İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2013 Pazartesi

"İsyan Eden" Diyanet İşleri Başkanı Mehmet GÖRMEZ ve Roger WATERS







"Diyanet İşleri Başkanı Görmez, İslâm alemindeki savaşların ramazanda da sürmesine isyan etti..." 11 Ağustos 2013


Kendini "aktivist" olarak gören Roger Waters, Amerikan dış politikasıyla ilgili ne hissettiğini şöyle anlatıyor:

"Onlara göre yabancı ülkelere gidip insanları paramparça etmekte sorun yok...

Savaşın ne olduğunu Lahey Sözleşmesi tanımlamalı. Bu, halk tarafından anlaşılmalı ve onaylanmalı. Tepki de Cenevre Sözleşmesi’ne uygun olmalı. Ama bu ekip bunları takmıyor. Dehşet verici. Neyse ki iyi gazeteciler ve avukatlar var. Çok yakın bir arkadaşım Guantanamo’da savunma avukatı. Müthiş mücadele veriyorlar. Gizli kapaklı Beyaz Saray’da, gizli hükümetin, gizli polisinin gizli örgütüyle mücadele ediyorlar. Kafalarına esen her yere bomba atmasınlar diye."


Roger Waters denildiği zaman "savaş karşıtı, toplumsal müzik yapan" sanatçı aklıma gelir. Şüphesiz Pink Floyd denilince de "despot öğretmenlere karşı isyan eden öğrenciler" aklıma geliyor.


4 Ağustos 2013 günü İstanbul'a konser için gelen Roger WATERS bir kez daha duvarları yıktı...


Gerçek bir sanatçı olarak gördüğüm Roger WATERS'ın Hürriyet gazetesinde, Çınar OSKAY'la yapmış olduğu  söyleşisini okudum...

Müthiş sorular, muhteşem cevaplar...


Müziğiyle dünyayı değiştirmeye yeltenen Roger WATERS, Irak  ve diğer müslüman ülke halklarına yaşatılan zulme karşı çıkıyor...

Babasını ve dedesini savaşlarda kaybeden WATERS, acılarını toplumsal duyarlılığıyla sanatına yansıtarak, savaşın  kötü yüzüne başarıyla dikkat çekmeyi sağlamıştır.


Hatta bugünün (büyük kurumlarca, şirketlerce "kontrolü iyice ele geçirilen" R.W.) müzik sanatçılarına adeta ders veriyor!

"Tanrı'nın cevap vermesi gereken çok soru var" R.W. 

Batılıların tarihte (16. yüzyılda)  sekiz iç savaş yaptığını, birbirlerini kestiğini... R.W.

Neticede; "Peki biz ne öğrendik?" diyerek, sorgulamaya devam ediyor...

Şu anda,

"Irak’ta Şiiler ve Sünniler birbirlerinin arabalarına bomba koyuyor. Onları bölen ne? Peygamberin ailesiyle ilgili yüzlerce yıl önce yaşanmış sorun mu? Bunun için mi birbirlerini öldürüyorlar? Hayır, daha temel bir sebebi olmalı. Kuzenle kuzeni birbirine bu şekilde öldürten nedir?" R.W.


İşte bu noktada, bugün internet üzerinden okuduğum haberin tam da karşılığı gibi duruyor...

Ne diye "isyan ediyor" Diyanet İşleri Başkanı Sn. Mehmet GÖRMEZ?

"Barıştan çok uzaktayız"

Ramazan'da "dost ve kardeş İslam ülkelerinde akan kan ve göz yaşının herkesin yüreğini dağladığı"na...

Aslında Sn GÖRMEZ'in "isyanı"na... Roger WATERS kendi tarihlerinden  ders çıkararak bugün, müslüman coğrafyayı karıştıran, müslümanları birbirine kırdıran güçlere karşı, duyduğu acıyla ve isyanla atıfta bulunuyor

"Temel soru"nun,

"Biz insanlarda hukukun üstünlüğüne teslim olacak cesaret var mı? İnsanlar geri alınamaz haklarla doğar. 1789 Fransız Devrimi, Amerikan Anayasası, 1948 Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi bu hakları onayladı. Ben bunlara kökten bağlı olmak gerektiğine inandım. ABD’de şu anda yapılan tartışma bu. Kendilerini savaşta oldukları fikrine inandırmışlar. Hukuku manipüle ediyorlar.

Bir fikirle savaş halindeler: Terörizm fikriyle. Anayasayı askıya alıyorlar, hukuk ortadan kalkıyor. Yürütme istediği her şeyi yapıyor." diye açıklıyor WATERS.

"İsyan eden" açıklamalarıyla Diyanet İşleri Başkanı Sn. Mehmet GÖRMEZ'i aynı noktada buluşturan Roger WATERS'i ben de yürekten destekliyor ve teşekkür ediyorum... 


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

3 Ekim 2011 Pazartesi

Maksat "Spor Olsun"!















"Platon, "devletin temel görevinin insanların toplu yaşamalarını, güvenliklerini ve mutluluklarını sağlayacak önlemleri almak olduğu"nu söylüyor. O, adalet ve doğruluğun tam olarak uygulandığı toplumların mutluluğu sağlayacağını belirterek şöyle der; "Biz devletimizi, bütün topluma birden mutluluk sağlasın diye kuruyoruz. Yoksa bir sınıf, ötekilerden daha mutlu olsun diye değil; çünkü kurduğumuz devletle doğruluğu, en kötü yönetilen devlette de eğriliği kolayca görüyoruz..."

Devlet'te tam doğru ve hakça bir düzen kurulup yürütülecek ve vatandaşlar mutlu yaşayacaklardır...

Platon, toplumsal yaşam içinde kişilerin ya da grupların mutluluğunun yeterli olmadığını, tüm toplum yaşamının huzura ve mutluluğa kavuşmasını arzular." İnternet üzerinden alıntıdır.



"Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1959 yılında daha iyi bir yaşam, mutlu bir çocukluk dönemi için Çocuk Hakları Bildirisi' ni yayınladı."

Ekim ayının ilk Pazartesi günü Dünya Çocuk Günü.

Çocukların iyi yetiştirilmesi ulusların ortak sorunu...

Valla bugün... Özellikle de Müslüman halklar için "insan hakları" ile ilgili durum, hepimizin malumu...

"Çocuk hakları" derseniz, orası daha da vahim... Zira "özgürlük" diye diye çığırtkanlık yaparak oraya buraya saldıranların durumları yenilir yutulur cinsden değil! Olayların ortaya dökülmesiyle görülüyor ki, "bizden olanlar", "bizden olmayanlar" ayırımını yapan çetelerin kendi iç kamuoyunda bile rahatsızlık hat safhada...


"Afganistan'a "ÖZGÜRLÜK" götürmek için ABD ordusuyla Kandahar'a geldi. Bir gece uyuşturucu alıp 15 yaşındaki bir masum Afgan genci (ki henüz çocuk sayılacak yaş... T.G.) 8 kurşunla öldürdü. Sonra yanına gidip elinde sigarasıyla poz verdi. "Spor için öldürdüm" dedi. Dün bu vahşetin kararı açıklandı...

Ardından ödül gibi "3,5 yıl" ceza verildi!


Amerikan basını büyük savaş suçu işleyen askerin sivil bir mahkemede yargılanması durumunda kesinlikle ömür boyu hapis cezası alacağını, hatta belirli bir süre geçmesinin ardından müebbet mahkumlarına tanınan şartlı tahliye fırsatının da kendisine tanınmasının mümkün olmadığını yazdı. Olaya karışan bir başka asker, çavuş Jeremy Morlock da yargılandığı dava boyunca yapılan pazarlıklar sonucunda ömür boyu hapisten kurtularak 24 yıla mahkum olmuş, askeri mahkeme Murlock’un 7 yıl sonra şartlı tahliye edilebileceğini açıklamıştı." Vatan, 25 Eylül 2011




Görüldüğü üzere...

Demek ki... "İnsan hakları", "çocuk hakları" kendi vatandaşları için geçerli; ve ötekileştirilen -kendilerinden olmayan- halklara ise söz konusu "haklar"ın sadece ve sadece kağıt üzerinde ne yazık ki varlığı kabul ediliyor. Yine asıl bu kağıtların var olma nedeni ise, Hıristiyan Haçlılarca araç olarak kullanılmak üzere kendilerinden olmayan halklara, saldırmak için var.

Zira...

Arap Yarımadası, Afrika, Asya...

Şu an da neler oluyor?!

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

20 Nisan 2010 Salı

Sizi Nasıl Sevelim ki?!















"İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin 28 ülkede yaptığı bir ankette Türkler, ABD, Fransa, Kanada ve İngiltere’ye en olumsuz bakan halk çıktı. Türkler’in hiçbir ülkeye olumlu bakışı, olumsuz bakışından fazla değil. Türkler’in en olumsuz baktığı ülke ise İsrail. AB ve ABD karşıtlığı da geçen yıla göre artış gösterdi" 20.04.2010, Vatan Dış Haberler Servisi


Görüldüğü üzere anket sonuçları Batılı dostlar (!) için, hiç de içaçıcı değil! Zira her fırsatta Türklerin kendilerine bakışını adım adım takip etmekteler... Peki niye bu sonuçlar çıkyor diye kendilerini hiç sorguladılar mı acaba?!..


Dün olduğu üzere bugünde ülkemize ve bölünmez bütünlüğümüze göz dikenler; PKK tedhiş örgütünü besleyip başımıza bela etmediler mi?!.. Arkasında bulunan AB ve ABD sayesinde silah sağlayan eli kanlı bu terör örgütüne yardım ve yataklık edenler bunlar değil mi? Ortalarda gezen haritalar aracılığıyla yeni yeni sınırlar çizerek ülkemizi parçalamaya yönelik onur kırıcı davranışlarla Türk halkının sabrını zorlamaya kalkmak, bize karşı dostluk mu ihtiva ediyor acaba?!


Diğer taraftan yanıbaşımızda -Irak'ta- gerçekleşen işgalle birlikte etrafa her ne kadar "demokrasi, özgürlük" gibi söylemler yaymaya çalışılsada Müslüman kardeşlerimizi öldürüp, akıl almaz işkenceleri, dünyaya göstere göstere zalimliğin ortaya dökülmesi karşısında kendilerine, nasıl bir güven duymamız gerekir!!!


Her alanda üzerimize "kara bulut" gibi çöken Batılı dostlar (!), "dünya kendilerine aittir" anlayışıyla hareket ederek, bir de insanlarla alay eder gibi "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne göre herkes eşittir ve en kutsal hak, “yaşama” hakkıdır." düşüncesiyle bir yandan da kendisine itaat etmeyen Müslüman halkı öldürmekten geri durmuyor... İşte Afganistan, Irak, Pakistan, Filistin, Balkanlar ve Kafkaslardaki soydaşlarımızın akıbeti ortada... Ha, bu arada kendi sınırları içerisinde yaşayanlara da bir şekilde "entegre" adı altında baskı ve tehditlerle hürriyetlerini kısıtlamalar -mesela İsviçre'deki minare yasağı gibi- ayrıca cabası...


Sağlıklı koşullarda herkes sevilmeyi, beğenilmeyi ve istenilmeyi arzular. Ancak bu koşulların oluşması için gerçekten de sağlıklı sayabileceğimiz ilişkilerin olması gerekiyor... Oysa Batılı dostlar (!) bizi, her fırsatta en hassas yerimizden vurmaya çalışarak TAHRİK etmeye hızla devam ediyor!!!


Zira hemen hergün verdiğimiz şehitlerimizin sayısını sayamaz olduk! Bu şehitler hepimizin canını yakıyor... Ülkemizi bölmek istiyorsun!.. Bizi birbirimize düşman etmek istiyorsun!.. İnancımızı, etnik kökenimizi kullanarak bizi, bize kırdırmak istiyorsun!.. Ülke zenginliğimizi gasp etmek istiyorsun!.. Doğal varlıklarımıza el koymak istiyorsun!.. Bizi köle olarak kullanmak istiyorsun!.. Yarınımızı elimizden almak istiyorsun!..


Eee, bu koşulların neresini beğenip de sizi sevelim ve güven duyalım a dostlar?!..


Sevgi ve saygılarımla!