eşkıya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eşkıya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2016 Perşembe

Karanlık'sınız!











Diyelim ki, evinizi eli kanlı, gözü dönmüş silahlı eşkıyalar basıyor...

Ne yaparsınız?

a) Hiçbir şey yapmadan, aman ne güzel ettiniz de geldiniz.. Buyurun sizi şöyle alalım, keyfinize bakın, derim.

b) Hoş geldiniz buyurun. Ne istediniz? Madem geldiniz, hazır gelmişken "BARIŞ" olsun... Hem demokratik olarak her şey sizin hakkınız..İstediğiniz gibi davranın, rahatınıza bakın, derim.

c) Aman ne güzel ettiniz de geldiniz. Zaten elinizdekiler de öyle hafif silahlar (roketatarlar filan). Onun için size orantılı güç uygulayacağız, rahat olun,  derim.

d) "Arkadaşlar" serbestsiniz, istediğiniz gibi her yeri yakıp yıkabilirsiniz. Hatta evdeki ahaliyi tehdit edin! Şayet tehditlere boyun eğmezlerse çoluk çocuk, yaşlı, bebe demeden, gözünüzü kırpmadan öldürün önemli değil, derim.


"Diyarbakır'ın Çınar İlçesi'nde PKK’lı teröristler Emniyet’e bombalı araçla saldırdı: 5 ölü, 39 yaralı"
Hürriyet, Canan ALTINTAŞ/Diyarbakır , 14 Ocak 2016

Dolayısıyla..

"Türkiye'nin birçok üniversitesinden akademisyen; devleti katliam yapmakla suçlayan skandal bir bildiriye imza attılar." SABAH

Hangi vasıflarından dolayı kendilerine "aydın" dediklerini anlayamadığımız bu isimler, bu devletin ekmeğini yiyip, sefasını sürerken, vatanımızı ve milletimizi  bölünme aşamasına getiren düşmanlarla bir olmuş,



"Devletin, başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesi gerekiyor" diyorlar, iyi mi?

O vakit ben de bu ülkenin bir vatandaşıyım!

Ben de üniversite mezunuyum!

Ve ben  de öğretmenim!

Dolayısıyla, ben de kendime göre bir aydın'ım...

O sebeple bunlar ne dediklerinin, neye imza attıklarının farkında bile değiller!!!

Çok değil... bundan 8 yıl önce de yine ne dediklerini bilmeyen dışarıdan kumandalı sözde aydınlar, Ermenilerden "özür diliyorum" imza kampanyası başlatmışlardı...

Bu olayın da bu "özür" imzasından  hiçbir farkı olmadığı gibi, bu ihanetçileri  aydın olarak asla kabul etmiyorum!!!


Ve bu sözde "aydınlar"ın  aydın'lıkları mum gibidir, dibini bile aydınlatmaz!



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

22 Aralık 2015 Salı

HEDEF...









İzmir'in Yunanca'daki adı "Smyrna". Öte yandan küreselcilerin dayattığı ve İzmir'in yanına parantez açarak "Smyrna" yazdıkları isim. Hani Trabzon'a "Trebizond", yani Rumca ismin eklenmesi gibi... Hani Bursa Mudanya/Zeytinbağı beldesinin Rumca olan eski ismi Trilye'ye çevrilmesi gibi...

 Birkaç gün önce TRT'de "Bir Koşu Türkiye" isimli programı izlerken; "saatler tarihe eski İzmir'e yani Smyrna'ya ayarlansın" ifadesini hayretler içerisinde dinledim.  "Nasıl yani?" derken, görüntüleri de bir o kadar şaşkınlık vericiydi...

Zira "Bir koşu Türkiye" adlı programda, yerinde duramayan iki genç, koşuyor, havada uçuşuyor, perendeler atıyor, duvarlara zıplıyor. Bu görüntülerle  sanırsınız spor programı ya da ne bileyim yaramaz çocukların sokak hareketlerini andıran bir çizgi film...

Dolayısıyla ayakları üzerinde durmayan bir gençliğin portresini "övgü"yle rol model olarak sunan bu programın perde arkası, fayda yerine zarar verici nitelikte.

Ve aynı TRT,

TRT, özellikle yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarımız için varlık bulan "TRT Türk"ün "Türk"ünü silecekmiş iyi mi? 

Bu haber insanı derinden etkiliyor. Zira TRT Şeş, TRT Arapça, TRT Kurdî var olacak, ama TRT TÜRK kalkacak..

Peki kim adına bu karar alınıyor? 

Türk milletine soruldu mu?.. 

Şeş, Kurdî, Arapça var, ama Türk yok!!!

Vay be..!

Bu durumda TRT'nin yayınladığı "Bir Koşu Türkiye"nin satır arası İzmir'i Smyrna algılatması  hiç masum gelmediği gibi,  TRT'nin de "TÜRK" adını silmesi sıradan bir olay değil! Dolayısıyla biz de bunu ne yazık ki bir "iyi niyet" olarak göremiyoruz!..

Öte yandan,






İlk fırsatta  "Atatürk'ün resimini duvardan indirme"yi "yeni şeyler söylemek lâzım!"  küstahlığıyla cevaplayan CHP milletvekili Aylin NAZLIKAYA'nın bu fütursuzluğuna karşı kendisini acilen, Şırnak, Silopi ve Cizre'de  operasyon gerçekleştiren Türk askerlerine, "eşkıya" deme hainliğini gösteren milletvekili Ferhat ENCÜ'nün yanına, yani -bu zihniyetteki- HDP'lilerin saflarına geçmesini bekliyoruz!!!





Dolayısıyla...

Bu toprakları  vatan yapan atalarımızın ve aziz şehitlerimizin kanlarıyla çizilen sınırlarımızı değiştirmeye, yok etmeye çalışanlar, hiç şüphe yok ki önce ulus bütünlüğümüzü parçalamaya geçtiler...

Demem o ki...

Türk kimliği'miz, Türk bayrağı'mız, İstiklâl Marşı'mız, Cumhuriyet'imiz  ve ATATÜRK'ümüz HEDEFte...




Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

13 Kasım 2014 Perşembe

"Sokak Eşkıyaları" Öyle mi? -2-













"ABD Savunma Bakanlığı Pentagon Sözcüsü Steve Warren, Pentagon'da basın mensuplarının Eminönü'nde bir grubun 3 Amerikan askerinin başına çuval geçirmesiyle ilgili soruları yanıtladı. Saldırıyı "çirkin ve rahatsız edici" olarak tanımlayan Warren, saldırıyı düzenleyenlerle ilgili "görünen o ki sokak eşkıyaları" ifadesini kullandı." 13 Kasım 2014


Vay be.. insanın kendi vatanını savunması ne zamandan beri "çizgiyi aşmak", şiddet", tehdit" kavramlarına denk getirilmeye başlanmış?

Tehdit mi?

Asıl tehdit sizsiniz, siz!

Mazlum milletlerin canına okudunuz be...

Coğrafyamızda öldürmedik insan, sakat bırakmadık tek bir kişi bırakmadınız!

Yetmedi, insanların mahremiyetlerine girerek değerlerini çiğneye çiğneye ortada insanlık namına bir şey kalmadı!

Yetmedi, insanların topraklarını çölleştirdiniz, neresi verimli ise orayı talan ettiniz...

Tecavüzler gırla gitti..

İnsana, hayvana, doğaya, bitkiye, birikimlere, değerlere, ahlak'a, inanç'a, din'e, dil'e, tarih'e..

Her şeyin içine ettiniz be...

Şimdi kalkmış "sokak eşkıyaları" diye, "mazlum" rolûne giriyorsunuz, öyle mi?

Sokak eşkıyalığının daniskasının tarihini yazdınız, haydutlukta sınır tanımayan şeytan'i plânlarınızla karıştırmadığınız yer kalmadı..

Evet, bu konuda şüphe duymayın. Zira biz genlerimizin derinliklerinden gelen misafirperverliğimizle,

Yunus Emrelerden, Mevlanalardan  gelen hoşgörü anlayışımızla, dünyada eşsiz bir milletiz.. Dolayısıyla, burada  yanılmıyorsunuz..

Diğer taraftan, haklısınız.. Söylediğiniz üzere şüphe duyun canım... Zira o genç askerleriniz misafir değil, aleni İŞGALCİ  işte..

Vatansever Türk gençliğinin o pırıl pırıl yiğit'lerine, "sokak eşkıyası" diyorsunuz ya... O eşkıyanın daniskası sizsiniz...

Siz değil misiniz, "PKK'ya silah yardımı yaptık" diyen!

Dolayısıyla o verdiğiniz silahlarla daha yakın geçmişte hamile eşinin yanında sırtından alçakça kurşunlanarak öldürülen Türk askerine yapılan vahşetin sahibi kim? Üstelik o Mehmetçik, kendi vatan toprağında ikamet eden Türk askeriydi..!

Okyanusları aşıp, bu topraklara hücum ederek gelen işgalci askerleriniz Irak'ta milyonları öldürdü, Suriye'de öldürdü, Libya'da öldürdü, Afganistan'da, Mısır'da öldürdü, ülkemde öldürdü... Bunlar eşkıyalık, saldırganlık  olmuyor, kendi vatanını dolayısıyla da  mazlum milletleri savunan, ülkesinin işgaline karşı çıkan vatansever çocuklar "eşkıya" oluyor öyle mi?

Öte yandan bağımsız bir ülkenin bayrağını, okulunu yakan, kurucu önderinin büstlerini yıkan, coğrafyamızı kendi isteğiniz doğrultusunda parçalayarak  "yeni" haritalarla bölge halkalarına köle olmayı şart koşan  dayatmalarınıza boyun eğmemizi istiyorsunuz, öyle mi? Ve bunun  adı da "misafirperlik" ve "hoşgörü" olacakmış öyle mi?

Hadi oradan...


Sahi.. Siz ne bekliyordunuz ki? 

Irak'ta düşündüğünüz gibi çiçeklerle karşılanmak mı, yoksa "biji serok Obama" çığlıkları  atan haysiyetsizler gibi mi karşılamalıydık işgalci askerlerinizi?

Bizim misafirperver, hoşgörü sahibi olduğumuz gibi, bir o kadar da ülkesini ve vatanını seven  insanlar olduğumuzu da iyi bilin...

Unutmayın ki... 

ATATÜRK'ün kanla kurduğu bu CUMHURİYET,  dünya var oldukça, yıkılmamak üzere sapasağlam TÜRK GENÇLİĞİnin koruması ve kollaması altında.. 

Diyeceğim...

Atatürk gençliği Ata'sından aldığı emaneti   şerefle, şanla, gururla yüceltmeye ant içti...


Dolayısıyla...

Bu bir protesto ve bu, mazlum ülkelerin en doğal hakkı...

Ne Mutlu Türk'üm Diyene!




Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

16 Ağustos 2012 Perşembe

Bi Sus Artık...























Basından edindiğimiz bilgilere göre, PKK'lı çeteler tarafından kaçırılan CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, kendisini kaçıran PKK'lılardan şikayetçi olmamış, iyi mi?


Sayın Aygün, kendi adına mı şikayetçi olmamış acaba?


Şayet öyleyse, vekillik sıfatıyla "kaçırıldığı" 48 saat süresince, millet olarak niye tedirgin olduk ki? Zira konu şahısla ilgili ise, PKK'lıların kaçırdığı bir tek "şahıs" Aygün değil, onlarca olduğu ifade edilenlerin arasında, kahraman mehmetçiklerimiz de bulunuyor...

Ha, yok milletin vekili olarak şikayetçi olmamışsa, orada bir dursun bakalım!!!


Zira millet kendisi gibi düşünmüyor, bilakis şikayeti bizzat milletin ta kendisi, yani aslı istiyor...


Gelelim olayın özüne:


Bir defa siz, "Dersim" milletvekili falan değilsiniz!!! Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Tunceli ilinin bir milletvekilisiniz!!!


Öte yandan kaçırılma olayını millet anlamaya çalışırken,


Sayın vekil konuyu başka bir yönden ele alarak...


Durmak bilmeksizin vatanın ve milletin kanayan yarasına tuz basar gibi, ha bire konuşuyor...


Ülkemize ve milletimize tam bir ihanet olarak algıladığımız bu konuşmalardan ancak emperyalistler mutlu mesut oluyor; ellerini ovuşturarak aç kurt gibi bekliyorlar..


Sayın vekilimiz ise maşallah, inandığımız değerlerin düşmanı olanların, eli kanlı tedhişçilerin sözcülüğünü, borazanlığını yapıyor da yapıyor!


Aman efendim... ağzından inciler saçıyor konuşurken... Ne diyor bu zat-ı muhterem; milletin bölünmez bütünlüğüne kastedenleri öve öve bitiremiyor, hainlerin mesajlarını milletimize aktarmayı kendine "görev" belliyor...


İyi o vakit çok "memnun" kaldıysan, "kalsaydın oralarda bari..." diyesi geliyor insanın.


Sizin göreviniz bu milleti bölmeye yönelik faaliyetlere maşalık edenlere aracılık etmek midir?


Sizi bu millet bunun için mi seçti, yoksa vekilimiz ol, ülkene ve halkına yararlı işler yap,vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, memleketin huzurunu, sükunetini koru, ve değerlerine sahip çık diye mi?


Şüphesiz ki, git de dağdaki eşkıyalara sahip çık, onların sözcülüğünü yap, diye değil!!!




Haa.. tabi bu halk sizi seçerken "seni, sen" diye de seçmedi...


Senin kim olduğunu bile bilmiyor, hatta kimlere hizmet edeceğinizi sorgulama gereği duymadan seçti..


Ne bilsin ki bu millet, sizin kimlere alet olacağınızı...

Öyle işte...


Millet zannetti ki, benim sorunlarımla ilgilenecek, memleketin davasına sahip çıkacak, kendini Türk milletinin bir ferdi gibi görüp o davaya sahip çıkacak...



Sahi, saçtığınız inciler arasında, dağdaki "arkadaşlar"ınızın "barış" istediğinden dem vuruyor, adeta onları masumlaştırmaya çalışıyorsunuz ya...


İyi de sayın Aygün, ortalığı kana bulayan kimler?


Oraya buraya bomba atıp, Mehmetçiklerimize, hatta kendi vatandaşına kurşun sıkan kimler?


Yetmedi milletin parasına mâl olmuş, kamu mallarına zarar veren kimler?


Yetmedi, camları, çerçeveleri, arabaları kıran döken kimler?


Dahası, milletinin bayrağını yakıp, değerlerini çiğneyerek tanımayanlar kimler?


Daha dahası, el âlemin haçlılarıyla iş birliği içine girip de memleketi böldürmeye kalkan hainler kimler?


Bırakın bu işleri...


Ve artık sus!


Sus da daha fazla borazanlık yapma!


Peki şimdi n'ooldu?

Valla ne olacak, "sarılıp öpüşerek ayrıldı"ğı ve "bizi unutma ağabey" diyen dağdaki "arkadaşlar"dan çok mennun...


İyi de bu memeleketin evlatlarına alçakça kuşun sıkan, ocaklara ateş düşüren, ciğerlerimizi yakan hain saldırıları, vekilin aslı olan halk, zaten hiç unutmuyor!!!

Sayın Aygün bu hainleri, yani"arkadaşlar" dediği kişileri unutsa ne olur, unutmasa ne olur ki...


Vekile değil,

Siz onun asıl sahibinin neyi unutup, neyi unutmadığına bakın, efendiler!!!


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

19 Mayıs 2011 Perşembe

Dünden Bugüne 19 Mayıs













"Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen, ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum." Mustafa Kemal ATATÜRK


Bugün 19 Mayıs...

Tam 92 yıl önce bugün kaybedilen bağımsızlığımızın ve onurumuzun yeniden tanınması için harekete geçildi.


Erol TAŞ, Bilal İNCİ, Hayati HAMZAOĞLU...


Evet; bu sanatçıları hep kötü adam rolleriyle tanıdık. Onlar, Türk sinamasının vazgeçilmez güçlü karakter oyuncularıydı... Genellikle onları, oynadıkları rolleri icabı dilediği her şeyi elde eden, kötü niyetli barbar, zalim ve acımasız "kişilik"leri ile tanırız. Karşılarında ise daima güçlü kişiliği ve sağlam yapısıyla başı dik, onurlu yaşamı sergileyen karakterler olurdu.


E o vakit çeşitli entrikalar içerisinde onurlu bir yaşam mücadelesi kaçınılmazdı...


"Kötü adam"lar, bir defa göz koymayı görsünler...


Bilal İNCİ, Erol TAŞ... Türk halkının hafızasında böyle yer etti... "Ağa" rolüyle elde edemediğine acımasızca her türlü kötülüğü yapan tiplemelerdi onlar. Buna rağmen karşısında direnen ve çoğu zaman da bu onurlu mücadelesini ölümüne kazanan yoksul ama onurlu karakterler mevcuttu.

Demem o ki,

Bir dönem bu anlamda konu edilmiş filmleri izliyordu Türk halkı... Hatta Türk sinemasının vazgeçilmez konuları ve karakterleriydi...

Aslında Türk halkı, o zamanlar farkında bile değildi izlediği o filmlerin kendi yaşam mücadelesini anlatmış olmasının... Zira Anadolu'ya da göz dikenlerin yok aslında Bilal İNCİ ve Erol TAŞ gibi karakterleri simgeleyen zihniyet ve anlayıştan farkı... Yıllarca izlenilen bu filmlerin onurlu mücadeleci kahramanlarıydı aslında bizatihi Türk izleyicileri...


Kimbilir, belki de geçmişte yaşadığı zulüm ve haksızlıklarla mücadele eden bir ırkın çocukları olması münasebetiyle olsa gerek, rol yaptıklarını bile bile normal yaşamda bile gördüklerinde adeta saldırırcasına hınç duyarlardı "Erol TAŞ"lara...

19 Mayıs 1919'da dünyanın ağalığına soyunmuş zihniyetin temsilcisi emperyalizmle mücadeleyi başlatan Mustafa Kemal Atatürk...

Ve bugün...

19 Mayıs 2011;

Dünyanın "efendi"liğine soyunan eşkıyalar, yine ısrarla isteklerinden vazgeçmediklerini ortaya koyuyorlar!!! Anadolu'yu elimizden almak istiyorlar... Türklere ve Müslümanlara olan kinlerini her fırsatta ortaya koyuyorlar... Yani onlar "Erol TAŞ"lar...

Biz mi?

Tabii ki de... 19 Mayıs 1919'un devamı Onurlu ATATÜRK'üz!

Yüce Türk Milletinin Bayramı Kutlu ve Mutlu Olsun...

Sevgi ve saygılarımla

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

23 Mart 2011 Çarşamba

Yazıklar Olsun!













"Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklall ve cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir." ATATÜRK


Kamu düzenini sağlamak için canhıraş görevini sürdüren bir emniyet mensubumuza tokat atan şahsiyeti hayret ve ibretle izledik...

Ne yazık ki bununla da yetinmeyip hakaretler savuran, evlere şenlik bir "hanım" milletvekilimiz olduğunu hep birlikte görüyoruz.

Valla böyle bir durum başka bir devlette olabilir mi derseniz, hiç zannetmem... Ne demokrasisi gelişmiş ileri devletlerde, ne de az gelişmiş 3. dünya ülkelerinde...


Şimdi "özgürlük" diye çığırtkanlık yapanlara sormak lazım... Bundan daha fazla nasıl bir özgürlük istiyorsunuz? Devletin asayişinden sorumlu görevlisine el kaldırıp, darp yapmaya kadar giden, bununla da yetinmeyip hakaretler savurma cüreti havada uçuşuyor!


Aman efendim, olay inanılmaz düzeyde...

Hanımefendi, sanki bir eşkıya gibi...

Adeta halkı kışkırtmak için bahaneler üretmeye hazır kuvvet sanırsınız...

Bağırarak hakaretler savurduğu kişi kim? Bizzat "hanımefendi"nin ta kendisini korumak, halkımızın huzurunu ve kamu düzenini sağlamak için orada bulunan Şırnak Emniyeti Güvenlik Şube Müdürü.

Bu "hanım" kim? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, en üst düzeyde olanaklarından yararlanan ve hizmet alan milletvekili.


Belliki ortada tam bir nankörlük sergileniyor...


Zira hanımefendi, ekmeğini yediği devletine ihaneti kendine görev edinmiş; ve bunu da gözümüzün içine baka baka yapacak kadar öfkeli...

Biz bu olayı, "besle kargayı oysun gözünü" ifadesiyle algılıyoruz!


Ancak bu öfkeli ve nankör kişilerin küstah cüretkarlıkları, yöre halkımızı asla ve asla bağlamıyor! Bundan eminiz...


Bu beyhude davranışlar, ancak ve ancak "demokrasi", "özgürlük" çığırtkanlığıyla ülkemizi emperyalistlerin isteği doğrultusunda parçalamayı hedefleyen güçlerin işine yaramasına olanak tanıyacaktır!


Hâl böyle iken, öte yandan hakaret ve darpa maruz kalan sayın şube müdürümüzü de, göstermiş oldukları sabırdan dolayı kutluyoruz!

Olaya teşebbüs eden küstah "hanım"ı da şiddet ve nefretle kınıyoruz...

Yazıklar olsun!

Sevgi ve saygılarımla!


Image "HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (s.a.v.)