islamiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
islamiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2010 Cuma

Bu Ne Yaman Çelişki...
















"Ahlakı dürüst olan güzel görünür; kadının güzelliği onun tavır ve hareketleridir, bunu bilen bilir." KUTADGU BİLİG, Yusuf Has Hacib, 4500. beyit; sf: 773


Artık vitrinden et beğenir gibi eş seçimli "evlilik"ler oluşturulmaya başladı...


Saçı örtülü... ama henüz o anda tanıdığı bir erkeğin elini tutacak kadar... Ona sarılacak kadar... Hatta daha da ileriye gederek, "aşkım" diyebilecek kadar yakın ve sıcak ilişkilere açık; ve hiç çekinmeden yaşamaya da hazır...

İyi de bu yakınlaşmanın neticesinde anlaşamayıp ayrılma olasılığı da fazlasıyla var değil mi?..

Peki bu durumda ortada bir çelişki yok mu?!..

Hani saçının bir telini dahi göstermekten sakınan ve bunu da "İslam dininin emirlerini yerine getirmek" olarak algılayan inananların bunu yapmaktaki esas nedeni, "cinsel çağrışıma" sebebiyet vermeyi engelleme düşüncesidir...


O vakit bu anlayışın savunucusu olarak başını sıkı sıkıya kapatıp, ardından hiç tanımadığı bir erkeğin elini tutması; ve yine yoğun duygusallığın milyonlar önünde sergilenmesi; gerçek anlamdaki mütedeyyin insanlarımıza hakaret değil midir?

Onları "aşağılama" ve onlarla "alay" etmek olmuyor mu?

Genç beyinlerde de bu türden davranışlar, dinimizin algılanmasında çelişki yaratmaz mı?

Bu ayıptır!

Saygısızlıktır!

Ve bu gibi davranışların sonunda ortaya şu gerçek çıkıyor:

İslâm dini toplum önünde zayıflatılmaya çalışılıyor...

İslâmiyet aşağılanıyor...

İslamiyet, birileri tarafından çıkarlara hizmet amaçlı yeniden düzenlenmeye çalışılıyor!

O vakit neden bu duruma tepki verilmez?

Bu inanç bizim değil mi?

İnancımıza sahiplenmek ve onu korumak hepimizin en birinci görevi değil midir?


Beyinleri boş, cahil insanları ekran karşısına çıkararak, bir taraftan verilmek istenen mesaj; dini duyguların ön plana çıkarılması, diğer taraftan şeklen bu mesajı verenler üzerinden, basitliği seviyesizliği hem ahlaken, hem de inancımız gereği yapılması onaylanmayacak davranışların sergilemesi anlamına geliyor...

Bu durum kimlerin işine yarıyor?

Bu şekilde gençlerimize ve çocuklarımıza kimler örnek edilerek, neyin yozlaşması sağlanıyor dersiniz?


Şimdi İslâm dini kullanılarak toplumumuza, içi boşaltılmış yepyeni bir "İslâmiyet" sunulmak isteniliyor!

Anlaşılmasın diye de, işte bu tarz insanlar, din kisvesi altında toplum kabulüne zorlanıyor!


Değerlerimiz, bir bir yozlaştırılıp, bir şekilde önce aşağılanıyor, ardından ayak altı ediliyor!!! Bu durum gerçekten içler acısı... Bu arada sözde evlendirme bahanesiyle ortaya çıkan bu programın sunucusu da "Allah'a emanet olun..." derken, seviyesizce davranışlarla, sımsıcak duyguyla yürekten söylenen inanç dolu sözlerimizin (bilerek ya da bilmeyerek-her ikisi de vahim ya!-) içini boşaltmaya çalışıyor.


Diyeceğim şu ki; bu kişilikler derhal sorgulanmalı ve gereken tepki verilmelidir. Zira çelişkilerle dolu şekli görüntülerin arkasındaki resim de; büyük bir toplum, heba ediliyor!

İslâmiyet'in içi boşaltılıyor!

O halde bu gördüklerimiz bize, gerçek anlamdaki İslâmiyet'i anlatmıyor

Bu gördüklerimiz bilakis, inancımıza ters düşen hareket ve davranışlardır. Zira kalplerde şüphe uyandırmaya yer vermeyen İslamiyet ve Kur'an-ı Kerim; bu seviyesizce ve ucuz davranışları bünyesinde barındıramayacak kadar yükseksektedir.


Ve unutulmamalıdır ki; "Herkesin ameli, onun davranışlarındaki niyetine göre değerlendirilir. (Ameller niyetlere göredir)" Hadis


Sevgi ve saygılarımla!


3 Eylül 2010 Cuma

Nerede Sevgi, Orada Allah!















"Canı inciten kişinin, bu incitmenin Hakk'ı incitme olduğundan haberi yoktur. Bilmiyor ki bu küpün suyu ırmak suyu ile birleşmiştir." MEVLANA



"YOZGAT Otogarı'nda otobüs bekleyen Kadışehri Cumhuriyet Savcısı Özcan Çubukoğlu, Ramazan ayında açıkta sigara içtiği gerekçesiyle 2 kişi tarafından dövüldü." 03.09.2010, Vatan


"İnsanın içinde ne vardır?

İnsanın yüreğine sevginin egemen olduğunu öğrendim.

İnsanların tümü kendilerini nasıl rahat ettireceklerini düşünerek değil, insanlara verdikleri sevgiyle var kalırlar.

Daha önceleri, Allah'ın insana hayattan tat alması için arzular bağışladığını biliyordum; bugünse anladığım şu ki, gerçek bunları kat kat aşıyor.

-Biliyorum ki; Allah kullarının ayrı ayrı değil, beraberce yaşamalarını istiyor; bundandır ki, her birine, hepsi için gerekenleri esinliyor.

-Biliyorum ki, insanlar sadece kendilerini düşünerek var kalıyor gibi görünseler de; aslında onlara hayat veren tek şey sevgidir. Seven Allah'a, Allah sevene yaklaşır. Sevgiyi var eden sadece O'dur çünkü." Tolstoy'dan


Okuduğum bu korkunç haber aslında münferit bir olay olmakla birlikte, her toplulukta ve inançta sıkça karşımıza çıkabilecek bir durumdur. Bu olay, mübarek Ramazan ayının bizlere sunduğu o huşu içerisindeki havayı neredeyse azgınca bir kontrol mekanizmasına çevirdiğinin, kötü bir örneğidir.

On bir ayın sultanı saydığımız kutsal Ramazan'ın bizlere rahmetle birlikte birliktelik, dayanışma ve sevgi sunduğu bilinirken, öte yandan bu türden haberler, İslamiyet'e sadece zarar vermekten öteye geçemiyor!

O zaman, bu haberde olduğu gibi sözde "din" adına yola çıkarak, insanlara zulmü yaşatan ve etrafa korku salan bu orta çağ zihniyetine karşın, kutsal kitabımızdan bir ayetle karşılık vermek isterim:

"Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin tümü topluca iman ederdi. Öyleyse, onlar mü'min oluncaya kadar insanları sen mi zorlayacaksın?" Yunus Sûresi, 99. Ayet

Buradan yola çıkarak, o halde hangi düşünce ve kuvvetle insanları oruç tutmaya kaba kuvvet kullanıyorsun? diye sormak isteriz!

Bu mudur, Müslümanlığın insanlara sunmuş olduğu davranış ve tutum anlayışı?

Bu mudur, insanın içerisindeki Allah sevgisi?

Oysa biz Mevlana'nın, Yunus'un çocuklarıyız! Fıtratımızda hoşgörü yatmaktadır. O halde bu korkunç durum, sadece ve sadece cehaletten kaynaklanan birkaç bilgisiz kişinin sorumsuzca ortaya çıkarak göstermiş olduğu münferit bir olaydan ibarettir!

İslamiyet'le uzaktan yakından alâkası olmayan bu karanlık zihniyeti, şiddetle ve esefle kınıyorum!

Sevgi ve saygılarımla!


10 Haziran 2009 Çarşamba

Ve Aleyna Aleyküm'üs-Selam Obama!













Hangi Onurlu Yaşam?!..



Ve Obama "Esselamün aleyküm" diyerek, İslam dünyası ile Batı arasına sıcak mesajlar vermenin yollarını deniyor. Ne bileyim, Hüseyin Barak Obama; kimilerine göre "Müslüman" gözüyle bakılıyor, kimilerine göre siyah olması münasebetiyle ezilmiş bir ırkın üstünlük gösterimine sahne oluyor, kimilerine göre de, dünyada yeni bir değişimin yüzü olarak algılanmaya vesile oluyor. Ortada olan gerçek ise, sanki hepsinin karışımı bir renk algılaması yaratmak kararlılığı var gibi...

Ama ne çare ki, ABD'nin değişmez politikaları vardır; ve Obama da Amerika çıkarlarını diğer başkanlar gibi kollayıp gözetmekle birinci derece de sorumludur. Zira Amerika'nın değişmez ve sapmaz politikaları değişken değildir. Mesela, Kenedi bu politikalara ters düştüğü için bir suikaste kurban gitmedi mi? Kılintın ise yine kendi düşünceleri doğrultusunda hareket etmeye kalktı ki, ardından "Monika" olayı patlak verdi. Ve Kılintın'a "DUR" freni ile herşey kontrol altına alındı. Bu anlayışla Obama'nın bu türden karşı tarafın kulağına hoş gelecek söylemlerinin hepsi, "duygusallık" boyutuyla kalır. Zira ABD'nin politikalarında duygusallığa yer yoktur.



Obama Kahire'den İslam dünyasına yönelik yaptığı konuşmasını, umut ediyorum ki sözde kalmayarak en kısa zamanda hayata geçirmeyi başarır. Ancak konuşmalarını dikkatle okuduğum zaman, yüreğimden geçen insani ve bir o kadar da vicdanımın engelleyemediği tepkileri buradan aktarmak isterim:



"İslam Amerika’nın bir parçasıdır. Ve inanıyorum ki, Amerika ırk, din, hayat tarzı gibi konulara bakmadan kendi gerçeğine sadıktır ve hepimiz barış ve güvenlik içinde yaşamak tahsil almak ve onurlu çalışmak ailelerimizi, toplumumuzu ve Tanrımızı sevmek gibi ortak istekleri paylaşıyoruz. Bu tüm insanların ümididir." Evet böyle diyorsunuz sn. Obama, üstelik de sözlerinize "Esselamün aleyküm" diyerek başladınız. Bizim için bu ifade, çok kutsal ve anlamlı bir selamlaşmadır. Zira bunun karşılığı olarak hiç tereddütsüz aynen şu karşılığı "Ve aleyna aleyküm'üs-selam" deriz. Bu can alıcı ifade aslında insani duyguların kutsallıkla birleşerek sımsıcak bir duyguya dönüşmesidir. İşte siz de bu duyguyu kullanarak konuşmanıza başladınız; amiyane tabirle "damardan" girdiniz! İslâm'ı Amerika'nın bir parçası olarak görüyorsunuz. Zira haklısınız Müslüman coğrafyasının içinden elinizi -politikalarınızla- çekmediğiniz gibi, yapılan işgaller ve zulümlerle de hakikaten İslâm'ın değil ama İslâm dünyasının yaşadığı coğrafyanın bir parçası olmaya devam etmektesiniz. Sözleriniz arasında "onur"dan bahsediyorsunuz. Oysa bakınız en son Irak'da ve Guantanamo'da kendi askerlerinizce çekilen o insanlık dışı görüntüleri gözümün önüne getirdim ve inanılmaz ruhum acı çekti. O görüntüleri insanım diyen kim görürse, aynı duyguları hissedecektir. İşte bu kişilerin, onurlarını hiç düşündünüz mü? Üstelik bu görüntüler hiç şüphesiz ki, masum ve ülkeleri işgal edilmiş, savunma durumundaki insanlara ait.



Hepimiz barış ve güvenliği istiyoruz diyorsunuz. Evet Afganistan, Irak, Filistin'deki bütün Müslümanlar bu söylediğiniz kavramların peşine düşmüş, yaşam mücadelesi veriyorlar. Nerede veriyorlar bu mücadeleyi? Kendi vatanları sayılan yaşadıkları topraklarda! Kiminle savaşıyorlar? Okyanus ötesinden uçarak gelip, işgal ettiğiniz ve ettirdiğiniz silahlı güçlere karşı! Buralarda ne işiniz var? Bu insanlar nerelere gitsinler? Nerelerde yaşasınlar, nerelerde okusunlar? Sizin söyleminizle, nerelerde Tanrılarını sevsinler? Nerelerde insanlığın ortak duygularını yaşayıp hayatlarını idame ettirebilsinler?



Evet sn. Obama! Ezilen, gururu incinen, kaderin sillesini yiyen milyonlarca Müslüman'ı siz öldürmediniz mi? Milyonlarca çocuğu, kadını siz katletmediniz mi? Onbinlerce kadına kimler tecavüz etti? Binlerce yıllık tarihi ve medeniyeti barındıran bu toprakları kimler yağmaladı? Hedefleriniz arasında İSLAMİYETİ kendinize göre şekillendirip, ardından bu insanları, "DİNLER ARASI DİYALOG" adı altında tek tip dine yönlendirmenin planlarını kimler yapıyor? Sizler değil misiniz ki, Hz. Muhammed'in adını Kelime-i Şahadet'ten çıkaranlar! Bunun adı kısaca Hıristiyanlaştırmak değil midir?

*

Bakınız İslam'ın ilk esası, Müslüman olmak için söylenmesi mecburi olan Kelime-i Tevhid veya Kelime-i Şahadeti "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhu ve Resûluhu" Türkçesi: "Ben şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed O'nun kulu ve resuludür." bile, politikalarınız doğrultusunda değiştirme cüretine girerek, "Hz. Muhammed kalksın" diyorsunuz! Ne oluyor o zaman? "Ben şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur" Peki sonrası? Devamı "ortadan kalksın!" Demek oluyor ki, "göz boyama" süreci ile bizzat Amerika'nın politikaları tarafından "yeni" bir İslamiyet yaratılarak bizlere dayatılmak istenmektedir. İşte bütün mesele ve kavga burada başlıyor. Nitekim tarih boyu Haçlı seferleri neyin kavgasıydı?

*

Yine bu topraklar üzerinde camiilere kadar girip insanları ibadet ederken katleden kimin askerleriydi? O halde, neyin cesur adımlarını bekliyorsunuz Müslümanlardan? Müslümanlar yeterince bedel ödemedi mi? Daha ne kadar bedel ödeyecek? Neyi göğüsleyelim diyorsunuz? İşgal altında olan hangi millet? Bu işgali nasıl karşılamalı? Bölgenin zenginliğini ve yaşam kaynaklarını bir bir gasp etmek kimin planları? Yine konuşmalarınızda "Darfur ve Bosna'da katledilen Müslümanlar"dan bahsediyorsunuz; oysa dünyanın neresinde Müslüman varsa, onlar zulüm ve soykırıma uğruyorlar! Bunu yapanlar veya yaptıranlar kimler acaba?



Obama'nın konuşmalarını okuduğum zaman içimden geçen sorular hepimizin ortak sorgulamaları olarak düşünüyorum. Evet bu soruları çoğaltmak şüphesiz ki mümkündür. Zira herşey bir tarafa, vicdanı olan herkes bu sorgulamayı yapacaktır.
Yine "Bir milyardan fazla insanın iman ettiği bu güzel din, birkaçının kısır nefretinden çok daha büyüktür. İslam, şiddet yanlısı aşırıcılıkla mücadelede problemin bir parçası değildir, barışın gerçekleştirilmesinin önemli bir parçasıdır." diyorsunuz. Siz değil misiniz islamı kategorize ederek, "Ilımlı İslam", "Radikâl İslam" diyen? "Nefret" diyorsunuz; bu kadar zulmü yapan karşılığında ne beklemeli? Ne ektiniz de onu bekliyorsunuz? Nefreti ve kini bizzat uygulayarak gösteren sizin askerleriniz değil mi? Bu durum karşısında Müslümanlardan nasıl bir tutum beklemeli acaba?



Obama bu yaşanılanları bir kenara bırakarak yeni bir sayfa mı açacak? Kendisi öyle bir görüntü sağlamaya çalışıyor. Oysa ben şunu bekliyordum. Önce Müslümanlardan özür dilesin! Yaptıklarının hakikaten bir zulüm ve soykırım olduğunu itiraf etsin! Ardından şartsız ve koşulsuz Müslüman topraklarını derhal terkerederek, insanları birbirine düşüren politikalardan vazgeçecekleri yönünde açıkca bir itiraf! Zira Obama sözlerinin başında "İslam tarih boyunca gerek söz ve gerekse eylemde dini hoşgörü ve ırk eşitliğinin yarattığı fırsatları sergiledi." diye hakikaten bir gerçeğe değindi. O zaman bir soru daha aklıma geliyor. Bizlere sürekli "Ermenilere soykırım yaptınız" diye bir dayatmada bulunanlara, bu düşünceyi tekrar burada da kendi ifadeleriyle hatırlatmak isterim. Demek ki, böyle bir ithamın külliyen yalan olduğu, bizzat Amerika başkanı tarafında dillendirilmiş oluyor. Bu tarihi açıklamayı da buradan not düşmek isterim.



"Dünyadaki insanlar barış içinde birarada yaşayabilir. Bunun Tanrı’nın vizyonu olduğunu biliyoruz. Şimdi, dünyadaki işimiz bu olmalı." diye konuşmasını sonlandıran Obama, kutsal kitaplardan da örnekler verdi.

Mukaddes Kuran bize şunu söyler: “Ey insanlar, biz sizi kadın ve erkek olarak yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi ulus ve kabilelere böldük.”
Talmud şöyle der: “Tevrat’ın bütünü barışı yaymak amacı güder.”
Kutsal İncil’de şu ifade yer alır : “Tanrı barış getirenlerin tarafındadır, onlar Tanrı'nın evlatlarıdır.”

*

Harika!.. İşte şimdi yapılacak tek şey; Müslüman coğrafyasının makûs talihi olan "zulme" bir son vererek derhal bu topraklardan ellerini ve eteklerini çekmek olacaktır! Bu coğrafyayı aşağılayarak, dillerini, kültürlerini, yaşam tarzlarını ve dinlerini değiştirmeye kalkanlar, tek tip insan fikrinden bir an evvel vazgeçmelilerdir. Dünyayı "Hıristiyan değerler" üzerinden kurulmuş bir politikayla yönetmeyi terk etmelidirler! İşte o zaman bu dünya barışa ve huzura kavuşacaktır! Bu doğrultuda; "VE ALEYNA ALEYKÜM'ÜS-SELAM" Hüseyin Barak Obama!

Sevgi ve saygılarımla!