tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2021 Çarşamba

Kafa Sahne'de, "II. Dereceden İşsizlik Yanığı" İzleyicilerini Bekliyor




 "O gece öylesine güzeldi ki, böylesini sadece gençliğimizde görebiliriz! Gökyüzünün aydınlığına, yıldızların ışıltısına bakıp da "Böyle bir göğün altında insan nasıl olur da öfkelenir, hırçınlaşabilir?" diye düşünürsünüz. Ama bu düşünce de yalnızca gençler içindir"DOSTOYEVSKİ, Beyaz Geceler. 

Sosyolojiyi sanatla anlayabilmenin dolayısıyla kâh gülerek, kâh ağlayarak, kâh öfkelenerek hayatı sorgulayarak düşünmenin ve anlamaya çalışmanın sanatsal anlatımıdır TİYATRO. Aynı zamanda evrensel bazda insanı düşündürmenin  en etkili yoludur.. 

Dolayısıyla sahne sanatının bütün kitlenin ruhuna kadar işleyen ve sinen bir etkisi vardır. Bu etkinin birey ve toplum üzerinde aynı olması, insanlığın ortak kaderi yani sevinç ve hüzünlerinde bütün sınırları delip aşacak bir sağlamlık göstermesiyle olanaklıdır.

Kafa Sahne...

İLK'ini geçtiğimiz cumartesi -9 Ekim 2021-günü sahneleyen, "II. Dereceden İşsizlik Yanığı" adlı "yanık komedi"yi izledim.. 

Tek kelimeyle, "tek kişilik" muhteşem bir başarıydı.. 75 dakikaya sığdırılan,  yüksek tonda düşünmeyle birlikte  istemesek de hayatımızı çok yakından ilgilendiren politik mesajıyla güldüren, gülerken de insanı acı bir duyguya sevk eden ve de seyirciye gülmek ya da alkışlamak için birkaç saniye bırakan bu oyunda,

Bugün bir gencin hayatını en mütevazı bir şekilde yaşamak istemesinin bile ne kadar "zor" olduğunu toplumsal gözle sergileyen, maskenin ardındaki SANATÇI Emre YAŞA'nın OYNADIĞI, YAZAR Ali Cüneyd KILCIOĞLU'nun YAZDIĞI, SANATÇI Eray SOYKAN'ın YÖNETTİĞİ bu oyunu, 

Bursalıların izlemesini içtenlikle tavsiye ederim. 


Tiyatroyu hep yaşatmak dileğimle...



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

30 Ocak 2019 Çarşamba

Bir Yıldız Kaydı


Tiyatro ve sinema sanatçısı Ayşen GRUDA’nın  torunu ile arasında geçen bir anısıyla  yazıma başlamak istiyorum:

"Bir gün setten dönmüşüm, torunum Emre aradı: 

"Anneanne, yolda araba çarpmış bir kedi gördüm, veterinere götürdüm, tedavisini yaptırdım. Anneme götürdüm, o da temizledi eve aldı" dedi.

"Peki getir bakalım" dedim. Kediyi gördüm, bayağı çirkin bir şey, "Ay niye aldın bunu, pek de çirkinmiş" dedim.

"Anneanne sen de çirkinsin, sana da araba çarpsa bakmayacak mıyız?" dedi.

Ne faşist kadınmışım dedim kendime. Güzeli kurban ediyoruz ama çirkini dışlıyoruz, asıl onları almak lazım."


Yeri doldurulamayacak bir sanatçımızı daha kaybettik... 

Cumhuriyet'imizin yetiştirdiği nadide sanatçılarımızın yerini,

Hiç şüpheniz olmasın ki, hırs, kıskançlık, entrika, cinsellik, vahşet gibi pek çok olumsuzluklarıyla çarpık dizilerde boy gösteren şarlatanlar aldı.

Zira yozlaşan kahkahalarımızla birlikte,

Her şeyin içinin boşaldığı gibi sanatın da içi boşaldı. 

Ve her şey görsellikten ibaret oldu.

İçerik yok...

Biz de ağzımız açık, öylece seyrediyoruz.

Amaç da bu değil miydi?!

Dolayısıyla iyi bilirdik...  

Güzel hatıralarla ve yüzümüzde gülümseme ile  anacağız kendisini.

Işıklar içinde uyu güzel insan.





Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

30 Mart 2011 Çarşamba

"Deliye Hergün Bayram"ki!..















"Tiyatro, gönüller arasında bağ kurar."





Bugün dünyada bir tiyatro sahneleniyor...


İnsanlar, kocaman ve canlı bir tiyatro içerisinde olayları sessiz sedasız izlemeyi tercih ediyor...

Misal mi? Alın size kocaman kocaman yalanlarla beslenen işgallerin neticesinde meydana gelen kanlı savaşlar...

Dünya kamuoyu, evlerinden canlı yayınlar aracılığıyla ülkelere bombaların nasıl yağdığını ayan beyan izler hale geldi...


Öyle ki yerle bir olmuş kentlerin altında kolu bacağı kopmuş cesetleri görmek, artık herkesin alıştığı manzaralar haline dönüştü. Bombalar altında yaşamayı alışkanlık haline getirmiş mazlum milletler, acı içerisinde kıvranırken öte yandan insanlar, sanki tiyatro izler gibi perdenin sona ermesini bekliyorlar...


Öyle ya... "27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü"...


Tiyatro sanatın ta kendisidir. Burada insanların ortak hislerine hep beraber şahit olur, beraberce güler, beraberce ağlarız...

Zaten tiyatro da insanın insanı insana insanca anlatımı değil midir?

Şimdilerde bütün dünyada gösterime sahne olan insanın insana zulmünü, insanlık dramını, yine insan eliyle insana anlatanlar kimler?!

Ya oyunun yazarları ve oyuncuları kimlerden oluşuyor dersiniz?

O halde sahnelerde oynanan bu kocaman yalan senaryonun, kocaman kocaman da yalancı izleyenleri var.

Zira o izleyiciler ki, perdenin kapanmasıyla birlikte alkışlarını sessiz sedasız izleyerek göstermiyorlar mı?

E o zaman... Bizler "Dünya Tiyatrolar Günü"nü tek bir güne sıkştırmadan yıl on iki ay yaşayarak zaten izliyoruz ve kutluyoruz ki...

Bu durumla birlikte ortaya çıkan sonuç bize, "deliye her gün bayram" misali bir durumla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Demem o ki... Dünyanın toplumsal muhakeme yeteneği ve toplumsal vicdanı esir alınmış vaziyetteyken...

Ve dünyada oynanmakta olan, canlı ve kocaman sahnesiyle gerçek anlamda hissedilerek, yaşanan bir tiyatro varken...


"Dünya Tiyatrolar Günü"nü bayram olarak kutlamanın bir anlamı var mı?!

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)