blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2016 Pazar

1000'e 20 Kala... ;)



Ulus olarak  26 Ağustos'ta  Büyük Taarruz'un başlangıcının 94. yılını coşkuyla hatırladık

Ne tesadüf ki bloğumu açtığım tarih, bu güzel güne denk gelmiş olmasıdır. Dolayısıyla,

 Bloğum 8 yaşını doldurdu...

:)

Evet 26 Ağustos 2008 yılında ilk yazımla birlikte bloğumda düzenli olarak bugüne kadar ortalama aylık 10 yazı yazdım. Bu arada çok değerli kişilerle -özel randevularla- özel söyleşilerim oldu. Tüm bunları büyük bir heyecanla ve büyük bir mutlulukla sayfamda yayınlama zevkine vardım. Dolayısıyla büyük özveriyle birlikte çok emek sarfederek bloğuma gösterdiğim özen, hani öyle karşılığında maddi bir şeyler elde etmek için değil.

Özellikle ülkemin ulusal çıkarları üzerine ve milli değerlerimizi ele aldığım konularla sorumluluk sahibi bir vatandaş olarak zamanımı, okuyup-yazarak değerlendirmekle ilgimi bloğuma yoğunlaştırdım. Doğal olarak basit anlamda keyif yapmayı, zevk almayı, bloğumda yazarak sürdürdüm. Kuşkusuz, bugün insanların bir kısmı sabahtan akşama çalışıp, sonra da yaşamak için geri kalan zamanlarını, AVM'lerde gezerek kafelerde çene çalarak veya tv'de yozlaşmış programları izleyerek, sanal ortamda boş konular peşinde gezerek harcamayı yeğlediği gibi de seçebilirdim. 


Ancak bugün ülkece içinde bulunduğumuz ağır koşulların bilinciyle hareket ettiğim düşünülürse,  sanırım  benim bu türden bir seçeneğe yönelmek gibi bir lüksüm olamayacağı ortada. Dolayısıyla bu durumdan asla şikayet etmediğim gibi, gurur duyduğumu da itiraf etmek isterim. Ki aynı zamanda öğrencilerime ve öğrenci velilerime örnek olmak istemem de göz önünde bulundurulursa, bunda haksız da değilim hani... :)

Dolayısıyla...

8 yıl boyunca -yaklaşık 1000'e 20 kala yazımla- tüm dikkatimi vererek bloğuma ayırdığım zaman, bana inanılmaz bir zevk verdi. Ve bir yandan da yaptığım araştırmalarımla kendimi sanki bir öğretmen gibi değil de, sanki araştırmacı bir öğrenci gibi hissetmeme neden oldu. Hatta  zaman zaman ülkemin yaşadığı buhranlar karşısında kendimi o kadar sorumlu hissettim ki, yaşanılan acıları dile getirmek, yerinde yaşamak ve yerinde gözlemleyebilmek için özel olarak gittiğim il dışı yer bile oldu. Son olarak çok Sevgili eşimin her alanda olduğu gibi bloğumda da bana olan desteğini paylaşmaktan gurur duyarım.


Diyeceğim, şimdi kendimi, tam bir blog yazarı olarak görüyorum...

Ve nice 8 yıllara diyerek,

"TÜLAY GÜRDAL"da, çok sevgili blog okuyucularımla ve herkesle birlikte,

Güzel günlerde ve aydınlık yarınlarda buluşmak üzere... 

Kucak dolusu sevgilerle...

:)

Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

25 Ocak 2016 Pazartesi

Kısa Kısa...



22 Ocak 2016 günü, buz gibi bir havada  şeker çocuklarıma karnelerini verdim, ardından ver elini tatil...

Bu yıl Millî Eğitim Bakanlığı'nın aldığı bir kararla öğrenciler için, ödevsiz bir tatilin yerini, sorumluluğun aldığını düşünüyorum... Zira kendi adıma sevgili çocuklarımın ruhu ve aklı, hiç şüphe yok ki kitap okumak, bir ödev değil, bilinçli olmanın gereği olan bir sorumluluk olarak algıladıkları kanaatindeyim.



Dolayısıyla.. benim tatlı şekerlerin, kitap okumak konusunda bilinçli oldukları gibi, çevrelerinde olup biten her şeyi sorgulayarak anlama gayreti içinde olduklarından da hiç şüphe duymuyorum.


Onlara sonsuz sevgilerimle...



Ayrıca...

"Ne Mutlu Türküm Diyene!" Blog yazarı Sayın Mehmet Bilgehan MERKİ'nin yıllık blog değerlendirmesiyle ilgili olacak. Zira Mehmet Bey, nazik ve kararlı bir şekilde okuma tutkusunu etrafıyla paylaşmayı heyecanla sürdürüyor. Dolayısıyla  bu bağlamda ben de nasibimi almışım...

Mehmet Bey'e buradan saygılarımla birlikte teşekkürlerimi sunarım.

Öte yandan, "yorumlar" konusunda benim de söyleyeceğim birkaç cümlem var:

 Malum yaptığım yorumlar sebebiyle ödüllendirildim. :)

Evet.. blog yazarı olarak yazılarımızın okunması ve de ardından yorum yapılması gerçekten bizleri çok sevindirip heyecanlandırdığı bir gerçektir. Mehmet Bey'in de bahsettiği gibi yazılarımıza hep olumlu yönde eleştiriler beklemek haksızlık olur. Zaten bu da işin doğasına  aykırıdır. Zira asıl olan olaylara eleştirel gözle bakmaktır. Dolayısıyla bu anlamda yapılan eleştiriler kişilik haklarına zarar vermeden yapılmalıdır. O sebeple sayfama çok sayıda -yayınlamaktan utanç duyduğum- HAKARETLER oluyor.. Bu kişilere söylemek istediğim, hakaretten uzak her türlü eleştiriye açık olduğumdur...

Saygılarımla duyurulur...

Öte yandan...

Orhan PAMUK'un "Kara Kitap" adlı romanıyla birlikte, onu Türkçe yazmayı bilmemekle  eleştiren dil devriminin yılmaz savunucusu Tahsin YÜCEL, konu üzerinde yazmış olduğu bir makalesinde;

"Kötü bir yazar iyi bir romancı olabilir mi? İlk bakışta olmazmış gibi geliyor insana. Ama bunca yıldır Orhan Pamuk’un yapıtlarını göklere çıkaran ünlü eleştirmenlerimize..." diyerek sürdürdükten sonra,

"Peki, bunca baskı yapan, bunca eleştirmeni hayran bırakan bu kitapta tutarlı sayılabilecek hiçbir şey yok mudur?" diyeceksiniz. Olmaz olur mu? Örneğin iki yarım tümcesi vardır ki, kurgusuyla da, içeriğiyle de gerçekten doğru görünür: "Ne tuhaf okurlarsınız siz, ne tuhaf ülke burası?" (s.128)

Hürriyet Gösteri – Kasım 1990 – Sayı:120 sf:45-46-47-48

Ve...



Albert CAMUS'nün hemen hemen bütün romanlarını Türkçe'ye kazandıran yazar, çevirmen ve Türk Edebiyatı'nın önemi bir şahsiyeti olan Tahsin YÜCEL'i kaybettik.. 


Ruhu şad olsun...





Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)