Seyit Rıza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seyit Rıza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2017 Çarşamba

"Hedef Türkiye"


Söz konusu vatansa,  ilgili her "konu" hepimizi çok yakından ilgilendirir, NOKTA!

Konu: Rıza ZARRAB...

Vallahi her gün bu zevatla yatıyor, bu zevatla kalkıyoruz...

Bitmedi bir de bu konu,"demokles'in kılıcı" gibi kafamızın üzerinde sallanıp duruyor. Ki tehditin bini bir para...

Neymiş efendim, Türkiye Cumhuriyeti  Devleti'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN "ULUSLARARASI MAHKEME"de YARGILANACAKmış!

Yok ya! Başka...

Şimdilerde dünyanın jandarmalığına bürünen ABD. 250 yıllık geçmişiyle bugün dünyaya "medeniyet", "barış" getireceğim yaygarasıyla, köleliğin daniskasını yerleştiren; bugün eli kolu, bacağı  zincirli kölelerin yerini, dünya çapında milyarlarca sömürülen işçi, fakir, ezilen, yok edilmeye çalışılan ülkeler ve ulus milletleri parçalanmasına yönelik yarattıkları tedhişin baş mimarı oldu!

Sen kimsin be!... 

Sen önce kendi cellatlarına bak!

Irak'tan başlayarak yayılan, ve tüm bölgeyi kan gölüne çeviren baba-oğul Buşları, Obamaları uluslararası mahkeme önüne bi çıkar, sonra özür dileyen, "pardon" diyen ezeli suç ortağınız, kankiniz İngiltere eski başkanı Tony Blair'le devam et tutuklamalara!!!



Konu: NATO...

1919'da ülkemizi fiili işgal eden İtalya, Fransa, İngiltere, Yunanistan... Kısaca, bugünün Avrupa Birliği (AB) ve baş aktör ABD. Dolayısıyla NATO...

Şimdi bu fütursuz davranışlarıyla tanıdığımız küstah NATO'da neler oluyor? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu önderi Mustafa Kemal ATATÜRK'ü ve onun kurduğu Cumhuriyet'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN'ı  "düşman" olarak gösteriyor, iyi mi?



Dahası aynı çete, aynı sinsi planları kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin  eşsiz ordusunun Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi AKAR'a yönelik  küstahça davranışlarla,

Toplamda, "Hedef Türkiye" işareti veriliyor!

Öte yandan içeride de insanın yüreğini derinden yaralayacak ve "yazıklar olsun!" dedirtecek davranışları, hayretler içerisinde izliyoruz!

 Zira bizi birbirimize bağlayan, ve ülkemizin birliğini sağlayan,  dolayısıyla kurucumuz Büyük Önder ATATÜRK'e ve onun "en büyük eserim" dediği, Cumhuriyet'imize karşı irili ufaklı saldırılar devam ediyor...

Dedim ya... normal süreçlerde hangi parti olursa olsun, biz sade vatandaşları hiç mi hiç, ilgilendirmiyor; yeter ki ülkemizin birlik ve beraberliğine, vatanın bölünmez bütünlüğüne zarar vermesin! 

Dolayısıyla...

Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin çıkarlarını gözeterek yönetmeye talip olan siyasilerin bu anlamda hareketlerine çok dikkat etmeleri gerekir!


Hal böyle olunca da insan sorgulamadan geçemiyor:

1- "Edirne'de Türk Bayrağı ve Atatürk fotoğrafının, aşağıya, Meral Akşener ve parti bayrağının üste asılması şaşkınlık yarattı." 20 Kasım 2017

Dolayısıyla sorum çok açık: Atatürk'ün ve Türk bayrağının aşağıya asılması, Batı'nın dayatması olan "Atatürk'ün resimlerini devlet dairelerinden kaldırın" talimatıyla mı ilgili? Dolayısıyla bu bir mesaj mı oluyor?


2- "CHP İl Başkanı Ali Rıza Güder, devletin 1938 yılında Dersim’in kapısında insanlığından, vicdanından, aklından ve mantığından soyunduğunu belirterek, "1938 Dersim, Türkiye Cumhuriyeti’nin cinnetidir. Tanıklarımız aynı zamanda bu zulmün müsebbibleridir. İnsanoğlunun en zalim kılıç darbesiyle bu dünyadan göçüp gitmiş atalarımızdan bir nebze hürmetin ve merhametin esirgenmesi duygularımızı incitmektedir. Sözümüz haklılığımızı ispat için değildir. Ne olursa olsun umudumuzu ve inancımızı korumakta kararlıyız" dedi.

Bu durumda bir vatandaş olarak sorum çok net: 

1- Cumhuriyetimize başkaldıran, Cumhuriyet'i ve devleti tanImadığını ilan ederek bölgede İngiliz desteğiyle isyan çıkaran, askerine kurşun atarak Tunceli'de  feodal zihniyeti hakim kılmak isteyen derebeyi, ne zamandan beri "atamız" oldu?

2-Devletimizin bu isyana karşı gelmesi ne zamandan beri "zalim kılıç darbesi" oluyor?

3-Ne zamandan beri ülke bütünlüğüne zarar veren işbirlikçi hainler, "hürmet, merhamet"le anılmaya başlanır oldu?

4- "Zulmün müsebbibleri" dediğiniz, Atatürk ve Türk Ordusu oluyor, öyle mi?

5- Hangi ülke,  kendi devletinin kurucusunu aleni suçlu ilan edilmesine,  dolayısıyla da bu türden alçakça faaliyetlerde bulunulmasına  izin verir?

Demem o ki, 

Hedef Türkiye!

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

17 Kasım 2017 Cuma

Şeyhülislam Mustafa Sabri'den, Seyit Rızalara...





"Cehaletin de bir sınırı var! İdam fetvalarını Dürrizâde vermiştir!

İki gün önce, bir "Mustafa Sabri Efendi tartışması” çıktı: Tokat’taki bir imam-hatip lisesine Tokatlı Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi’nin ismi verilmiş ama gelen tepkiler üzerine vazgeçilmiş ve okulun ismi “Tokat Şehit Yakup Akdağ Anadolu İmam Hatip Lisesi" yapılmış.

Tepkilerin gerekçesi ise, mâlûm: Mustafa Kemal Paşa, arkadaşları ve Kuvâ-yı Milliye aleyhindeki meşhur idam fetvalarını Mustafa Sabri Efendi’nin verdiği iddiası.

Tartışma işte bundan çıkıyor ama sâbık Şeyhülislâm’ı savunanların da, veryansın edenlerin de söylediklerinin hemen hepsi yanlış!

- Mustafa Kemal ve Kuvâ-yı Milliye hakkındaki idam fetvasını Mustafa Sabri Efendi vermişmiş...

Yanlış! Tarihimizin yüzkarası olan o fetvayı veren Mustafa Sabri değil bir başka şeyhülislâmdır: Dürrizâde Abdullah Beyefendi!" Murat BARDAKÇI, 16 Kasım 2017

  
Dolayısıyla...

Şimdi o "yanlış" denilen bilgileri, Tarihçi Yazar Sinan MEYDAN'ın belgelere dayalı "El-Cevap" kitabından konuya ilişkin kısmını olduğu gibi nakledelim:

"Örneğin o tarihte Şeyhülislamlığa getirilen Haydarizade İbrahim Efendi, Mustafa Sabri’nin kaleme aldığı fetvayı okuyunca imzalamayı reddedip istifasını vermiştir. Peki, İskilipli Atıf Hoca bu ihanet fetvasını hazırlayan Mustafa Sabri ile ilişkilerine neden son vermemiştir? Neden hâlâ o "hain" din adamı müsvettesiyle aynı cemiyet çatısı altında yer almıştır? 

Sorular, sorular, sorular! 

İskilipli Atıf’ın Yol Arkadaşı Şeyhülislam Mustafa Sabri 

İskilipli Atıf Hoca'nın dava arkadaşlarından, yol arkadaşlarından -11 Nisan 1920 tarihli "ihanet fetvasının" yazarı- Şeyhülislam Mustafa Sabri, mason locasına üyedir. Sırf İngilizlere yaranmak için sözde Ermeni soykırımından sorumlu tutulan Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey’in idam fetvasını hazırlamıştır. Sevr Antlaşması’nın imzalanmasını savunmuştur. Kitabında Kurtuluş Savaşı’nı çarpıtmış, yalanı gerçek, gerçeği yalan göstermeye çalışmıştır. Atatürk’ün İngilizlerle anlaştığını, İzmir’i Yunanlıların kendiliğinden  Türklere geri verdiğini iddia etmiştir. 

Şeyhülislam Mustafa Sabri de İskilipli Atıf Hoca’yı aratmayacak kadar "bağnaz" bir din anlayışına sahiptir. İslamiyetin "zorlaştırmayın, kolaylaştırın" hükmüne karşın bin dereden su getirip dini zorlaştırmanın peşindedir." sf:598

"Celal Bayar, onun hakkında şunları yazmıştır: 

"Mustafa Sabri Efendi, İngiliz himayesine girmekten başka kurtuluş yolu olmadığını iddia edenlerdendir. Milli Mücadele’nin şiddetli düşmanıdır. Kürdistan Cemiyeti adındaki siyasi bir kurul ile müşterek vatanın parçalanmasına yol açan bir anlaşmayı reisi olduğu Hürriyet ve İtilaf Partisi Umum Merkezi adına imzalamıştır. Yakın tarihimizin gizli kalmış bu büyük ihanetine 9. cildimizde belgeleriyle temas edeceğim. Sadrazam Vekili olduğu sırada Ali Galip’i Sivas Kongresi üzerine yürümeye teşvik edenler arasındadır. "Kuvâyi Milliyecilerin katli vaciptir" fetvasını yazan odur, imza eden Dürrizade'dir." sf:599

"Mustafa Sabri, kitabında Kurtuluş Savaşı, Türklük ve Atatürk hakkında hakaretamiz ifadeler kullanmıştır.
Atatürk’ten şöyle söz etmiştir: 

"Yani bütün hareketlerini hilafet makamına hizmet şeklinde gös termiş iken, nasıl kahpelik ve hayasızlıktır ki hilafetin en çirkin tezyif ler ve tahkirler altında birdenbire ilgasına cesaret etmiştir." 

"Mustafa Kemal’in ve Ankara Hiikümeti’nin kahpeliklerini, sahtekârlıklarını şu ufacık mukaddime’ye sığdıracak değilim. Demek isterim ki bu şekil değiştirmeler, bu zıtlıkları işleyebilmek için insan utanmamazlıkta da kahraman olmalıdır. Hele dinsizlik olmadan hak sızlığın, hayasızlığın bu derecesi tasavvur olamaz." 

"İki paralık Mustafa Kemal kuvvetinin baskısına boyun eğerek İngilizlerin, Fransızların ve sair devletlerin İstanbul’dan çekilip gitme lerini ancak Kemalistlerin idam ettiği Türk aklı kabul edebilir."


Türklüğe bakışı da şöyledir:

"Benim elimden gelse Türkleri Arap yaparım, diğer Müslümanları da. Bunların vaktiyle Araplaşmadığına da çok eseflenirim. Arap dili, ne Türk diliyle ne de Çerkez diliyle kıyas kabul etmeyecek derecede üstünlüğe sahip olduğundan, insanın, milliyetin küçüğüne sahip olup da onunla iftihar edeceğine büyüğüne sahip olarak onunla iftihar etmesi daha kârlı ve makul olur."

Kurtuluş Savaşı düşmanı “hain” Mustafa Sabri zamanla daha da ileri gidip
Yarın gazetesinde  Türklükten istifa ettiğini yazmıştır: 

"Yalnız Müslüman ve insan olarak kalmak üzere, Türklükten Şeref  ve izzetimle istifa ediyorum Allah'ım huzurunda... Tövbe Yarabbi, tövbe Türklüğüme! Beni  Türk milletinden addetme...

Mustafa Sabri, Kurtuluş Savaşı'nda “vatana ihanet” ettiği için 150'Iikler listesine alınmıştır." Atatürk’ün başkomutanlığındaki Türk ordularının zaferinden sonra diğer hainlerle birlikte İngiliz Elçiliği’ne sığınmıştır. Ailesini de yanına alarak İngilizlerin bulduğu bir yük gemisiyle önce Mısır'a, sonra Yunanistan’a gitmiştir. Oradan İtalya’ya geçerek kaçak Padişah Vahdettin’i ziyaret edip Türkiye Cumhuriyeti karşıtı bazı tertiplerin içine girmiştir. Papa’dan bile yardım istemiştir." sf:599/600


"İşte İskilipli Atıf Hoca, 1919-1920 yılları arasında hem “Cemiyeti Müderrisin"de hem de "Teali İslam Cemyeti"nde bu "hain" Mustafa Sabri ile birliktedir.

Nitekim Atıf Hoca, 1926’da Ankara İstiklal Mahkemesi'nde yargılanırken, mahkeme başkanı bu duruma şu sözlerle dikkat çekmiştir:

"(...) Sen en karanlık günlerde Teali İslamcılık yap, Mustafa Sabri'nin yanında yer al da sonra karşımızda şöyle böyle söyle. Sözleriniz hiçbir gerçeğe uygun değildir." Sinan MEYDAN, El-Cevap, sf:601

Dolayısıyla...

Şeyh Saitler, İskilipli Atıf Hocalar, Mustafa Sabriler, Seyit Rızalar...

Ne yazık ki emperyalistlerle işbirliği içinde Genç CUMHURİYET'e isyan eden, ATATÜRK ve TÜRK düşmanlığı yapan bu çete başları vatan hainleridir.

Hal böyle olunca da...

"1924’te, halifeliğin kaldırılması, Tevhidi Tedrisat Kanunu’nun kabul edilmesi, Osmanlı hanedanının yurtdışına sürgün edilmesi gibi laiklik ağırlıklı devrimlerin yoğunluk kazanması ve genç Cumhuriyetin ağaların, şeyhlerin, şıhların “marabaları” durumundaki halkı, devletin özgür “bireyleri” haline getirmek için çalışmalar  yapması, öteden beri dinden geçinen sahte hocalar ve asırlardır halkın kanını emen ağalar ile şeyhlerin tepkisini çekmiştir." sf:601



"Cinnet" öyle mi?! 

CHP Tunceli İl Başkanın "1938 Dersim, Türkiye Cumhuriyeti'nin cinnetidir" 16 Kasım 2017 tarihli ifadesine karşılık bu satırlar, 

Böyle düşünenlere aynen ithaf olunur!!!




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

28 Temmuz 2016 Perşembe

The Hizmet Hareketi



Batı'nın çıkarlarına "HİZMET HAREKETİ" ile yola çıkan SAHTEKARLAR, inanılmaz ikiyüzlü, inanılmaz riyakar davranışlarıyla kuzu kılığına girmiş kurt gibi masum  insanlarımızın duygularını sömürdüler...

İnanılmaz demokrasi yanlısı, inanılmaz özgürlük düşkünü, inanılmaz ahlâklı, inanılmaz yurtsever, inanılmaz dürüst kılığına girerek, "Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapdedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş" 15 Temmuz   alçaklığını yaşattılar.

 Hassasiyetlerimizden yararlanarak dini bütün insanlarımızı, "din, Allah, Peygamber" diye diye...

Allah'ım memleketimin ne kadar kurumu varsa hepsine sızılmış, her tarafı işgal edilmiş...



Bir tek gözbebeğimiz ordumuzun içine  mi sızılmış?

Hayır hayır!

Tüm kamu kurum ve kuruluşlarımız vatan hainlerince zaptedilmiş!


Dün (2009);

"Apo'ya paşa rütbesi verilip Bodrum Türkbükü'ne gönderilsin, Türk ordusu lağvedilsin" diyen, gözbebeğimiz ordumuza saldıran The Mümtazer TÜRKÖNE

"Daha karpuz kesecektik" üst manşetiyle gözbebeğimiz ordumuzu aşağılayan The Taraf...

Kısacası memleketimin her köşesine, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı topyekûn The Hizmet Hareketi sızmış!

Dolayısıyla...

Milli Eğitim, Sağlık, maliye, yargı, emniyet, Türk Hava Yolları, Diyanet, TRT, Mit, Üniversiteler ve daha pek çok kurumlarımız, özel sektör, vakıf... her yer ama her yer işgal edilmiş!!!

 Vayy!... 

Ne çok vatan hainimiz varmış be!..

Bu milletin ekmeğini ye!

Bu vatanın en güzel yerlerinde otur!

Bu güzel masum insanların kanlarıyla sulanmış topraklarında, en güzel şekilde konforlu, güven içinde yaşa!

Sonra da,"hizmet hareketi" takiyesiyle,

 İhanetin âlâsıyla bu milletin başına cellat kesil, öyle mi?!..

Allah topunuzu bildiği gibi yapsın...

Sahi... 

Kurtuluş Savaşı'nda  tıpkı bugün yaşadıklarımız gibi İngilizlerle işbirliği yapan Seyit Rızalar gibi vatan hainleri İstiklal Mahkemeleri'nce idam edildiler. Bugün bu hainleri "kahraman" ilan edenlere, bu alçakların anıtlarını dikmeye, isimlerini yaşatmaya kalkanlara sorum çok açık: 

Bugün aynı şekilde dinimizi  kullanarak masum insanlarımızın beyinlerini yıkayıp örgütlenen CİA plânlı ve destekli dinci vatan hainlerini görünce, dünle bugünü değerlendirip, tarihten bir ders çıkarabildiniz mi acaba?



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

14 Mart 2016 Pazartesi

Kaybettiniz!










Dün, Şeyh Saidler, Seyid Rızalar, İskilipli Atıf Hocalar... emperyalist güçlerle kol kola...

1915 Çanakkale geçilemedi!

1919 Anadolu'ya geçit verilmedi!

Bugün, aynı güçlerle omuz omuza bu milletin birlik ve beraberliğine kastedenler...



2016 Hendeklerde boğuluyorsunuz...

Sözde Kürt vatandaşlarımızı temsil ettiklerini iddia eden işbirlikçiler,

Halkı kaybeden her şeyi kaybeder!!!

Dolayısıyla dün olduğu gibi bugün de,

KAYBETTİNİZ!!!

Bu anlamda, anKARA'da masum insanlarımıza yönelik düzenlenen kalleş saldırıda, onlarca vatandaşımız tedhişe can verdi...



Yüce Türk Ulusu var olsun,

Vatan sağ olsun...


Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

7 Ocak 2015 Çarşamba

Buzz Gibi...






Hava çok ama çok soğuk memleketimde...

Dolayısıyla...

1919'da emperyalistlerle işbirliği içerisine giren; İngiliz işbirlikçileri Şeyh Said ve  Seyit Rızaların bugün meydanlara heykellerini dikip, onları  birer "kahraman" gibi göstermeye çalışanlar, dün başaramadıklarını bugüne saklayarak halkları birbirine kırdırma gayretindeler.

Ve...

Selahattin DEMİRTAŞ, "Geldiğimiz nokta artık bu mücadelede dananın kuyruğunun kopacağı noktadır" ve "Dananın kuyruğu kopacaksa bugün, 100 yıl önceki gibi, kuyruk değil dana bizde kalacak" dedi...

Evet dün bin bir hileye rağmen bu milleti birbirinden ayıramadılar..

Bugün bunun intikamı ile yanıp tutuşanlara sormak lâzım:

Tek bayrak, tek dil'den ne zarar gördünüz?

Mademki dananın kuyruğu senin elinde kalmış, gövdesi Türkiye Cumhuriyeti Devletinde..

Senin beğenmediğin, hani o, neredeyse "100 yıllık" diyerek burnunu kıvırdığın  -1924 Anayasası'nın 88. maddesi: Türkiye’de din ve ırk ayırdedilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese "TÜRK" denir. 

1961 Anayasası'nın 54. maddesi: Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür.

1982 Anayasa'nın 66. Maddesine göre: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür.-

"Tek dil, tek bayrak" anlayışı bu.. 

O sebeple, işte sen bu felsefeyle yönetilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti sayesinde okudun... üstelik devletin en üst makamlarına gelerek halkının ödediği vergiyle onların gözünü oyma peşine kadar düştün..

Yetmedi  devletine parmak sallayan, ağız dolusu hakaret ve tehditler  savurmaya varan sözlerle, ülkeyi bölme derdine düştün..

O çok söylediğin demokrasi, özgürlük, insan hakları  söylemlerini neden feodal-ağalık  sistemini yok etmek üzerine olmuyor?..

Hani kadınların ezildiği, aşiretlerin hakimiyeti altındaki insanların  özgürlüğü için niye kılın kıpırdamaz?

Küçük yaşta "kuma" giden çocuk gelinler için niye parmak sallamıyorsun?

Gücün ağalığa değil de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne mi yetiyor?

Ağalarına başkaldıramayanlar, ekmeğini yediği devletine baş kaldırıyor öyle mi? 

Seyid Rızalar da ağalığı savunarak elin gavuruyla işbirliğine girip, Tunceli halkını Genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı isyana zorlamıştı...

Dolayısıyla..

Tek millet, tek dil söyleminde ısrar eden Kürt kardeşlerimizi gördükçe onlar gibi yapmaktan kendisini alıkoyan bir utanç duygusuna kapılma yerine büyük buhran yaratacak ve buhran sayesinde ülkemizi emperyalistlerin tuzağı içerisinde kan gölüne çevirmenin tehdidinde bulunmayı kendisine lâyık görüyor DEMİRTAŞ ve şürekası.

Hâl böyleyken,

Emperyalistlerle işbirliği yaparak,  yeni yeni Şeyh Saidlerle Seyit Rızaları arkalarına alıp, askerine taş, polisine tokat atmayı "marifet" sayıyor,  memleketini  kan gölüne çevirmeyi de zafer kazanmış komutan edası ile savunuyorsunuz ya...


Asıl zafer kazanan, dün olduğu gibi bugün de Yüce Türk Milleti olacaktır.. 

Sakın bunu unutma...



Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

5 Ocak 2013 Cumartesi

Üç Kuruş'luk Çıkar İçin...


















"Sizin tarihiniz katliam tarihidir"

"Sizin" denilen bizim oluyor yani... Vekil Sırrı SAKIK öyle söylüyor...

"sizin tarihiniz katliam tarihidir"

Tarihi'mizi tutup, çekiştiren çekiştirene...

"Ermenilere soykırım..."

"Kürtleri  kestiniz"

"Tunceli'de katliam..."

"Yunanlılara katliam..."

Ya.. Bunu söyleyen vekile sormak lâzım;

Bu ülkede çoluk çocuk asker sivil demeden 40 bin masum vatandaşımız şakır şakır öldürüldü!!! Hem de kalleşçe öldürüldü... Bunun adı ne oluyor?


Ermeni Asala Tedhiş Örgütü bir dönem Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin diplomatlarını hunharca katletti! Bu uğurda onlarca ocak söndü... Bunun adı ne oluyor?

Van'da insanları kazığa oturtarak katliamın âlâ'sını yapan Ermeni çeteleri değil de kim?


Fransızlar, İngilizler, Yunanlılar, İtalyanlar ülkemizi şakır şakır işgal ettiler... Yetmedi katliamlar gırla gitti... Hasan Tahsinler, Sütçü İmam Aliler, Karayılanlar, Antepli Şahin Beyler, Şerife Bacılar... Kim bunlar?


Bugün, PKK ne ise, dün Tunceli'de İngilizlerin desteği ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne baş kaldıran ve "derebeylik" yapan  eller, aynı kirli ellerdir!


Türk müsün? "vurun abalıya"...

Gelen vuruyor, giden vuruyor...

Sözüm Sırrı Sakık ve onun gibi düşünenlere:

Biz bu hesaplaşmayı  ulus olarak 1919'da bedel ödeyerek yaptık!


Bunu elin İngiliz'i ve haçlısıyla işbirliği yapmış Seyit Rızalarla değil, Kürt Diyap Ağa gibi ulusuyla, ülkesiyle, vatanın bölünmez bütünlüğüne sahip çıkan Kürt, Türk kardeşliğiyle Çanakkale'de omuz omuza savaşmış gerçek vatansever insanlarımızla el ele, gönül gönüle birlik olarak yaptık!

Şimdi bu birlikteliğe göz koyanlar, dünün işgalci haçlıları ve içimizdeki kişisel menfaatleri için gözüdönmüş işbirlikçileri değil miydi?

Bugün dünden hiç farklı değil...

Derdiniz ne?

Üç kuruşluk çıkar için  bu millete acı çektirmek, çocuklarımıza gün yüzü göstermemek hangi vicdana, hangi müslümanlığa yakışıyor?

 "Din", "etnik köken" gibi unsurlar dün olduğu gibi bugün de birer araç olarak kullanılarak üzeri sürekli kaşınmaktadır.


Sahi; tarih dediniz de aklıma geldi:


Dün; "Kürt Teali  Cemiyeti, Teali İslam Cemiyeti, Mavri Mira Cemiyeti, Pontus Rum Cemiyeti, Hınçak-Taşnak Cemiyeti, İngiliz Muhipleri Cemiyeti..." gibi pek çok cemiyetleri tarih derslerimizde okumuştuk...

Hatırladınız değil mi?

Ve yine dün, dış güçlerin desteği ve içimizdeki işbirlikçilerin eliyle Türk milletini parçalamak için bu cemiyetler iş başındaydılar...

Bugün ise bu tür cemiyetleri karşılayan aynı kirli ellerin emelleriyle kurulmuş ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni parçalamak üzere tekrar iş başındalar...



Bana sorarsanız bu konuyu ayrıntılarıyla ve belgeleriyle anlatan  Mustafa YILDIRIM'ın "Sivil Örümceğin Ağında" adlı "araştırma" kitabından pek çok detayı öğrenebileceğinizi izninizle hatırlatmak isterim...


Bu talihsiz sözü sarf eden Vekil sn. Sırrı SAKIK ve arkadaşlarına da bu kitabı okumalarını ivedilikle tavsiye ederim...



Sevgi ve saygılarımla!



Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)