uyuşturucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uyuşturucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2015 Çarşamba

"40 Bavul"a Sığdırılmış...



"Lübnan’da 2 ton uyuşturucuyla yakalanan Suudi prense gözaltı

Abdül Muhsin Bin Welid Bin Abdülaziz ile dört Suudi Arabistan vatandaşı havalimanı polisi tarafından gözaltına alındı.

Suudi Arabistan’a uçması planlanan jette yapılan aramada 40 bavula saklanmış 2 ton sentetik uyuşturucu madde “amfetamin” türü olan Captagon bulundu." Sözcü, 27 Ekim 2015


Hani biz de 92 yıl önce padişahlıkla yönetiliyorduk ya... 

Hani... hanedanlık, saltanat filan...

Hani şaşaanın zirve yaptığı, halkın devletten, devletin halktan kopuk bir şekilde yaşadığı yönetim şekli...


İşte yukarıdaki haberi okuduğum zaman Büyük Önder ATATÜRK'ün 92 yıl önce kurmuş olduğu ahlâk temelli Cumhuriyet rejimi aklıma geldi..



Ne bileyim... 

Padişahlık, krallık...

Prensler, şehzadeler, cariyeler, bilmem kaç eş'lilikler filan...

Dolayısıyla...  

Allah'tan başka birisine kulluğun, 

Kula kulluk dayatmasının, 

Kulun kulu ezmesidir bu haber..

O sebeple..

Hâlâ Atatürk Cumhuriyeti'ne laf söyleyen, burun kıvıran varsa,

Önce dönüp -aklını kullanmadığından başına pislik yağan (Yunus Suresi 100. Ayet)- Arap coğrafyasına bir baksın,

Sonra da dönüp Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne baksın...

Baksın ki... 

Bu toprakların başına gelen en güzel şeyin 

LAİK temelli CUMHURİYET olduğunu görsün.



Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Okullar Açılıyooor... Dikkat!




Bonzai nedir? 

Uzman Dr. Nörolog Mehmet Yavuz'un gözüyle:

Çok kolay ve oldukça ucuza temin edilebilen, uzun vadede beyinde kalıcı hasarlara neden olan uyuşturucu maddedir.

Bonzai eroin düzeyinde bağımlılık yapabilen sentetik uyuşturucudur. 

Oldukça ucuz olan bu zehir,  ülkemizde ne yazık ki 11 yaşına kadar indiği söyleniyor. Çok kolay elde edildiği ortada. Madde kokusuz olduğu için emniyetin yakalaması da zorlaştırılmış durumda.

Sentetik bir uyuşturucu ve çok tehlikeli.. Hatta bir kullanımda bağımlılık yapan tehlike..

Özellikle Türk gençliği büyük tehdit altında. 

Masum bir kafa dağıtan olarak sakın algılanmamalı! Hatta uyuşturucu bile denilmiyor. Zira tam bir ZEHİR.

Şu durumda anlaşılıyor ki "kobay olarak Türkler seçilmiş, laboratuar olarak da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye seçilmiştir." Tek bir "fırt" bile şiddetli bağımlılık yapıyor. İnsan beynine inanılmaz zarar veren bu zehirin en büyük hedefi beyin! Beyin fonksiyonlarını hedef alıyor.

Dolayısıyla Türk gençliği inanılmaz tehdit altında! Bu uyuşturucuyu kullandığını tespit edildiği an, o kişinin derhal bulunduğu ortamdan tecrit edilmeli ve bulunduğumuz çevreyi de mutlaka uyarmak hepimizin zorunlu ödevi!

Uyuşturucu genellikle arkadaş ortamıyla başlıyor. Buna dikkat edilmeli.  Okullarda bu konuya yönelik bilgilendirilmeli.. Eğlence merkezleri, okullar, üniversiteler.. İdare ve öğretmenler, çocukların, gençlerin  sosyal hayatlarını da takip etmeli. Rehber öğretmenlerin özellikle takip etmesi gerekiyor. Bu durumda görülen çocukların derhal başka bir okula yönlendirilmesi şart.

Diyeceğim...

Alkol, sigara filan derken..

Asıl ürkütücü  ve endişe düzeyindeki bonzai denen zehire odaklanalım..

Dolayısıyla başta aileler olmak üzere; öğretmenler, okul idaresi ve ilgili yöneticiler... Topyekûn bir seferberlik içerisinde bu baş belası illete karşı mücadelede yer almak hepimiz için, vatani, insani, ahlaki ve vicdani  görevdir...

Allah gençlerimizi ve çocuklarımızı her türlü beladan uzak tutsun... 

Amin!
















DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin getirin...ve sonra öleceğim.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları...
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın.
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir, benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kop dağına göçen,
Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen.
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum.
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima, yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

Ceyhun Atuf KANSU

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

16 Mayıs 2010 Pazar

Söz Savunmanın!












"Uşağım bile olsa, yanlışlarımı düzelten efendim olur." Johann Wolfgang von Goethe



Geçtiğimiz haftalarda bir televizyon kanalında izlediğim haberle, bugün izninizle yazıma konu edinmek isterim. Zira habere göre geçimlerini hırsızlık ve dolandırıcılıktan sağladıklarını anlatan kadın, ''Ne yapayım bizim geçimimiz hırsızlıktan. Hırsızlık yapar, krallar gibi yaşarım. Giderim Ankara ve İstanbul'a, vururum vurgunu, gelirim evime krallar gibi yerim. Onlar da soyulmasınlar. Bizim uyuşturucuyla işimiz olmaz. Allah uyuşturucuyu bizden uzak etsin'' diye feryat ediyor...


İnanılır gibi değil!.. Ezeldan beri hırsızlığın yüz kızartıcı bir "suç" olduğunu hepimiz biliriz! Doğal olarak da bu suçu işlemek hem yasalar önünde, hem de toplumsal bazda çeşitli yaptırımlarla karşılanır. Ne bileyim, kimse çıkıp da "ben hırsızlık yaparım, geçimimi bundan temin ederim" gibi söylemlerde normal şartlarda bulunmaz. Hatta afet zamanlarında bile toplum bunu kabul etmediği gibi, bunu yapanlara karşı neredeyse büyük bir öfke birikimiyle anında cezalandırmaya yönelir... Peki bu şaşırtıcı açıklamayı kameralar karşısında neredeyse "gurur"la ifşa etmenin arkasında yatan gerekçe ne olabilir?


Vallahi toplumun bu kadar vahim bir noktya ulaşması, akıl alır gibi değil... Zira neredeyse "ölümü gösterip sıtmaya razı etmek" anlayışının kabul görür noktasına geldik... Yani "uyuşturucu" suçu karşısında, "hırsızlık" meslek olarak ortaya atılıyor. Bu durumu gören çocuklarımız, gençlerimiz ve ekonomik sıkıntı yaşayan halkımız acaba ne der ve ne düşünürler?!..


Bu haberi okuyanlar ve görüntüleri izleyenler "güleriz ağlanacak halimize" misali bol bol güldüler!!! Şaşkınlık dolu, bu ibret verici görüntüler karşısında ne bileyim ben de gülmekten kendimi alamadım!.. Hakikaten Cono Aşireti mensubu bu kadının hakkını da kendisine teslim etmek gerekir; zira vatandaşlara da kendince "namuslu" bir davranışla hatırlatma yapıyor; "onlar da soyulmasınlar!" Helâl olsun!.. Ne diyelim "onlar da soyulmasınlar" :)

Sözün kısası, aslını inkâr eden haramzadedir...

Sevgi ve saygılarımla!