10 Aralık 2018 Pazartesi

Mutlu, Mes'ut Kutlanıyor



"… VE DÖVÜŞEBİLİRİM.

DOĞRU BULDUĞUM, HAKLI BULDUĞUM

GÜZEL BULDUĞUM HER ŞEY VE HERKES İÇİN

YAŞIM BAŞIM BUNA ENGEL DEĞİL…" Nazım Hikmet


Daha bir hafta öncesinde Yunan polisi göçmenleri soyup dövdü, ölüme terk etti. Dolayısıyla  göçmenlerin, sıfırın altına düşen soğuk havada donarak hayatlarını kaybettikleri haberleri havada uçuşurken, "insan hakları" görmezden gelinerek ihlal edilip insanlık dramı haberlerinin duyulmasından 7 gün sonra, hiç bir şey olmamışcasına yüzsüzce "İnsan hakları" kutlanılması kadar rezilce bir durum olamaz...

Ve ne yazık ki  aynı yüzsüzlerin, başta içinde yaşadığımız coğrafya olmak üzere dünyanın dört bir tarafında bugüne kadar yaptıkları ihlaller ve sömürülerden sonra, arsızca mutlu mes'ut kutladıkları gündür.



 "Yaşamayı ciddiye alacaksın, 
yani o derecede, öylesine ki, 
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, 
yahut kocaman gözlüklerin, 
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin, 
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, 
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, 
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde." Nazım Hikmet, 1948


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

8 Aralık 2018 Cumartesi

Avrupa Baharı





Medeni Avrupa'nın medeni Fransa'sında kıyamet kopuyor!

Dolayısıyla...

Şimdi birkaç soru soracağım:

- Coğrafyamızdaki ülkelerin topraklarını işgal etmiş emperyalistlerin saldırılarını nasıl adlandırırsınız?

- Hemen cevaplayalım:

- Alışılageldiği gibi adlandıralım,

- "Terörist saldırı"!

- Peki zengin ve vahşi güçlerin  uçaklarının,tanklarının ve tüm ağır silahlarının konuşlandığı coğrafyamızda kendilerini savunmaya çalışan insanlara roket,envai çeşit bomba ve mermi yağdırmalarını nasıl adlandırırsınız?

- Yine alışılageldiği gibi, hemen cevaplayalım:

- "Orantısız güç" kullanımı.

- Hımm!..

- Hani yine coğrafyamızda "Arap baharı" denilen bir ayaklanma fırtınası vardı, ona ne dersiniz?

- Hemen cevaplayalım:

- Vallahi bizde,"Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner" gibi bir atasözü var...

İşte şimdi Fransa'da da öyle bir şey oluyor galiba.

Ve..

Yakın Çağ: 1789'daki Fransız devrimiyle başlayan ve de günümüze kadar süren döneme dendiğini taa küçük yaşlardan beri hepimiz biliyoruz, öyle değil mi? İşte bu süreç içerisinde  vahşi kapitalizmi iliklerimize kadar  yaşadığımız bir dönem olarak da değerlendirmek gerektiğine inanıyorum.

Fransız İhtilaliyle,   Fransız halkı bilinçlenerek Kral’ın emirlerine karşı çıkmış ve yönetimde söz sahibi olmuştur. Dolayısıyla aynı Fransız halkı sanırım  şimdi de  Küresel kraliyete karşı çıkıyor. Zira kapitalizm çöküyor! Yani, küreselleşme yıkılıyor!!!


Öte yandan, "Indegnez-vous!/Öfkelenin!" ya da "İnsanlık Onuru İçin Manifesto",

"1944'te Ulusal Direniş Kurulu Programı, 1948'de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'ni kaleme alanlar arasında olan Stéphane HESSEL, özlediği küresel bir topluma yönelik çağrısını; sosyal adalet, eşitlik ve özgürlük çığlığını,  "İnsanlık Onuru İçin Manifesto" diyebileceğimiz davetiyle...

"Para üzerine kurulu dünya düzenine karşı çıkın; sosyal haklarınızı elde etmek için savaşın ama bunu terörizm ile değil düşüncelerinizi kabul ettirerek yapın; kendinize dayatılan bu düzeni kabullenmeyin; öfkelenin."

"Direnmek, bir anlamda insan topluluklarının kendini sürekli yeniden yaratması demektir... İnsanoğlu tarihin akışını değiştirmeye kadirdir. Tarih yaratıcı yurttaşların eseridir." 2008 Stéphane Hessel, Öfkelenin! sf:19



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

5 Aralık 2018 Çarşamba

Demokrasi ve Medeniyet Tacirleri



Sözde medeni sayılan Batılı ülkelerin yönetimleri, önce ülkelerin yönetimlerine dayattıkları, açlığa, sefalete sürükleyecek politikalarıyla insanları bir kargaşaya ve bir yozlaşmaya sürüklediler,

Sonra "demokrasi, özgürlük" bahanesiyle ülkeleri karıştırıp, ardından ilmek ilmek ördükleri, plânladıkları  tedhiş örgütlerini yaratıp, onları silahlarıyla beslediler,

Derken...

Önce iç savaşa sürükleyip ardından karıştırdıkları ülkeleri tek tek  işgale başladılar.

En nihayetinde bombalarıyla ülkeleri hallaç pamuğu gibi attılar,

Kan, gözyaşı, tecavüz...

Ve... daha iyi bir yaşam için vatansız kalan insanlar, canları pahasına oraya buraya göçmeye başladılar.

"Yunan polisi göçmenleri soyup dövdükten sonra Türkiye’ye gönderdi

Edirne'nin Meriç ilçesine bağlı 2 köyde, Yunanistan polisince kıyafetleri alınarak geri gönderildiği öne sürülen göçmenlerin 3'ünün, sınıra yakın alanda cansız bedenleri bulundu. Yapılan ilk incelemede göçmenlerin, sıfırın altına düşen soğuk havada donarak hayatlarını kaybettikleri tespit edildi." 4 Aralık 2018

Dolayısıyla...

İnsanlığın can çekişmesine sebep olan Batı'nın  böylesi katliamlarıyla, sözde "medeni" ülkelerin bu vahşetleri,  patlamış mısır yiyerek sessiz sedasız izlemeleri  milli şairimizin, "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" dizesiyle  onu bir kez daha haklı çıkarmıştır.

Son söz olarak, Mehmet Akif ERSOY'un Batı medeniyetini net olarak anlatan "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" ifadesi aslında  bir kez daha gösteriyor ki,   emperyalizmi en iyi anlatan sözdür.

Ve   sömürgeci güçlerin kan emerek elde ettikleri sözde medeniyet, canavarlıktan başka bir şey değildir! Zira unutulmamalıdır ki, oraya buraya durmaksızın sözde özgürlük ve demokrasi götürenler, Kurtuluş Savaşı verdiğimiz dolayısıyla milli şairimizin yaşadığı  dönemde de ülkemize  medeniyet getirmek  üzere vatanımızı işgal etmişlerdi.




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

3 Aralık 2018 Pazartesi

Lütfen Dikkatle okuyunuz!











Aralık ayı içinde kutlayacağımız, "Tutum, yatırım ve Türk malları haftası" münasebetiyle  Büyük Türk milletine ithaf olsun...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

28 Kasım 2018 Çarşamba

Selam Olsun...




Batman'da 4 yaşındaki bir çocuğumuzu kendisine kalkan yapmak üzere esir alan tedhişçiyle çatışmaya giren, ve de  çocuğun zarar görmemesi için kendisini mermilerin önüne atan polisimiz Birol ÖZTEKİN ŞEHİT oldu!

Demek ki neymiş? 

Yaşatmak arzusunu yaşama arzusundan üstün tutmak bizim şiarımız'mış!

İstanbul, Sancaktepe'de acil inişe maruz kalan, dolayısıyla da  hiç kimseye zarar vermemek için kahramanca çaba sarf eden  pilotlarımız  ŞEHİT oldular!

Demek ki neymiş? 

Yaşatmak arzusu yaşama arzusundan üstün tutan bir ordumuz var'mış!

Dolayısıyla, her fırsatta bizi, "işgalci, baskıcı ve soykırımcı gibi yaftalamalarla suçlamaya çalışan, ve de başımıza "özgürlük", "demokrasi" havarisi kesilen, insanlığını kaybetmiş, "tek diş kalmış canavarlara" ve onların işbirlikçilerine,  duyurulur!

Dolayısıyla...

Bayrağımızla, vatanımızla, milletimizle, Atatürk'ümüzle,  İstiklal Marşımızla, Türklüğümüzle...  sakın ola kimse uğraşmaya kalkışmasın!



Ne mutlu Türk'üm diyene!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

24 Kasım 2018 Cumartesi

Başöğretmen Büyük ATATÜRK





Eşisiz Başöğretmen Büyük ATATÜRK'üm,

Okuma-yazma bilmeyen bir millete öğretmenlik yaparak "BAŞÖĞRETMEN"imiz oldun...

Mutluyuz, gururluyuz, onurluyuz!

Emanet ettiğin, aydınlık yarınların teminatı olan CUMHURİYET'imizi koruyup, kollamak için biz öğretmenlere  söylediğin üzere,

"Muallimler, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, nesiller ister." sözünüzü biran olsun aklımdan çıkarmamanın mutluluğuyla, 

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içtim.

Bu anlamlı günde senin önünde saygıyla eğilmekten büyük mutluluk duyuyorum.

Dolayısıyla bu kutsal mesleği hakkıyla yerine getiren CUMHURİYET'imizin yılmaz bekçisi öğretmenlerimizin, bu güzel ve onurlu  gününü en içten duygularımla kutluyorum... 




Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

13 Kasım 2018 Salı

Sevgili Diyanet, Atatürk'ümüzü Unuttunuz Mu?




Birkaç ay önce sevgili eşimin anneciğinin cenazesindeyiz... Dolayısıyla akşam üzeri sevgili anneciğimizin ardından Kur'an okumak üzer iki hoca evimize geldi. Arka odadan dinliyorum... Duaya sıra geldi. Ruhlarına  hediye edilmek üzere şehitlerimizle birlikte sıralama yapıldı.

Dikkatle bekledim, Atatürk'ün adı geçmedi, iyi mi? 

Yüreğim sızladı...
 Biraz sonra salona geçtim. Önce sayın hocalara teşekkür ettim. Ardından özür dileyerek bir cümle etmek için izin istedim:

"Sayın hocam dilinize, yüreğinize sağlık olsun. Ancak bu ülkenin kurucusu büyük önderimizin adını niye zikretmediniz? Zira hepimiz onun sayesinde huzur içinde varlığımızı sürdürüyor, özgürce dini vecibelerimizi yapabiliyor ve  siz de onun kurmuş olduğu DİYANET'e bağlı bir kurumun, dolayısıyla da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başı dik, onurlu bir memurusunuz...

Bu cümlelerim salonda elbette soğuk duş etkisi yarattı. Sayın Hoca, "ben şehitlerimizi söyledim ya..."

Tabii bir cümle etmeden gülümseyerek öteki odaya geçtim.

Aradan geçen dakikalar sonrasında koridordan geçerken Sayın Hocamız bana seslendi:

"Bakar mısınız!" 

"Buyurunuz"

"Biraz önce söylediklerinizi düşündüm. Haklısınız. Bundan sonraki her ortamda ATATÜRK'ün adını da söyleyeceğim." 

Teşekkür ederek, salondan bir kez daha ayrıldım.

Dolayısıyla...

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güzide  kurumlarından birisi olan, ve bizzatihi ATATÜRK'ün kurmuş olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı'nın cuma hutbelerinde okunmak  üzere, hiç olmazsa 10 Kasım'da ATATÜRK'ümüzün anılmasını gururla, onurla ve de tüm benliğimle isterdim. Bundan dolayı yaşadığım  bu derin ve anlamlı acımı paylaşmak üzere  Sevgili DİYANET'e sunmak istiyorum...

Lütfen!!!


Sevgi ve saygılarımla!


NOT: Hakkari'de şehit düşen vatan evlatlarımızın mekanları cennet olsun...




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)