Nevşehir'de yaşıyoruz. Bir ramazan akşamı işten gelen rahmetli babacığım, sevgili anneciğimle konuşuyor... Tabii kulak kesildim. Babacığım sahuru yaptıktan hemen sonra bir arkadaşıyla birlikte Konya'ya gidecekmiş. Allah'ım bu cümleyi duydum... Ayyy... yüreğimin çırptığını dün gibi hatırlıyorum. Zira canım babacığımla ilişkilerim çok farklıydı. O nereye ben oraya...
Dolayısıyla bu konuşmayı duydum ya... erkenden yattım ve sahura da kendiliğimden uyandım. Hazırlandım, kapının arkasında bekliyorum. Sevgili babacığım sabahın dördünde yola çıkmak üzere tam çıkarken ben de hazır vaziyette yanına iliştim. Neyse.. kıyamadı babacığım bana.. Birlikte sabahın kör karanlığında aşağıda bekleyen arabaya bindik. Canım babacığım beni kucağına oturttu ve yola koyulduk..
Biraz sonra mide bulantısıyla birlikte kusmaya başladım... Babacığım elimi yüzümü yıkadı. Haliyle babamın yola çıkarken bana olacakları aktarmasına rağmen onunla gitmekte ısrarcı olmamı düşünerek bana kızmasını beklerken o, şefkatli hitabını her zamanki gibi esirgemeden,
"Babacığım şimdi ben ne yapayım sana?.. Biraz daha sabret az kaldı..." cümleleriyle sanki her tarafı berbat eden ben değilmişim, yolculuğu ise zahmetli bir hale getirmemişim gibi sımsıcak sevgisini cömertçe sundu...
Bugün "Babalar Günü"...
Şüphesiz ki herkesin hikayesinde babası vardır. Benim de sevgili babacığımla yüreğimde yer eden ve sımsıcak sevgisini hatırlatan, çocukluk yıllarımın en güzel yerini kaplayan bu anımı günün anlam ve önemine dair paylaşarak,
Başta şehit ve gazi yakınlarımızın babalar gününü kutlar, tüm babalara bu vesileyle en derin saygılarımı iletirim.
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)