Almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2016 Cumartesi

"Ooops"



"Almanya’nın 1915 olaylarını "soykırım" olarak nitelendirdiği tasarıdaki rolü ve kabul oyu vermesi nedeniyle Tokat hemşehriliğinden çıkarılan Cem Özdemir, Twitter hesabından"

 "Pazar, benim haberimin bile olmadığı hemşehriliğimi geri almak istiyormuş. Ooops" diye yazmış.

İyi de bu sözde soykırımı dile getiren bir tek Cem ÖZDEMİR mi?..

Ya, "Hepimiz Ermeniyiz" diyenlerle,  "özür dileyen", sözde o aydınlara  ne diyelim?

Bu devletin ve milletin olanaklarıyla belli makamlara gelenler, yediği ekmeğe ihanet edercesine bir biri arkasından mantar gibi türeyen aydın danteller, çarşaf çarşaf "özür dileriz" bildirileri yayınlayıp imza kampanyaları başlatanları unuttuk mu?

Sahi... bir de içimizde bulunan ve de "Türk tarihinin hakkından gelmeliyiz" diyen Karen FOGCULAR vardı. Ya onlara ne demeli?..


Öte yandan...

"O. Pamuk: Türkiye’nin eski, güzel günlerini özlüyorum
İtalyan La Repubblica gazetesine demeç veren Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, bazen Türkiye'nin sorunlarının konuşulmadığı eski, iyi günleri özlediğini söyledi." 4 Haziran 2016

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı sürekli olarak aşağılayıcı bir dil takınan, kendi ülkesini ve milletini zedeleyecek hiçbir söylemden geri durmayan Nobel Ödüllü "yazar" Orhan PAMUK, 

Küresel emperyalistlerle kol kola vererek işbirliği içine girmekten asla geri durmayan  Orhan PAMUK,

Sen değil misin, "Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü. Benden başka kimse bundan bahsetmeye cesaret edemedi" (Das Magazin adlı haftalık İsviçre dergisine verdiği bir röportajdan), diyen?



N'oldu şimdi?

Bir ulusu ayrıştırmaya yönelik kin-nefret içerikli söylemlerde bulunarak bugünlerin yapı taşlarını oluşturmakta bire bir rol almadın mı?

Aldın!

Peki şimdi hangi yüzle, "Türkiye’nin eski, güzel günlerini özlüyorum" deme cüretinde bulunuyorsun?!

Dolayısıyla...

Şimdi Almanya'da bir Cem ÖZDEMİR ve bir de  şürekalarından, "aslını inkar eden haramzade"lerden 10 milletvekiline tüm suçu yıkmak, madalyonun tek yüzüne bakmaktan  başka bir şey değildir.


Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

2 Haziran 2016 Perşembe

Soykırım Denince Akla...




Soykırım denince akla
Tamam şimdi buldum
Hemen onun adı gelir
Nazi Nazi Nazi

Bugün Alman Meclisi'nde sözde "Ermeni soykırım" oylaması yapılacak...


1. Dünya Savaşı'nda emperyalist güçlerin  kullandığı, ve  her ülkenin KENDİSİNİ SAVUNMAK ADINA yapacağı gibi tedbiren ülkeyi karıştıran ve yerinde durmayan Ermenilere karşı Osmanlı Devletinin almış olduğu tedbirdir, TEHCİR.

"1915 yılında, Birinci Dünya Savaşı'nda yedi cephede savaşıyoruz. Doğu Anadolu'ya Rus ordusu giriyor. Yörede yoğun olan Ermeni yurttaşlarımız ise ne acıdır ki, Rus ordusu ile işbirliği yapıp ordumuzu arkadan vuruyor. Yurdun dört bir yanında Ermeni isyanları çıkarılıyor.
Bu durumda hükümet bir kanun çıkarıyor ve bunların savaş bölgelerinden topluca sürgün edilmesine başlanıyor. Adına "Tehcir" denilen olay böyle başlıyor. Ermeniler kafileler halinde Suriye ve Lübnan tarafına sevk ediliyor. Bu sevk sırasında elbette üzücü olaylar yaşanıyor."

Dolayısıyla karşılıklı olarak pekçok insan yollarda ölüyor, çeteler tarafından öldürülüyorken, bir yandan da salgın hastalıklar baş gösteriyor...
Eh, bu anlamda yani savaş ortamında ne yazık ki kurunun yanında yaş da yanabiliyor.

Bu arada savaştan uzak yaşayan  Ermeni vatandaşlarımıza asla dokunulmuyor. Onlar normal yaşantılarını aynen sürdürüyorlar.

Pekii...

"Soykırım" ne demektir?

"Bir ırkın, bir etnik grubun sistemli bir şekilde yok edilmesidir. Yani "Soykırım", Yunanca genos (ırk) ve Latince cide (öldürme) sözcüklerinden oluşan, "ırk katliamı" anlamına gelen genocide (jenosid) kavramının Türkçe karşıtıdır." Kısaca  etnik veya dinsel ayrımcılığa dayalı,  kadın, erkek, çoluk çocuk demeden topyekun toplumun sistematikmen yokedilmesi demektir.

Dolayısıyla, madem atalarımız soykırım yapmış(!), o halde o dönemde savaş alanları dışındaki başta İstanbul olmak üzere çeşitli bölgelerde yaşayan yüz binlerce Ermeni vatandaşlarımız neden öldürülmemiş?

Demem o ki...

Atalarımız "soykırım" filan yapmadı kardeşim...

 Vatan savundu!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

29 Mayıs 2016 Pazar

ALMANYA





"Ulusların yaşam öyküleri bir avuç insanın yaşam öyküsü kapsamı içinde ele alınmaz, çünkü o bir avuç insanla uluslar arasında ne gibi bir ilişki bulunduğu henüz açıklanabilmiş değildir. Bu ilişkinin, halk ortak iradesinin belli bir takım tarihsel kişilere devredilmiş bulunmasına dayandığı varsayımını ileri süren kuram, tarihsel deneylerle doğrulanmayan bir hipotezden ibarettir." Savaş ve Barış 4. Cilt sf:492, TOLSTOY

Eyy Almanya!

Bırakın bu düzmece yalanları!

Bırakın 100 yıl öncesindeki yaşananları da siz, asıl yaşadığımız bugünlere bakın!!!

Bugün enerji coğrayasının asıl sahibi bölge insanları, niçin batıya doğru öbek öbek göçüyor?

Niçin milyonlarca insan evini barkını, vatanını, toprağını terk ediyor?

Niçin insanlar ölümüne kaçıyor?

Bir taraftan da bu insanlara soykırımın daniskası yapılıyor!

Milyonlar öldürüldü...








O sebeple... 

"Tarihin amacı eğer insanoğlunun var olduğu günden beri ulusların süregelen hareketlerini anlatmak ise, -geri kalan bütün öbür noktaların aydınlığa kavuşturulabilmesi için- her şeyden önce şu sorunun cevabını vermesi gerekir; kavimleri harekete geçiren güç nedir?" TOLSTOY Savaş ve Barış 4.Cilt, sf:473


Eyy Almanya!.. 

Senin elin çok kanlı...

Tarihin en büyük, en karanlık ve en insanlık dışı katliamını siz yaptınız!

Dolayısıyla, işlediğiniz insanlık suçunuzu başkalarının üzerine atarak kendi vicdanınızı rahatlatmayı  bırakın!

Asıl sizler... dün olduğu gibi  bugün de insanlığa karşı işlemekte olduğunuz alçakça suçların, katliamların, soykırımların  hesabını önünde sonunda tarih önünde  mutlaka vereceksiniz!





"Türkiye'nin sözde soykırımla suçlanması ise ayrı bir anlam taşımaktadır. Türkiye'yi suçlu ilan etmek için yürütülen "Ermeni soykırımı" kampanyası, Atlantik'in öte yakasında başlatılmıştır ve sürdürülmektedir. 2000 yılı Ekim ayında ABD Temsilciler Meclisi Genel Kurulu gündemine gelen "Ermeni Soykırımı'na İlişkin ABD Kayıtlarının Teyidi Kararı" ve son olarak Temsilciler Meclisi'nin Dışilişkiler Komitesi'nde kabul edilen tasarı, ABD eyaletlerinde ve NATO ülkeleri parlamentolarında kabul edilen Ermeni Soykırımı kanun ve kararlarına örnek oluşturmuştur.

Bu karar ve kanunların hedefinde açık olarak Türkiye'nin ulusal devleti bulunmaktadır. ABD tasarının 1. maddesinde soykırımın 1915-23 yılları arasında gerçekleştirildiği ifade edilerek Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı "insanlık suçu", Atatürk ise "soykırım suçlusu" ilan edilmektedir. Bir taraftan da Anadolu'nun işgali aklanmaktadır. Bu şekilde TÜRK ulusal devletinin bir soykırımla kurulduğu karar altına alınırken Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri dinamitlenmektedir. Tasarının 19. maddesinde atıf yapılarak Sevr Antlaşması'nın uluslararası hukukun tepesine oturtulması  bu bakımdan anlam taşımaktadır. 

Batı yönetimleri ve kamuoyu tarafından son zamanlarda dünya gündemine yerleştirilen sözde soykırım iddialarının, diğer tehditlerden bağımsız olmadığı açıktır." Türk-Rus Diplomasisinden Gizli Sayfalar sf:347-348, Mehmet PERİNÇEK

Dolayısıyla...

Biz soykırım yapmadık!

Biz soykırımcı bir millet değiliz!

Biz millet olarak,

Türk milleti olarak,

Alnımız açık, yüzümüz ak!

Ve  kıskanarak baktığınız şanlı tarihimizle,

Yok etmeye çalıştığınız Türklüğümüzle,

Gurur duyuyoruz!

Ne mutlu Türk'üm diyene!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

15 Mayıs 2015 Cuma

İlk Kurşun

Bugün 15 Mayıs 2015...


 Eskişehir'de küçük bir çocuk iş yerinin önüne asılı olan Türk bayrağını defalarca öperek alnına koydu. 23 Nisan 2015



Dahası bu çocuk, çevrede kimse yokken kimsenin görmediği bir yerde ve birileri görsün diye değil, gerçekten içindeki vatan sevgisi ile yapıyor...


Dolayısıyla çok küçük yaşlarda bize, yerde ekmek bulduğumuzda yerden kaldırıp, nimettir günahtır öğretisinin yanında,  bayrağa karşı da aynı duygularla yaklaşmamızı ve  Atatürk'ün yere serilen Yunan bayrağını çiğnemeyerek, kaldırttığı gibi "Bayrak bir ulusun bağımsızlık simgesidir, çiğnenmez" diyerek  öğrettiler...


Öte yandan...

Merkel, cep telefonuna Atatürk fotoğraflı kılıf takan bir çocukla konuştu. O anlar Reuters objektifine yansıdı.
Şansölye, fotoğraftaki kişinin kim olduğunu bilip bilmediğini, "Wer ist er" diye sorduğunda öğrenciden "Atatürk" yanıtını aldı." 13 Mayıs 2015, Hürriyet



Diyeceğim...


Bu ülkeyi yıkmaya, bu toprakları işgal etmeye kalkanların hüsrana uğramasının yegane cevabı budur, dedirten haberdir bunlar.

Tıpkı atalarımızın geçmişte yaptıkları gibi...

15 Mayıs 1919,  İzmir'in Konak Meydanı'nda  Yunan askerlerine  ilk kuşunu atan Gazeteci Hasan TAHSİN, aynı yerde şehit edildi.



16 Mayıs 1919, Atatürk Bandırma Vapuru ile Samsun'a hareket etmek üzere yola çıktı..

Ve...

19 Mayıs 1919. Mustafa Kemal Paşa Samsun'da...





Ey Türk Gençliği,

Birinci görevin Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuza dek korumak ve savunmaktır. Var olmanın ve geleceğinin tek temeli budur. Bu temel senin, en değerli hazinendir...

Muhtaç olduğun güç, damarlarındaki asil kanda vardır!

Dolayısıyla... 

Dün ne isek, bugün de aynıyız...


Büyük Atatürk gençlere ve çocuklara, emsali görülmemiş eşsiz günlerin temsili olan  ayrı ayrı bayram hediye etti.. Ki geleceğimizin teminatıdır çocuklar ve gençler.

 Emanetin emin ellerde Ata'm..

Bu vesileyle...

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Büyük Türk Ulusuna Kutlu ve Mutlu Olsun...





Sevgi ve saygılarımla!



NOT: 

Bu gece, Hz. Muhammed'in, Allah'ın huzuruna yükseldiği gece olarak kabul edilen, Miraç Kandili...

Hepimize kutlu olsun...


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

26 Mart 2014 Çarşamba

Kâhin Olmaya Gerek Yok!














"Ümraniye’de, El Kaide’ye bağlı IŞİD örgütü üyelerine yönelik olarak akşam saatlerinde düzenlenen operasyonda çıkan çatışmada..." 26 Mart 2014


Emperyalist, haçlı güçlerin dillerinden düşürmedikleri o üç kelime ve anlamları:

Barış=Halkların birbirlerini boğazlaması, kardeş kanı akıtması...

Demokrasi=Ülke zenginliğine el koyup, sömürmek...

Özgürlük=Köle olmak, "efendi"lere tam anlamıyla itaat etmek...

Bölgemiz tarumar...

İslam coğrafyası tam bir bataklık..

Ülke olarak biz de bu bataklığa çekilmenin eşiğindeyiz...

1. Dünya Savaşı'nda Osmanlı, Almanya'nın arkasına sığınarak Batı'nın çıkarlarına hizmet etmeyi asli görevi olarak görmüştü...

Öyle ki Osmanlı'nın Genel Kurmay Başkanı bile ALMAN'dı!!!

O tarihte,

Osmanlı'nın Alman Genel Kurmay Başkanı Bronsart, 1936 yılında yayımlanan bir yazısında, şunları söylüyordu:

"Türkiye'nin savaşa ne zaman gireceğine Alman Genel Kurmayı karar vermiştir. Kafkasya'ya saldırı yapılması fikri de Alman genel kurmayınındır. Esas olarak Kafkas cephesi ikinci dereceden önemli bir cephedir. Önemli olan düşmanlarımızın buralara ordu birliklerini kaydırmasını sağlayarak, birinci derecede önemli asıl cephelerdeki yani Avrupa cephelerindeki Alman ordularına karşı düşman baskısını azaltabilmektir. (...) Suveyş kanalına yapılan harekat da aynı nedenle yapılmıştır. Yoksa Türklerin Mısır'ı fetih etmeleri için değil. Zaten böyle bir şey, eldeki az sayıdaki kuvvetler ve çöl de dahil olmak üzere uzun bir yürüyüş yapıldıktan sonra mümkün değildir. Asıl amaç İngilizlerin bu hareket nedeniyle Süveyş kanalını kapatmalarını sağlayarak onları zayıflatmak ve Kanal bölgesine de asker yığmalarını sağlamaktı. Hakikaten bunda başarılı da olundu." Cengiz ÖZAKINCI, Türkiye'nin Siyasi İntiharı Yeni-Osmanlı Tuzağı, sf:211-212

Hal böyleyken...













Rusya-ABD... 

Yani...  "güç"ler savaşı, tarihten esinlenen aynı senaryolar eşliğinde hızla sahneleniyor! Bölge sıcak gelişmelere gebe..

O sebeple bölgemizde yaşanan gelişmeleri dolayısıyla sınırlarımızdaki kışkırtmaları görmek, anlamak için şüphesiz ki "kâhin" olmaya gerek yok! Zira tarihe şöyle bir bakmak,

Her şeyi anlamak için yeter de artar bile...

Millet olarak gidecek  ne bir vatan toprağı, ne de sığınacak başka bir yerimiz yerimiz yok!

Sağduyu, aklıselim..

"Yurtta barış, dünyada barış"

Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

28 Şubat 2013 Perşembe

Haydi Hanımlar...
















Dünyamız kirleniyor, kullanılabilir yaşam alanlarımız bir bir daralarak tükeniyor ve biz tüm bunlara duyarsız kalıyoruz. Ondan da ötede bilinçsizce ve hoyratça yaşamaya devam ediyoruz...

Bugün farklı bir konuya değinmek istiyorum. Zira hepimizin ortak olduğu "bitkisel atık yağ" gerçeğini kulak arkası ediyoruz. Gelişmiş Batılı ülkelerdeki insanlar, bu konuya gerçek anlamda bilinçli olarak yaklaşıyor ve bu bilinçliliğin gereğini yerine getiriyorlar.

Kullanılmış bitkisel "atık" yağların çevreye ve doğadaki diğer canlılara zararı hiç düşünemeyeceğimiz kadar büyük... En basit tanımlamayla; 1 litre atık yağ 1 milyon litre içme suyunu kirlettiğini biliyor muydunuz?

Bu hesapla; Türkiye'de yılda "350 bin ton atık yağ" oluştuğunu göz önünde bulundurursak, bunun ancak yüzde 2'sinin geri dönüşüme kazandırabildiğimiz gerçeği karşısında, gelişmiş ülkelerin yanında çok komik bir rakam olduğu ortaya çıkmaktadır. Zira Almanya'da bu bilinç yaygın ve eksiksiz yerleşmiş durumda...

O halde, ekonomimize milli gelir, dünyamıza ve çevremize katkı sağlamak ve daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak için evlerimizde tükettiğimiz atık yağları biriktirip bağlı olduğumuz Belediye yetkililerince bizzat kapımıza kadar gelip alabildiklerinden haberimiz var mı?


Haydi hanımlar... bir gram bile atık yağın lavaboya dökülmesi halinde oluşabilecek zararlardan, tıpkı atık pilin toprağa ya da suya karışması halinde meydana getirdiği büyük zararın bilincinde olduğumuz gibi, bitkisel atık  yağ'dan da haberdar olalım.


Unutmayalım ki duyarlı olmak ve bu anlamda  toplumsal sorumluluğumuzu yerine getirmek hepimizin görevi...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

21 Şubat 2013 Perşembe

Irkçılığın Daniskası Orada Dururken...






Almanya'da Faslı bir genç, İnebahtı Deniz Muharebesi’nde Haçlı ordularını komuta edip Osmanlı donanmasını yenen Don Juan de Austria’nın sol ayağıyla kesik bir Osmanlı askerinin kafasını ezdiği haykelin üzerine çıkarak, Türk bayrağını Don Juan de Austria heykelinin ellerine sıkıştırıp "Faşizme hayır. Barış. Müslümanlar barıştan yana" diye bağırdı. 12 Şubat 2013, Hürriyet

(http://www.hurriyet.com.tr/planet/22577338.asp)

Irkçılığım feriştahı yapılıyor, kimseden "çıt" çıkmıyor!

Nerede mi?

Hiç kuşkusuz kendilerini en "medeni" göstermeye çalışan Avrupa'da!!!

Hani boşa yazmadı millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy; "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" diye...


Vallahi ırkçılığı ölümsüzleştiren bu heykel, Allah muhafaza biz de olsaydı, seyreyleyin vaveylâyı... Artık Nobel ödüllü "yazarımız"  neler yazmazdı neler...

Hele "Hepimiz Ermeniyiz"ciler... valla yeri göğü yıkarlardı "Hepimiz Don Juanız", derken..


Bize "medeniyet" öğretmeye kalkan kindar ırkçılar bakınız kendilerini "medeni" sayan Avrupa'nın göbeğinde kimi "sallandırıyor"lar...

Hani insanlarca tasvip edilmeyen bir şey olduğunda hep söylenegelen bir söz var ya,

"İbreti âlem için sallandıracaksın bunlardan 3-5 tanesini, bak bakalım bir daha yapabiliyorlar mı?" türünden


İşte o hesap, bizi de ortaçağ zihniyetiyle Avrupa meydanlarında sembolik de olsa  "sallandırıyor"lar... atılan kin ve nefret tohumlarını kuşaktan kuşağa derin izlerle  kalıcı olsun diye...


Malûm Avrupalı arkadaşlar, çok "medeni" ve insan haklarına "saygılı", "özgür", "demokrat"lar ya... O bakımdan...

İşin aslı...

Bizdeki milliyetçilik, vatan, millet, bayrak sevgisinden öteye geçmeyen naif bir duygudur! Ki o sebeple millet olarak, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" felsefesine sıkı sıkı sarılarak mazlum milletlerin hep yanında olmuşuzdur bugüne kadar.

Ve... Kurtuluş Savaşı'nı temsil eden mevcut pek çok heykellerimizle dünyaya ve gelecek kuşaklara, kin, nefret aşılayan "Don Juan"  heykellerinin aksine, bizde...

Millî mücadele kahramanlarımızın heykelleriyle, Türk milletinin ayaklar altına alınarak, çiğnenmek istenen onuru, namusu, bağımsızlığı yüceltilip korunmasının ölümsüzleştirilmesidir... Dolayısıyla insanlığa sahip çıkmaktır, asıl olan!







Öte yandan...

Bu ırkçılığı temsil eden "heykel" aslında, Batılı, Haçlı emperyalistlerin dünden bugüne insanlığa karşı aşağılıkça işledikleri yüz kızartıcı suçlarını, onların nihai ve asıl amaçlarıyla birlikte gerçek yüzlerini, barbarlıklarını çok net biçimde ifade ediyor!

Tabii anlayana...

Bu anlamda Faslı kardeşimizi ayakta alkışlarken, orada yaşayan "bakar kör" yurttaşlarımıza da "pes vallahi!" diyorum...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)