bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Ağustos 2019 Cuma
Dar Ayakkabı...
O bayram bana ayakkabı almaya karar verdiler. Hazır ayakkabı satan mağaza yoktu şehirde. Tek ayakkabı yapan dükkanında ayakkabıcı çıplak ayağımı bir kartonun üzerine koydu, iyice basmamı söyledikten sonra ağzındaki kurşun kalemi eline alıp ayağımın çevresini çizdi.
O ayağımın çizildiği karton benim ayakkabı numaramdı. Günlerce yeni ayakkabılarımın hayalini kurdum. Babamın anlattığına göre ayakkabılarım siyah ve bağcıklı olacaktı. Kapının her çalınışında koştum. Ayakkabılarım bayramdan bir gün önce geldi, siyah-bağcıklı. O gün onları giymedim. Bayram gecesi yatağımın altına yerleştirdim yeni ayakkabılarımı. Arada bir kalkıp kutusundan çıkartıyor, yere koyuyor, yukarıdan, yandan, önden bakıp duruyordum. Parlak ve yuvarlak burnunu gecenin karanlığında kim bilir kaç kez okşadım. Uyku girmedi gözüme.
Sabahleyin ev ahalisi kalktığında, ayakkabı kutusu kucağımda sandalyede oturuyordum ben. Ayakkabımı babam giydirdi. Ayağıma olmamıştı ayakkabılarım, dardı ve canımı yakmıştı. Ama bunu babama söylemedim.
O "Sıkıyor mu?" diye sordukça,
"Hayır" yanıtını veriyordum.
"Dar, ayağımı acıtıyor" desem, geri gidecekti ayakkabılarım ve ayakkabıcının hemen bir yeni ayakkabı yapması olanaksızdı.
O bayram sabahı canım yana yana yürüdüm. Bir süre sonra acı dayanılmaz oldu.
Dişimi sıktım. Topalladım.
Soranlara,
"Dizimi vurdum" dedim, ama ayakkabılarımın ayağımı sıktığını kimseye söylemedim.
Doğrusunu isterseniz yaşam da dar ayakkabıyla yürümektir.
Kimi zaman dar bir maaş, kimi zaman sevimsiz bir iş...
Kimi zaman bir mekan dar ayakkabı olur bize, kimi zaman bir çevre,
Kimi zaman bir sokak, ya da bir şehir...
Kimi zaman dostluklar, arkadaşlıklar, beraberlikler bir dar ayakkabıya dönüşür.
Kimi zaman zamandır dar ayakkabı, geçmek bilmez.
Kimi zaman zenginlik, kimi zaman başınızı koyduğunuz yastık...
Canınız yanar. Topallaya topallaya gidersiniz.
Sonradan öğrendim yaşamın dar ayakkabıyla yürüme sanatı olduğunu...
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
28 Haziran 2017 Çarşamba
Bayramlık...
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde düzenlenen bayramlaşma programına katılan Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay,
"Türkiye halklarının birlikte yaşamı için, demokrasisi için, halkların kurtuluşu için yeni bir demokrasi sürecini başlatmamız gerekiyor." diyor.
Ya arkadaş, siz değil misiniz, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne kastedecek eylemlere tetikçilik yapan!
Siz değil misiniz, mazlum halkları birbirleriyle savaştıran emperyalist güçlerle işbirliği içine giren? Dolayısıyla da onların maşası olan tedhiş örgütlerine yardım ve yataklık yapan?
O sebeple bu arkadaşlar yine bayramlık ağızlarıyla döktürmüşler...
Hani benim anladığım bayram, insanın en mutlu ve içinin coştuğu en güzel zamanlardır. Dolayısıyla da insanların birbirleriyle her zamankinden daha fazla birlikteliği yaşamasıdır...
Hal böyleyken birileri sözde milleti kucaklayacaklarından filan dem vururken asıl, hayatı boyunca duyduklarına biat etmiş, düşünme kabiliyetini hiç kazanamamış bey'in'lere bölücülüğün âlâsını yapıyor, açtıkları bayramlık ağızlarıyla.
Mesela arkadaşlar sıkça ne diyor:
"Halklar"...
Vay arkadaş... ağzını açan, "Türkiye halkları" diyor!
İyi de sen, bu tanımlama ile et tırnak olmuş Türk halkını en baştan bölüyorsun zaten. Hem de "halklar" diyerek dinsel ve mezhepsel temelde bir ayrılmaya zorlayarak. Zira bu "halkların" içerisinde alevi, sünni, hıristiyan, ateist... yok mu?
Var!..
Pekii bu "halkların" içerisinde Türkmen, Kürt, Çerkez, Arap.. yok mu?
Hiç şüphesiz...
Hal böyle olunca sen ne yapmış oluyorsun? Etnik ve mezhepsel temelde birbirleriyle sorunları olmayan bir ulusu, bir bir zorla ayırıyorsun!
Ve de diyorsun ki,
"Türkiye halklarının 90 yıllık tarihiyle yüzleşmesine ihtiyaç vardır. Halkların taleplerine kulak vermemiz gerekiyor."
Ya.. Allah aşkına! "90 yıllık tarihiyle yüzleşmek" ne demek? Bu 90 yıl zarfında bölgede sizin deyiminizle halklar birbirini boğazlarken, senin o beğenmediğin, burun kıvırdığın, ama bunun yanında bu Cumhuriyetin okullarında okuyup kaymağını yediğin güzel ülkemin üzerine çıkarak bugünlere kadar geldin! Yetmedi ekmeğini yediğin ülkenin bölünmesi için el alemle (düşmanlarla) işbirliği içine girdin...
Şimdi de kalkmış, "halkların taleplerine kulak vermemiz gerekiyor" diyorsun, öyle mi?
O halk sana kulak tıkamış, haberin yok!..
Zira ne yaptıysanız yine de bu halkı birbirine düşüremediniz...
Demem o ki...
Aynı ülkede yaşayan, aynı uyruğa sahip olan insan topluluğuna denen halk, zaten çeşitli toplumsal kesimleri içeren bir tanımlamadır. Dolayısıyla, aynı soydan gelmeyen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak farklı kültürlere sahip, farklı yaşam biçimleri olan ve sınırları ayrılmış insan topluluklarıdır halklar.
E o zaman da bölücülük yapmak isteyenlere, "ırk" kelimesini kullanmadan ırkçılık yapanların özenle seçtiği isabetli bir tanımlamadır, "halklar" kelimesi.
Ve...
Biz "halklar" değiliz,
Halk'ız!
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
bayram,
Halk,
Halklar,
Serpil Kemalbay,
Sur Diyarbakır
17 Ocak 2017 Salı
Yakalandı
"Fail, Abdulkadir Masharipov, kod adı Ebu Mohammed Horasani, Özbekistan doğumlu, 1983 doğumlu. Afganistan'da eğitim almış ve 4 dil bilen iyi yetiştirilmiş bir terörist." Vali ve Emniyet Müdürü'nden 'Reina saldırganı' açıklaması
Sahi...
4 dil bilen bu saldırgan nerede özel yetiştirilmiştir?
AFGANİSTAN!
Sözde "tedhişle" mücadele eden dünyanın en büyük tedhişçi devletlerin işgali altındaki ülke, Afganistan.
Dolayısıyla cahiliye devri'ni aratmayacak koşulları oluşturan Haçlı güçlerin işgali altındaki Afganistan'da yetiştirilen bu saldırgan,
Türk polis teşkilatımızın üstün gayret ve başarısı ile yakalandı!
Kahraman polisimize sonsuz teşekkürlerimizle...
:))
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
afganistan,
bayram,
cahiliye devri,
hüzün,
Reina,
Türk Polis Teşkilatı
10 Temmuz 2016 Pazar
Bayram Bizim Neyimize!
Bayram...
Her gün şehidimiz var...
SON DAKİKA HABERİ:
"Şemdinli’de hain tuzak: Beş şehit"
!!!
Bölgemizde ise;
Onlarca patlama otuzar, kırkar...
Ölümler, cesetler havada uçuşuyor...
Suriyeli Arap arkadaşlar...
Tasını tarağını toplayan ülkemize üşüşüyor...
O halde...
Biz niçin ŞEHİT veriyoruz?
VATANIMIZI KORUMAK İÇİN!
Hani millet olmanın özelliğidir vatan savunması ve vatan sevgisi...
O halde, Suriyeliler niye ülkelerini korumak için savaşmıyor?
Onların eli silah tutamaz mı?
Onlar Müslüman değil mi?
Onların toprakları vatan değil mi?
Bir yandan elin emperyalistleriyle işbirliği yap, öte yandan da memleketini anında sil...
Bir yandan etnik ve mezhepsel ayrımcılık yap, öte yandan sıkışınca kaç...
Hani ümmetçiler ya...
"Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir." Al-i İmran Sûresi, 110. Ayet
Dolayısıyla...
Bizim yiğitlerimiz can versin, onlar kaçsın...
Sahi...
Nereye kaçıyorlar?
Atatürk Cumhuriyeti'ne!
Niye?
Çünkü ülkeleri ve coğrafyamız emperyalist haçlı güçlerin saldırısı altında!..
Pekii, bu emperyalist güçlerin hayasızca akınını kim önleyecek?
Bölge ülkeleri...
Ve tabii ki de kimsesizlerin kimsesi
Atatürk Cumhuriyeti'nin güçlü ordusu!
Türk ordusu kim?
Türk milletinin ta kendisi!
Türk milleti kim?
Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkı!
Bölge ülkeleri ve Suriyeliler ne yapıyor?
Kaçarak ülkemize akın ediyorlar!
Biz ne yapıyoruz?
Her gün şehit veriyoruz...
Dolayısıyla...
Araplar ümmet,
Türkler millet.
Birisi yan gelip yatıyor,
Ötekisi can verip yatıyor.
Yüreğimiz paramparça...
Ortada mutlu olunacak, sevinilecek bayram mı kaldı!
Şehitlerimize Allah'tan rahmet, milletimize ve kederli ailelerine sabırlar diliyorum...
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
Al-i İmran 110. Ayet,
bayram,
millet,
Suriye,
şehit,
Türk Ordusu,
Ümmet
21 Ekim 2013 Pazartesi
Kordon Boyu Seyrine Düştü

Bir bayram daha geride kaldı.. Dedim ya, büyüklerimin ellerinden öpmeye gidiyorum diye... Sevgili anneciğimin ellerinden öptüm.
Bayramda İzmir'deydim. Fırsat bulmuşken keyif de yapmak istedim...
Öncelikle gördüklerimi izninizle anlatayım: Yolculuk güzergahında içim hep, "cızz" etti. Her yer betonlaşmış, betonlaşıyor... Canım İzmir'e baktıkça yüreğim daraldı.. Anlaşılır gibi değil! Bu kadar yapılaşma, bu kadar betonlaşma.. İnsan hiç kendi kalbine kurşun sıkar mı? Sıkıyor valla... Hem de intihar edercesine... İnsanların bu kadar "açgözlü" olmasına sebep nedir diye sorguluyorum.. O verimli topraklar bir bir yok ediliyor... Cennet ülkem Türkiye.. Her yerinden binbir türden yiyeceğin fışkırması mı, bizi bu kadar pervasız etti?!..
Kimseye muhtaç olmayacak, hatta kendi kendisine yetmekten öteye geçen bereketli topraklarımıza ihanetin bu kadarı nedendir, orasını bilemem ama, anlaşılan o ki, gördüğüm ve anladığım kadarıyla gözü dönmüşcesine verimli topraklarımızın üzerine beton dökmeye "ant" içmişiz vesselam!
Kısaca beton işgali altındayız!!!
Nereye baksan bina bina bina.. Kazara boş bir alan görsek orada da malzeme yığılı.. Belli ki inşaat için hazırlık var...
Ya... sahi, biz ne yiyeceğiz, ne içeceğiz? Hiç düşünülüyor mu? Zira ortada ne zeytinlik kalmış, ne üzüm bağı, ne de... Hepsi talan... Bunun tek bir sebebi var; AÇGÖZLÜLÜK! Sakın nüfus çoğaldı falan gibi sözlerle kendi kendimizi kandıracak "bahane"lerin arkasına sığınılmasın... Zira Üçer beşer ev almak "amaç" oldu. Dahası arsızca en'lere eri$mek, eri$tikçe, eri$mek hem de hiç durmadan... Uğruna geleceğimizi ve doğayı hiçe saymaya varana kadar...
Gelelim güzelim Kordon'a...
Ah.. Bir içim su... Alsancak denildi mi akla ilk gelen, canım Kordon... Gelir gelmesine de öyle oranın keyfini de sürmek kolay olmuyor. Yani kurulan hayallerde bu görüntüler yoktu. Çünkü hayallerdeki Kordon bu değildi! Anlaşılan o ki burada da Kordon hayallerini çıkarmak gerekiyor. Niye derseniz... Bir tarafta inşaat, betonlaşma, diğer tarafta Kordon da araba yığınıyla nasibini almış! Ve insanların yerine arabalar, denizi izler olmuş.. istif istif araba. Sahil arabalardan geçilmez halde...
Hani...
Kordon boyu seyrine düştü
Titret efem vur dizin üste
Boncuk gibi alnına düştü
Parlar tenin ter gözün üste
Kordon boyu! Çok yazık...
Neyse... yağmur falan derken, İzmir'e gittiğimin ertesi günü sanki beni karşılarcasına her taraf günlük güneşlik... Kordon'dayım... Güneşin parlamasıyla, İzmir'in aydınlığı her tarafı hem ısıtıyor, hem aydınlatıyor... Kordon cıvıl cıvıl.. İnsanlar alabildiğine özgürlüğün tadını çıkararak sahili coşturuyor... Malum özgürlük insana güven duygusu veriyor. O sebeple insan adeta kendinden geçiyor
Ama akşam güneş batımı, tam hayal ettiğim gibi oldu. Balığımı yedim, kahvemi içtim. Çok güzel... Yaşamın keyfi kısa sürede olsa damıtıldı. Mutluluk böyle bir şey... Her şey unutuldu.
Dedim ya.. bu bayram bana yaşamın ne kadar keyifli ve kıymetli olduğunu bir kez daha öğretti.
Ve bayramla birlikte tatil bitti. Şüphesiz ki bu mutluluklar sonsuz değil... Gördüklerimde hissettiğim eziyetin aynısını yaşayarak, geri dönmenin burukluğuyla tatlı bir mutluluğu geride bıraktım. Bu da bana "yaşam sevinci" olsun...
Demem o ki... Bu kadar yapılaşma ve inadına artan betonlaşmanın bize ne kazandırdığını değil de, ne kaybettirdiklerine iyi bakmak gerekiyor...
Zira geride bıraktığımız hasar, öyle kolay tamir edilecek gibi değil.. Bilindiği üzere bir milim toprağın oluşması binlerce yılı gerektiriyor.. Varın o kadar verimli toprağın tekrar elde edilmesi için gereken zamanı siz hesap edin... Etseniz de ömür yetmez...
Dünya üzerindeki betonlaşma da tıpkı kanser virüsü gibi... Yığın yığın betonlar kimliğimizi, tarihimizi, kişiliğimizi ve de en önemlisi coğrafik dokuyu bozarak yaşam kaynaklarımızı yok ediyor...
Umarım bu güzelliklerin kıymetini en kısa zamanda anlamış oluruz da, yaşamı kendi ellerimizle çekilmez etmeyiz.
Sevgi ve saygılarımla!
8 Eylül 2010 Çarşamba
Hepimizin Bayramı...




Bugün bayram erken kalkın çocuklar
Giyelim en güzel giysileri
Elimizde taze kır çiçekleri üzmeyelim bugün annemizi
...
Yarın bayram...
Umut ediyorum ki, hepimizin yüzünde gülücükler hakim, gözlerimiz ise pırıl pırıl parlıyor olsun...
Şüphesiz ki bu harika duyguların oluşmasına vesile olan, bayram sevincimizin dışa yansımasıdır...
ULUS olarak ortak mutluluğumuz olan Mübarek Ramazan Bayramı; yüce milletimize ve İslam alemine kutlu ve mutlu olsun!
Ve yine bu bayramın bizlere, her zamankinden daha fazla birliktelik, sevgi, saygı, hoşgörü, kardeşlik, dostluk, sağlık, barış ve huzur getirmesini diliyoruz! Zira buna çok ihtiyacımız var...
Ramazan Bayramı'nı sevdiklerimizle birlikte, dolu dolu ve mutlulukla yaşamamız dileğiyle...
MUTLU BAYRAMLAR... :)
Sevgi ve saygılarımla!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)