27 Ağustos 2014 Çarşamba

Sarı Saçlım Mavi Gözlüm...









"ANITKABİR, Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin 92′nci yıldönümünde, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün canlı portresini oluşturacak 6 bin kişiye ev sahipliği yapıyor. Rekor denemesindeki etkinliği Guinness yetkilileri de izledi." 26 Ağustos 2014

VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN!















30 Ağustos Gecesinde...


26 Ağustos gecesinde saatler iki otuzdan beş otuza kadar

Ve
İzmir rıhtımından Akdenize Bakan Nefer


Saat 2.30. 

Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır,
ne ağaç, ne kuş sesi,
ne toprak kokusu vardır. Gündüz güneşin,
gece yıldızların altında kayalardır.
Ve şimdi gece olduğu için ve dünya karanlıkta daha bizim,
daha yakın, daha küçük kaldığı için ve bu vakitlerde topraktan
ve yürekten evimize, aşkımıza ve kendimize dair sesler geldiği için
kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
okşayarak gülümseyen bıyığını seyrediyordu Kocatepe'den
dünyanın en yıldızlı karanlığını.

Düşman üç saatlik yerdedir ve Hıdırlık tepesi olmasa
Afyonkarahisar şehrinin ışıklan gözükecek.
Kuzeydoğuda Güzelim dağları ve dağlarda tek tek ateşler yanıyor.

(...)



Ali Onbaşı bir şimşek hızıyla düşündü ve şu türküyü duydu:

"Dörtnala gelip uzak Asya'dan Akdeniz'e
bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine bu hasret bizim..."

Sonra.

Sonra, 9 Eylülde İzmir’e girdik ve Kayserili bir nefer
yanan şehrin kızıltısı içinde gelip öfkeden, sevinçten,
Ümitten ağlıya ağlıya,
Güneyden Kuzeye,
Doğudan Batıya,
Türk halkıyla beraber seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz'i.

Ve biz de burda bitirdik destanımızı.
Biliyoruz ki lâyığınca olmadı bu kitap,
Türk halkı bağışlasın bizi,
Onlar ki toprakta karınca,
suda balık, havada kuş kadar çokturlar,
korkak, cesur, câhil, hakîm ve çocukturlar
ve kahreden yaratan ki onlardır,
kitabımızda yalnız onların maceraları vardır...

Kuvayi Milliye/Destan, Nazım Hikmet RAN





Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Okullar Açılıyooor... Dikkat!




Bonzai nedir? 

Uzman Dr. Nörolog Mehmet Yavuz'un gözüyle:

Çok kolay ve oldukça ucuza temin edilebilen, uzun vadede beyinde kalıcı hasarlara neden olan uyuşturucu maddedir.

Bonzai eroin düzeyinde bağımlılık yapabilen sentetik uyuşturucudur. 

Oldukça ucuz olan bu zehir,  ülkemizde ne yazık ki 11 yaşına kadar indiği söyleniyor. Çok kolay elde edildiği ortada. Madde kokusuz olduğu için emniyetin yakalaması da zorlaştırılmış durumda.

Sentetik bir uyuşturucu ve çok tehlikeli.. Hatta bir kullanımda bağımlılık yapan tehlike..

Özellikle Türk gençliği büyük tehdit altında. 

Masum bir kafa dağıtan olarak sakın algılanmamalı! Hatta uyuşturucu bile denilmiyor. Zira tam bir ZEHİR.

Şu durumda anlaşılıyor ki "kobay olarak Türkler seçilmiş, laboratuar olarak da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye seçilmiştir." Tek bir "fırt" bile şiddetli bağımlılık yapıyor. İnsan beynine inanılmaz zarar veren bu zehirin en büyük hedefi beyin! Beyin fonksiyonlarını hedef alıyor.

Dolayısıyla Türk gençliği inanılmaz tehdit altında! Bu uyuşturucuyu kullandığını tespit edildiği an, o kişinin derhal bulunduğu ortamdan tecrit edilmeli ve bulunduğumuz çevreyi de mutlaka uyarmak hepimizin zorunlu ödevi!

Uyuşturucu genellikle arkadaş ortamıyla başlıyor. Buna dikkat edilmeli.  Okullarda bu konuya yönelik bilgilendirilmeli.. Eğlence merkezleri, okullar, üniversiteler.. İdare ve öğretmenler, çocukların, gençlerin  sosyal hayatlarını da takip etmeli. Rehber öğretmenlerin özellikle takip etmesi gerekiyor. Bu durumda görülen çocukların derhal başka bir okula yönlendirilmesi şart.

Diyeceğim...

Alkol, sigara filan derken..

Asıl ürkütücü  ve endişe düzeyindeki bonzai denen zehire odaklanalım..

Dolayısıyla başta aileler olmak üzere; öğretmenler, okul idaresi ve ilgili yöneticiler... Topyekûn bir seferberlik içerisinde bu baş belası illete karşı mücadelede yer almak hepimiz için, vatani, insani, ahlaki ve vicdani  görevdir...

Allah gençlerimizi ve çocuklarımızı her türlü beladan uzak tutsun... 

Amin!
















DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin getirin...ve sonra öleceğim.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları...
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın.
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir, benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kop dağına göçen,
Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen.
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum.
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima, yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

Ceyhun Atuf KANSU

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

21 Ağustos 2014 Perşembe

Sana Selam Olsun...




"Van’da PKK’nın pususuna düşen 1 teğmen şehit oldu, 1 er yaralandı." 20 Ağustos 2014


Yiğitimiz EMREmiz...

Dünya tatlısı kahraman şehidimiz,

GENÇ TEĞMENİMİZ...

Lanet olsun seni katleden ve Mehmetçiğimizi yaralayan Haçlı uşağı eli kanlı PKK'ya...


Yazıklar olsun...


Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

19 Ağustos 2014 Salı

Müslüman Mahallesinde Salyangoz Satmak











15 Mayıs 1919'da İzmir'e giren Yunan askerlerine ilk kurşunu sıkarak işgallere karşı silahlı direnişi başlatan Hasan Tahsin, hemen oracıkta Yunanlılar tarafından şehit edildi.  1973'te İzmir Konak Meydanı'nda Hasan Tahsin anısına İlk Kuşun Anıtı dikildi.



31 Ekim 1919 günü hamamdan çıkan 3 Türk kadınına Fransız Ermeni lejyonerleri "Burası artık Türk memleketi değildir. Fransız müstemlekesinde böyle gezilmez!" diyerek kadınların peçelerini zorla açmak istemişlerdir. Olaya ilk müdahale eden Çakmakçı Sait: "Gâvur oğlulları! Dokunmayın bacılarıma!" diyerek düşmanın üzerine yürüdü. İşgalci güçler tarafından yaralandı. Bunu gören Sütçü İmam Ali silahıyla ateş ederek bir işgalciyi öldürmüş, bir diğerini de yaralamıştır...



Antep işgali sırasındaki mücadelede,  Fransız  yüzbaşısı  Andrea  Lefeure Tailon, daha sonra kaleme aldığı anılarında, Şahin Bey'in, dillere destan cesaret ve atılganlığı hakkında, şu takdir ve hayranlık yüklü cümleleri  sarf  ediyor:



''Bir  avuç  Türk  müfrezesi, inanılmaz şekilde direniyordu. Kalbimizde hırs değil,   takdir   hissi   vardı.   Başlarında   genç   bir adam vardı. Subayları olmalıydı. Allah bilir ya, ateş   etmek   istemedik.   Yürüdük.   Süngülerine davrandılar.  Ne  yazık  ki,  savaşta  kahramanları da öldürmek gerekiyor; hedefe varmak için. 10 dakika sonra, baştaki genç subay ve arkadaşları, diğerleri gibi süngü çatışmasında hayatlarını kaybetmişlerdi. Antep'e erzak yetiştirdik; ama o genç subayın hayali, bütün Kilik'ya maceramızda bizi bir gölge gibi kovaladı!"

Gaziantep Savunması’nın kahramanlarından  Şahinbey’in şehit düştüğü Elmalı Köprüsü’nün yanıbaşındaki alan anıt mezar olarak düzenlenmiştir. Şahinbey Anıt Mezarı, Gaziantep-Kilis karayolunun 28. kilometresinde yer almaktadır.



Anadolu'nın pekçok yerinde birçok millî mücadele kahramanlarımızın anıtları dikilmiştir. Onları gururla, şükranla ve minnetle  yüreğimiz sızlayarak anıyoruz...

Ve yıl 15 Ağustos 1984…

Müslüman ve Türk düşmanlarınca vatan topraklarımızı bölmeyi yüz yıllık hedefleri haline getiren HAÇLI emperyalistlerin  yarattığı eli kanlı tedhiş örgütü PKK, ilk silahlı eylemini yaptı. Bir askerimizi kurduğu hain tuzakla  şehit etti. O hain kurşunu sıkan tedhişçinin ne yazık ki heykelini vatan topraklarımıza diktiler, iyi mi?

Bu topraklarda dikilen heykellerin tek özelliği vardır ki...

Bayrağımıza, özgürlüğümüze, milletimize, namusumuza, imanımıza, ezanımıza, camimize, değerlerimize, dilimize, ecdadımıza göz dikenlere karşı göğsünü siper etmiş kahramanlarımızdır.

Pekii...

Askerimiz Süleyman  Aydın'ı şehit eden lojistik ve maddi yardımı Batılı güçlerce sağlanan, vatanımızı ve milletimizi bölmekle görevli eli kanlı tedhiş örgütü PKK’lı Mahsum KORKMAZ kim?

Sevr'i Büyük Türk Milleti'ne dayatanlar değil mi?

Ve aynı plân doğrultusunda bugün İslam coğrafyasını etnik-mezhepsel ayrışma üzerine kan gölüne çeviren aynı "güçler" değil mi?

Eee, ne oluyor? 

Bir yanda vatanın, bayrağın, bölünmez milletin bütünlüğü ve değerleri için canlarını veren başımızın tacı yiğitlerimizin anıt heykelleri... 

Öte yandan bu yiğitlerimizin kemiklerini sızlatacak türden elin gâvuruyla işbirliği içerisinde sinsice  onların maşası, kuklası olanların tetikçi heykeli...

Diyeceğim...

Hani bizim güzel bir atasözümüz var:

"Müslüman mahallesinde salyangoz satmak"...

Diyarbakır Lice ilçesine dikilen bu heykel de öyle bir şey be!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

15 Ağustos 2014 Cuma

Örnek Bir Şahsiyeti Kaybettik!















"O, kulübü yokluk içindeyken ayakta tutmaya çalışandı. O, evine otobüsle giden tek başkandı. Bir gün olsun lüks arabalara bindiğini görmedim. O, paraları çarçur etmezdi. Onun kulübünde kebaplar değil kuru fasulye-pilav kaşıklanırdı." 15 Ağustos 2014, Hilmi TÜRKAY

"Her şeyin para olmadığı zamanlarda çok güzel işler yaptık." Süleyman SEBA

"Eğer biz bir şey yapabildiysek, imkansızlıklar içerisinde yaptık..." Süleyman SEBA

Ve...

"Tüzüğümüzde de belirtildiği gibi, bizim düşüncelerimiz ve hedefimiz sporu desteklemek ve geliştirmek, ülkeye başarılı sporcular yetiştirmek, başarılı olmanın anahtarlarını gençlere sunmak, geleceklerini hazırlamak, sosyal ortamlarını ve iletişimlerini, kültür, sanat ve sporla geliştirmek ve kulübümüzü, Ulu Önder Atatürk’ün ifade ettiği gibi ''ben sporcunun zeki, çevik ve ahlâklı olanını severim.'' düsturunu ilke edinerek bjk’nın vizyonundan ödün vermeden yolumuza devam etmek" Süleyman SEBA

"Kendi değerlerimizi bıraktık..." Süleyman SEBA

İşte bu ölçülerde bu değerleri taşıyan, bugünle kıyaslanamayacak kadar ilkeli, erdemli, saygın duruşuyla   topluma örnek davranışlar sergileyen ve parayla hiçbir zaman satın alınamayacak  kıymetteki saygınlığı tartışılmaz hak eden, Türk futbolunun gerçek beyefendisi ve Beşiktaş'ın efsane başkanlarından Süleyman SEBA...

Ruhun şad olsun...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

12 Ağustos 2014 Salı

"Gooooood Morning Vietnaaaaam"
















"Hayâllerinizin peşinden gidin."  

"Sormayı hiç unutmayın!" 

"Ölü Ozanlar Derneği", "Can Dostum" ve "Günaydın Vietnam" gibi filmleriyle ülkemizde de geniş bir hayran kitlesine sahip olan dünyaca ünlü aktör Robin WİLLİAMS evinde ölü bulundu... 

Zihinlerde derin iz bırakan  savaş karşıtı  "Günaydın Vietnam" filmiyle Robin..

Bu filmden aklımda kalan  ve günümüzle bağlantılı olarak dikkat çeken bazı bölümlerle yazıma başlamak istiyorum:

"Düşman mı?

Düşman nedir?

Hepiniz evlerinizden bu kadar uzakta halkımızı öldürüyorsunuz!

Düşman biz değiliz, sizsiniz!

Benim annem öldü!

Yaşasaydı, şuan da 29 yaşında olacaktı ağabeyim.

O, öldü! Amerikalılar öldürdü!

Komşum öldü!

Onun kardeşi öldü!

Neden?

Çünkü; bizi insan olarak görmüyorsunuz! 

Değersiz Vietnamlılarız!"




Evet... Tıpkı bugün "Değersiz" Iraklılar,  "Değersiz" Libyalılar, "Değersiz" Suriyeliler, "Değersiz" Filistinliler, "Değersiz" Afganistanlılar, ve diğer "değersiz"ler gibi!

Robin Williams, "Günaydın Vietnam"la gerçekten mükemmel bir filme imza attı. Zira sanatçı, toplumsal olayları ve  onların  sorunlarıyla  sanatını icra ettiği zaman gerçek anlamda sanatçı olur.. Dolayısıyla "Günaydın Vietnam" film olmaktan ötede, savaş yıllarını anlatan belgesel  tadında; ve içerisinde  dram, komedi, dostluk..  olan, hepsi bir arada  bir film.

Robin filmde, Vietnam'a askere gönderilen bir dicey. Patlamalar arasında tüm yasaklara rağmen, vicdanının sesiyle hareket edip, radyodan şöyle seslenir:



"Resmî olmayan şeylere gelince...

Resmî hiçbir şey olmadı. Bugün resmi olmayan ... öldü. Resmî olmayan şu kadar yaralı oldu... Bunları resmen bilmeseniz de olur. Çünkü; resmen hiçbir şey olmadı. Çünkü, yetkililer öyle diyor. Ve bunları resmen öğrenebilmeniz için..."



Evet.. bu cümleler bize hiç de yabancı değil, değil mi?!..

Bugün Irak'ta, Libya'da, Suriye'de, Afganistan'da, Filistin'de... resmi olmayan bilgilere göre milyonlarca insan öldü, ölüyor.. Ama aslına bakarsak bugüne kadar resmi anlamda hiçbir şey olmadı (!)... Çünkü yetkililer -BM, İnsan Hakları filan- öyle diyor.  Ve dolayısıyla bunları resmen öğrenebilmemiz için de, sanırım tarih sayfalarına  geçmek gerekiyor. Ki onu da bilahare inkar etmek üzere... 

Dolayısıyla bugün Robin WİLLİAMS'a atfen, hadi, onun  filmde söylediği gibi yapalım:


"Gooooood morning Vietnaaaaam"

"Güüüüüüüünaydın Iraaaaak",
Bugün Irak'ta resmî olmayan bilgilere göre ... insan öldü, resmi olmayan ... kişi sakat kaldı..


"Güüüüüüünaydın Libyaaaaaa",
Bugün Lİbya'da resmî olmayan bilgilere göre ... insan öldü, resmi olmayan ... kişi sakat kaldı..

"Güüüüüüüünaydın Suriyeeeeee", 
Bugün Suriye'de resmî olmayan bilgilere göre ... insan öldü, resmi olmayan ... kişi sakat kaldı..

"Güüüüüüünaydın Filistiiiiiin"....
Bugün Gazze'de resmî olmayan bilgilere göre ... insan öldü, resmi olmayan ... kişi sakat kaldı..


Robin'e Allah'tan rahmet dilerken,

Sen iyi bir insandın...

Elveda Robin WİLLİAMS..


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Sorularım... Muhterem Müftü Efendiye!





TÜRK filmlerinin değişmez repliklerinden birisidir:

"Durun siz evlenemezsiniz! Siz kardeşsiniz..."

Durun siz beraber horon tepemezsiniz!

Trabzon’un Şalpazarı ilçesinde düzenlenen 195. Sis Dağı Yayla Şenliği’nde konuşan Samsun Müftüsü Yrd. Doç. Dr. Hayrettin ÖZTÜRK,  "eğlencelerimizi yapalım ama kadınlı -erkekli karışık yapmayalım" demiş. Dahası,

"Samsun Müftüsü olarak ben bile izleyemem kadınların o horonunu. Siz hiç izleyemezsiniz. Demek ki kadın oynayacak kadınlar izleyecek. Erkek oynayacak, kadın - erkek izleyecek. Kadın erkek karışık şekilde oyun oynamak İslam’a göre haramdır ve hesabı vardır. Türküler de müstehcen olmayacak."

"Bunu söylemek benim görevim. Sizi uyarmazsam bana da hesabını Allah sorar. Yanınızdaki kardeşiniz bile olsa kadınlı erkekli el ele tutuşup horon oynayamazsınız" gibi inciler saçmış..

Valla "Kur'an'ı silip baştan yazacaklar"ını söyleyen  "sapkın" IŞİD  tedhiş örgütü yakın zamanda  "72 maddde"lik  bir broşür yayınladı.. Diyor ki dağıtılan broşürde:

"Hanım tesettürlü olmalıdır. Kadın çalgılı düğünlere gitmemelidir. Yol ortasında insanların gezdiği yerlerde oturmamalıdır. Fal baktırmamalı, zorunlu olmadıkça alışverişi kocasına yaptırmalı, kocasından izinsiz dışarı çıkmamalıdır. Kaşını aldırması, saç ektirmesi ve estetik yaptırması haramdır. Pantolon giymemelidir. Yabancı erkeklerle tokalaşmamalıdır. Evde köpek beslemek haramdır, ince çorap giymemeli, terlikle gezmemeli, müzik dinlememelidir. (DHA)"

Eh.. bunları söyleyen kafa kesen, ciğer yiyenler, hadi anladık diyelim... Pekii.. "Eğlencelerimizi yapalım ama kadınlı -erkekli karışık yapmayalım" diyen, bizim Müftü Efendi'ye ne diyeceğiz?

Adama sormazlar mı, "IŞİD'den farkınız ne?" diye!

Yaşanılan tüm bu acılar karşısında akleden ve sorgulayan bir Müslüman olarak, "yardımcı doçent"liğe kadar yükselen  Muhterem Müftü Efendi'ye sormak istiyorum:


1- Etrafınızda ve dünyada insanlar birbirini öldürüp, Müslüman Müslümanın kanını akıtırken, kardeş kardeşi boğazlarken,  tüm bunlar İslam'a göre haram değil midir? Asıl bu durumda görevinizi yapmadığınızın farkında mısınız? Ve  yardımcı doçentliğe yükselecek kadar İslam  ilimi yapan birisi olarak bu vahşete sessiz kalmanızın hesabını Allah'a ve insanlığa karşı nasıl vereceğinizi  düşündünüz mü?

2- "Erkek kardeşinizin bile elini tutmayacaksınız" ifadesi ne anlama geliyor? Bu tür düşünce bir sapkınlık değil midir? Kardeşin kardeşe bakışında "şüphe" uyandırmak anlamı taşıyan bu "sapkın" düşünce,  insanların bilinçaltı zihnini uyarmak anlamı taşımıyor mu? Size ilahiyatta bunları mı öğretiyorlar?

3- Coğrafyamızı  ırkçı ve mezhepçi söylemlerle ve ayrıştırmalarla kan gölüne çevirmek isteyenleri hem Müslüman bir vatandaş olarak, hem aklı başında bir ilahiyatçı olarak, hem de karşılığında para aldığınız ve ekmeğini yediğiniz sorumluluğunu taşıdığınız mevkii açısından  göreviniz, bu  zalimleri  uyarmak, dolayısıyla halkı bilinçlendirmek değil midir? 

4- O halde bilerek ya da bilmeyerek onların ekmeğine yağ sürdüğünüz  bu cümlelerden dolayı, masum insanlarımızdan ve özellikle Trabzonlu kardeşlerimizden özür dilemeyi düşünüyor musunuz?

5- İnsanların sevgi içerisinde neşe ve mutlulukla  eğlenmesinin size ne gibi zararı var? Trabzonluları birbirine bağlayan ve yüz yıllardır sürdürülen bu güzel şenlikten neden rahatsız oldunuz?

6- "Müstehcen türküler" de ne oluyor?!..  Sizin asıl "görev"iniz dillerine pelesenk etmiş,  "Allahuekber" nidalarını kötüye kullanarak  adam öldürenleri uyarmak değil midir?

7- Özellikle Sevgili Peygamberimiz'in  bugünlerin yaşanacağı  endişesinden olsa gerek ki, bu konun üzerini kalın çizgilerle çizme ihtiyacı hissediyor. Zira  Hutbesinin üç yerinde aynı hatırlatmayı tekrar tekrar yapıyor. "Mü'minler!  Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman'ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar  kardeştirler. Bir Müslüman'a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır."

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'in bu uyarısından yola çıkarak... Pek Muhterem Müftü Efendi, Peygamber Efendimizin Veda Hutbesi'ni en son ne zaman okudunuz?!


Sevgi ve saygılarımla!


Hz. Muhammed'in Veda Hutbesinden...

"Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.  İnsanlar! Bugünleriniz nasıl  mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

Ashabım!

Muhakkak Rab'binize kavuşacaksınız. O da sizi yaptıklarınızdan  dolayı sorguya çekecektir. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur." 632


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)