Nobel Ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nobel Ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2015 Çarşamba

Türkiye Sizinle Gurur Duyuyor



"Nobel ödülü alan Prof. Dr. Aziz Sancar, aldığı Nobel ödülünü ve sertifikayı Genelkurmay Başkanı'na teslim ettiğini belirterek "19 Mayıs'ta Allah kısmet ederse Anıtkabir’e koyacağız. Bu Atatürk’ün ve cumhuriyetin madalyasıdır. 19 Mayıs'ta tekrar geleceğim ve Anıtkabir’e koyacağız"...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bekaroğlu, Twitter adresinden Sancar'ı eleştirerek "Aziz Sancar'in Nobel ödülü almasına çok sevindik, milletçe gurur duyduk ama ödülü Genelkurmay'a götürmesine şaşırdık.." 16 Aralık 2015, Aydınlık


Vah ki siyaset acemiliği yapan siyasetçilerimize vahh!..

Dolayısıyla...


"Biliyorsan söyle bir ders alsınlar, bilmiyorsan sus ki adam sansınlar"




Aziz SANCAR, 

"Nobel Kimya Ödülü’nü alan Aziz Sancar’ın ödül sebebiyle alacağı 8 milyon İsveç Kronu’nu (yaklaşık 3 milyon TL) kendi yaptırdığı Türk Evi isimli öğrenci yurduna bağışlayacağı bildirildi." 11 Ekim 2015, www.haber10.com



"Türk Bayrağı, nazar boncuğu, Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet'in portrelerinin asılı olduğu Türk Evi'ni kişisel çabasıyla kurduğunu anlatan Sancar, "Türk araştırmacılar ve öğrenciler için, yurt sağlamak, ayrıca Türk kültür etkinliklerine ev sahipliği yapmak için bu girişimde bulunduk. Hem ihtiyacı olanlar ücretsiz yararlanıyor, hem de milli ve dini bayramlarda hepimizin bir araya gelebileceği bir yer oluyor" dedi." Star


Sahi... 

Nobel Ödüllü "yazar"ımız Orhan PAMUK, aldığı Nobel Ödülünü ne yaptı?!..




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

14 Aralık 2015 Pazartesi

"Kanseri Önlemenin En İyi Yolu"... Ve "Babamın Bavulu"...












Nobel Ödül -2006- töreninde "Babamın Bavulu..." diye başlayan  ve bu konuşmasıyla devletine olan kin ve nefretinin izlerini hissettiren  Nobel ödüllü "yazar" Orhan PAMUK,

Ve yine   Orhan PAMUK'un "Babamın Bavulu..." konuşmasında yer verdiği SARTRE var ya...

İşte o SARTRE ki, Fransa'nın Cezayir'e karşı yürüttüğü savaşa karşı çıkanların başında geliyordu; Vietnam Savaşı'nda meydana gelen katliamları sorgulamak için kurulmuş olan Russel mahkemesinin de başkanlığını yaptı...  Dolayısıyla  SARTRE 1964 yılında kendisine verilen Nobel Ödülü'nü reddetti.



Hal böyleyken,

 "Hayatın bütün bu güzelliğini ve zenginliğini kelimelere geçirmek zevkli olduğu için yazıyorum." diyen Orhan PAMUK, Irak'ta yapılan katliamları yani hayatın acılarını ve insan eliyle insana reva görülen zulmü kelimelere geçirmeyi düşünmedi bile...

Ve...

"İsveç Akademisi'nin bana bu büyük ödülü, bu şerefi veren değerli üyeleri, değerli konuklar, bugün babam aramızda olsun çok isterdim." sözleriyle, şahsının çocukluktan bu yana babasıyla arasındaki bilinçaltı gelişen rekabetinin ve ülkesine karşı duyduğu öfkesinin yansımalarıyla gelen Nobel Ödülü... 

"Harika" basın'ımız ve sözde "aydınlar"ımız  günlerce, aylarca Nobel ödüllü "yazar" Orhan PAMUK'tan bahsetmekten kendini alamadı..

Hani Konfüçyüs ne diyor:

"Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, o yerde güneş batıyor demektir."

O sebepledir ki.. Emperyalizme hizmet için varlık gösteren ve bunun için Nobel Ödülü alan  Orhan PAMUK'u yere göğe sığdıramayanlardan,  insanlığın ve ulusumuzun gururlandığı bilim insanımız Prof. Dr. Aziz SANCAR için aynı o şaşaayı ve  ilgiyi bu gün ne yazık ki göremiyoruz!


Diyeceğim,

"Erdemli olanların söyleyecek sözleri vardır ama söyleyecek sözleri olanların tümünde erdem yoktur."

Dolayısıyla...

2015 Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Aziz SANCAR"Ödülü 19 Mayıs’ta Türkiye’ye gelerek Anıtkabir’de Atatürk’e bırakacağım" dedi.


Ve...

"Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız" söylemiyle Büyük Atatürk'ün işaret ettiği üzere adımızı "MUASSIR MEDENİYET" seviyesinin üstüne çıkaran Aziz SANCAR'la ne kadar gurur duysak azdır...

:)

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

8 Ekim 2015 Perşembe

CUMHURİYET'in SAVUR'uyla Gurur Duyuyoruz...












"2015 Nobel Kimya ödülünü "DNA onarımı" hakkındaki bilimsel çalışmasıyla Türk bilim insanı  Prof. Dr. Aziz SANCAR aldı."

Mardin SAVUR'dan 8 çocuklu okuma yazma bilmeyen bir ailenin çocuğu olan Prof. Dr. Aziz SANCAR , "Milliyetçi bir ailede büyüdüm. Çocuk olarak göğsümde Türk bayrağının olması çok önemliydi " ifadesinin yanı sıra

"Önemli olan memleketi kalkındırmak. Milletin eğitim, sağlık ve gelir durumlarını çözmek. Ancak o zaman o seviyede olunca Avrupa ile yarışır bir duruma geliriz" dedi.

Dahası,

"Türkiye'nin Mardin'den Kars'a, Edirne'ye kadar bütün çocuklarımıza bilim alanında eğitim öğretim vermemiz lazım. Özellikle kızlarımızı okutmak lazım. Kızlarımızı okutmazsak insan gücümüzün yarısını kaybetmiş oluyoruz. Özelikle Doğu ve Güneydoğu'daki kardeşlerimizden kız çocuklarını okula göndermelerini tekrar tekrar rica ediyorum"  diyor...

Öte yandan,

"Yazar" Orhan PAMUK, Das Magazin adlı haftalık İsviçre dergisine verdiği bir röportajda, "Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü. Benden başka kimse bundan bahsetmeye cesaret edemedi" açıklamasında bulundu.

Ve..

"Nobel ödülü"nü şırak diye almıştı.

Dolayısıyla...

Orhan PAMUK için, "Nobel ödülü alan ilk Türk"...

Bu şekilde Türk halkının beyniyle adeta alay edildi. Zira "Türk'lüğe küfür"  ile alınan bir Nobel ödülüydü bu. Daha doğrusu emperyalistlere boyun eğen, onlara hizmetinden dolayı "itibar" gören ve karşılığında milyon dolarlarla geleceğini teminat altına alan bir kişi, hiç aydın olabilir mi?

Hal böyle olunca...

İnsanlığa yaptığı hizmet ve buluşuyla pozitif bilimde "Nobel Ödülü"ne layık görülen bilim insanı gerçek bir aydın olan, Prof. Dr. Aziz SANCAR.

Duruşu ve davranışıyla da insanın göğsünü kabartan değerli bilim insanı Sayın Hocamızla...

 Gurur duyuyor'uz!

Güzel insan, değerli  bilim insanı  Prof. Dr. Sn. Aziz SANCAR, yolun açık olsun...



Sorum BBC'nin çalışan elemanına:

Uluslararası düzeyde bir gazeteci olarak, bir bilim insanının insanlık adına yaptığı çalışmalarının yarattığı heyecanı sorgulamak yerine işi gücü bir kenara bırakıp, konuyu fitne fesat çıkarmaya vardıran,  ve de "Siz Arap mısınız, yoksa kısmen mi Türk'sünüz?" sorunuzla neyi kastettiniz? 

Ardından sorunuza karşılık Sn. Hocamızdan, "Ben Türk'üm, o kadar" cevapları  karşısında hayal kırıklığı yaşadınız mı? 

Dolayısıyla...

Nobel Ödülü almış bir bilim insanının etnik kökeni kimseyi ilgilendirmeyeceğini bilmiyor musunuz?

Sizin bu sorunuz insan haklarına aykırı değil midir?

Kısacası;

Amacınız üzüm yemek mi, bağcı dövmek mi?


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

8 Ocak 2013 Salı

İrade ve Güç

















Filozoflar, dünyayı, doğayı, insanı  açıklarken... Şeyler'i şöyle sınıflandırıyor:

Maddi olan şeyler ve

Ruh, düşünce ve fikirler yani maddi olmayan şeyler.


"Elimizdeki kağıt beyazdır. Bu kağıdın beyaz olduğunu bilmek bir fikirdir: ve bu fikri bana veren benim duyularımdır. Ama madde kağıdın kendisidir."


O halde burada madde mi önemli, ruh ya da düşünce mi?


İrade(ruh anlamında) ile güç(madde anlamında) arasındaki ilişkiler nelerdir?

"Toplumsal bilinç ile toplumsal varlık arasındaki ilişkiler sorunuyla da aynı derecede sık karşılaşırız. Demek ki, felsefenin temel sorusu, çeşitli görünümler altında kendini ortaya koyar ve bu, madde ile ruh arasındaki ilişkiler sorununun konuluş biçimini her zaman tanımanın ne kadar önemli olduğunu gösterir. Çünkü biz biliyoruz ki, bu soruya yalnız iki yanıt verilebilir:

1- Bilimsel bir yanıt,
2- Bilimsel olmayan bir yanıt."



"Fransa'da en büyük devlet nişanı Legion D'honneur'a layık görülen Ünlü Fransız çizer Jacques TARDİ, daha önce Orhan Pamuk'un da layık görüldüğü ve "büyük mutlulukla aldı"ğı ödülü, "ÖZGÜR BİR ADAM olarak kalmak istiyorum" vurgusuyla reddetti. Ünlü çizer, "Bazı güçlerin esir aldığı bir insan olmak yerine özgür kalmak istiyorum." diye konuştu." 4 Ocak 2013, Cihan Haber Ajansı




Kurt açlıktan ölmek üzereyken, bir ev köpeğine rastlamış. Köpek:

"Ah kardeşim" demiş, "Bu duruma düşeceğini ben zaten çok önceden biliyordum. Düzensiz bir yaşayış tarzının seni nasıl mahvedeceği açıktı. Niçin sen de benim gibi olmayasın?

Kurt: "neden olmasın"

Köpek: "Peki o halde, benimle efendime gel, işimi paylaş demiş.

Kurt ile köpek şehrin yolunu tutmuşlar. Yarı yola gelmişler ki, kurt, köpeğin boynundaki tüylerin, yer yer dökülmüş olduğunu görmüş ve merakla sebebini sormuş:

Köpek: "Hiç önemli değil", diye cevap vermiş. "Boynuma takılan tasmanın izleri bunlar. Önce biraz acıyor ama sonra çabuk alışırsın."

Kurt,

"Öyleyse ben geri dönüyorum, hoşçakal." demiş.



Ünlü çizer Jacques Tardi'nin reddettiği ödülü daha önce de Louis Aragon, Albert Camus, Claude Monet, Hector Berlioz, Jean-Paul Sartre ve Simone de Beauvoir gibi isimler de reddetti.


Diyeceğim o ki...


Toplumların "aydın" gözüyle baktığı kimseler olarak nitelendirilen, yazar, çizerler de kendi aralarında "irade" ve "güç" ilişkileri olarak ayrılabiliyorlar...

Felsefecilerin gözüyle derin analiz edildiğinde, "irade"yi "güç"ten yana kullananlar ve kullanmayanlar olarak irade ile güç arasındaki ilişki sorgulanabiliyor...

Bilin bakalım; Legion D'honneur nişanı'na layık görülen Nobel Ödüllü "yazar"ımız ile bu nişanı reddeden Fransız aydınlar, sizce bu ilişkinin neresinde yer alıyorlar?


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)