obama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
obama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2015 Salı

Namaz Kılmak mı?









Obama, "ABD Başkanı olmak hiç kolay bir iş değil... İran’la müzakere etmek zorundayım. Bunları yaparken, bir yandan da günde beş vakit namaz kılmaya zaman ayırmam gerekiyor" diye konuşmuş.


Hani Obama başkan seçildiğinde Türkiye'nin birçok yerinde davul zurna çalınıp, kurbanlar kesilmişti ya...

Hazır "Müslüman" Obama denilince Cengiz Han'ın  bir söylemini izninizle buradan paylaşmak isterim:


Cengiz Han at üstünde şehre iner, geniş bir meydan ararken büyük camiyi görür ve  sorar:

"Burası Sultan Mehmed'in evi mi?"

Hoca cevap verir: "Hayır Allah’ın evi camidir." deyince,

Cengiz Han şöyle cevap verir:

 "Tanrı’nın evi insanların yüreğidir. Siz bütün kötülükleri yüreğinize dolduruyorsunuz, sonra Tanrı’ya koca koca evler yapıyorsunuz.  Eğer Tanrı'yı candan sevseydiniz o da sizi severdi, kara günlerinizde yardımınıza gelirdi..."

Dolayısıyla...

"Namazın hedeflerinden birisi de "vecd" hâli"* (sevgi veya heyecandan doğan coşkunluk) olarak nitelendirilmiştir. Yani, Allah'a yönelme...

İyi de... 

Bu da, uğruna kurbanlar kestiğimiz "Müslüman" Obama'da yok...




Sevgi ve saygılarımla!


*Kur'an-ı Kerim'in Gizli Öğretisi, Ergun Candan sf:67



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

6 Kasım 2010 Cumartesi

Eyvah..! "Haşmetmeab" Geliyor!!!














"Ne gördüğümüz, büyük ölçüde ne için baktığımıza bağlıdır" John Lubbock




"Hindistan cevizlerini bile topladılar

Başkan’ın Hindistan gezisinde rahat etmesi için 500 Amerikalı ajan çalışıyor. Obama’nın müze ziyareti için bombaya dayanıklı tünel inşa edildi

ABD Başkanı Barack Obama’nın bugün Hindistan’la başlayan Asya turuna olağanüstü güvenlik önlemleri ve harcamalar damgasını vurdu. İşadamları, Beyaz Saray çalışanları, gizli servis ajanları, gazeteciler, aşçılar ve doktorların aralarında bulunduğu yaklaşık 900 kişilik bir ekibin eşlik ettiği Obama, donanma gemileri ve savaş uçaklarıyla korunacak. Gemilerin sayısının onlarca olabileceği belirtiliyor." 6 Kasım 2010, Milliyet


Bu haberi okurken, okumakta olduğum (Türkiye'nin Siyasi İntiharı Yeni-Osmanlı Tuzağı, Cengiz ÖZAKINCI) kitaptan, tarihe not düşmüş bazı olaylar aklıma geldi... Aralarında çok yakın bir benzerlik kurduğum olayların bu haberle birlikte bir karşılaştırmasını izninizle yapmak isterim:


"29 Ekim 1898 günü II. Wilhelm, II. Abdülhamid'in Kudüs'üne kuzeyden at üstünde bir "fatih" tavrıyla girmişti." sf. 121


"II. Wilhelm, II. Abdülhamid'in Kudüs'üne kendi imparatorluk koruma birliğiyle girmiş, her yere kendisine eşlik eden Alman askerlerinin arasında gidiyor ve böylece Alman askeri varlığını abartılı biçimde vurguluyordu." sf: 122


"II. Wilhem Kudüs caddelerinden geçerken, Alman askeri birliği onu izliyor, Osmanlı askerleriyse ancak Alman askerlerinin arkasından geliyordu." sf: 123


"II. Wilhelm'in "kutsal yerler"i görme isteğinin ardında son derece yalın bir amaç saklıydı. Amaç, Almanya'nın Yakın Doğu'daki etkinliğini Avrupalı hasımların aleyhine genişletmek ve Osmanlı İmparatorluğu'nu Alman emperyalizminin yarı-sömürgelerinden biri durumuna dönüştürme sürecini hızlandırmak; Alman etkisinden önce Osmanlı tahtına geçen II. Abdülhamid'i, Alman emperyalizmine daha sıkı bir biçimde bağlamak ve onu istilacı Alman Yakın Doğu politikasının salt iradesiz bir oyuncağı haline dönüştürmekti." sf:135


Evet; dün olduğu gibi bugün de, tarihten gelen bir süreç işliyor... Şimdi de günümüz koşullarına uygun olarak sürdürülen politikalar, aslında bir nevi geçmişle aynı yöntemi takip ediyor sayılır; yani sayısız korumalar... emsali görülmemiş tedbirler... Ve netice itibariyle tabii ki de sahneye konulan "güç", yerini "gövde" gösterisine bırakıyor!


Diyeceğim... Bu kadar "koruma" çabası, "güç" gösterisi ve "tedbir" almak niye ki?..

Zira dünyanın neresinde bir tedhiş olsa altında zaten bu "güç"lerin parmağı yok mu?

Eee, o zaman kimi kimden koruyup, etrafa panik yaratarak endişe ve korku salıyorlar, anlamış değilim (!) doğrusu...


Sevgi ve saygılarımla!



10 Haziran 2009 Çarşamba

Ve Aleyna Aleyküm'üs-Selam Obama!













Hangi Onurlu Yaşam?!..



Ve Obama "Esselamün aleyküm" diyerek, İslam dünyası ile Batı arasına sıcak mesajlar vermenin yollarını deniyor. Ne bileyim, Hüseyin Barak Obama; kimilerine göre "Müslüman" gözüyle bakılıyor, kimilerine göre siyah olması münasebetiyle ezilmiş bir ırkın üstünlük gösterimine sahne oluyor, kimilerine göre de, dünyada yeni bir değişimin yüzü olarak algılanmaya vesile oluyor. Ortada olan gerçek ise, sanki hepsinin karışımı bir renk algılaması yaratmak kararlılığı var gibi...

Ama ne çare ki, ABD'nin değişmez politikaları vardır; ve Obama da Amerika çıkarlarını diğer başkanlar gibi kollayıp gözetmekle birinci derece de sorumludur. Zira Amerika'nın değişmez ve sapmaz politikaları değişken değildir. Mesela, Kenedi bu politikalara ters düştüğü için bir suikaste kurban gitmedi mi? Kılintın ise yine kendi düşünceleri doğrultusunda hareket etmeye kalktı ki, ardından "Monika" olayı patlak verdi. Ve Kılintın'a "DUR" freni ile herşey kontrol altına alındı. Bu anlayışla Obama'nın bu türden karşı tarafın kulağına hoş gelecek söylemlerinin hepsi, "duygusallık" boyutuyla kalır. Zira ABD'nin politikalarında duygusallığa yer yoktur.



Obama Kahire'den İslam dünyasına yönelik yaptığı konuşmasını, umut ediyorum ki sözde kalmayarak en kısa zamanda hayata geçirmeyi başarır. Ancak konuşmalarını dikkatle okuduğum zaman, yüreğimden geçen insani ve bir o kadar da vicdanımın engelleyemediği tepkileri buradan aktarmak isterim:



"İslam Amerika’nın bir parçasıdır. Ve inanıyorum ki, Amerika ırk, din, hayat tarzı gibi konulara bakmadan kendi gerçeğine sadıktır ve hepimiz barış ve güvenlik içinde yaşamak tahsil almak ve onurlu çalışmak ailelerimizi, toplumumuzu ve Tanrımızı sevmek gibi ortak istekleri paylaşıyoruz. Bu tüm insanların ümididir." Evet böyle diyorsunuz sn. Obama, üstelik de sözlerinize "Esselamün aleyküm" diyerek başladınız. Bizim için bu ifade, çok kutsal ve anlamlı bir selamlaşmadır. Zira bunun karşılığı olarak hiç tereddütsüz aynen şu karşılığı "Ve aleyna aleyküm'üs-selam" deriz. Bu can alıcı ifade aslında insani duyguların kutsallıkla birleşerek sımsıcak bir duyguya dönüşmesidir. İşte siz de bu duyguyu kullanarak konuşmanıza başladınız; amiyane tabirle "damardan" girdiniz! İslâm'ı Amerika'nın bir parçası olarak görüyorsunuz. Zira haklısınız Müslüman coğrafyasının içinden elinizi -politikalarınızla- çekmediğiniz gibi, yapılan işgaller ve zulümlerle de hakikaten İslâm'ın değil ama İslâm dünyasının yaşadığı coğrafyanın bir parçası olmaya devam etmektesiniz. Sözleriniz arasında "onur"dan bahsediyorsunuz. Oysa bakınız en son Irak'da ve Guantanamo'da kendi askerlerinizce çekilen o insanlık dışı görüntüleri gözümün önüne getirdim ve inanılmaz ruhum acı çekti. O görüntüleri insanım diyen kim görürse, aynı duyguları hissedecektir. İşte bu kişilerin, onurlarını hiç düşündünüz mü? Üstelik bu görüntüler hiç şüphesiz ki, masum ve ülkeleri işgal edilmiş, savunma durumundaki insanlara ait.



Hepimiz barış ve güvenliği istiyoruz diyorsunuz. Evet Afganistan, Irak, Filistin'deki bütün Müslümanlar bu söylediğiniz kavramların peşine düşmüş, yaşam mücadelesi veriyorlar. Nerede veriyorlar bu mücadeleyi? Kendi vatanları sayılan yaşadıkları topraklarda! Kiminle savaşıyorlar? Okyanus ötesinden uçarak gelip, işgal ettiğiniz ve ettirdiğiniz silahlı güçlere karşı! Buralarda ne işiniz var? Bu insanlar nerelere gitsinler? Nerelerde yaşasınlar, nerelerde okusunlar? Sizin söyleminizle, nerelerde Tanrılarını sevsinler? Nerelerde insanlığın ortak duygularını yaşayıp hayatlarını idame ettirebilsinler?



Evet sn. Obama! Ezilen, gururu incinen, kaderin sillesini yiyen milyonlarca Müslüman'ı siz öldürmediniz mi? Milyonlarca çocuğu, kadını siz katletmediniz mi? Onbinlerce kadına kimler tecavüz etti? Binlerce yıllık tarihi ve medeniyeti barındıran bu toprakları kimler yağmaladı? Hedefleriniz arasında İSLAMİYETİ kendinize göre şekillendirip, ardından bu insanları, "DİNLER ARASI DİYALOG" adı altında tek tip dine yönlendirmenin planlarını kimler yapıyor? Sizler değil misiniz ki, Hz. Muhammed'in adını Kelime-i Şahadet'ten çıkaranlar! Bunun adı kısaca Hıristiyanlaştırmak değil midir?

*

Bakınız İslam'ın ilk esası, Müslüman olmak için söylenmesi mecburi olan Kelime-i Tevhid veya Kelime-i Şahadeti "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhu ve Resûluhu" Türkçesi: "Ben şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed O'nun kulu ve resuludür." bile, politikalarınız doğrultusunda değiştirme cüretine girerek, "Hz. Muhammed kalksın" diyorsunuz! Ne oluyor o zaman? "Ben şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur" Peki sonrası? Devamı "ortadan kalksın!" Demek oluyor ki, "göz boyama" süreci ile bizzat Amerika'nın politikaları tarafından "yeni" bir İslamiyet yaratılarak bizlere dayatılmak istenmektedir. İşte bütün mesele ve kavga burada başlıyor. Nitekim tarih boyu Haçlı seferleri neyin kavgasıydı?

*

Yine bu topraklar üzerinde camiilere kadar girip insanları ibadet ederken katleden kimin askerleriydi? O halde, neyin cesur adımlarını bekliyorsunuz Müslümanlardan? Müslümanlar yeterince bedel ödemedi mi? Daha ne kadar bedel ödeyecek? Neyi göğüsleyelim diyorsunuz? İşgal altında olan hangi millet? Bu işgali nasıl karşılamalı? Bölgenin zenginliğini ve yaşam kaynaklarını bir bir gasp etmek kimin planları? Yine konuşmalarınızda "Darfur ve Bosna'da katledilen Müslümanlar"dan bahsediyorsunuz; oysa dünyanın neresinde Müslüman varsa, onlar zulüm ve soykırıma uğruyorlar! Bunu yapanlar veya yaptıranlar kimler acaba?



Obama'nın konuşmalarını okuduğum zaman içimden geçen sorular hepimizin ortak sorgulamaları olarak düşünüyorum. Evet bu soruları çoğaltmak şüphesiz ki mümkündür. Zira herşey bir tarafa, vicdanı olan herkes bu sorgulamayı yapacaktır.
Yine "Bir milyardan fazla insanın iman ettiği bu güzel din, birkaçının kısır nefretinden çok daha büyüktür. İslam, şiddet yanlısı aşırıcılıkla mücadelede problemin bir parçası değildir, barışın gerçekleştirilmesinin önemli bir parçasıdır." diyorsunuz. Siz değil misiniz islamı kategorize ederek, "Ilımlı İslam", "Radikâl İslam" diyen? "Nefret" diyorsunuz; bu kadar zulmü yapan karşılığında ne beklemeli? Ne ektiniz de onu bekliyorsunuz? Nefreti ve kini bizzat uygulayarak gösteren sizin askerleriniz değil mi? Bu durum karşısında Müslümanlardan nasıl bir tutum beklemeli acaba?



Obama bu yaşanılanları bir kenara bırakarak yeni bir sayfa mı açacak? Kendisi öyle bir görüntü sağlamaya çalışıyor. Oysa ben şunu bekliyordum. Önce Müslümanlardan özür dilesin! Yaptıklarının hakikaten bir zulüm ve soykırım olduğunu itiraf etsin! Ardından şartsız ve koşulsuz Müslüman topraklarını derhal terkerederek, insanları birbirine düşüren politikalardan vazgeçecekleri yönünde açıkca bir itiraf! Zira Obama sözlerinin başında "İslam tarih boyunca gerek söz ve gerekse eylemde dini hoşgörü ve ırk eşitliğinin yarattığı fırsatları sergiledi." diye hakikaten bir gerçeğe değindi. O zaman bir soru daha aklıma geliyor. Bizlere sürekli "Ermenilere soykırım yaptınız" diye bir dayatmada bulunanlara, bu düşünceyi tekrar burada da kendi ifadeleriyle hatırlatmak isterim. Demek ki, böyle bir ithamın külliyen yalan olduğu, bizzat Amerika başkanı tarafında dillendirilmiş oluyor. Bu tarihi açıklamayı da buradan not düşmek isterim.



"Dünyadaki insanlar barış içinde birarada yaşayabilir. Bunun Tanrı’nın vizyonu olduğunu biliyoruz. Şimdi, dünyadaki işimiz bu olmalı." diye konuşmasını sonlandıran Obama, kutsal kitaplardan da örnekler verdi.

Mukaddes Kuran bize şunu söyler: “Ey insanlar, biz sizi kadın ve erkek olarak yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi ulus ve kabilelere böldük.”
Talmud şöyle der: “Tevrat’ın bütünü barışı yaymak amacı güder.”
Kutsal İncil’de şu ifade yer alır : “Tanrı barış getirenlerin tarafındadır, onlar Tanrı'nın evlatlarıdır.”

*

Harika!.. İşte şimdi yapılacak tek şey; Müslüman coğrafyasının makûs talihi olan "zulme" bir son vererek derhal bu topraklardan ellerini ve eteklerini çekmek olacaktır! Bu coğrafyayı aşağılayarak, dillerini, kültürlerini, yaşam tarzlarını ve dinlerini değiştirmeye kalkanlar, tek tip insan fikrinden bir an evvel vazgeçmelilerdir. Dünyayı "Hıristiyan değerler" üzerinden kurulmuş bir politikayla yönetmeyi terk etmelidirler! İşte o zaman bu dünya barışa ve huzura kavuşacaktır! Bu doğrultuda; "VE ALEYNA ALEYKÜM'ÜS-SELAM" Hüseyin Barak Obama!

Sevgi ve saygılarımla!