15 Temmuz 2019 Pazartesi

Ordu-Millet El Ele 15 Temmuz...





Neyi unutmayacağız?

Kar kış demeden bebeğinin kundağını cepheye taşıdığı top mermisine saran Şerife Bacıları..

Sevdiklerini toprağa verip cepheye koşan Anadolu'nun vefakar Türk kadınlarını...

Dolayısıyla çoluk çocuk yaşlı demeden Büyük Atatürk'ümüzün önderliğinde kazandığımız Kurtuluş Savaşı'yla elde ettiğimiz bağımsızlığımızın ölümsüz varlığı Modern Türkiye Cumhuriyeti'nin,

Yılmaz savunucusu kahraman Türk Ordumuzu,

Ve aziz şehidimiz Ömer Halis Demirleri asla, ama asla unutmayacağız!




Neyi unutturmayacağız?

Dinimizi kullanarak, 1919'da ülkemizi işgal eden emperyalistlerle işbirliği içine girip, içimize sızan ajanlarıyla milletimizi tanklarla, bombalarla öldürmeye çalışan

"Hoca efendi"leri asla ama asla unutturmayacağız!

Ne mutlu Türk'üm diyene!







Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

14 Temmuz 2019 Pazar

Askerinle Bin Yaşa Mustafa Kemal Paşa

5 Temmuz 2019 Cuma

Hepsi Bizim Vatandaşımız!




Biri eli kanlı cani tedhiş örgütü -bölücü- PKK tarafından bir gece yarısı aniden köy basarak plânlı bir şekilde 33 vatandaşımızın katledildiği tarihin kara sayfasıdır

"Başbağlar Katliamı, 5 Temmuz 1993'te, Erzincan ilinin Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde PKK tarafından 33 sivilin öldürülüp köyün ateşe verildiği katliam."



Diğeri ise -mezhepçi- gericilerin 37 vatandaşımızı diri diri yakarak tarihin utanç verici kara sayfasına geçmiş ve de orta çağ karanlığını aratmayan bir katliamdır.  

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin gericiler tarafından yakılması"
"Olur mu böyle olur mu? 
Kardeş kardeşi vurur mu?" 

Dolayısıyla...

Mezhepçilerin ve bölücülerin karşılaştırılmasıdır. 

Her ikisi de bu ülkenin ve milletinin bölünmez bütünlüğüne,  kardeşliğine  yapılmış hain  bir saldırıdır! 

Bağrımızdan hunharca koparılan  masum vatandaşlarımızı, sevgi ve saygıyla anıyoruz... 

Ruhları şad, mekanları cennet olsun!

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

3 Temmuz 2019 Çarşamba

Primat Planet





Vay arkadaş!..

"Esra Erol'da" ve muadili programlarını  açın...

Ahlaksızlığın, rezilliğin, çürümüşlüğün, kokuşmuşluğun resmini buradan görün!

"Bu kadar mı olur!" dedirten bu programları, nerelere geldiğimizi görmek  istiyorsanız, lütfen izleyin!

Kim kimin babası, 

Kim kimin anası, 

Kim kimin çocuğu, 

Kim kimin sevgilisi,

Eski sevgililer, 

Gıcır kocalar... 

Çoluğunu çocuğunu terk ederek sevgilisine kaçanlar, 

Ensestin alasını yaşayanlar,

Kızını satanlar, 

Kardeşini satanlar,
...

Say say bitmeyecek kadar ekrandan zehir akan programlar.

Vayy!.

"Biz nerede yaşıyoruz?.."

Stüdyoda yemin billahlar, utanmadan  Kur'an'a sarılanlar, sıkılmadan Allah'ı ağızlarına alıp  şahit tutanlar

Pess!..

Ha bu arada tüm bu kepazeliklere bir de kılıf hazırlanmış;

"İmam nikahı" 

Daha boşanmadan, "imam nikah" maskesiyle tüm bu kokuşmuşluklara kılıf uydurulmuş,

"Hoca nikahı"!

Dolayısıyla...

Sanki yaptıkları doğru ve yasalmış gibi "imam nikahlı" olduklarını dile getirerek anında kendilerini savunmaya geçiyorlar. Bu durum karşısında da kimseden "tık" yok, iyi mi!

Ve kimse de  çıkıp bu ülkede, "medeni kanun gereği tek eşlilik geçerlidir" diyen yok, iyi mi!

Arkadaş stüdyoda  yarışma sonucu açıklanır gibi "az sonra" diye diye DNA testi sonuçları ifşa ediliyor.  Ve nefesler kesilmiş şak diye "bu çocuk senden değil" deniliyor... Çocuğun babası olduğundan şüphe duyan kimi zevat da,  test sonucu çocuğun karısının sevgilisinden olduğunu duyunca sevinç gözyaşlarına boğuluyor, iyi mi! 

Netice itibariyle işini gücünü bırakmış bu rezaletleri izleyen sözde izleyicilerle birlikte  kaçan, aldatan ve aldatılan eşlerle doldurulmuş mekanda  adeta bir mülakat yapılıyor, iyi mi! Dahası milletin yatak odası gözetime açılmış dolayısıyla da  topyekun "DALLAS" olmuşuz haberimiz yok, iyi mi!



Hal böyleyken...

Bu rezaletlerin özetini en tepe noktada bulunanlardan birisinin  yaşadığını, ibretle çarşaf çarşaf dünyaya ifşa edilen  bir haberi gazetelerden okuyoruz:

"Son dakika… 'BAE Şeyhi Londra'da seks partisinde öldü' " 3 Temmuz 2019, Sözcü


Demem o ki...

ATATÜRK'ümüzün, "Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. en doğru, en hakiki tarikat,medeniyet tarikatıdır." felsefesini  yok saydığımız sürece,

Memleket şeyhler dervişler ve müritler ülkesi haline gelirse,

 Televizyonlardan şeyhler ve imamlar nasıl yaşayacağımıza karar verirlerse,

 Geldiğimiz nokta,

 "Esra EROL'da"...

İyi mi!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

26 Haziran 2019 Çarşamba

"Müjde" Öyle Mi!..




"Yeni Askerlik sistemi yürürlüğe girdi! 120 bin askere müjde!

Askerlik süresini 6 aya indiren, bedelli askerlik uygulamasını kalıcı hale getirerek askerlik sistemini yeniden düzenleyen kanun, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 6 ayını dolduran yaklaşık 120 bin askerin terhis olması bekleniyor." Sabah, 26 Haziran 2019

Etrafımız hızla silahlanırken, Ege, Akdeniz, Karadeniz... askeri yığınaklara teslim olurken ve de en önemlisi namluları bize doğru çevrilmişken bizim yüz binleri kapsayan bir asker terhisine alkış tutmamızı  asla, ama asla normal karşılayamadığım gibi endişe duyuyorum!

Zira...

Bu haberle birlikte,  acı reçeteyi bize dayatan SEVR'i hatırlıyorum:

Osmanlı'nın  azınlıklar üzerindeki bütün haklarını kaybetmesini sağlayan SEVR ile

Azınlıklara geniş ve sonsuz haklar verilirken,

Türk milletinin hakları sınırlandırılmıştır.


Anadolu'da yeni devletler kurularak siyasi ve sosyal birlik ve beraberliğin bozulmasına vesile olan SEVR ile `

Osmanlı İmparatorluğu'nun  siyasi yönden varlığı sona erdirilmiştir. Osmanlı bağımsızlığını YOK EDEN maddeleri kabul etti!

Dolayısıyla emperyalist işgalci devletlerin kontrolü altına giren Osmanlı Devleti bu antlaşma ile fiilen sona erdi!

Hal böyle olunca da SEVR'in askeri  maddelerine bir göz atalım:

"Sevr Antlaşması 152-155 arası maddelere göre; 50 bin kişilik bir askeri birlik dışındaki tüm ordu terhis ediliyordu. 168. maddeye göre tüm askeri okullar kapatılıyordu. “Askere Alma” başlığını taşıyan 165. maddeye göre “zorunlu askerlik” kaldırılıyor ve askerlik süresi 12 aya indiriliyordu" Sinan MEYDAN, 3 Haziran  2019 Sözcü.

"1- Osmanlı Devleti'nde mecburi askerlik kaldırılacaktır.

2- Askeri kuvvet 50.700 kişiden oluşacak ve ordunun ağır silahları bulunmayacaktır. Bu kuvvetler yalnız iç güvenliği sağlayacaktır.`

3- Deniz gücü sınırlı olacak, 13 küçük gemiyi geçmeyecek ve denizaltı bulunmayacaktır."

Dolayısıyla...

Osmanlı imparatorluğu askeri yönden sınırlandırılarak savunmasız hale getirilmiştir. Bu da emperyalist işgalci devletlerinin planlarını rahat uygulamalarına zemin hazırlamıştır. Ancak Mustafa Kemal ATATÜRK'ün önderliğinde Yüce Türk Milletinin baş kaldırmasıyla  emperyalistlerin planları, YERLE BİR EDİLMİŞTİR

Bugün mü?






Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün ışığında, 

Sevr'i bize dayatan dünün "İtilaf Devletleri, bugünün Koaliyon Güçleri, Yüce Türk Milletinin dolayısıyla da göz bebeğimiz Türk Ordu'muzun o müthiş, çılgın iradesi karşısında,  bir kez daha yerle bir olacaktır!

Ne mutlu Türk'üm diyene!



Türk Ordusu bizim her zaman göz bebeğimiz olmuştur, olmaya da devam edecektir!



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

25 Haziran 2019 Salı

22 Haziran...




AMASYA GENELGESİ(TAMİMİ) / 22 HAZİRAN 1919

Havza’dan hareket eden Mustafa kemal Paşa 12 Haziran 1919’da Amasya’ya varmıştır.Burada daha rahat bir çalışma ortamı bulan Mustafa kemal Paşa Amasya Genelgesini hazırlamıştır.Bu genelgeyi yayımlamadan önce Ali Fuat Paşa,Rauf bey,cemal Paşa ve Kazım Karabekir Paşa gibi komutanların da onayını almıştır.Böylece genelge kararlarının kişisel olmaktan çıkmasını ve halkın bu kararları benimsemesinin kolaylaşmasını sağlamıştır.

Anadolu’daki sivil ve askeri makamlara gizli olarak gönderdiği bu genelgenin maddeleri şunlardır:

• Madde: Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir

Yorum:
• Milli mücadelenin gerekçesi belirtilmiştir.
• Bölgesel kurtuluş çarelerinin yetersizliği anlatılmıştır.
• Ulusal bağımsızlık için Türk Milleti’ne çağrı yapılmıştır.

• Madde: İstanbul Hükümeti yüklendiği görevi yerine getirememektedir.Bu durum milletimizi yok saymak anlamına gelmektedir.

Yorum:
• İstanbul Hükümetine karşı güvensizlik duyulduğu ilk kez açıkça belirtilmiştir.
• İstanbul Hükümetinin Türk Milletini temsil etmediği ortaya konulmuştur.
• Bu durum Anadolu’da yeni bir direnişin başlamasının gerekliliğini ortaya koymuştur.
• Kendisini Samsuna gönderen İstanbul Hükümetine karşı gelen Mustafa Kemal Paşa böylece yetki ve görevlerini aşmış bunun sonucunda İstanbul’a geri çağırılmıştır.

• Madde: Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

Yorum:
• Genelgenin en önemli ve kapsamlı maddesi bu maddedir.
• Kurtuluş savaşının yöntemi ve amacı belirtilmiştir.
• Milli Mücadelenin millete danışılarak yani demokratik bir yöntemle gerçekleştirileceği ifade edilmiştir.
• Milli mücadelenin amacının milletin iradesine dayanan bir yönetim kurmak olduğu belirtilmiştir.
• Yönetim şeklinin değiştirileceği dolaylı olarak belirtilmiş üstü kapalı bir şekilde cumhuriyet yönetimine işaret edilmiştir.
• Bölgesel kurtuluş sömürgecilik yada manda-himaye yönetimlerinin hiçbirinin kabul edilemeyeceği açık bir dille ifade edilmiştir.
• Yapılacak olan direnişin evrensel niteliklere dayandığı belirtilmiştir.

• Madde: Milletin haklarını korumak amacıyla her türlü etki ve denetimden uzak millî bir kurul oluşturulmalıdır.

Yorum:
• Kurtuluş savaşı için milletin teşkilatlanması gerektiği vurgulanmıştır.
• Bu maddenin sonucu İlk kez Erzurum Kongresinde “Temsil Heyeti” adıyla bölgesel bir kurul oluşturulmuştur.Bu kurul Sivas Kongresinde tüm yurdu temsil eder hale getirilmiştir.

• Madde: Anadolu’nun her bakımdan en güvenli yeri olan Sivas’ta millî bir kongre toplanmalıdır.

Yorum:
• Yurt çapındaki bölgesel direniş çalışmalarının tek bir merkezde toplanması amaçlanmıştır.
• Teşkilatlanmak için somut adımlar atılmaya başlanmıştır.
• Alınacak kararların bütün yurdun temsilcileri tarafından onaylanması amaçlanmıştır.
• Demokratik yöntem bu şekilde uygulamaya konulmuştur.
• Milli birlik ve beraberlik sağlanarak cemiyetlerin birleştirilmesine zemin hazırlanmıştır.

• Madde: Her sancaktan halkın güvenini kazanmış üçer kişi seçilerek hemen Sivas’a doğru yola çıkmalıdır.

Yorum:
• Alınacak kararların kişisel olmaktan uzak milli kararlar olması amaçlanmıştır.

• Madde: Sivas’taki kongreye katılacak olan delegeler Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak Cemiyetleri ve belediyeler tarafından seçilecektir.

Yorum:
• Yerel idareler etkili kılınmıştır.
• Delegelerin Milli mücadele yanlısı ve halkın güvenini kazanmış kişiler olmaları sağlanmaya çalışılmıştır.

• Madde: Bu genelge Millî bir sır olarak saklanmalı ve delegeler gereken yerlerde kimliklerini gizleyerek Sivas’a gelmelidirler.

Yorum:
• Genelge kararlarının uygulanmasının İstanbul Hükümeti ve İtilaf devletleri tarafından engelleneceği hatırlatılmıştır.
• Sivas Kongresinin toplanmasının engellenebileceği belirtilmiştir.

• Madde: Doğu illeri adına 10 Temmuz 1919’da Erzurum’da bir kongre toplanacaktır.O güne kadar diğer illerin delegeleri Sivas’a ulaşabilirlerse Erzurum Kongresinin delegeleri de Sivas Kongresine katılmak için yola çıkacaklardır.

Yorum:
• Erzurum’da bölgesel cemiyetlerin toplanacağı kongre diğer bölgelere de duyurularak bu tip kongrelerin yaygınlaştırılması sağlamak istenmiştir.

• Madde:Askeri ve sivil teşkilatlar hiçbir suretle dağıtılmayacak yönetimi başkalarına devredilmeyecek ve silahlar teslim edilmeyecektir.
Yorum:
• Gerektiğinde silahlı bir mücadelenin yapılacağı ifade edilmiştir.
• Mondros Ateşkes Antlaşmasına karşı çıkılmıştır.
• Yapılacak direnişin top yekün bir mücadele olacağı ortaya konulmuştur.
• Mustafa kemal Paşa’nın resmi görevini yerine getirmeyeceği ortaya çıkmıştır.
• Askeri ve sivil makamların Milli mücadele yanlılarının elinde kalması amaçlanmıştır.


Amasya Genelgesi’nin Millî Mücadele’deki Yeri

• Bir ihtilal beyannamesi özelliği taşır.
• Türk İnkılabının “İhtilal safhası”nı başlatmıştır.
• Siyasi,hukuki ve askeri bir direniş başlatmıştır.
• Havza Genelgesi ile uyandırılmış olan ulusal bilinç artık harekete geçirilmiştir.
• İstanbul’un artık Anadolu’nun sesini dinlemesi gerektiği ortaya konulmuştur.
• İstanbul Hükümeti’ne karşı güvenini yitirmiş olan fakat ne yapacağını bilemeyen vatanperver aydınların ve subayların Anadolu’ya geçmesi sağlanmıştır.
• Yurdun her tarafında yeni bir heyecan oluşmuş ve Sivas Kongresi’ne katılmak için delege seçimleri yapılmaya başlanmıştır.
• En karanlık günlerde bir milletin yeniden dirilişine önayak olmuştur.
• Milli Mücadelenin gerekçesi amacı ve yöntemi belirtilmiş daha sonra toplanan bütün kongrelerin ve oluşturulan teşkilatların temeli bu genelgeye dayanmıştır.
• Milli egemenlik ve bağımsızlık mücadelesi birlikte başlatılmıştır.
• İstanbul hükümeti’ne karşı açıkça cephe alınmasına rağmen saltanata açıkça karşı çıkılmamıştır.


Amasya Genelgesi’ne Tepkiler

• İstanbul Hükümeti Mustafa kemal Paşayı İstanbul’a geri çağırmış,isterse bir süre istirahat için izine ayrılmasını önermiştir.
• İstanbul Hükümeti genelge maddelerinin yasa dışı olduğunu ilan etmiş ve uygulayacak olanların tutuklanacağını açıklamıştır.
Mustafa Kemal Paşa İstanbul Hükümetinin İstanbul’a gelmesini istemesine rağmen bu emri yerine getirmediği için müfettişlik görevinden alınmış hakkında tutuklama kararı çıkarılmıştır.
• Böyle bir ortamda Tokat üzerinden Erzurum’a hareket eden Mustafa kemal Paşa Erzurum’da İstanbul ile haberleşmesini bir süre daha sürdürmüş ancak bunun bir fayda sağlamayacağını görünce 7-8 Temmuz 1919 gecesi çok sevdiği askerlik görevinden de istifa etmiştir.Bu karardan sonra Mustafa kemal Paşanın İstanbul Hükümetine resmi açıdan bağlılığı ve emirleri uygulama zorunluluğu kalmamıştır.Bu olaydan itibaren Mustafa kemal Paşa artık sivil bir kişi olarak ulusal direnişi teşkilatlandırmaya çalışacaktır.Sivil olarak gerçekleştirdiği ilk çalışma Erzurum Kongresinin başkanlığını yürütmek olmuştur.

https://www.sosyalbilgiler.gen.tr


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

30 Mayıs 2019 Perşembe

Tiksindik!




Son 24 saatten bu yana tiksintinin, mide bulantısının zirvesini yaşıyorum. 

Zira bir bebekle iğrenç fantaziler üreten sapkın bir yaratığın (Abdullah Şevki) yazmış olduğu "Zümrüt Apartmanı" adlı kitap ortalığa henüz saçıldı.

Vay arkadaş meğer bu sapkın yaratık tek değilmiş.

The Elif ŞAFAKAyşe KULİN

Vallahi bunlar da boş durmamışlar. Bu sefil yaratıktan geri kalmayacak inciler, fantaziler gırla gitmiş...  iyi mi!!!

Dolayısıyla bu yaşıma kadar bilmediğim, aklımın yetmeyeceği, hayal edemeyeceğim kadar  bir ahlâksızlığı ne yazık ki dün itibariyle duydum, öğrendim!

Öğrenmez olsaydım!..

Bu rezaletlere tanıklık ettiğim için kendimden utanıyorum!

Bu iğrençlikleri okuduğum andan itibaren insanlığın üzerinden bir dozerin geçtiğini görüyorum.



Allah'ım helak et lütfen! 

Dünden bu yana adeta deliriyorum...

Dişlerimi sıkmaktan çenem sızlıyor artık.

Ve

Eyy sayın yetkililer, 

Nerelerdesiniz?

Sesinizi duymuyoruz!

Bu kadar kirlenmişliği, bu kadar iğrençliği kaldıramıyoruz!

Bir yanda İslam üzerinden neredeyse günün 24 saati her konuda fetva bombardımanına maruz kalalım,

Öbür yandan burnunuzun dibinde adeta  Lût Kavmini aratmayacak rezaletler ortaya saçılıyor, kimsenin kılı kıpırdamıyor, iyi mi!

Ve yine her gün bangır bangır orada burada yok şu olmuş, yok bu olmuş diye haber yapanlar, zihnimizi allak bullak eden basın mensupları, siz nerelerdesiniz?

Bu rezil kitap  yayınlanalı 6 yıl olmuş,  yankısı ancak geliyor, öyle mi!

Utanıyorum! 

Acı çekiyorum! 

Rezaletin dibini görmenin sorumluluğunu taşıyorum!

Kendinden başkasını düşünmeyen yığınların içinde olmaktan hicap duyuyorum! 

Ve dışarıdaki bebeklerin yüzüne bakmaktan ızdırap duyuyorum! 

Ve  zavallı masum kedilere, köpeklere tecavüz eden mahlukatlardan dolayı o masum hayvanlara bile bakmaktan utanç duyuyorum!

Allah'ım böyle bir pisliğin içinde olmak bana çok ağır geliyor!

Yer yerinden oynasın, yıkılsın bu dünya!... 


Öte yandan...

Balıkesir'de dernek ve  vakıf temsilcileri mezuniyet törenleri için çağrıda bulunarak "Mezuniyet törenleri uygulamaları ile İslam'a aykırı ortamlarda gayri ahlaki davranışlar sergileniyor." demişler.

Vay be!.. mezuniyet İslam'a aykırıymış, öyle mi?

Eyy mezuniyet ve etek boyuyla uğraşanlar!

Bırakın mezuniyeti, mini eteği de,

Siz asıl bu  ülkede bebeklerin, çocukların kaçırıldığı insan onurunun kabul edemeyeceği  bu  gayri  ahlakî Abdullah Şevkiler için bir zahmet  çağrıda bulunup tepkinizi verin!

Dolayısıyla her şeyin bittiği an bu andır. O sebeple bu iğrençliklerin kitaplaştırılıp aleni satışa çıkarıldığı  ülkede yer yerinden oynaması gerekmez mi?




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)