mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2017 Perşembe

Ohh!.. Mis gibi...


"TUİK’ten yapılan son açıklamaya göre ülke genelinde mutlu olanların oranı önceki yıla göre 5.7 puan arttı. Türkiye’nin yüzde 61.3’ü mutlu olduğunu belitti." 23 Şubat 2017

Vallahi doğru... 

Günün 24 saatini dolu dolu mutlulukla(!)  geçiriyoruz...

"Antalya'da özel bir hastanenin yoğun bakım ünitesinde,çekilen görüntülerden ilkinde, ameliyat önlüklü hemşire ve hasta bakıcılar yoğun bakım ünitesinde önce halay çekiyor, ardından göbek atıyor." 22 Şubat 2017



Dolayısıyla ülkemdeki -çoğunlukla- televizyon kanallarında olduğu gibi, hayatın her alanında  7/24 oynak havalar çalıp, oynamak, göbek atmak...

Hal böyle olunca da, nedense aklıma  Fatih ERKOÇ'un parçası geliyor:

"bir acayip bekleyiş
sanki dakikalar yok yıllar geçiyor
beynimin aynasında
örümcekler bağlanmış hücrelerime

oynatmaya az kaldı doktorum nerde"



Valla mutluluktan...

Haydi eller havaya... 


Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

21 Eylül 2010 Salı

RTÜK Görev Başına!
















Eğitim, her yerde, her zaman, her dakika yaşanılarak bir şekilde, davranış kazandıran bir süreçtir. Günümüzde televizyonlar daha çok eğitim (!) amaçlı, toplum üzerinde etkili olan bir araç olarak hayatımıza girdi; ve bu sayede de insanlara yön vererek toplumlar istenildiği gibi şekillendiriliyor... Bu nedenle televizyonlarda yayınlanan her türlü sunumların toplumların eğitimi ve yaşamları üzerinde çok büyük katkısı vardır.


Gelelim bizim televizyon yayınlarımıza; üzerinden şekillendirilmeye çalışılan insanlarımızın akıl almaz şekilde nerelere sürüklenmek istendiği artık, açık açık ortada. Zira "Türk Malı" diye bir dizimiz var! Yayınlanmaya başlandığı günden bu yana sürekli ters giden bir durum var ortada... RTÜK tarafından birkaç kez incelenmeye alınsa da bu dizi, ısrarla yayınını her geçen gün biraz daha "rezil"leştirerek sürdürmeye tam gayret devam ediyor!!!


İnanılır gibi değil; dün akşam bu diziyi izledim; her sahnesi ayrı ayrı ele alınacak kadar sorgulanmaya muhtaç bir yapımdı diyebilirim. Ahlaksızlıkta sınır tanımayan mesajlarıyla, akıl hastası kişilerin davranışlarına eşdeğer dengesiz hareketlerin boy gösterisiyle dolu sözde espiriler gırla gidiyor... Şiddetin akıl almaz boyutunu zihinlere yerleştiren; mesela, aleni odunla insana saldırarak dövme eylemini ifşa etmek gibi... Öte yandan anneannenin kendinden oldukça küçük birisine ilgi duyması, sayısız evlilik yapması, evdeki dayının odasında sürekli ve değişik kadınlarla birlikte olmaları... bunun sonucunda "cünup" ifadesinin sık sık kullanılması... yine büyük dayının yabancı ve oldukça genç bir kadınla birlikteliklerinin konu edilmesi...


Bütün bunlar yetmiyormuş gibi "mutluluk çayı" adıyla insanlarımıza uyuşturucuyu empoze etmesi; "mutluluk çayından çok az konulması" yönündeki yönlendirmelerle birlikte uçuk, boş ve ucuz bir hayatın konu edilmesi!..

Bu durumda ilk olarak aklıma gelen şey: "herhalde bundan sonra ülkemizde bir de, "mutluluk çayı" adı altında yeni bir uyuşturucu sektörü yerleştirilmeye çalışılıyor" düşüncesi oldu.

Öte yandan bu inanılmaz kötü örneklerle konu edilmeye çalışılan dizi, tamamen içi boş niteliksiz ve affedersiniz "ahlaksızlık" içermekten öteye geçmemektedir! Üstelik de yayınlanan saatler bütün bir ailenin televizyon başında olduğu saatlerden ibaret!!! Hem de tam üç saat (20.00-23.00)!!!


Peki bu durumda bu yayınları kontrol eden bir mekanizma var değil mi? Üstelik de yasalar çerçevesinde denetlenen bu kurumun kuralları çok açık ortada iken...

O vakit şimdi bu dizinin Türk toplumunu yozlaştıran ve toplumumuzu apaçık ahlaksızlığa sevk eden içeriğinin RTÜK'deki karşılığına, hep beraber bir bakalım:

"İkinci Bölüm,

Yayın ilkeleri" doğrultusunda;


"b) Toplumun milli ve manevi değerlerine," (Bu dizinin adı "Türk" kelimesiyle başlıyor ve insan zihni ister istemez geçen tüm olumsuzlukları bu kelimeyle özdeşleştirmeye psikolojik olarak yatkın olduğunun gerçeğiyle düşünürsek, durum hem vahim hem de çok ciddi...)

"d) Genel ahlak, toplum huzuru ve Türk aile yapısına," (Yapım, başlı başına Türk aile yapısına ve genel ahlakımıza aykırı şekilde işlenmiş...)

"f) İnsanların ırk, cinsiyet, sosyal sınıf veya dini inançları dolayısıyla hiç bir şekilde kınanmaması ilkesine, (Burada özellikle insanlar arasında sosyal ve sınıf farkı yaratılarak aşağılamaya yönelik gayretlerin sergilenmesi bulunmaktadır)

"g) Toplumu şiddet, terör ve etnik ayrımcılığa sevk eden ve toplumda nefret duyguları oluşturacak yayınlara imkân verilmemesi ilkesine, aykırı olmamak;" (Burada da öfkelenmenin karşılığında sopayla -kaba kuvvetin kullanılmasını- şiddet göstermeyi zihinlere yerleştirmeyi hedef saymıştır)

"h) Türk milli eğitiminin genel amaçlarına, temel ilkelerine ve milli kültürün geliştirilmesi ilkesine," (Kullanılan yanlış sözcükler, atasözlerimizin tamamen çarpıtılması ve anlamının yitirilmesine zemin hazırlanması gibi...)

"m) Çocukların ve gençlerin fiziksel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek yayın yapılmaması esasına," ( "Yarcan" kimliğinin sürekli olarak, çocuklarımıza ve gençlerimize "cinsellik" aşılaması, insanlarımızın aklının fikrinin bu noktaya odaklaması gibi...)


Netice itibariyle, bu dizi kesinlikle "gülmek" için falan çekilmiş değildir!

Gülmek için bu denli seviyesizliği izlemek zorunda olmadığımız gibi, güldürmek için de hazırlanılmış olmadığı gayet açık ortada... Özellikle de gençlerimizin ve çocuklarımızın geleceğe yönelik şekil alması sözkonusu ise buradan sormak isterim:

Hangi hak ve cesaretle toplumumuz bu kadar seviyesizleştirilmeye layık görülüyor? Bu dizi "sanat" falan da olamaz!!! Orada oynayanlar sanatçı olabilirler; ancak sanatçılar oynadıkları ve sergiledikleri rollerle hafızalarda yer edinirler!!! Mesela, Erol TAŞ karakter oyuncusuydu ve sırf oynadığı karakteri yüzünden insanlar tarafından sokakta dövülecek kadar da hafızalarda yer edinmişti...


Bu dizi, insanların ruh sağlığını olumsuz etkileyeceği gibi, toplumumuzu ayrıca da yanlış davranışlara sevk ediyor!!! Özellikle okul çağı çocuklarımızın hedeflerini şaşırtıp, boş ve seviyesiz bir yaşamı örnek model olarak sunuyor! Yine en son olarak da uyuşturucuya özenmeyi ve sevdirmeyi teşvik ediyor!!!

Bu durumun acilen ele alınarak çözümlenmesini bir eğitimci ve toplum bilincini yakından hisseden vatandaş olarak, ortaya koymak istedim.

O halde "Türk malı" dizisi, bizlere ne kazandırıyor?..

Ve en önemlisi de bu diziyle birlikte, "neler kaybediyoruz?" sorgulamasının üzerinde biraz durmak istedim...

Sevgi ve saygılarımla!

8 Eylül 2010 Çarşamba

Hepimizin Bayramı...

















Bugün bayram erken kalkın çocuklar
Giyelim en güzel giysileri
Elimizde taze kır çiçekleri üzmeyelim bugün annemizi

...

Yarın bayram...

Umut ediyorum ki, hepimizin yüzünde gülücükler hakim, gözlerimiz ise pırıl pırıl parlıyor olsun...

Şüphesiz ki bu harika duyguların oluşmasına vesile olan, bayram sevincimizin dışa yansımasıdır...


ULUS olarak ortak mutluluğumuz olan Mübarek Ramazan Bayramı; yüce milletimize ve İslam alemine kutlu ve mutlu olsun!


Ve yine bu bayramın bizlere, her zamankinden daha fazla birliktelik, sevgi, saygı, hoşgörü, kardeşlik, dostluk, sağlık, barış ve huzur getirmesini diliyoruz! Zira buna çok ihtiyacımız var...


Ramazan Bayramı'nı sevdiklerimizle birlikte, dolu dolu ve mutlulukla yaşamamız dileğiyle...


MUTLU BAYRAMLAR... :)


Sevgi ve saygılarımla!