7 Eylül 2015 Pazartesi
Her Köşesi Ağlayan, Gözü Yaşlı "Ana'dolu"...
Dağlıca, bir kez daha hepimizi toptan dağladı...
Mehmetçiklerimizi emperyalist destekli PKK'nın alçakça ve de haince kurdukları pusuya şehit veriyoruz!
O evlatlarımızın acısını derinden hissediyor ve yaşıyorum...
Bu bağlamda kınalı yiğitlerimize Yüce Allah'tan rahmet diliyorum...
Büyük Milletimiz sağ olsun...
NOT:
Sahi... bu arada Milli Takım Teknik Direktörü Fatih TERİM: "Hollanda galibiyetini hayatını vatanı için kaybetmiş şehitlerimize ve geride kalan yakınlarına adıyoruz." demiş, iyi mi!!!
Valla çok iyi ya... Bundan böyle şehit evlatlarımız, gözü arkada kalmadan rahat rahat uyurlar artık...
Eh... İmparator olmak böyle bir şey'miş...
"Ne senden önce ne senden sonra
Yalnız sensin varsa yoksa
Ne tadı var ne tuzu var hayatın sen olmayınca..."
Dolayısıyla...
Sorum "Bu galibiyeti şehitlerimize adıyoruz" diyen "İmparator" Fatih TERİM'e:
Bu sözünüzle, "savaşan bir ordunun temel gücünü oluşturan, ordunun birlik ve bütünlüğünü sağlayan, "maneviyat" dediğimiz o gizemli bağ"a saygısızlık ettiğinizi ve olayı sulandırdığınızı hiç düşündünüz mü?
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
Dağlıca saldırısı,
Fatih TERİM,
galibiyet,
Hakkari Dağlıca,
mehmetçik,
pusu,
şehit
3 Eylül 2015 Perşembe
Timsah Gözyaşı...
"BODRUM’dan yasa dışı yollarla Yunanistan’a geçmek için iki saat arayla denize açılan iki ayrı lastik bot battı. 5’i çocuk toplam 12 kişi öldü.
3 yaşındaki Aylan ve 5 yaşındaki Galip kardeşlerin kıyıya vuran minik bedenler.." 2 Eylül 2015
İki gün önce "Dünya Barış Günü" kutlandı...
Vay be... "Dünya Barış Günü"ymüş... Ne barış'ı...
"Dünya Cinayet Günü" demek daha uygun...
Ve de cinayetlere ortak Suç'lu Milletler (BM)...
"Eyyy Birleşmiş Milletler!.. Siz şimdi "durum tespiti"ni filan bırakın da asli görevinizi yapın... Sorunların temeline inerek "bu insanlar niye koloniler halinde göçüyorlar?" sorularıyla bağlı olduğunuz güçlerin suçlarını bir bir sayın dökün... Dolayısıyla asıl durum tespiti böyle olur!!!" 26 Ağustos 2015
http://www.tulaygurdal.com/2015/08/hallac-pamugu-gibi-attnz-be.html
Dolayısıyla, Bodrum'da kıyıya vuran Minik Aylan'ın ölümünden sorumlu olanlar ortada...
Bu cinayeti işleyen katilleri hepimiz çok iyi biliyoruz!
Eyyy... Angelina JOLİE!
Suriye’deki savaş nedeniyle öksüz ve yetim kalan çocuklar için hani "gözyaşlarına boğulduğu"n iddia ediliyor ya...
Hani oraya buraya "iyilik meleği" olarak zıplıyorsun ya...
Hani Vietnam, Kamboçya ve Etiyopya’dan evlat edindin ya...
Hani "gözü yaşlı", yüreği çocuk "seven" bir anne "şefkat"ine büründün ya...
Dahası... hani BM'nin "Barış elçisi"ydin ya...
N'oldu?
Neredesin?
Ve...
Eyyy... Vatikan!
Sesi soluğu çıkmayan PAPA!
Neredesiniz?!
Dolayısıyla...
Hepiniz timsah gözyaşı döküyorsunuz!!!
Hepinizin eli kanlı, hepiniz sahtekarsınız be...
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
3 yaşındaki Aylan,
Angelina JOLİE,
BM,
Bodrum,
cinayet,
timsah gözyaşı,
vatikan
31 Ağustos 2015 Pazartesi
"Gerçek Savaşımız Bundan Sonra Başlıyor"... Güle Güle Oktay AKBAL...
" BİR "30 AĞUSTOS" DAHA
Yarın Otuz Ağustos.
Bir dönüm yeri... Türk ulusunun yazgısının değiştiği an...
(...)
30 Ağustos 1922'ye dek Mustafa Kemal ve bir avuç inançlı devrimici arkadaşı, bir bayrak açtılar Ankara'da... Emperyalizm, kapitalizm, iç ve dış düşmanlar, bilgisizlikten, akılsızlıktan o düşmanlara araç olan gafiller ulusumuzu batırma çabasına girişen iç hainler, yurt içinde ilerleyen düşman orduları bir yandaydı; halkımıza, halkın gücüne inanan yurtseverler bir yanda... Ulusal bağımsızlığın tek dayanağı, Türk askerleri, Türk ordusuydu. Daha doğrusu Mustafa Kemal yeni bir ordu kurmuş, örgütlemişti, ulusal bağımsızlığımızın bekçisi, koruyucusu, dayanağı bir büyük güçtü bu... Önce düşmanları yurttan söküp atacak, sonra da Türkiye'yi yeni bir anlayışla kurup yüceltecek tek güçtü bu ordu...
Elli beş yıl geçti aradan... Bugün iç ve dış düşmanlar, emperyalist ve kapitalist güçlerle, onlarla işbirliği yapan hainlerle savaşıyoruz. Çoğu zaman gizli yapılıyor bu savaş, kimi zaman açık... Ulusal bağımsızlığımızın simgesi, dayanağı Türk ordusu elli beş yıldan beri karşılaştığı tüm güçlükleri yenmeyi bilmiştir. Atatürk'ün ordusudur bu. Atatürk devriminin, ilkelerinin sürdürücüsü, koruyucusu... Zaman zaman "milleti aldatmaya ve bozmaya çalışan" birtakım gafiller gözlerimiz boyuyorlar, yalan yanlış düşlerle hepimiz aldatmaya, yönümüzü, yolumuzu değiştirmeye kalkışıyorlar. Ama emperyalizme, kapitalizme bu güçlerin aracı dış ve iç düşmanlara karşı savaş veren, hep de verecek olan ordumuz, askerimiz 30 Ağustos ruhunu, Atatürk devriminin bayrağını dimdik tutuyor elinde...
Yarın 30 Ağustos... Bir Otuz Ağustos daha yaşıyoruz. Türlü umutsuzluklar, acılar, sıkıntılar içindeyiz yeniden... Emperyalizm, kapitalizm, milleti aldatmaya kalkışan iç ve dış hainler hortlamış, bir kez daha, karşımıza dikilmiştir. 30 Ağustos bayramını işte böyle bir ruh hali içinde kutluyor, elli beş yıl öncesinin gazilerini, şehitlerini anıyoruz. Atatürk'ün 1922'de, Yunan'ı denize döktükten, en büyük yengiyi kazandıktan sonra söylediği sözlerin anlamını daha derinden duyuyoruz:
"Gerçek savaşımız bundan sonra başlıyor." (1977)" Oktay AKBAL, Atatürk Bir Gün Gelecek, sf: 26-28
Cumhuriyetimizin "yazmayı hayata, hayatı yazmaya" dönüştürmüş aydınlarımızdan yazar-gazeteci Oktay AKBAL'ı 30 Ağustos'tan hemen önce kaybettik... "Atatürk Bir Gün Gelecek" adlı kitabında günün anlam ve önemine uygun geldiğini düşündüğüm bir yazısıyla Yazarımız Oktay AKBAL'a ve Atatürk'ün "Gerçek savaşımız bundan sonra başlıyor." sözünün derinliğine vurgu yapan dolayısıyla bu anlamda her gün şehit verdiğimiz kınalı kuzularımıza da Allah'tan rahmet diliyorum...
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
30 Ağustos ZAFER Bayramı,
Atatürk Bir Gün Gelecek,
emperyalizm,
gafil,
kapitalizm,
Oktay AKBAL
30 Ağustos 2015 Pazar
HEPİMİZ MEHMETÇİĞİZ!
Büyük emperyalist güçler, Osmanlı İmparatorluğu'na karşı kendi menfaatlerine uygun politikalarla Yunanistan'ı kullanmayı amaç edinmişlerdi. Ve bu doğrultuda İngiltere Başbakanı olan Gladstone, "Türkleri çantasıyla bavuluyla Avrupa'dan atmak" ifadesiyle İngiliz çıkarları ve emellerine dayalı bir Yunanistan yaratmanın peşine düşerek,..
15 Mayıs 1919'da İzmir işgal edildi...
Yunanistan "Küçük Asya Macerası"yla Ege sahillerinden Anadolu içlerine kadar ilerledi..
Yunanlıların denize dökülmesiyle kazandığımız bağımsızlık savaşımız, Başkomutanlık Meydan Muharebesi dünyaya, "üzerinde güneş batmayan imparatorluk" olarak kendini tanımlayan İngiltere'nin yenilgisidir aslında..
Dolayısıyla...
Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün önderliğinde Büyük Türk Milletinin emperyalizme karşı kazandığı bağımsızlık zaferinin bugün 93. yıldönümü...
Dün 30 Ağustos 1922'de Büyük Türk Milleti (TÜRK ORDUSU) şehit vererek yani kanla bedel ödeyerek içte ve dıştaki düşmana cevabını verdi...
Bugün vatanımızın ve milletimizin bölünmez bütünlüğüne göz diken aynı emellere kararlılıkla cevabımız,
Hepimiz MEHMETÇİĞİZ...
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU ve MUTLU OLSUN!
:)
Sevgi ve Saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
26 Ağustos 2015 Çarşamba
Hallaç Pamuğu Gibi Attınız Be!
"Bir gün babama, işleri diğer insanlar gibi yapamadığım için üzüldüğümü söyledim. Babamın nasihatı: Margo koyun olma! İnsanlar koyunları sevmezler. İnsanlar koyunları yerler."
Margo KAUFMAN
"Danimarka’dan mülteci önerisi: Parasını verelim Türkiye’de kalsınlar" 25 Ağustos 2015
"Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş. Keyfi yerinde olan şeytan, sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineği sağan genç bir kadını uzaktan izlemeye başlamış. Şeytan, kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş.
Buzağı bu, az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış. Buzağı yerinde debelendikçe boynundaki ip biraz daha gevşemiş ve sonunda yular hepten çözülmüş. Koşarak annesini emmeye giden buzağı, süt kovasına çarpmış ve bütün süt yere dökülmüş. Sağdığı sütün heba olduğunu gören genç kadın, sinirlenerek eline geçirdiği odunu buzağının kafasına vurmasıyla yavru, kan içinde yere yığılmış. Yavrusuna saldırılmasına kayıtsız kalmayan inek bir tekmede kadını yere serip öldürmüş.
Uzaktan geçmekte olan kadının kayınpederi, ineğin gelinini öldürdüğünü görüp, elindeki tüfekle ateş ederek ineği öldürmüş.
Silah sesini duyan koca koşup gelmiş. Karısını yerde cansız yatarken, babasını da elinde tüfekle görünce, belinden silahını çekip, tek atışta babasını öldürmüş.
Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam bu kadar acıya dayanamayacağını düşünüp, bir kurşun da kendi kafasına sıkarak canına kıymış.
Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan, "Bu felaketi de bana yüklerler. Buzağının ipini gevşetmekten başka ben ne yaptım şimdi?" demiş."
Dolayısıyla...
"Barış" "özgürlük" "demokrasi" söylemleriyle orayı burayı sudan sebeplerle bahane ederek işgal edenler, insanların ülkelerini talanla, yağmayla hallaç pamuğu gibi atarak, onları yerinden yurdundan, toprağından çekip kopardılar! Evsiz barksız yurtsuz bırakılan insanlar, kâh akın akın insan tacirlerinin eline düştüler, kâh umut yolculuğuna kapılarak denizlerde sefilce ölüme mahkum oldular, kâh sınırlara yığılarak yaşama tutunmaya terk edildiler..
Dolayısıyla, özgürlük, barış, demokrasi diye diye insanlara cehennem sunuldu!
"Birleşmiş Milletler verilerine göre Ocak ayından bu yana 50 bini sadece Temmuz ayında olmak üzere, yaklaşık 160 bin kişi Yunanistan kıyılarına giriş yaptı. Birçoğu Suriye’deki iç savaştan kaçan kaçak göçmenler özellikle Yunanistan ve Makedonya üzerinden diğer Avrupa ülkelerine giriş yapmaya çalışıyor." gibi sözde "iç savaş" var filan söylemleriyle alay ediliyor, iyi mi?
Eyyy Birleşmiş Milletler!.. Siz şimdi "durum tespiti"ni filan bırakın da asli görevinizi yapın... Sorunların temeline inerek "bu insanlar niye koloniler halinde göçüyorlar?" sorularıyla bağlı olduğunuz güçlerin suçlarını bir bir sayın dökün... Dolayısıyla asıl durum tespiti böyle olur!!!
Ya.. bunca insan keyfinden mi bu rezillikleri göze alıyor!!!
Hani şeytan "Bu felaketi de bana yüklerler. Buzağının ipini gevşetmekten başka ben ne yaptım şimdi?" diye "masumane" soruyor ya...
He canım, he he he...
Doğru valla sizin ne suçunuz var!!!
NOT:
"O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez." Fatır Sûresi, 35. Ayet
Bugün 26 Ağustos 2015...
Emperyalist saldırılara karşı verdiğimiz ve Kurtuluş Savaşı'mızın son evresi olan 26 Ağustos 1922'de Afyonkarahisar / Kocatepe'de başlayan Büyük Taarruz ile açılmış ve 9 Eylül 1922'de Türk Ordusu'nun İzmir'e girmesiyle sonuçlanan, Baş komutanlık Meydan Muharebesinin başlamasının 93. yıldönümüdür. Büyük Türk Ulusuna kutlu ve mutlu olsun...
Bir not'da ulus bütünlüğünü sağlayamamış, millet olamamış kitlelerin ülkelerini savunmaktan kaçınan göçmenlere, Büyük Türk Milletinin bu şanlı mücadelesi örnek olsun...
Bir mıh bir nal kurtarır,
Bir nal bir at,
Bir at bir komutan,
Bir komutan bir ordu,
Bir ordu bir devlet kurtarır.
Bir mıh demeyin işinizi iyi yapın. Benjamin Franklin
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
24 Ağustos 2015 Pazartesi
Yüce Türk Halkı'nın Cevabıdır...
Duyurulur...
:))
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
Etiketler:
Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez,
Taraftar,
trübün,
Türk milleti
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)