entrika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
entrika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2021 Salı

Bir Adet Yufkacı İle İki Adet Elti



Vay arkadaş... 

Ne "İstanbul Sözleşmesi" ile dillendirilen  "Türk aile yapısına uygun değil"e,

Ne de aynı şekilde adlandırılan "Netfliks"e,

Ne değer yargılarına, 

Ne ahlâk anlayışına benziyor.

Entrika, seks, aldatma... 

Valla hepsi bir arada! 

Bunların akılları, fikirleri bizlerin anlayamayacağı kadar rezil çalışıyor. 

Her şeyleriyle animal yaşıyorlar!

Olay şöyle; 

İki elti bir olmuş, çoluğunu çocuğunu bırakarak,

Yufkacı -RASPUTİN- Muammer'e kaçmışlar!

Eltilerin ikisinin adı da Hamide! 

Büyük Hamide yufkacıya kaçıyor, 

Küçük Hamide de, "O kaçar da ben niye kaçamam ki " der gibi 

O da kaçıyor!

Öte yandan... 

Anadolu ahlâkı dediğimiz ahlâk vardı ya... 

Hani Atatürk'ün önderliğinde yedi düvele karşı verdiği o inanılmaz başı dik, onurlu duruşuyla destansı  ahlâk!

İşte o ahlâk, bu ahlâk değil!

Bu başka bir irfan!

Anadolu'nun adım adım cahilleştirilmesiyle yozlaştırıldığı, kültürsüzleştirildiği bir durum bu.

Dolayısıyla...

Esranım hiddetle feryat ediyor:

"Küçük Hamide! Sen geri dön!"

El cevap: 

"Dönmem!"

Stüdyodaki avukatanım da bar bar bağırarak, 

"Ahlâk ve hukuk dersi" vermeye son sürat devam ediyor.

E haliyle soruyoruz,

Bu insanlara ne oldu böyle?

Bir gün bakıyorsun, göstere göstere kokain çekenler,

Öbür gün bir duyuyorsun ki, 

Hayal bile demeyeceğimiz kadar marjinal hayatlar ülke gündemine oturmuş!

Demem o ki...

Her gün "yok artık!" dedirtecek olaylara tanıklık ediyoruz. Ve ertesi gün bir öncekine şapka çıkartacak yeni, yepyeni bir olay daha.

"Ar namus tertemiz" diye bir deyim var ya... 

Hah işte!.. 

Dizisi çekilse NETFLİKS şapka çıkarır, 

O denli yani...



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

22 Nisan 2018 Pazar

Çocuklar Duymasın



Bugün izlediğimiz "çocuklar duymasın" dizisi yıllar önce izlediğimiz "çocuklar duymasın"la hiçbir alâkasının kalmadığını ve hatta içeriğinin tamamen değiştiğini artık görmeyen kalmadı sanırım. Zira yıllardır toplumu yozlaştıran dolayısıyla insanlarımıza dayatılan "entrika"lı bir yaşamın olmazsa olmamız haline getirildiği ve de saçma sapan ilişkilerin gırla gittiği dizilerin el üstünde tutularak heyecanla izlendiği bir süreçteyiz.

Hal böyleyken değişmeyen tek şeyin dizideki  Gönül’ün "neyse" demesiyle kalan "çocuklar duymasın" dizisi artık an itibariyle adının, "çocuklara izletmeyin" olması gerekir, bu bir! Dahası insan psikolojisine zararlı  ve de arka planında pek çok noktada subliminal mesajlar veren bir dizi haline gelmiştir, bu iki!

Dolayısıyla... çocukların da izlediği bu diziyi, hangi amaçla ve kime hizmetle bu hale getirildi, vallahi bilen yok! Yoksa psikopat, güven yoksunu bir kuşak yetiştirme derdine mi düşüldü, bunu da bilen yok...  Zira  "1 numara" olma takıntısı içinde  entrikalarıyla evli bir erkeğin peşini bırakmayan, gençliğe ve çocuklara Tutku'lu psikopat bir kadının rol model edilmesi,  biraz olsun gülelim diye izlenen diziyi sinir stres altında izlenmez hale getirmek ancak bu kadar olur!


Öte yandan...

Çocuklar Duymasın dizisi  yıllarca izleniyor. O sebeple  dizi aracılığıyla topluma verilen pek çok mesaj var...

"İngilizce düşün, o vakit İngilizceyi iyi konuşursun"... algısıyla her geçen gün İngilizce dili, anadilimiz Türkçe'nin önüne geçerek neredeyse  inanılmaz bir abartıyla her alanda bize dayatılır hale getirildi...  Öyle ki, dizide evde yardımcı olarak çalışan "Emine" bile İngilizce öğrenmenin peşine düşmüş, son gayret topluma aşılanıyor. Dolayısıyla yediden yetmişe herkese adeta bir  seferberlik başlatırcasına "İngilizce öğrenin" dayatmasına girmek ailece izlenen bir dizinin neresine yakışıyor?

Demem o ki...

Çocuklarımız, gençlerimiz dolayısıyla da Türk toplumunun diziler ve saçma sapan programlar eliyle  yozlaştırılmasına hızla devam ediliyor...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

2 Eylül 2014 Salı

Denize Düşen Yılana Sarılır





Yaşadığımız coğrafyanın şu anda içinde bulunduğu ve de emperyal güçlerce tezgahlanmış dalaverelere dümenlere,  halkımızca bilinen "Bizans oyunu" tanımlamasıyla  yazıma başlamak istiyorum. Zira Bizanslıların türlü entrikalarla çevirdikleri dolaplar, tarihten bu yana milletimizin hafızasında... Onun için, "çok zekice" tezgahlanmış her türlü "ayak oyunu"nu, biz millet olarak böyle ifade ederiz.

"Irak'ın kuzeyinde terör örgütü IŞİD'le çatışan Irak'taki Bölgesel Kürt Yönetimi'ne yardım listesi kabardı. ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel 6 Batılı ülkenin daha Barzani'ye silah göndereceğini duyurdu.
Silah yollayacak ülkeler listesine İngiltere, Kanada, İtalya, Danimarka, Hırvatistan ve Arnavutluk da katıldı."



Bugün de..

 "Alman hükümeti Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne (IKBY) silah yardımında bulunma kararı aldı." haberini duyduk, okuduk.


Nasıl yani...

Batı'nın şu rezilliğine bakar mısınız?

Heyhat...

Şu anda Türk milleti olarak her zamankinden daha uyanık olmamız gerekiyor... Aklımız bölgemizdeki yaşanan olaylarda,  gözümüz Batı'nın oyuncularında olmalı..

Zira aynı güçler değil miydi, PKK denen canavarı yaratanlar? Ve onlara her türlü lojistik desteği sağlayanlar?

N'oldu şimdi..

Olan şu:

Önce "PKK" tedhiş örgütü..

Ardından tıpkı "PKK" gibi, aynı şekilde yaratılmış başka bir canavarla -IŞİD'le- bölgeyi vahşice kan gölüne çevirtmek. Sonra da  bu  vahşetin  önüne geçecek başka bir  tedhiş örgütünü -PKK'yı-   bir "kurtarıcı" gibi göstermek...

Yani "denize düşen yılana sarılır" misali..


Söylenilen odur ki; bu söz,  ilk defa Sultan 2. Mahmut zamanında söylenilmiş. "Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve oğlu İbrahim Paşa, Osmanlı'nın başına dert olmuş; birlikleriyle beraber Suriye'ye kadar gelmişler. Bu kuvvetlere ordusunun karşı koyamayacağını anlayan Sultan 2. Mahmut da, Rus Çarı'ndan yardım ister. Ruslardan yardım istemek alışılmış bir durum değil. Dolayısıyla  vezirlerden bir kısmı,  "bu nasıl iştir?" diye sorunca,  2. Mahmut: "Ne yapalım" der, "denize düşen yılana sarılır".


Dolayısıyla bu haberler, bölgemizde bugün kurgulanan entrikaları  oldukça derinlemesine anlatan bu atasözünü, aklıma getirdi. Hani yarattıkları canavarı bir başka canavara kırdırmak asıl nihai hedef.. 

Böylelikle "PKK" bölgenin "kahramanı" gösterilerek yine bölge halkına PKK "şirin" gösterilmiş  olacak. Ayrıca böylelikle de illegallikten çıkartılarak, "legal" bir oluşumun alt yapısı da hazırlanmış oluyor PKK için.

Eh ne diyelim...  hele de denize düşenler yüzme bilmiyorsa, vay geldi başlarına... Can havliyle çırpınanlar, ellerine ne gelirse tutunmaya çalışırlar böyle durumlarda. Hani bu, kimi zaman "yılan" olur, kim zaman da işte böyle eli kanlı bebek katili PKK gibi illegal çeteler olur...



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)