Jean Paul SARTRE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jean Paul SARTRE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Bulantı Duyuyorum...



"Barcelona kent merkezinde patlama..."

Bulantı duyuyorum... 

Zira  yaşamı düzmece bir algıyla  topluma sunmak, dolayısıyla tarihsel olayları yanıltmak insanın midesini bulandırıyor.

Konu AVRUPA ve Batılı ülkeler olunca... tüm basın ve yayın kuruluşları aralıksız bu kanlı tedhiş olaylarını çarşaf çarşaf, "son dakika" haberi olarak dünya kamuoyuna sınırsız servis ededursun, diğer tarafta coğrafyamızda  her Allah'ın günü onlarca kişinin bombalar altında ölmesini küçücük bir satır halinde, adeta kamuoyundan kaçırırcasına  "basit" ve "önemsiz" bir olaymış gibi göstermek, insana ağır geliyor... 

Öte yandan...

Gelinen nokta itibariyle bugün  bu korkunç olayları tertipleyen eli kanlı emperyalistlerin alçakça planlarına kurban gitmek hiç kimse için   öyle uzak filan değil...

O sebeple elimiz yüreğimizde bu korkunç olayları endişe ile takip ederken insan ister istemez sorguluyor.

Bu patlamalarda ölmek doğal değil...  Ve yaşanan can pazarı bu kanlı eylemlerdeki cansız bedenleri gördükçe... Bu insanlar artık yoklar! Ama diğer yandan dünyanın ötekiler için sürüp gittiğini düşünmemek elde değil. Zaten insan bunları düşünmek için yaratılmadı mı!..


Jean-paul Sartre'ın, İspanya iç savaşı sırasında Frankocular tarafından idama mahkum edilen bir cumhuriyetçinin aynı hücrede kalan iki arkadaşı ile birlikte ölümü bekleyişini konu eden "DUVAR" adlı hikayesindeki, korkuyla karışık iç hesaplaşması aklıma geliyor:

"Nişan al!" diye bağıracaklar ve bana çevrilmiş sekiz tüfek göreceğim. Duvarı yarıp içine girmeyi isterim diye düşünüyorum; olanca gücümle duvara sırtımla yaslanacağım ve duvar karşı koyacak. Tıpkı kabus gibi." J.P. SARTRE, Duvar, Sf:23

"Biliyordum ki hiçbir ortak yanımız yoktu. Şimdiyse ikiz kardeşler kadar birbirimize benziyorduk, basit bir şey, çünkü birlikte geberip gidecektik" J.P. SARTRE,  Duvar, Sf:25

Coğrafyamızda  hemen her gün onlarca insanın patlamalar neticesinde öldüğü olayları küçümseyerek dünya kamuoyundan kaçıranlara diyeceğim o ki: 

Sorunlu ve yozlaşmış bir dünyanın girdabında toplumlara sunulan ahlâk  yasalarından  ruhumuzu huzura eriştirecek bir çıkış arıyoruz...


Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

14 Aralık 2015 Pazartesi

"Kanseri Önlemenin En İyi Yolu"... Ve "Babamın Bavulu"...












Nobel Ödül -2006- töreninde "Babamın Bavulu..." diye başlayan  ve bu konuşmasıyla devletine olan kin ve nefretinin izlerini hissettiren  Nobel ödüllü "yazar" Orhan PAMUK,

Ve yine   Orhan PAMUK'un "Babamın Bavulu..." konuşmasında yer verdiği SARTRE var ya...

İşte o SARTRE ki, Fransa'nın Cezayir'e karşı yürüttüğü savaşa karşı çıkanların başında geliyordu; Vietnam Savaşı'nda meydana gelen katliamları sorgulamak için kurulmuş olan Russel mahkemesinin de başkanlığını yaptı...  Dolayısıyla  SARTRE 1964 yılında kendisine verilen Nobel Ödülü'nü reddetti.



Hal böyleyken,

 "Hayatın bütün bu güzelliğini ve zenginliğini kelimelere geçirmek zevkli olduğu için yazıyorum." diyen Orhan PAMUK, Irak'ta yapılan katliamları yani hayatın acılarını ve insan eliyle insana reva görülen zulmü kelimelere geçirmeyi düşünmedi bile...

Ve...

"İsveç Akademisi'nin bana bu büyük ödülü, bu şerefi veren değerli üyeleri, değerli konuklar, bugün babam aramızda olsun çok isterdim." sözleriyle, şahsının çocukluktan bu yana babasıyla arasındaki bilinçaltı gelişen rekabetinin ve ülkesine karşı duyduğu öfkesinin yansımalarıyla gelen Nobel Ödülü... 

"Harika" basın'ımız ve sözde "aydınlar"ımız  günlerce, aylarca Nobel ödüllü "yazar" Orhan PAMUK'tan bahsetmekten kendini alamadı..

Hani Konfüçyüs ne diyor:

"Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, o yerde güneş batıyor demektir."

O sebepledir ki.. Emperyalizme hizmet için varlık gösteren ve bunun için Nobel Ödülü alan  Orhan PAMUK'u yere göğe sığdıramayanlardan,  insanlığın ve ulusumuzun gururlandığı bilim insanımız Prof. Dr. Aziz SANCAR için aynı o şaşaayı ve  ilgiyi bu gün ne yazık ki göremiyoruz!


Diyeceğim,

"Erdemli olanların söyleyecek sözleri vardır ama söyleyecek sözleri olanların tümünde erdem yoktur."

Dolayısıyla...

2015 Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Aziz SANCAR"Ödülü 19 Mayıs’ta Türkiye’ye gelerek Anıtkabir’de Atatürk’e bırakacağım" dedi.


Ve...

"Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız" söylemiyle Büyük Atatürk'ün işaret ettiği üzere adımızı "MUASSIR MEDENİYET" seviyesinin üstüne çıkaran Aziz SANCAR'la ne kadar gurur duysak azdır...

:)

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)