24 Ocak 2020 Cuma

Işıklar İçinde Uyu TOPRAK DEDEM!



TEMA VAKFI'nın kurucusu ve Türkiye'nin ilk ARBORETUM(Ağaç Müzesi) KARACA'nın sahibi Hayrettin KARACA ile 2013 yılında bir söyleşim oldu.

Büyük bir heyecanla bir otelin lobisinde kendileriyle buluşmuştum. Zira böyle bilge birisiyle bir araya gelip sohpet etmek doğrusu benim için büyük bir şans ve büyük bir lütuftu...


Vatanını, toprağını, Cumhuriyetin değerini, Atatürk'ün kıymetini ve dolayısıyla da insanlığın özünü her şeyin üstünde tutan bir sahiplenmeyle yaşamını erozyona karşı mücadeleye adayan, Cumhuriyetimizin değeri BİLGE insan, "Erozyon Dede"mizi kaybettik!

Işıklar içinde uyu TOPRAK DEDEM!

Uyarılarınla, bilgeliğinle Cumhuriyetimizin markası oldun!

Ruhun şad, mekanın cennet olsun!




Sevgi ve saygılarımla!


NOT:
Hayretti KARACA ile söyleşimin link adresi:

27 MART 2013 ÇARŞAMBA


Toprak Dede Hayrettin KARACA ile Söyleşi'm

http://www.tulaygurdal.com/2013/03/toprak-dede-hayrettin-karaca-ile.html

2 NISAN 2013 SALI


Hayrettin KARACA ile Söyleşi'm -2- "Dünyanın En Büyük Ödülünü Aldım!"...

http://www.tulaygurdal.com/2013/04/hayrettin-karaca-ile-soylesim-2-dunyann.html


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

21 Ocak 2020 Salı

Filenin Yıldızları




2019 Yılı her anlamda ağır geçti...

2020'mi?

Hadi hayırlısı diyelim.


Hiç kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türk milletinin millî gururu ve aydınlık yüzü olan Türkiye kadın millî voleybol takımı, ülkemizin markasıdır.

Dolayısıyladırki  laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin görüntüsüne ve modern, çağdaş Türkiye'nin çizgisine yakışan, Atatürk'ün Türk kadınına verdiği değeri layıkıyla yerine getiren muhteşem Türk sporcularının temsilcisi kızlarımıza, "filenin sultanları" söylemi, Cumhuriyet  öncesi kadının, sosyal hayata dahil edilmemesi, aşağılanması ve de padişahlık (sultanlık) yönetimini yeniden parlatma algısıyla birlikte özlem duyulmaya zorlanan "sultan" lakabı, subliminal bir olgudan öteye geçmiyor.

O sebeple şayet bir lakap takılması gerekiyorsa  o vakit gururumuz olan Cumhuriyet kızlarımıza ve Cumhuriyetimize yakışan en güzel söylem, "filenin yıldızları" olmalı!

Öte yandan...

Türkiye kadın millî voleybol takımı olarak ülkemize ve milletimize dünya çapında büyük  bir gurur ve heyecan yaşatırken diğer yandan da Türk milletini  araplaştırmaya çalışan emperyalistlerin plânlarına bilerek ya da bilmeyerek alet olanlar anında devreye girdiler.




"Hürriyet gazetesinden Umut Erdem'in haberine göre,  " Bizler İslam ülkesinde yaşıyoruz. Müslümanım diyenin uyması gereken kurallar vardır. Müslüman bir kişi öyle bir kıyafet giyip erkek huzuruna çıkamaz. Bu haram” açıklamasını yaptı."

Dolayısıyla...

Biz laik bir ülkede yaşıyoruz! 

İnancımız kendimizde saklı! 

Yani Allah ile kul arasındadır! 

Arabistan'da yaşamıyoruz! 

İnancımızda aracı, baskı, zorlama, şiddet yok!

Bu bir!

İkincisi ise, haram işlemek ya da sevap kazanmak kişinin kendi hür iradesine bırakılmıştır. Dinde zorlama olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz! Ayrıca İslam dini hoşgörü dini değil midir?

Tebliğ etmek Hz. Peygamberimizin işidir! 

"Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et!" Mâide Suresi, 67. Ayet 


"Allah’ın, kendisi için takdir ve emrettiği bir şeyi yerine getirme hususunda peygamber için bir sıkıntı ve sakınca olamaz. Allah’ın hükmü değişmez kaderdir. Daha önce gelip geçen, Allah’ın vahyini insanlara ulaştıran, O’ndan çekinen, Allah’tan başka hiçbir kimseden çekinmeyen peygamberler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Hesap sorucu olarak Allah kâfidir." Ahzab Suresi, 39. Ayet

Dolayısıyla  insanları tehdit eder gibi parmak sallamak... sözde "tebliğ etmek" kimsenin haddine değildir! Zira bunun gibi herkes, "ben tebliğ ediyorum" diyerek bu şekilde "fetva" vermeye kalkarsa orada kargaşa olacağı kesin, 

Bu üç!

Ardından gelen açıklamalar daha vahim. Zira "Müslüman kızların kıyafetlerine dikkat etmesi gerekir. Ama Müslümanlar için geçerli bu tabi." 

Yani açık giyinenler "müslüman değil", öyle mi? 

Pekii buna kim karar veriyor?! 

Kendilerini Allah'a şirk koşanlar mı?

Ve yine,

"Allah Müslümanlar'a tebliğ vazifesi vermiş kardeşim. Ben de bu görevi yerine getirdim." demiş bu şahıs, vallahi pes!!! Zira konu üzerinde Kur'an ne diyor:

"Allah’a çağıran, dine ve dünyaya yararlı iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kim vardır?" Fussilet Suresi, 33. Ayet

Dolayısıyla "Ben müslümanım" diyen kişi öncelikle "dine ve dünyaya yararlı iş yapan" olmalı. Yoksa başkasının kılık kıyafeti ile uğraşarak, kişinin Allah'a karşı yapmakla yükümlü olduğu kulluk vazifeleriyle uğraşmak değildir! Toplumsal vicdanı yerine getirmektir "dine ve dünyaya yararlı iş yapmak" topluma ve insanlığa, doğaya  yararlı işler yapmak demektir,

Bu da dört!



Demem o ki, 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti 'nin seküler görüntüsüyle birlikte itibarının ve Atatürk ilke ve devrimlerinin sahipleri ve de Türk milletinin bir parçası olan Cumhuriyet Türk  kadınının  temsilcisidir  gururumuz "filenin yıldızları",

Sizinle  ne kadar  gurur duysak azdır!


Başarılarınız daim olsun! 


Ne mutlu Türk'üm diyene!






Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)



13 Aralık 2019 Cuma

Ölelim Diye!




 

Her şey artık çok basitleşti...

Zira insanlığı yok etmeyi kafaya koymuşlar bile...

Çok uluslu şirketler çetesinin elinde canlılık yok oluyor...

Dünya silahlarla  donatıldı, yetmedi nükleer yarışlara geçildi.

Savaşlar havada uçuşuyor, ama yine de tam anlamıyla insan nüfus sayısını azaltmayı bir türlü henüz başaramadılar!

O sebeple bir yandan dünya nüfusu kontrol edilemeyecek kadar çoğalıyor, öte yandan doğadaki var olan kaynakların hızla yok edilmesiyle, kısıtlı kalanlarla yetinilmeye  çalışılıyor.

 O vakit laboratuvarlarda oluşturulan virüsler, kanserler... hızla devreye sokuldu!

Niçin mi?

Ölelim diye!



İnsanlık düşmanları karar kıldılar bir defa!

"Dünyadaki tüm insanlar ölsün bir biz kalalım yeter" diye!

Dolayısıyla toprak, hava, su ve de tohumlar.

Bunlara bir şekilde yüklenen hastalıklar insanlara bulaştırılıyor!

Yani,

 Yeni yepyeni bir "NUH TUFANI"...

Ve ne yazık ki bu hazin ve tehlikeli gidişata kimseden, "dur" diyen olmadığı gibi toplumları bilinçlendirecek haberlere, yorumlara da asla  izin verilmiyor!


"Kahramanmaraş'ın Afşin Elbistan ilçelerinde ölüm saçan Termik Santraller filtre takılmasının ertelenmesi ile ilgili kanunun Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmesinin ardından tam kapasite ile çalıştırılmaya başlandı. Bu durumun büyük bir felakete yol açabileceği iddia ediliyor.
 https://www.haber46.com.tr

Dolayısıyla, bu bacaların son kapasite çalıştığını ve yöre halkımızı zehirlemeye devam ettiğini basından öğrendiğimde... ve ne yazık ki bu rezaleti de devletimize ve milletimize inat yapıldığı kanaatiyle ruhumun acıya bürünmesi beni bu yazıyı yazmama mecbur etti. Zira,  çok sevdiğim sevgili eşimi kanser illetiyle kaybetmenin acısı henüz çok sıcak...
.
Dolayısıyla benim derdim ne siyaset, ne menfaat... 

Benim derdim, insan olmak! 

Ve huzurlu yaşayıp, huzurla ölmek! 

Mesela,  yaşlandığımızı sevdiklerimizle birlikte  görmek ve huzur içinde hakkıyla ölüp, toprağa kavuşalım istiyorum, anlıyor musunuz!!!

Netice itibariyle  toplum her geçen gün çürüyor ve biz, ölüme  terk ediliyoruz!





Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.

10 Kasım 2019 Pazar

İyi ki Varsın!


"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır." Mustafa Kemal Atatürk

Yarın 10 Kasım... 

O acı sirenler bir kez daha çalacak.

İşte o anda...

Hani boğazın düğüm düğüm olur, burnunun direği sızlar ya...

İşte öyle, hıçkırıklara boğulacağım!

Kah gururdan...

Kah utançtan...

Ama...

İnan ki sevgili Ata'm,

Başım dik,

Ayaklarımın üzerinde durabilen modern Türk kadını olarak

Sana duyduğum özlem,

Sana duyduğum sevgi

Sonsuza kadar hiç bitmeyecek!

Seni, minnetle, özlemle ve saygıyla anıyorum.

Ve...

Seni seven bütün Cumhuriyet yurttaşlarına sonsuz selam olsun!

Ruhun şad, mekanın cennet olsun!





Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

6 Kasım 2019 Çarşamba

Neden 29 Ekim?



"Cumhuriyet neden 29 Ekim de ilan edildi, bugüne kadar ben de bilmiyordum sebebini. Çok anlamlı bir nedeni var.
Cumhuriyetin ilanından 2 yıl sonra, yani Ekim 1925’te Fahrettin Altay Paşa Çankaya’da Atatürk’ün misafiridir.

Zihnini hep meşgul eden bir soru vardır.

‘Acaba Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti neden 29 Ekim’de ilan etmiştir.
Neden 27 Ekim veya 1 Kasım değil?’

Çankaya Köşkünde yemek sonrası Atatürk’ün yanına gider.
“Paşam benim dikkatimi çekmiştir. Cumhuriyetimizin ilanının 29 Ekim gecesine denk gelmesi acaba bir tesadüf müdür? 

Üç gün evvel, beş gün sonra da olabilirdi” der.
Bunun üzerine Atatürk şunları söyler:

“Mütarekenin ilk günlerini hatırlarsın. 
Saray ve hükümet teslimiyeti kabul etmişti. Hükümet sarayın, saray da itilaf devletlerinin elinin altına girmişti. 

Saray bu halinden memnundu. 
Fakat ben bunu kabul edemezdim. 

Buna karşı koymakla bir çıkış yolunu temin ederek, bu mazlum milleti tarih sahnesinden silmek, ortadan kaldırmak isteyenlere karşı harekete geçmek için kendimi vazifeli saymıştım. Dünyada tek başımıza idik, fakat benim inandığım ideale benimle beraber olanlar da bağlandılar ve netice hâsıl oldu.

Mütareke 30 Ekim 1918’de imzalanmıştı. 
Vatan parçalanmış, istilaya uğramıştı. 

Peki, 30 Ekim 1918’den bizim İzmir’e girdiğimiz tarih olan 9 Eylül 1922’ye kadar kaç yıl geçti? 

Dört yıl. 

29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti ilan ettik. 

İşte beş yıla sığdırdığımız büyük inkılâp, bizim yaşadığımız şartlara duçar olmuş, hangi milletin tarihinde vardır? 
Bu mazlum millet kendisinin hakkı olan yere ulaşmıştır, çektiğimiz acıların, sıkıntıların en büyük mükâfatı işte budur. Bütün dünya bunu görmüştür. 

Daha da görecekleri vardır. Beni en çok mesut eden hadise, bu mazlum milletin hak ettiği bu yere gelmesidir. 

Sen benim 30 Ekim 1918 sonrası günlerdeki çektiğim azabı bilirsin. Yanımdaydın. 
Mondros 30 Ekim’dir. Cumhuriyet 29 Ekim. 
İşte bu da, mazlum bir milletin ahıdır. 
Sanırım ki o zamanki devletler bunu anlamışlardır.”

Atatürk bir an durur, elini masanın üzerine koyar ve:

“Deyiniz ki, bu tarihten silinmek istenilen bir milletin öcüdür…”

Fahrettin Altay

“Ama paşam bundan hiç bahsetmediniz”

Atatürk cevap verir:

“Övünmek olur, övünmek benimle beraber mefkûreye inananların, milletin, ordunun hakkıdır”

Atatürk’ün cumhuriyet ilanı için 29 Ekim tarihini seçmesinin özel nedeni bu cümlelerden de anlaşılıyor. Atatürk 30 Ekim 1918 de imzalanan Mondros Mütarekesi ile her anlamda teslimiyet içine girmiş, kendi tabiri ile esarete uğramış milletinin kaç yıl bu esaret altında kaldığı sorusuna 5 yıl cevabı vermek istemez.

O nedenle 4 yıl 364 gün sonra cumhuriyeti ilan ederek bir ifadeyi kesinleştirmek istemiştir.
Esaretten 1 gün önce cumhuriyeti ilan ederek bir anlamda öc almak istemiştir.

Türk milleti 5 yıldır esaret altındadır demek ona çok zor geldiğinden Türk milleti 4 yıl esaret altında kalmıştır diyebilmek için 30 Ekime 1 gün kala cumhuriyetin ilan edilmesini istemiştir.

Mustafa Kemal Atatürk, mağrur ve galip batılı devletlere,

'Ben 30 Ekim’i tanımıyorum!
Sizden bir gün öndeyim. Siz 29 Ekim’i tanıyacaksınız!’ demiştir." İnternet ortamından alıntıdır.


Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

29 Ekim 2019 Salı

Büyük Bayram'ımız kutlu olsun!


"Cumhuriyet erdem ve ahlâka dayanan bir yönetimdir." ATATÜRK

Zorluklarla kazandığımız CUMHURİYETimizi sonsuza kadar koruyup kollamakta kararlıyız.

Dolayısıyla,

Cumhuriyet'i bizlere  armağan eden başta BÜYÜK Önder ATATÜRK'ümüze, silah arkadaşlarına,  bu uğurda canlarını feda eden şehitlerimize,  gazilerimize  ve emeği geçen herkese sonsuz minnet, sevgi, saygı  duygularımı sunmaktan kıvanç duyarım.

Yaşasın CUMHURİYET!

Yaşasın Büyük TÜRK Milleti!

Ne mutlu Türk'üm diyene!





Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

18 Ekim 2019 Cuma

Derin Devlet




Kimin söylediğini bilmiyorum ama, kim söylediyse ağzına sağlık dedirten bir video çekimindeki herkesin yüreğine tercüman olan o sözleri aynen aktarıyorum:

"Ben şimdi kalksam, komşunuzun bahçesine girip köpeğini öldürsem ve bunu yapmam için ben sizin tuttuğunuzu söylesem?

ABD'de yaşıyorsanız, devlet size aynen böyle yapar. 

Amerika bir ülkeden çıkıp öbürüne giriyor, ana akım medya ise tuhaf bir şekilde susuyor.

Afganistan, Suriye, Pakistan, Türkiye, Libya ve daha başka ülkelere giriyorlar.

Canlarının istediğini bombalıyor, istediklerini öldürüyor, yerle bir ediyor ve bunu yasal temellere dayandırmadan, diğer ülkelerin rızası olmaksızın, Cenevre Sözleşmeleri kadar eski bir sözleşme de dahil uluslararası anlaşmaları açıkça ihlal ederek yapıyorlar.

Dünyanın yeni kötü adamı biziz.

Ve sizin bayrağınız, sizin yüzünüz bu kampanyaların sembolü haline geliyor. 

Almanya'nın 1939'da yaptığı gibi, Amerika'da bugün ülkemize hiçbir şeklide tehdit teşkil etmeyen bir sürü ülkeye, sayısız topluluğu sebepsizce korku ve ölüm saçıyor. 

Tüm bunları bizim ordumuz, hükümetimiz ve ana akım medyanın adını bile anamadığı kurumsal derin devlet yapıyor, sizin adınıza savaş suçları işliyorlar. 



Komşunuzun köpeğini vurdular ve bu sizi rahatsız etmiyor sanki.

Almanların Hitler'i alkışlaması gibi, Amerikalılar da bu mazereti olmayan eylemlerin onların güvenliğini sağlayacağını sanıyor.

Halbuki tam tersinin olması kaçınılmaz. 

Bu sonu gelmeyen zulmü gerçekleştiren ordumuz daha fazla teröre davetiye çıkarmakla kalmıyor. 

Tıpkı 2. Dünya Savaşı'nda dünyanın Almanya ve Japonya karşısında saf tutması gibi. 

Rusya ve Çin'in ve onların müttefiklerinin bizim karşımızda yer almasına neden oluyorlar. 

Geçmişte yaşanan trajedilere baktığımızda alaşağı edilenin sadece Alman hükûmeti ve liderleri olmadığını görüyoruz.

2. Dünya Savaşı'ndan sonra Alman halkı aşağılandı, aç bırakıldı, eziyet gördü ve öldürüldü.

Kadın, erkek, çocuk demeden tüm Alman halkı seçilmiş liderlerinin eylemleri yüzünden suçlandı ve cezalandırıldı.

ABD'nin küresel zulmünün ve yabancı insanları kendi topraklarında topluca katletmesinin karşısında durmuyorsanız, siz de gelecekte muhtemelen hedef haline geleceksiniz.



Amerikalı gibi mi görünüyorsunuz?

Diyelim ki ordumuzun bombaladığı ve işgal ettiği bir müslüman ülkeye ayak bastınız.

Un ufak olmuş evinin enkazından evlatlarının cansız bedenlerini çıkartan biriyle göz göz geldiniz.

Sizce bu insanlar size nasıl davranır?

Savaşın her türlüsü kötü ama ABD'nin yürüttüğü savaş kötünün de kötüsü.

Tek taraflı zorbalık, nedensiz işgaller, rastgele seçilmiş hedeflere karşı silahlı, siyasi haçlı savaşları yürütme bahanesiyle başka ülkelerin kaynaklarının sömürülmesi...

Evlerini, canlarını, sevdiklerini kaybeden ve çoğu da tüm bunların neden yaşandığını bilmeyen insanlar... 

Hiçbir propaganda, diplomasi ya da  dış  yardım ordumuzun yaptığı ve yapmakta olduğu şeyi telafi edemez. 

Gencecik askerlerimizin büyük bir dava için öldüklerini ya da uzuvlarını kaybettiklerini açıklayacak hiçbir  mantıklı açıklama yoktur.

Tüm bunlar olurken savaş karıştı bir söylemde dahi bulunamayacak kadar beynimiz yıkanmış durumda mı?

Konfederasyon bayrağı bugün ülkemizde yasaklanıyor, çünkü çoğu kişiye köleliği gericiliği ve adaletsizliği hatırlatıyor.

Nazi bayrağı soykırımın simgesi.

Peki ya onların ülkelerini işgal ederken, evlerini yıkarken, dost ve sevdiklerini öldürürken dalgalandırdığımız ABD bayrağı dünyanın geri kalanı için neyi temsil ediyor?



Dünya ABD bayrağını bundan sonra nasıl görecek?Çok gurur duyduğunuz bayrağınızı dalgalandırmanın, insanların ülkesini, canını, kültürünü ve toplumunu yağmalayıp  yerle bir eden ordumuzun, derin devletimizin...

Paralı askerlerimizin hali hazırda o çok sevdiğiniz bayrağı sallaya sallaya ziyaret ettiği insanlar sizi hedef haline getireceği günler de gelecek.

Ben tek başıma ordumuzu, kongremizi, başkanımızı ve derin devleti bu ülkeleri işgal etmekten alıkoyamıyorum.

Bu mesajı da  bu yüzden , Amerikalıların uyanması ve kendilerine dünyanın geri kalanının gözüyle bakması için yayınlıyorum.

Hareketlere imza atmazsak siz de ben de suçlanacağız, sorumlu tutulacağız. İntikam, nefret ve cezaların hedefinde biz olacağız." Watsap'tan  alıntıdır.




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)