şehitlerimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şehitlerimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2012 Perşembe

"Uf" Olmuşuz N'aaber?











"İzmir Foça'da askeri servis aracının geçişi sırasında PKK'lı teröristler tarafından çifte bombalı saldırı yapıldı. 1 asker şehit oldu, 30 asker yaralandı." 9 Ağustos 2012, Vatan


"Elif Hanım'ın Hayrettin Bey ile ilgili kararı ne olcak?" ... Tv Kanalı, 9 Ağutos 2012


"Elif Abla, damı akmayan bir evi olsun..." istiyor.

Elif ablanın başı kapalı..

Ama olsun, talip olmayı düşündüğü beyefendinin bir yandan elini sıkıyor,

Bir yandan da gözünü alamadığı Hayrettin bey'den "elektrik" aldığını ifade ediyor.

Çelişkili tutumuyla birlikte "Elif abla"nın kahkahaları da gırla gidiyor...

Eh ne diyelim;

Bir "ev olsun",

Bir de "koca"...



İşte böyle konularla geçinip gidiyoruz...

Üstelik tv kanallarının "vazgeçilmez" programları bunlar...

Hanımlar beyler...

Cümleten sabah kalkar kalkmaz...

Bu programların, dizilerin müptelası ol'muş...


N'aapsın milletimiz?

Tabutlar sıra sıra diziliyor'muş,

Çatışmalar sürüyor'muş,

Tedhiş Foça'ya kadar ulaşmış'mış,

Bombalar patlıyor'muş,

Yiğitler peş peşe can veriyor'muş,

Boş verin gitsin!

Evet;

Bu programları bir izleyin...

Memleketin, milletin hâlleri dışında,

Ne ararsanız bulursunuz valla...

Dünya fokur fokur'muş,

Memleket "uf" olmuş'muş,

Vatan evlatlarının acısı yüreğimizi dağlıyor'muş...

Kimin umurunda...

Ahaliye,

Bir ev, bir araba...

Bir de "eş" olsun

Tamam gari...

Vatan olsa da olur, olmasa...'muş

Yeter ki "damı akmayan bir ev"

Bir de... olsun!

Gerisi laf-ı güzaf.


Şehitlerimize Allah'tan rahmet,

Yiğit evlatlarımızın yakınlarının ve yüce ulusumuzun başı sağolsun diyorum...

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

13 Eylül 2011 Salı

Bizimkileri de Unut(tur)mayın!














"Çünkü onlar, Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur." Câsiye Sûresi, 19. Ayet



Bizim acılarımızı yazı dizisi yapan olmadığı gibi ne bileyim dış basının ve yazarlarının da pek öyle vicdanlara dokunacak, ahalisine, milletimizin acısını paylaştıracak manşetlere de yer verilmiyor...


Bu düşüncelerin oluşmasına neden olan yazı ve birkaç gazete üst başlıklarından örneklere değinerek yazıma izninizle devam edelim:

"Babalarını görmeden 10 yaşına geldiler"

"Başkan da ağlar"

"911 acil yardım hattındaki itfaiyecinin dramı
BURADA bütün medyanın neredeyse tek gündemi “10’uncu yıl anma” töreni. Özellikle Wall Street Journal, çok güzel bir yayın yapıyor. New York Times ve Wall Street Journal’i okurken internet çağında gazeteciliğin nereye doğru gitmesi gerektiğini de görüyorum. Gazetelerde tam sayfa ilanlar yayımlanıyor. Mesela “Mars and McLennon” şirketi, olayda kaybettiği 370 çalışanını, adlarını yazdırdığı tam sayfa bir ilanla anıyor. Ama insanlar en çok, o günlerde hayatını kaybeden itfaiyecilerini konuşuyor. Tam 343 insan.

(...)

11 Eylül saldırısı geride sadece ölen insanlar değil, işte böyle buruk yürekler, yaşayan ölüler de bıraktı." Ertuğrul ÖZKÖK New York Yazı dizisi 11 Eylül 2011, Hürriyet




"Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde teröristlerin polis ve jandarmaya yönelik eş zamanlı saldırıları sonucu 1 asker ve 1 polis şehit olurken, 3 vatandaş da hayatını kaybetti. Gece saatlerinde başlayan ve 2 saat süren çatışmada 7'si jandarma 10 kişi de yaralandı." 13.09.3011, Yeniçağ

El insaf!!!

Hergün şehit veriyoruz...

Hergün ocaklara ateş düşüyor...

Hamile acılı eşler, babalarının yüzlerini dahi göremeden büyüyen ve yetim kalan çocuklar, gençler, evlat acısı yaşayan anne babalar...

Daha sayalım mı?!

Evet "tedhiş" diye diye tamı tamına "40 bin" şehit verdik bugüne kadar...

Bunları bir kenara bırakan anlı şanlı basınımız almış ele "11 Eylül saldırısı"nı yazıyor da yazıyor..

Ne diyor?

"Babalarını görmeden 10 yaşına geldiler"


Yetmiyor koşa koşa New York'a gidip "kahraman İtfaiyeciler"in "dram"ı yazılıyor...

İnanılır ve anlaşılır gibi değil!!!


Bizim hergün kahraman evlatlarımız birer, ikişer, beşer, onar canını vatan uğruna feda ederken...

Binlerce çocuklar babalarını göremeden büyürken...

İki günlük eşler, nişanlılar dul kalırken...

Türk milletinin şehitlerini gazilerini, "buruk yürekleri"ni bir kenara bırakıp...


Türk milletinin yüreğini kanatacak manşetler atın!!!

Hatta mümkünse hiç duymayın...

Kalkın elin "dram"larını, yazı dizisi haline getirin!

Tek kelimeyle;

Yazıklar olsun!


Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

1 Şubat 2011 Salı

SEHVEN














"Beykoz Belediyesi bir "ilk"e imza attı ve tek Türk askerinin şehit düşmediği Kardak adına park açtı


İSTANBUL Beykoz Belediyesi Anadolu Kavağı’nda 2003 yılında yaptırdığı parka verdiği isimle, bütün dikkatleri üzerinde topladı. “Kardak Şehitleri Parkı” adını duyanlar şaşkına dönerken, mahallenin muhtarı Nurettin Sarıçiçek, “Kardak’ta şehit verildi mi” diye kendisine soru sorun ziyaretçilerin gittikçe artaması üzerine ‘Kardak’ta şehit mi verildi’ diye soruyor. Biz de biliyoruz orada şehit verilmediğini. Parkın isminin değişmesini istiyoruz. Başvuruda bulunduk bekliyoruz” dedi.

(...)

Ocak 1996’da çıkan Kardak olayından sonra "Yunanistan, deniz kazasının kendi karasularında olduğunu ileri sürmüş, Türkiye ise, söz konusu kayalıkların kendisine ait olduğunu belirtmişti. Bir operasyonda iki Yunan askerini taşıyan helikopter kaza yapmış ve iki asker de hayatını kaybetmişti. Bunun üzerine Yunanistan Savunma Bakanlığı, helikopterde yaşamını yitiren iki asker için Kilimli Adası’na heykel diktirmiş ve anıta "Kardak Şehitleri Anıtı" adını vermişti." Vatan, 30.01.11



Malum, son dönemlerdeki moda açıklama; "sehven" ...

İyi; biz de bugün inanılmaz diyebileceğimiz bu haber üzerinden "Yok canım... Sehven olmuştur." diyerek söze başlayalım istedik.

Zira sehven değilse o vakit, "kasten mi?" sorusu insanın ister istemez aklına gelecektir...


Habere göre Yunanistan Savunma Bakanlığı'nın olaylar esnasında helikopter kazasında yaşamını yitiren iki askeri için Kilimli Adası'na heykel diktirmesi; ve bu anıta da "Kardak Şehitleri Anıtı" adını vermesi anlaşılır gibi değil!!!


Zira şehitlik mertebesi Müslümanlar için geçerlidir.

"De ki: 'Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyedurun. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz.' " Tevbe Sûresi, 52. Ayet

O halde buradan yola çıkılarak Yunan Savunma Bakanlığının bu şekilde -"Kardak Şehitleri"- ifadesi garip bir şey...

Ancak... Beykoz Belediyesi, bu durumu bile bile kalkıp da Kardak'da ölen Yunan askerlerini hatırlatacak ya da ne bileyim onları onurlandıracak "duygusal bağ" anlamına gelen bir ismi vermesi insana "pes!" dedirtiyor...


İşte bu nedenle diyoruz ki; bu isimlendirme SEHVEN olmuştur!!!

Ya da ne bileyim... Biz böyle olduğuna inanmak istiyoruz!

Öte yandan bu vatan için neredeyse hergün şehit verdiğimiz ortada! O zaman da bu parka adını gururla koyabileceğimiz o kadar çok şehidimiz var ki... Yiğitlerimizin adlarını saymakla bitiremeyiz herhalde!

Zira çıkın sokağa, yoldan geçen herhangi birisini çevirin ve sorun ki; "şehit yakınınız var mı?" diye...

Alacağınız cevap, hiç şüphesiz birinci dereceden olmasa bile, mutlaka bir yakını veya tanıdığı şehit düşmüş olacaktır.

E o zaman... Bunlardan birisinin adı neden layık görülmedi de, olmayan şehit üzerinden yola çıkılarak, millet olarak bize şaşkınlık, ezeli düşmanımız Yunan'a "itibar" uyandırabilecek isim, niye verilir ki?!


Sevgi ve saygılarımla!



20 Nisan 2010 Salı

Sizi Nasıl Sevelim ki?!















"İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin 28 ülkede yaptığı bir ankette Türkler, ABD, Fransa, Kanada ve İngiltere’ye en olumsuz bakan halk çıktı. Türkler’in hiçbir ülkeye olumlu bakışı, olumsuz bakışından fazla değil. Türkler’in en olumsuz baktığı ülke ise İsrail. AB ve ABD karşıtlığı da geçen yıla göre artış gösterdi" 20.04.2010, Vatan Dış Haberler Servisi


Görüldüğü üzere anket sonuçları Batılı dostlar (!) için, hiç de içaçıcı değil! Zira her fırsatta Türklerin kendilerine bakışını adım adım takip etmekteler... Peki niye bu sonuçlar çıkyor diye kendilerini hiç sorguladılar mı acaba?!..


Dün olduğu üzere bugünde ülkemize ve bölünmez bütünlüğümüze göz dikenler; PKK tedhiş örgütünü besleyip başımıza bela etmediler mi?!.. Arkasında bulunan AB ve ABD sayesinde silah sağlayan eli kanlı bu terör örgütüne yardım ve yataklık edenler bunlar değil mi? Ortalarda gezen haritalar aracılığıyla yeni yeni sınırlar çizerek ülkemizi parçalamaya yönelik onur kırıcı davranışlarla Türk halkının sabrını zorlamaya kalkmak, bize karşı dostluk mu ihtiva ediyor acaba?!


Diğer taraftan yanıbaşımızda -Irak'ta- gerçekleşen işgalle birlikte etrafa her ne kadar "demokrasi, özgürlük" gibi söylemler yaymaya çalışılsada Müslüman kardeşlerimizi öldürüp, akıl almaz işkenceleri, dünyaya göstere göstere zalimliğin ortaya dökülmesi karşısında kendilerine, nasıl bir güven duymamız gerekir!!!


Her alanda üzerimize "kara bulut" gibi çöken Batılı dostlar (!), "dünya kendilerine aittir" anlayışıyla hareket ederek, bir de insanlarla alay eder gibi "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne göre herkes eşittir ve en kutsal hak, “yaşama” hakkıdır." düşüncesiyle bir yandan da kendisine itaat etmeyen Müslüman halkı öldürmekten geri durmuyor... İşte Afganistan, Irak, Pakistan, Filistin, Balkanlar ve Kafkaslardaki soydaşlarımızın akıbeti ortada... Ha, bu arada kendi sınırları içerisinde yaşayanlara da bir şekilde "entegre" adı altında baskı ve tehditlerle hürriyetlerini kısıtlamalar -mesela İsviçre'deki minare yasağı gibi- ayrıca cabası...


Sağlıklı koşullarda herkes sevilmeyi, beğenilmeyi ve istenilmeyi arzular. Ancak bu koşulların oluşması için gerçekten de sağlıklı sayabileceğimiz ilişkilerin olması gerekiyor... Oysa Batılı dostlar (!) bizi, her fırsatta en hassas yerimizden vurmaya çalışarak TAHRİK etmeye hızla devam ediyor!!!


Zira hemen hergün verdiğimiz şehitlerimizin sayısını sayamaz olduk! Bu şehitler hepimizin canını yakıyor... Ülkemizi bölmek istiyorsun!.. Bizi birbirimize düşman etmek istiyorsun!.. İnancımızı, etnik kökenimizi kullanarak bizi, bize kırdırmak istiyorsun!.. Ülke zenginliğimizi gasp etmek istiyorsun!.. Doğal varlıklarımıza el koymak istiyorsun!.. Bizi köle olarak kullanmak istiyorsun!.. Yarınımızı elimizden almak istiyorsun!..


Eee, bu koşulların neresini beğenip de sizi sevelim ve güven duyalım a dostlar?!..


Sevgi ve saygılarımla!