Hüseyin Aygün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hüseyin Aygün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2013 Cuma

Bizim Evin Hâlleri... Kırmızı Nokta!

















Vallahi dilimi ısırdım! O ne ya..?!!! 




Üstü açılmamış ağız dolusu GALİZ SÖZLER  havada uçuşuyor... Üstelik de tüm dünyanın gözleri önünde, iyi mi?!

Bu sözler karşısında Türk Dil Kurumu (TDK), internet sitesinde bazı kelimelerin sözlük anlamlarının yanı sıra argo anlamlarını da birlikte verdiği haberi aklıma geldi. Demek ki; bu tür ayıplı sözleri işitecek ve tutanaklara geçecek boyuta gelmişiz de ondanmış...



Sorumluluk sahibi eğitimciyim.. çocukların ruh halini çok yakından takip eden, çok iyi bir gözlemciyim... Ancak bu saatten sonra bu durum nasıl açıklanır, işte orasını bilmiyorum...

Tabii televizyonlarda elindeki sigarayı filitreleyerek çocuklarımızı kötü alışkanlıklardan korumaya çalışan ilgili kuruluşlarımız bu gelişmeler karşısında neredeler, doğrusu onu da merak ediyorum...

Hani... "başını kuma gömmek" gibi bir şey...

TBMM gibi yüce bir kurum, dünya ve ülke kamuoyu önünde ne hallere düşüyor? Bu durum nasıl izah edilir? İnanılır gibi değil...


Kim demiş ülkemizde ifade özgürlüğü "yok" diye.. Vallahi bırakın kürsü dokunulmazlığını ülke sathında "ifade" özgürlüğünü doya doya yaşayan bir ülke haline geldik...

Pek sayın büyüklerimiz, incilerini büyük bir cüretle ve fütursuzca ortaya koyarak,  saydırıp döktürüyor..

Sakın ha.. bunun ne medeniyetle, ne de özgürlükle hiçbir alâkası yok! Bunu baştan bir söyleyelim...

Konuşmalar sokak seviyesinin çok daha gerisine düştü...

Muhteşem büyüklerimizin ifadeleri birbirini aratmayacak kadar utandıracak seviyede...

Sahi...

Bir konuşmasında ne demişti büyüklerimizden birisi?

"Buradan Sayın Başbakana, hükümetin ve kabinenin tüm üyelerine sormak istiyorum ve bütün halkımın affına sığınıyorum. Ve sormak istiyorum ‘Meşe ağacının hangi dalı nerenize battı ey "hükümet?”

Neyseki "affına sığınıyorum" demiş ya.. İşte bu "nezaketi"yle  hepimizi şoke ederek, gözlerimizi yaşarttı sayın...


Dahası birbirlerini kınayanlar da bir diğerini eleştirirken "tencere dibin kara, seninki benimkinden kara" misali daha da batıyorlar...

"CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, AKP Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'ın cinsel olarak ağır sorunlar yaşadığını düşündüğünü iddia ederek "cinsel organıyla konuşuyor" dedi." 12 Aralık 2013

Bakar mısınız açıklamaya... 


Tabii gelişmeler sadece sayın büyüklerimizin bu galiz sözleriyle sınırlı değil.. Her alanda müthiş bir kuşatma altındayız bu anlamda. Zira bir basın yayın kuruluşu'muzun amacı nedir, neye ve kime hizmet için vardır işte orası sorgulanacak şekilde bir gazete çıkardı..

Adı mı? 



Ayy... evlere şenlik.. :((


Vallahi sokak ağzı demeye bile insanın dili varmıyor..  AMK(Açık, Mert,  Korkusuz) spor gazetesi 9 Haziran 2012'de yayın hayatına başladı.. Üstelik bu "ad"a şöyle bir yorum geldi; "ilginç isim" Pessss... 

Sanal alemde bu rumuzun galiz bir söz olduğunu bilmeyen tek bir çocuğun bile kalmadığı  bir dönemde, bu kısaltmayı sözde "masum" bir tanımlamaya oturtmak en basit deyimle tam bir aymazlıktır bu bir! İkincisi; bu isim bilinçli bir şekilde toplumu kirletmeye ve seviyesizleştirmeye yönelik atılan korkunç bir adımdır!

Efendim... Çok "masum" iseler "MAK(Mert, Açık Korkusuz)" koysalardı, mesela!!!




Öte yandan... Bu galiz isime nasıl izin verilir orasını merak ediyorum.. Hani toplumu yozlaştırmak böyle bir şey olsa gerek! Zira Özgürlük kaba ve ayıp söz söylemek değildir!!! Doğrusu bu utanç verici isimli gazete reklamlarını gördüğümde, yüzümün kulaklarıma kadar kızardığını hissediyorum... Neredeyse gözlerimi kapatacak duruma geliyorum...

Bu tür söylemlerin yoğunlaştığı ve herkesin hayretler içerisinde şaşkınlık yaşadığı bu süreci yakından ilgilendiren sorumluluk sahibi Pek Sayın İLGİLLİLERin acilen dikkatlerine arz olunur efendim!!!


Diyeceğim... Ben bir öğretmenim! Çocuklarıma her gün bu konu üzerinde elimden geldiğince eğitim vermeye çalışıyorum.. O minicikler ve de henüz ergenliğe yeni adım atan çocuklarımıza tembih edip, öğütler vermeye çalışırken... Dahası aileler yanıma gelerek; "vallahi hoca hanım, evde bu tür konuşmalar yapmıyoruz, nereden öğreniyorlar?.." diye bas bas bağıra dursunlar..

Bizim evin halleri ortada değil mi?!


Sevgi ve saygılarımla!

Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

16 Ağustos 2012 Perşembe

Bi Sus Artık...























Basından edindiğimiz bilgilere göre, PKK'lı çeteler tarafından kaçırılan CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, kendisini kaçıran PKK'lılardan şikayetçi olmamış, iyi mi?


Sayın Aygün, kendi adına mı şikayetçi olmamış acaba?


Şayet öyleyse, vekillik sıfatıyla "kaçırıldığı" 48 saat süresince, millet olarak niye tedirgin olduk ki? Zira konu şahısla ilgili ise, PKK'lıların kaçırdığı bir tek "şahıs" Aygün değil, onlarca olduğu ifade edilenlerin arasında, kahraman mehmetçiklerimiz de bulunuyor...

Ha, yok milletin vekili olarak şikayetçi olmamışsa, orada bir dursun bakalım!!!


Zira millet kendisi gibi düşünmüyor, bilakis şikayeti bizzat milletin ta kendisi, yani aslı istiyor...


Gelelim olayın özüne:


Bir defa siz, "Dersim" milletvekili falan değilsiniz!!! Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Tunceli ilinin bir milletvekilisiniz!!!


Öte yandan kaçırılma olayını millet anlamaya çalışırken,


Sayın vekil konuyu başka bir yönden ele alarak...


Durmak bilmeksizin vatanın ve milletin kanayan yarasına tuz basar gibi, ha bire konuşuyor...


Ülkemize ve milletimize tam bir ihanet olarak algıladığımız bu konuşmalardan ancak emperyalistler mutlu mesut oluyor; ellerini ovuşturarak aç kurt gibi bekliyorlar..


Sayın vekilimiz ise maşallah, inandığımız değerlerin düşmanı olanların, eli kanlı tedhişçilerin sözcülüğünü, borazanlığını yapıyor da yapıyor!


Aman efendim... ağzından inciler saçıyor konuşurken... Ne diyor bu zat-ı muhterem; milletin bölünmez bütünlüğüne kastedenleri öve öve bitiremiyor, hainlerin mesajlarını milletimize aktarmayı kendine "görev" belliyor...


İyi o vakit çok "memnun" kaldıysan, "kalsaydın oralarda bari..." diyesi geliyor insanın.


Sizin göreviniz bu milleti bölmeye yönelik faaliyetlere maşalık edenlere aracılık etmek midir?


Sizi bu millet bunun için mi seçti, yoksa vekilimiz ol, ülkene ve halkına yararlı işler yap,vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, memleketin huzurunu, sükunetini koru, ve değerlerine sahip çık diye mi?


Şüphesiz ki, git de dağdaki eşkıyalara sahip çık, onların sözcülüğünü yap, diye değil!!!




Haa.. tabi bu halk sizi seçerken "seni, sen" diye de seçmedi...


Senin kim olduğunu bile bilmiyor, hatta kimlere hizmet edeceğinizi sorgulama gereği duymadan seçti..


Ne bilsin ki bu millet, sizin kimlere alet olacağınızı...

Öyle işte...


Millet zannetti ki, benim sorunlarımla ilgilenecek, memleketin davasına sahip çıkacak, kendini Türk milletinin bir ferdi gibi görüp o davaya sahip çıkacak...



Sahi, saçtığınız inciler arasında, dağdaki "arkadaşlar"ınızın "barış" istediğinden dem vuruyor, adeta onları masumlaştırmaya çalışıyorsunuz ya...


İyi de sayın Aygün, ortalığı kana bulayan kimler?


Oraya buraya bomba atıp, Mehmetçiklerimize, hatta kendi vatandaşına kurşun sıkan kimler?


Yetmedi milletin parasına mâl olmuş, kamu mallarına zarar veren kimler?


Yetmedi, camları, çerçeveleri, arabaları kıran döken kimler?


Dahası, milletinin bayrağını yakıp, değerlerini çiğneyerek tanımayanlar kimler?


Daha dahası, el âlemin haçlılarıyla iş birliği içine girip de memleketi böldürmeye kalkan hainler kimler?


Bırakın bu işleri...


Ve artık sus!


Sus da daha fazla borazanlık yapma!


Peki şimdi n'ooldu?

Valla ne olacak, "sarılıp öpüşerek ayrıldı"ğı ve "bizi unutma ağabey" diyen dağdaki "arkadaşlar"dan çok mennun...


İyi de bu memeleketin evlatlarına alçakça kuşun sıkan, ocaklara ateş düşüren, ciğerlerimizi yakan hain saldırıları, vekilin aslı olan halk, zaten hiç unutmuyor!!!

Sayın Aygün bu hainleri, yani"arkadaşlar" dediği kişileri unutsa ne olur, unutmasa ne olur ki...


Vekile değil,

Siz onun asıl sahibinin neyi unutup, neyi unutmadığına bakın, efendiler!!!


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)