Yarı yıl Karne Tatili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yarı yıl Karne Tatili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2017 Cuma

Yarıyıl Tatili Başladı ;)




2016/2017 Eğitim ve Öğretim yılının 1. Dönemi'ni an itibariyle sevgi ve heyecanla tamamlamış bulunuyoruz.

Her biri, biri birinden şeker mi şeker olan bu tatlı şeyler, "ABC" dedi ve okumaya başladı bile... Dolayısıyla bu aşamada bizlere destek veren tüm sevgili velilerime  de özellikle  teşekkür ediyorum.

Çok okumalı, iyi dinlenmeler...

:)




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

25 Ocak 2016 Pazartesi

Kısa Kısa...



22 Ocak 2016 günü, buz gibi bir havada  şeker çocuklarıma karnelerini verdim, ardından ver elini tatil...

Bu yıl Millî Eğitim Bakanlığı'nın aldığı bir kararla öğrenciler için, ödevsiz bir tatilin yerini, sorumluluğun aldığını düşünüyorum... Zira kendi adıma sevgili çocuklarımın ruhu ve aklı, hiç şüphe yok ki kitap okumak, bir ödev değil, bilinçli olmanın gereği olan bir sorumluluk olarak algıladıkları kanaatindeyim.



Dolayısıyla.. benim tatlı şekerlerin, kitap okumak konusunda bilinçli oldukları gibi, çevrelerinde olup biten her şeyi sorgulayarak anlama gayreti içinde olduklarından da hiç şüphe duymuyorum.


Onlara sonsuz sevgilerimle...



Ayrıca...

"Ne Mutlu Türküm Diyene!" Blog yazarı Sayın Mehmet Bilgehan MERKİ'nin yıllık blog değerlendirmesiyle ilgili olacak. Zira Mehmet Bey, nazik ve kararlı bir şekilde okuma tutkusunu etrafıyla paylaşmayı heyecanla sürdürüyor. Dolayısıyla  bu bağlamda ben de nasibimi almışım...

Mehmet Bey'e buradan saygılarımla birlikte teşekkürlerimi sunarım.

Öte yandan, "yorumlar" konusunda benim de söyleyeceğim birkaç cümlem var:

 Malum yaptığım yorumlar sebebiyle ödüllendirildim. :)

Evet.. blog yazarı olarak yazılarımızın okunması ve de ardından yorum yapılması gerçekten bizleri çok sevindirip heyecanlandırdığı bir gerçektir. Mehmet Bey'in de bahsettiği gibi yazılarımıza hep olumlu yönde eleştiriler beklemek haksızlık olur. Zaten bu da işin doğasına  aykırıdır. Zira asıl olan olaylara eleştirel gözle bakmaktır. Dolayısıyla bu anlamda yapılan eleştiriler kişilik haklarına zarar vermeden yapılmalıdır. O sebeple sayfama çok sayıda -yayınlamaktan utanç duyduğum- HAKARETLER oluyor.. Bu kişilere söylemek istediğim, hakaretten uzak her türlü eleştiriye açık olduğumdur...

Saygılarımla duyurulur...

Öte yandan...

Orhan PAMUK'un "Kara Kitap" adlı romanıyla birlikte, onu Türkçe yazmayı bilmemekle  eleştiren dil devriminin yılmaz savunucusu Tahsin YÜCEL, konu üzerinde yazmış olduğu bir makalesinde;

"Kötü bir yazar iyi bir romancı olabilir mi? İlk bakışta olmazmış gibi geliyor insana. Ama bunca yıldır Orhan Pamuk’un yapıtlarını göklere çıkaran ünlü eleştirmenlerimize..." diyerek sürdürdükten sonra,

"Peki, bunca baskı yapan, bunca eleştirmeni hayran bırakan bu kitapta tutarlı sayılabilecek hiçbir şey yok mudur?" diyeceksiniz. Olmaz olur mu? Örneğin iki yarım tümcesi vardır ki, kurgusuyla da, içeriğiyle de gerçekten doğru görünür: "Ne tuhaf okurlarsınız siz, ne tuhaf ülke burası?" (s.128)

Hürriyet Gösteri – Kasım 1990 – Sayı:120 sf:45-46-47-48

Ve...



Albert CAMUS'nün hemen hemen bütün romanlarını Türkçe'ye kazandıran yazar, çevirmen ve Türk Edebiyatı'nın önemi bir şahsiyeti olan Tahsin YÜCEL'i kaybettik.. 


Ruhu şad olsun...





Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

24 Ocak 2015 Cumartesi

Çevreci Şirinler


















Şirin şeyler..

Dönem sonu tatilimiz başladı...

Öncelikle birkaç gün önce çocuklarımın göstermiş olduğu bir duyarlılıktan bahsedeyim istiyorum. Zira ilkokul 3. sınıf öğrencisi demeyin.. Bakın o miniciklerin toplumsal duyarlılığı daha şimdiden kendisini göstermeye başladı  bile..

Son derse girmek üzereyiz... Henüz teneffüs zili çalmamışken birkaç öğrencim heyecanla koşarak yanıma geldiler:

- Öğretmeniim ağaç kesiyorlar..

Okulda ağaç olmadığı için üzerinde durmadım önce..

- Nerede kesiyorlar, bakın bakalım..

Biraz sonra topluca bağrışarak geliyorlar...

- Öğretmeniiim ağaçları kesiyorlar..

Konuyu anlamak üzere çantamı aldığım gibi sınıftan çıktım. Neyse.. nöbetçi öğretmene konuyu sordum, "Bir şey yok, otelin bahçesindeki ağaç kesiliyor... Senin çocuklar feryat figan bağırıyorlar.. "

Sınıfa tekrar çıktığımda çocuklarımı ağlarken buldum.

- Öğretmenim ağaçları kesiyorlar..

Bir diğeri:

- Öğretmenim dinle,  bak ağaç kesme makinasının sesi geliyor..

Şaşkın bir halde dinledim, evet ses geliyor. Camdan dışarı baktım, bir şey göremiyorum.. Üstelik etraf karanlık. Bu defa bir şeker yanıma geldi:

- Öğretmenim bu sesi duydukça kalbim ağrıyor...

 Ayy.. bu defa ben de kendimi tutamaz hale geldim... Sarıldı bana...

Ağlayan ağlayana..

- Çocuklar durun bakalım, konuyu şimdi anlarız..

155'i arayarak çocuklarıma böyle durumlarda nasıl davranılması gerektiğini yaşayarak öğretmeye çalıştım. Karşıma çıkan memur beye durumu izah ettikten sonra,

Polis;

- Acaba budama olabilir mi?

Telefonun sesini dışarı verdiğim için konuşulanları dinleyen çocuklar hep bir ağızdan cevaplıyorlar:

- Hayır kökünden kesiyorlar yetişin..

Dahası ağıt seslerine tanık olan Polis bey, "Merak etmeyin ekip yollayacağız..." Bundan önce "konunun muhatabı olan 153'ü ararsanız daha iyi olur." dedi.

Tabii 153'ü de aradık.. Orası kayıt aldı, teşekkür ederek kapattık. Çocuklarım huzursuz..

Bu arada yaramaz mı yaramaz, yerinde duramayan oğlumun dirseği kanıyor, bir yandan da ağlıyor..

- N'oldu sana?

- Öğretmenim, ben kesilen ağaca ağlıyorum...

Derken birkaçı yanıma gelerek:

- Öğretmenim fidan dikelim, n'olur öğretmenim..

Bir diğeri:

- Öğretmenim bir ağaç 100 yılda yetişiyor.. yazık değil mi...

Gürkan:

- Öğretmenim polis olan, ama sırf ağacı koruyan mesleğin adı nedir?
...

Ekip gelmiş, ancak konuyu öğrenemeden paydos ziliyle birlikte çocuklar ağlaya ağlaya evlerine gittiler..

Pazartesi, olayın takibini çocuklarımla birlikte yaptık.

153'ü arayarak, durumu hatırlattık. Beni başka yere aktardılar. Karşımıza çıkan memur hanıma durumu izah ettim. Çocuklarım da hep birlikte "merhaba" dediler. Memur hanım, bu çocukların duyarlılığına teşekkür ederek ilgileneceğini söyledi. Tabii yaşanılan bu duyarlılık karşısında memnuniyetini aynı hassasiyetle  cümlelerine yansıttı...

Çocuklarım konuşulanları dinliyor...

Yaklaşık 1 saat sonra ilgili arkadaşlar (zabıta görevlileri) konuyla ilgilenmek üzere okulumuza geldiler. İdarenin  konudan haberi yok. Gelen memurları bir öğrencim görerek bana haber verdi..

Memurlara durumu izah ettikten sonra çocuklarımla buluşturdum. Memur beyler,  izinsiz ağaç kesilemeyeceğini, şayet böyle davranan olursa bunun cezası olacağını, hassasiyetle anlatarak çocuklarımın gösterdikleri duyarlılığa  teşekkür edip, konuyu araştırmak üzere okuldan ayrıldılar.





















Biz de gerek Büyükşehir Belediyesi'nin bu yaklaşımına, gerekse Osmangazi Belediyesinin çalışanlarına teşekkürlerimizi ilettik.. Yaşanılan bu olay karşısında memurların şaşkınlığını gördüm. Zira  8-9 yaşındaki çocukların, bu denli toplumsal duyarlılıkları hiç şüphe yok ki onları hem mutlu etti hem de şaşırmalarına vesile oldu..

Ve...

Bir dönemi daha alışılmamış bir anıyla noktalamış olduk..

Sevgili çocuklarımın bu yaklaşımını büyük bir mutlulukla anlatmanın haklı gururuyla...

Onları ne çok seviyorum...

:)























Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)