba Irak'a da aynı niyetler çerçevesinde geçmişte bir ziyaret düzenlediler mi?.. Bundan sonrası için bu doğrultuda bir ziyaret gerçekleştirmeyi düşünürler mi?

Zira Irak halkı, aynı coğrafyanın sahibi olarak paramparça ayrıştırılmaya doğru sürüklenmek isteniyor... Aynı kültürden, aynı inançtan olan kardeş insanları, sözde demokrasi safsatalarıyla birbirinden koparılıp, aralarına sınırlar çizilmek isteniyor ya, işte onun için Kıbrıs Rum kesiminde istenilen "barış" gibi, bu zül duruma bir son vermeye, aynı Papa, hani bir el atsa diyoruz...


*Yine İsrail'in Kıbrıs'ta "Türk işgalinin bitmesi..." yönünde bir talepleri varmış. İyi de adama sormazlar mı?.. Senin o coğrafyada yıllardır, estirdiğin tedhiş, vahşet, katliam da neyin nesi oluyor?!.. Kurulduğun günden beri, Filistin, Gazze işgal altında değil mi? Bütün bu fırtınalarla birlikte insanın insana reva gördüğü zulmün parçası kim? Ayrıca "Vadedilmiş Topraklar" bahanesiyle Irak'a kadar uzanan ve genişletilerek tüm coğrafyada gizlice sürdürdüğünüz faaliyetlere ne demeli?


Kısaca demem o ki... Papa'nın Rum kesimine ziyaretleri bir tesadüf mü?.. Zira Kıbrıs Barış Harekatı'nı Mehmetçiklerimiz gerçekleştirdiğinden bu yana bir tek kişinin burnu dahi kanamadan iki ayrı toplum huzur içinde yaşamlarını sürdürmektedirler! O halde neyin barışını tesis etmeye düştüler?


Papa, bir zahmet Irak, Afganistan ve Filistin'e de ziyaret düzenlerse şayet, işte o zaman gerçekten "barış" için gayretler gösteriliyor deriz! Ama ne yazık ki, barış olan yerde huzursuzluk çıkarmak için yıllardır, harıl harıl gayretler sürdürülüyor... Hem ortada olan bir gerçeğin kanımca gözardı edildiğine de dikkat çekmekte fayda olacağına inanıyorum. Nedir o gerçek? Kıbrıs'ta iki ayrı ve bambaşka dünyaların insanları yaşıyor. Dili, inancı, kültürü vs. gibi insanları biribirine bağlayan pek çok unsurlar! Peki, nasıl olurda bu insanları, ila nihayet birarada yaşayacaksın diye zorlamaya tâbi tutuluyor? Diğer yandan Müslüman coğrafyasında binlerce yıl birarada yaşamış halkları ise biribirine düşürerek, boğazlatanlar kimler?!..

Görünen köy kılavuz istemez...


Sevgi ve saygılarımla!