Dersim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dersim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Kasım 2017 Cuma

Şeyhülislam Mustafa Sabri'den, Seyit Rızalara...





"Cehaletin de bir sınırı var! İdam fetvalarını Dürrizâde vermiştir!

İki gün önce, bir "Mustafa Sabri Efendi tartışması” çıktı: Tokat’taki bir imam-hatip lisesine Tokatlı Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi’nin ismi verilmiş ama gelen tepkiler üzerine vazgeçilmiş ve okulun ismi “Tokat Şehit Yakup Akdağ Anadolu İmam Hatip Lisesi" yapılmış.

Tepkilerin gerekçesi ise, mâlûm: Mustafa Kemal Paşa, arkadaşları ve Kuvâ-yı Milliye aleyhindeki meşhur idam fetvalarını Mustafa Sabri Efendi’nin verdiği iddiası.

Tartışma işte bundan çıkıyor ama sâbık Şeyhülislâm’ı savunanların da, veryansın edenlerin de söylediklerinin hemen hepsi yanlış!

- Mustafa Kemal ve Kuvâ-yı Milliye hakkındaki idam fetvasını Mustafa Sabri Efendi vermişmiş...

Yanlış! Tarihimizin yüzkarası olan o fetvayı veren Mustafa Sabri değil bir başka şeyhülislâmdır: Dürrizâde Abdullah Beyefendi!" Murat BARDAKÇI, 16 Kasım 2017

  
Dolayısıyla...

Şimdi o "yanlış" denilen bilgileri, Tarihçi Yazar Sinan MEYDAN'ın belgelere dayalı "El-Cevap" kitabından konuya ilişkin kısmını olduğu gibi nakledelim:

"Örneğin o tarihte Şeyhülislamlığa getirilen Haydarizade İbrahim Efendi, Mustafa Sabri’nin kaleme aldığı fetvayı okuyunca imzalamayı reddedip istifasını vermiştir. Peki, İskilipli Atıf Hoca bu ihanet fetvasını hazırlayan Mustafa Sabri ile ilişkilerine neden son vermemiştir? Neden hâlâ o "hain" din adamı müsvettesiyle aynı cemiyet çatısı altında yer almıştır? 

Sorular, sorular, sorular! 

İskilipli Atıf’ın Yol Arkadaşı Şeyhülislam Mustafa Sabri 

İskilipli Atıf Hoca'nın dava arkadaşlarından, yol arkadaşlarından -11 Nisan 1920 tarihli "ihanet fetvasının" yazarı- Şeyhülislam Mustafa Sabri, mason locasına üyedir. Sırf İngilizlere yaranmak için sözde Ermeni soykırımından sorumlu tutulan Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey’in idam fetvasını hazırlamıştır. Sevr Antlaşması’nın imzalanmasını savunmuştur. Kitabında Kurtuluş Savaşı’nı çarpıtmış, yalanı gerçek, gerçeği yalan göstermeye çalışmıştır. Atatürk’ün İngilizlerle anlaştığını, İzmir’i Yunanlıların kendiliğinden  Türklere geri verdiğini iddia etmiştir. 

Şeyhülislam Mustafa Sabri de İskilipli Atıf Hoca’yı aratmayacak kadar "bağnaz" bir din anlayışına sahiptir. İslamiyetin "zorlaştırmayın, kolaylaştırın" hükmüne karşın bin dereden su getirip dini zorlaştırmanın peşindedir." sf:598

"Celal Bayar, onun hakkında şunları yazmıştır: 

"Mustafa Sabri Efendi, İngiliz himayesine girmekten başka kurtuluş yolu olmadığını iddia edenlerdendir. Milli Mücadele’nin şiddetli düşmanıdır. Kürdistan Cemiyeti adındaki siyasi bir kurul ile müşterek vatanın parçalanmasına yol açan bir anlaşmayı reisi olduğu Hürriyet ve İtilaf Partisi Umum Merkezi adına imzalamıştır. Yakın tarihimizin gizli kalmış bu büyük ihanetine 9. cildimizde belgeleriyle temas edeceğim. Sadrazam Vekili olduğu sırada Ali Galip’i Sivas Kongresi üzerine yürümeye teşvik edenler arasındadır. "Kuvâyi Milliyecilerin katli vaciptir" fetvasını yazan odur, imza eden Dürrizade'dir." sf:599

"Mustafa Sabri, kitabında Kurtuluş Savaşı, Türklük ve Atatürk hakkında hakaretamiz ifadeler kullanmıştır.
Atatürk’ten şöyle söz etmiştir: 

"Yani bütün hareketlerini hilafet makamına hizmet şeklinde gös termiş iken, nasıl kahpelik ve hayasızlıktır ki hilafetin en çirkin tezyif ler ve tahkirler altında birdenbire ilgasına cesaret etmiştir." 

"Mustafa Kemal’in ve Ankara Hiikümeti’nin kahpeliklerini, sahtekârlıklarını şu ufacık mukaddime’ye sığdıracak değilim. Demek isterim ki bu şekil değiştirmeler, bu zıtlıkları işleyebilmek için insan utanmamazlıkta da kahraman olmalıdır. Hele dinsizlik olmadan hak sızlığın, hayasızlığın bu derecesi tasavvur olamaz." 

"İki paralık Mustafa Kemal kuvvetinin baskısına boyun eğerek İngilizlerin, Fransızların ve sair devletlerin İstanbul’dan çekilip gitme lerini ancak Kemalistlerin idam ettiği Türk aklı kabul edebilir."


Türklüğe bakışı da şöyledir:

"Benim elimden gelse Türkleri Arap yaparım, diğer Müslümanları da. Bunların vaktiyle Araplaşmadığına da çok eseflenirim. Arap dili, ne Türk diliyle ne de Çerkez diliyle kıyas kabul etmeyecek derecede üstünlüğe sahip olduğundan, insanın, milliyetin küçüğüne sahip olup da onunla iftihar edeceğine büyüğüne sahip olarak onunla iftihar etmesi daha kârlı ve makul olur."

Kurtuluş Savaşı düşmanı “hain” Mustafa Sabri zamanla daha da ileri gidip
Yarın gazetesinde  Türklükten istifa ettiğini yazmıştır: 

"Yalnız Müslüman ve insan olarak kalmak üzere, Türklükten Şeref  ve izzetimle istifa ediyorum Allah'ım huzurunda... Tövbe Yarabbi, tövbe Türklüğüme! Beni  Türk milletinden addetme...

Mustafa Sabri, Kurtuluş Savaşı'nda “vatana ihanet” ettiği için 150'Iikler listesine alınmıştır." Atatürk’ün başkomutanlığındaki Türk ordularının zaferinden sonra diğer hainlerle birlikte İngiliz Elçiliği’ne sığınmıştır. Ailesini de yanına alarak İngilizlerin bulduğu bir yük gemisiyle önce Mısır'a, sonra Yunanistan’a gitmiştir. Oradan İtalya’ya geçerek kaçak Padişah Vahdettin’i ziyaret edip Türkiye Cumhuriyeti karşıtı bazı tertiplerin içine girmiştir. Papa’dan bile yardım istemiştir." sf:599/600


"İşte İskilipli Atıf Hoca, 1919-1920 yılları arasında hem “Cemiyeti Müderrisin"de hem de "Teali İslam Cemyeti"nde bu "hain" Mustafa Sabri ile birliktedir.

Nitekim Atıf Hoca, 1926’da Ankara İstiklal Mahkemesi'nde yargılanırken, mahkeme başkanı bu duruma şu sözlerle dikkat çekmiştir:

"(...) Sen en karanlık günlerde Teali İslamcılık yap, Mustafa Sabri'nin yanında yer al da sonra karşımızda şöyle böyle söyle. Sözleriniz hiçbir gerçeğe uygun değildir." Sinan MEYDAN, El-Cevap, sf:601

Dolayısıyla...

Şeyh Saitler, İskilipli Atıf Hocalar, Mustafa Sabriler, Seyit Rızalar...

Ne yazık ki emperyalistlerle işbirliği içinde Genç CUMHURİYET'e isyan eden, ATATÜRK ve TÜRK düşmanlığı yapan bu çete başları vatan hainleridir.

Hal böyle olunca da...

"1924’te, halifeliğin kaldırılması, Tevhidi Tedrisat Kanunu’nun kabul edilmesi, Osmanlı hanedanının yurtdışına sürgün edilmesi gibi laiklik ağırlıklı devrimlerin yoğunluk kazanması ve genç Cumhuriyetin ağaların, şeyhlerin, şıhların “marabaları” durumundaki halkı, devletin özgür “bireyleri” haline getirmek için çalışmalar  yapması, öteden beri dinden geçinen sahte hocalar ve asırlardır halkın kanını emen ağalar ile şeyhlerin tepkisini çekmiştir." sf:601



"Cinnet" öyle mi?! 

CHP Tunceli İl Başkanın "1938 Dersim, Türkiye Cumhuriyeti'nin cinnetidir" 16 Kasım 2017 tarihli ifadesine karşılık bu satırlar, 

Böyle düşünenlere aynen ithaf olunur!!!




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

27 Ocak 2016 Çarşamba

Sen Kimsin?!..












"Ben Dersimli Kemal'im!" ...

"1930’ların CHP’si değiliz" 

 İzmir Konak Belediye Başkan adayı Sema PEKDAŞ: "Sözlerimin arkasındayım ne Atatürk rozeti ne Türk bayrağı"...



İddia o dur ki, 

"Odasındaki Atatürk fotoğrafını indiren milletvekili" olarak anılan şahıs...



Sahi...

Tüm bu kepazelikleri yapma fütursuzluğunu gösterenler, İzmirli olmamalarına rağmen nedense İzmir'den adaylar...

Neden acaba?

Dolayısıyla...










Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı İzmirlilerin arasına ve arkasına gizlenerek, Atatürkçülerin zekasıyla alay eder gibi...

İşgale karşı ilk kurşunu İzmir'den atarak Kurtuluş Savaşını başlatan Hasan Tahsinlerin şehri İzmir üzerinden,



Türkiye'yi parçalamak, 

Sevr'i kabul ettirmek 

Ve de... 

Atatürk'ün partisi "CHP"yle dolaylı yollardan

Altı ok ve Atatürk adı partiden, 

Türk adı da anayasadan çıkarılmaya çalışılıyor...


Utanın be!..



NOT: Bu vahim olaylar süredursun Büyük TÜRK milleti adına  kahraman Mehmetçiklerimiz vatan savunmasını canları pahasına sürdürmeye devam ediyor.. Onlara minnet ve şükran duygularımızı en derin sevgilerimizle sunarken bu uğurda şehit olan askerlerimize, polisimize... Allah'tan rahmet diliyorum.. Yüce Türk ulusu sonsuza dek var olacaktır!!!



Sevgi ve saygılarımla!





"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

21 Kasım 2011 Pazartesi

Rahat Bırakın Bu Milleti!



Cumhurbaşkanı Atatürk, 17 Kasım 1937 Pertek'te Singeç Köprüsü'nde dinlenirken



Cumhurbaşkanı Atatürk, Tunceli Pertek Halk Evi önünde (17 Kasım 1937)











17 Kasım 1937
Cumhurbaşkanı Atatürk,
Tunceli Pertek’de Singeç Köprüsünün açılış töreninde




"Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez." Atatürk



Valla inanılır gibi değil...

Dünyada gerek ekonomik alanda, gerekse siyasi alanda her geçen gün sular daha bir ısınadursun; biz içimizde hergün yepyeni bir konu ele alıp, evire çevire deşeleme peşindeyiz iyi mi?!

Bu defa konu; "Dersim" yani Tunceli...

Bu ne demek oluyor?

Milletimizi mezhepsel ayrıştırmaya ve çatıştırmaya götürecek gereksiz bir "tartışma"dan başka bir şey değil...

Zira bu tartışmanın bize yararı olmadığı gibi, dış güçlerin ülkemizi bölmek, biribirimize düşürmek için elini ovuşturarak beklediği bir araç.


Pekii bu maya tutar(!)sa şayet; yarın bir başka konuyu daha "tartışma" konusu yapan birileri olabilir mi?

Hiç kuşkum yok!


Öte yandan üzerinden onlarca yıl geçmiş bir olayın tartışması bize ne sağlayacak ki? Televizyonlarda ulusal yayın yapan kanallardan bazıları her işi bırakmış bunun üzerine hücum ediyorlar!!!


"Dersim'in Kayıp Kızları"ymış...

Daha neler... Yuh artık...


Bir bakar mısınız, "Dersim'in kayıp kızları" diye belgeseller hazırlanıyor, yöre halkının 7 sülalesi araştırılıyor, acılar tazelenip üzerinden yeni yeni "kin" oluşturulmaya zemin hazırlanıyor!!!


Bütün bunlar niye yapılır?

Bu halkı ayırmaktan öteye geçemeyecek "nefret" neden inşa edilir ki?!

Bu halk birbiriyle gerçekten barışık ve birbirlerini seviyorlar...


Biz Türk, Kürt, Arap, Çerkez... Alevi, Sünni vs. Hepimiz, birlikte yaşamaktan mesut bahtiyarız... Birbirimizle barış içerisinde yaşamayı bin yıllardır sürdürüyoruz, sürdürmeye de devam edeceğiz...


Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)