Prof. Dr Aziz SANCAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Prof. Dr Aziz SANCAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Şubat 2018 Çarşamba
TÜRK Tabipler Birliği
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuranlar ve Türkiye'nin gerçek aydınları Türk milliyetçileridir, NOKTA.
Zira... Kurtuluş Savaşı yıllarından gerçek anlamda bir Türk milliyetçisi ve aydını olan tıbbiyeli Hikmet'in eylemini okuyunca insanın tüylerini diken diken eden, bugün yaşananlara da tokat gibi cevap niteliğindeki tarihi bir kesiti aynen paylaşmak isterim;
"Hikmet Boran 1901-1945; Balıkesir'in Savaştepe bucağında doğmuştur. Posta-Telgraf memurlarından Hakkı Bey’in oğludur. Ailesi Abhazya'dan sürülerek Çerkez göçmenleri arasında Trabzon'a gelmiştir. 1922 yılında askerî Tıp Fakültesi'nden mezun olmuştur. Orhan Boran'ın babasıdır.
Ancak 31 delegenin katıldığı Sivas Kongresi’nde, Mustafa Kemal'e hitaben yaptığı konuşması ile tanınmıştır. Hikmet Boran, Millî mücadele sırasında İzmir'e giren ilk birlikte subay olarak görev almıştır. Mustafa Kemal'in, eserini emanet ettiği, Türk Gençliğinin aynasıdır.
Hikmet bey; savaş yıllarından sonra hayatını genel cerrah olarak sürdürmüş, yakalandığı veremden kurtulamayarak genç yaşta vefat etmiştir.
1919'un Mart ayında, İstanbul'da, Mektebi-i Tıbbiye-i Şahane, İngiliz birlikleri tarafından işgal edilmişti. Tıbbıye öğrencileri, okulu kurtarmak için çare aramaktaydılar. Okulun kuruluş yıldönümü olan 14 Mart'ı topluca kutlamaya karar verdiler.
Asıl maksatları işgal kuvvetlerine karşı ayaklanmaktı. Aynı gün, tıbbiye 3. sınıf talabesi olan Hikmet Bey önderliğinde büyük bir gösteri yaparak okulun iki kulesi arasına büyük bir Türk Bayrağı astılar.
Bunu gören işgal kuvvetleri, olaya müdahale ettilerse de durduramadılar. Bu sebeple 14 Mart, tıp camiasının emperyalist güçlerin karşısına resmen çıkışının yıldönümü ve bugünkü Tıp Bayramı'nın sebebini oluşturdu.
Sivas Kongresi toplanmış; ancak bazı delegeler Amerikan mandasınınn kabul edilmesini konuşmaya başlamışlardı. Mandacılık demek bağımsızlığı kabul etmeden bir devletin himayesi altına girmek demekti. Sivas’ta Temsil Kurulu’nun kaldığı lise binasında, 9 Eylül 1919 gecesi manda konusu yeniden tartışıldı ve Tıbbiyeli Hikmet, Mustafa Kemal’e mandayı kabul edemeyeceğini belirtti. Bu olaya tanık olan Mazhar Müfit Kansu anılarında şöyle anlatır:
"... Hikmet isminde Askeri Tıbbiye talebesi ve Sivas Kongresi’nde Askeri Tıp talebesi delegesi olan bir genc, İstanbul efendi ve paşalarına vatanseverlikte, memleketçilikte, milliyetçilikte rehber ve örnek olacak ölçüde doğru düşünce, millî inan ve imanın sahibi bulunuyordu. Bu genç de Paşa’nın odasındaydı. Sanki birdenbire ateş ve heyecan kesilmiş olarak, yüksek sesle:
"Paşam, murahhasi bulundugum Tıbbiyeliler beni buraya istiklâl davamızı başarmak yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olursa olsun siddetle red ve takbih ederiz. Farzi muhal, manda fikrini siz kabul ederseniz sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i "vatan kurtarıcısı’ değil, ‘vatan batırıcısı’ olarak adlandırır ve tel’in ederiz," diye bağırdı.
Bu gencin yürekten kopup gelen bu sözleri karşısında birçoğunun gözleri yaşarmıştı. Mustafa Kemal Paşa da muteheyyic olmustu. Heyecanlı bir sesle:
"Arkadaşlar gençliğe bakın, Türk Millî bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin" dedi sonra da Hikmet Bey’e dönerek "Evlat, müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz, ekaliyetle kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez:
Ya istiklâl ya ölüm!"
Tıbbiyeli genc, hemen yerinden fırladı:
"Var ol Pasam..." diyerek Mustafa Kemal’in elini öptü.
Kongrede Türk münevver gençliğinin olduğu kadar daima ileri ve inkilapçı fikirlere alemdarlık etmiş, Tıbbiye’nin de mümessili olan ve askeri uniformasıyla kongreye iştirak eden bu biricik gencin de Mustafa Kemal alnından öptü."
Bugün...
Türk milletinin ve Cumhuriyetimizin gururu Prof. Dr. Aziz SANCAR.
Mardin'in Savur ilçesinde, okuma yazma bilmeyen ancak eğitime önem veren sekiz çocuklu bir ana babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Kendisi, İstanbul Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Yurtdışında yaptığı çalışmalarla Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'ne kabul edilen ve Türklüğüyle gurur duyan Türk'tür.
Buna karşılık yabancı basında bilimi bir kenara bırakarak ırkçılığı öne çıkaran "Kurdish scientist wins the prize" yazanların aksine Prof. Dr. Aziz SANCAR verdiği bütün söyleşilerde Atatürk'ün yüceliğinden, Türklüğün ve Cumhuriyetin erdemlerinden bahsetmiştir.
Dolayısıyla...
Türk demek, tam bağımsızlık demektir!
Türk demek, emperyalizme karşı mücadele demektir!
Türk demek, mazlum milletlerin yanında olmak demektir!
Türk demek, sömürüye karşı başkaldırmak demektir!
Türk demek, vicdanın sesi demektir!
O sebepledir ki,
Türk Tabipler Birliğinin özü,
Sivas Kongresi'nde mandayı kabul etmeyeceğini haykıran tıbbiyeli Hikmet Boranlardır.
Ve o ruhun devamı...
Prof. Dr. Aziz SANCAR'ın "Türk'üm" diyerek Türklüğün biyolojik bir yapı olmadığı gerçeğiyle,
Milliyetçilik duygusunun çalışmalarında kendisine övünç kaynağı olduğunu çeşitli defalarda dile getiren,
Ve bu olguyla bilimsel anlamda ki sesimiz olan Prof. Dr. Aziz Sancarlardır, Türk Tabipler Birliği.
O sebeple demem o ki,
"Beni Türk hekimlerine emanet ediniz"...
Ne mutlu Türk'üm diyene!
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
Hikmet Boran,
Prof. Dr Aziz SANCAR,
Sivas Kongresi,
TTB
16 Aralık 2015 Çarşamba
Türkiye Sizinle Gurur Duyuyor
"Nobel ödülü alan Prof. Dr. Aziz Sancar, aldığı Nobel ödülünü ve sertifikayı Genelkurmay Başkanı'na teslim ettiğini belirterek "19 Mayıs'ta Allah kısmet ederse Anıtkabir’e koyacağız. Bu Atatürk’ün ve cumhuriyetin madalyasıdır. 19 Mayıs'ta tekrar geleceğim ve Anıtkabir’e koyacağız"...
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bekaroğlu, Twitter adresinden Sancar'ı eleştirerek "Aziz Sancar'in Nobel ödülü almasına çok sevindik, milletçe gurur duyduk ama ödülü Genelkurmay'a götürmesine şaşırdık.." 16 Aralık 2015, Aydınlık
Vah ki siyaset acemiliği yapan siyasetçilerimize vahh!..
Dolayısıyla...
"Biliyorsan söyle bir ders alsınlar, bilmiyorsan sus ki adam sansınlar"
Aziz SANCAR,
"Nobel Kimya Ödülü’nü alan Aziz Sancar’ın ödül sebebiyle alacağı 8 milyon İsveç Kronu’nu (yaklaşık 3 milyon TL) kendi yaptırdığı Türk Evi isimli öğrenci yurduna bağışlayacağı bildirildi." 11 Ekim 2015, www.haber10.com
"Türk Bayrağı, nazar boncuğu, Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet'in portrelerinin asılı olduğu Türk Evi'ni kişisel çabasıyla kurduğunu anlatan Sancar, "Türk araştırmacılar ve öğrenciler için, yurt sağlamak, ayrıca Türk kültür etkinliklerine ev sahipliği yapmak için bu girişimde bulunduk. Hem ihtiyacı olanlar ücretsiz yararlanıyor, hem de milli ve dini bayramlarda hepimizin bir araya gelebileceği bir yer oluyor" dedi." Star
Sahi...
Nobel Ödüllü "yazar"ımız Orhan PAMUK, aldığı Nobel Ödülünü ne yaptı?!..
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
Anıtkabir,
CHP,
Genelkurmay,
Mehmet BEKAROĞLU,
Nobel Ödülü,
Prof. Dr Aziz SANCAR,
Türk Evi
14 Aralık 2015 Pazartesi
"Kanseri Önlemenin En İyi Yolu"... Ve "Babamın Bavulu"...
Nobel Ödül -2006- töreninde "Babamın Bavulu..." diye başlayan ve bu konuşmasıyla devletine olan kin ve nefretinin izlerini hissettiren Nobel ödüllü "yazar" Orhan PAMUK,
Ve yine Orhan PAMUK'un "Babamın Bavulu..." konuşmasında yer verdiği SARTRE var ya...
İşte o SARTRE ki, Fransa'nın Cezayir'e karşı yürüttüğü savaşa karşı çıkanların başında geliyordu; Vietnam Savaşı'nda meydana gelen katliamları sorgulamak için kurulmuş olan Russel mahkemesinin de başkanlığını yaptı... Dolayısıyla SARTRE 1964 yılında kendisine verilen Nobel Ödülü'nü reddetti.
Hal böyleyken,
"Hayatın bütün bu güzelliğini ve zenginliğini kelimelere geçirmek zevkli olduğu için yazıyorum." diyen Orhan PAMUK, Irak'ta yapılan katliamları yani hayatın acılarını ve insan eliyle insana reva görülen zulmü kelimelere geçirmeyi düşünmedi bile...
Ve...
"İsveç Akademisi'nin bana bu büyük ödülü, bu şerefi veren değerli üyeleri, değerli konuklar, bugün babam aramızda olsun çok isterdim." sözleriyle, şahsının çocukluktan bu yana babasıyla arasındaki bilinçaltı gelişen rekabetinin ve ülkesine karşı duyduğu öfkesinin yansımalarıyla gelen Nobel Ödülü...
"Harika" basın'ımız ve sözde "aydınlar"ımız günlerce, aylarca Nobel ödüllü "yazar" Orhan PAMUK'tan bahsetmekten kendini alamadı..
Hani Konfüçyüs ne diyor:
"Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, o yerde güneş batıyor demektir."
O sebepledir ki.. Emperyalizme hizmet için varlık gösteren ve bunun için Nobel Ödülü alan Orhan PAMUK'u yere göğe sığdıramayanlardan, insanlığın ve ulusumuzun gururlandığı bilim insanımız Prof. Dr. Aziz SANCAR için aynı o şaşaayı ve ilgiyi bu gün ne yazık ki göremiyoruz!
Diyeceğim,
"Erdemli olanların söyleyecek sözleri vardır ama söyleyecek sözleri olanların tümünde erdem yoktur."
Dolayısıyla...
2015 Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Aziz SANCAR, "Ödülü 19 Mayıs’ta Türkiye’ye gelerek Anıtkabir’de Atatürk’e bırakacağım" dedi.
Ve...
"Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız" söylemiyle Büyük Atatürk'ün işaret ettiği üzere adımızı "MUASSIR MEDENİYET" seviyesinin üstüne çıkaran Aziz SANCAR'la ne kadar gurur duysak azdır...
:)
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)