28 Mart 2020 Cumartesi

Tabiatın Adaleti...


Çok değil daha birkaç ay önceydi...

Avustralya'daki yangınlara karşı gereken önlem alınmadığı için milyarlarca hayvanın ölümünü, tükenişini ve de  milyonlarca ağacın yok olmasını seyrettik ya...

Dahası aynı Avustralya, su kaynaklarını tükettiği gerekçesiyle binlerce yabani devenin helikopterlerden ateş edilerek itlaf etmesini hep birlikte  seyrettik ya...

E tüm bu vahşetin biz insanlara bir de geri dönüşü olmalı değil mi!!!


Dolayısıyla...

Tıpkı "kediler şeytandır, onları öldürün!" diyen Papa 9'uncu Gregory'in verdiği fetva ile öldürülen masum hayvanların ve doğanın intikamıyla tarihe " kara ölüm" diye geçen  veba salgınında AVRUPA'da milyonlarca insanın ölmesi gibi.

Demem o ki...


Dün olduğu gibi bugün de yaşanılan vahşetle birlikte  masum hayvanların katledilmesini, bitkilerin yok edilmesini el birliğiyle  seyrettik!..

Hal böyle olunca...

Bugün on binlerce insanın ölmesine neden olan; gözle görülemeyecek kadar küçük bir virüsün dünyayı esir almasının sebeplerini orada burada aramaya gerek yok! Zira yegane sebep;

Kibirli, bencil, vicdansız... insanların,

Kâh cehaleti, 

Kâh nefreti, 

Kâh bitmez tükenmez hırslarından kaynaklı 

Doğanın  adaleti,

İnsanlığın acı çöküşüyle tecelli ediyor! 




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

16 Mart 2020 Pazartesi

Koronavirüs




Hani, "biz varsak siz varsınız" anlayışıyla dünyaya hükmeden,

Mazlum milletlere kan kusturup, nerede zenginlik varsa oraya bomba yağdıran gözü dönmüş emperyalist güçlere, 

Tokat gibi indi,  Kovid-19 virüsü.

Dolayısıyla... 

Dünyaya meydan okuyan,

Zengin egemen güçlerin,

Kibirlerinden yanlarına ulaşılamayanların,

Görgüsüzlüğün dibini görmüşlerin,

Sonradan görenlerin haddini bildirdi  Kovid-19. 


Demem o ki...

Avrupa rüyasını, Amerikan rüyasını bitiren bu virüs sayesinde  aslında ne kadar küçük ve zavallı yaratık oldukları ortaya saçıldı.


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

12 Şubat 2020 Çarşamba

Eyy JEFFREY!




Emperyalistlerin dillerinden düşürmedikleri tek şey, "insan hakları, özgürlük, demokrasi" gibi cümleler. Hal böyle olunca bu caniler yıllardır, Vietnam'da  Afganistan'da yaptıkları gibi bölgemizde de yuvalanarak "bitmeyen savaş"ı başlattılar.

Dolayısıyla şimdi Irak'ta, Suriye'de... yeni haritalar çizilmek üzere,  "demokrasi" için canhıraş mücadele ediyorlar.

Uzmanlığı "kasaplık" olanlar, gözümüzün içine baka baka bizimle dalga geçer gibi açıklamalar yapıyorlar, iyi mi!

Eyy JEFFREY!

Siz değil misiniz, bölücülere yardım yataklık yapan?

Siz değil misiniz, bu tedhiş örgütlerine binlerce tır dolusu silah yardım yapan?

Ve yine...

Sınır komşumuz yanarsa, biz yanarız!

Komşu yıkılırsa, biz de yıkılırız!

Dolayısıyla...

Türk milleti olarak 1919-1923'de bir KURTULUŞ SAVAŞI verdik!

Kimlere karşı?

İngilizlere, Fransızlar, Yunanlılara, Ermenilere, İtalyanlara...

Bunlar şu anda nerede toplandılar?

Amerika'nın gözetimindeki "NATO"da

NATO, nerede varlık gösterdiyse orada kan ve gözyaşı hakim oldu.

NATO Yugoslavya'da!


Yugoslavya paramparça... haritadan bile silindi!

NATO Libya'da!


Libya paramparça... ortalık kan gölü!

NATO Afganistan'da!



Afganistan paramparça... ortalık kan gölü!

...

Ve şimdi NATO bölgemize gözünü dikti, iyi mi?!



NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

31 Ocak 2020 Cuma

BAYRAĞIMIZ ASALETİMİZDİR






"Avrupa Parlamentosunda (AP) ırkçı Yunan milletvekili Loannis Lagos, Yunan adalarındaki göçmenlerin durumuna ilişkin oturumda Türk bayrağını yırttı."


Hani "asalet nedir?" deseler,

Hani insanın tüylerini diken diken edebilecek devlet terbiyesine bir örnek deseler, 

Hani dünya liderliğinin ve zarafetin dibini görmek nasıl bir şeymiş deseler,

İşte milleti temsil eden birisinin milleti temsil ettiği bilincinde olduğunu göstererek, Yunanların Türk bayrağına basmasına rağmen bayrağın yerden kaldırılması emrini verecek kadar saygılı olmayı gösteren Büyük ATATÜRK...


Dolayısıyla...

Hani düşmanın bile değerlerine saygı duyacak kadar insancıl bir yaklaşımı anlamayan çapsız siyasetçilere ne kadar anlatsan nafile... 

O sebeple,

Bu hadsizliğe verilecek en güzel cevap:

Yunanlıları denize döktüğümüz KURTULUŞ SAVAŞI olacaktır!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

24 Ocak 2020 Cuma

Işıklar İçinde Uyu TOPRAK DEDEM!



TEMA VAKFI'nın kurucusu ve Türkiye'nin ilk ARBORETUM(Ağaç Müzesi) KARACA'nın sahibi Hayrettin KARACA ile 2013 yılında bir söyleşim oldu.

Büyük bir heyecanla bir otelin lobisinde kendileriyle buluşmuştum. Zira böyle bilge birisiyle bir araya gelip sohpet etmek doğrusu benim için büyük bir şans ve büyük bir lütuftu...


Vatanını, toprağını, Cumhuriyetin değerini, Atatürk'ün kıymetini ve dolayısıyla da insanlığın özünü her şeyin üstünde tutan bir sahiplenmeyle yaşamını erozyona karşı mücadeleye adayan, Cumhuriyetimizin değeri BİLGE insan, "Erozyon Dede"mizi kaybettik!

Işıklar içinde uyu TOPRAK DEDEM!

Uyarılarınla, bilgeliğinle Cumhuriyetimizin markası oldun!

Ruhun şad, mekanın cennet olsun!




Sevgi ve saygılarımla!


NOT:
Hayretti KARACA ile söyleşimin link adresi:

27 MART 2013 ÇARŞAMBA


Toprak Dede Hayrettin KARACA ile Söyleşi'm

http://www.tulaygurdal.com/2013/03/toprak-dede-hayrettin-karaca-ile.html

2 NISAN 2013 SALI


Hayrettin KARACA ile Söyleşi'm -2- "Dünyanın En Büyük Ödülünü Aldım!"...

http://www.tulaygurdal.com/2013/04/hayrettin-karaca-ile-soylesim-2-dunyann.html


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

21 Ocak 2020 Salı

Filenin Yıldızları




2019 Yılı her anlamda ağır geçti...

2020'mi?

Hadi hayırlısı diyelim.


Hiç kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türk milletinin millî gururu ve aydınlık yüzü olan Türkiye kadın millî voleybol takımı, ülkemizin markasıdır.

Dolayısıyladırki  laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin görüntüsüne ve modern, çağdaş Türkiye'nin çizgisine yakışan, Atatürk'ün Türk kadınına verdiği değeri layıkıyla yerine getiren muhteşem Türk sporcularının temsilcisi kızlarımıza, "filenin sultanları" söylemi, Cumhuriyet  öncesi kadının, sosyal hayata dahil edilmemesi, aşağılanması ve de padişahlık (sultanlık) yönetimini yeniden parlatma algısıyla birlikte özlem duyulmaya zorlanan "sultan" lakabı, subliminal bir olgudan öteye geçmiyor.

O sebeple şayet bir lakap takılması gerekiyorsa  o vakit gururumuz olan Cumhuriyet kızlarımıza ve Cumhuriyetimize yakışan en güzel söylem, "filenin yıldızları" olmalı!

Öte yandan...

Türkiye kadın millî voleybol takımı olarak ülkemize ve milletimize dünya çapında büyük  bir gurur ve heyecan yaşatırken diğer yandan da Türk milletini  araplaştırmaya çalışan emperyalistlerin plânlarına bilerek ya da bilmeyerek alet olanlar anında devreye girdiler.




"Hürriyet gazetesinden Umut Erdem'in haberine göre,  " Bizler İslam ülkesinde yaşıyoruz. Müslümanım diyenin uyması gereken kurallar vardır. Müslüman bir kişi öyle bir kıyafet giyip erkek huzuruna çıkamaz. Bu haram” açıklamasını yaptı."

Dolayısıyla...

Biz laik bir ülkede yaşıyoruz! 

İnancımız kendimizde saklı! 

Yani Allah ile kul arasındadır! 

Arabistan'da yaşamıyoruz! 

İnancımızda aracı, baskı, zorlama, şiddet yok!

Bu bir!

İkincisi ise, haram işlemek ya da sevap kazanmak kişinin kendi hür iradesine bırakılmıştır. Dinde zorlama olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz! Ayrıca İslam dini hoşgörü dini değil midir?

Tebliğ etmek Hz. Peygamberimizin işidir! 

"Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et!" Mâide Suresi, 67. Ayet 


"Allah’ın, kendisi için takdir ve emrettiği bir şeyi yerine getirme hususunda peygamber için bir sıkıntı ve sakınca olamaz. Allah’ın hükmü değişmez kaderdir. Daha önce gelip geçen, Allah’ın vahyini insanlara ulaştıran, O’ndan çekinen, Allah’tan başka hiçbir kimseden çekinmeyen peygamberler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Hesap sorucu olarak Allah kâfidir." Ahzab Suresi, 39. Ayet

Dolayısıyla  insanları tehdit eder gibi parmak sallamak... sözde "tebliğ etmek" kimsenin haddine değildir! Zira bunun gibi herkes, "ben tebliğ ediyorum" diyerek bu şekilde "fetva" vermeye kalkarsa orada kargaşa olacağı kesin, 

Bu üç!

Ardından gelen açıklamalar daha vahim. Zira "Müslüman kızların kıyafetlerine dikkat etmesi gerekir. Ama Müslümanlar için geçerli bu tabi." 

Yani açık giyinenler "müslüman değil", öyle mi? 

Pekii buna kim karar veriyor?! 

Kendilerini Allah'a şirk koşanlar mı?

Ve yine,

"Allah Müslümanlar'a tebliğ vazifesi vermiş kardeşim. Ben de bu görevi yerine getirdim." demiş bu şahıs, vallahi pes!!! Zira konu üzerinde Kur'an ne diyor:

"Allah’a çağıran, dine ve dünyaya yararlı iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kim vardır?" Fussilet Suresi, 33. Ayet

Dolayısıyla "Ben müslümanım" diyen kişi öncelikle "dine ve dünyaya yararlı iş yapan" olmalı. Yoksa başkasının kılık kıyafeti ile uğraşarak, kişinin Allah'a karşı yapmakla yükümlü olduğu kulluk vazifeleriyle uğraşmak değildir! Toplumsal vicdanı yerine getirmektir "dine ve dünyaya yararlı iş yapmak" topluma ve insanlığa, doğaya  yararlı işler yapmak demektir,

Bu da dört!



Demem o ki, 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti 'nin seküler görüntüsüyle birlikte itibarının ve Atatürk ilke ve devrimlerinin sahipleri ve de Türk milletinin bir parçası olan Cumhuriyet Türk  kadınının  temsilcisidir  gururumuz "filenin yıldızları",

Sizinle  ne kadar  gurur duysak azdır!


Başarılarınız daim olsun! 


Ne mutlu Türk'üm diyene!






Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)



13 Aralık 2019 Cuma

Ölelim Diye!




 

Her şey artık çok basitleşti...

Zira insanlığı yok etmeyi kafaya koymuşlar bile...

Çok uluslu şirketler çetesinin elinde canlılık yok oluyor...

Dünya silahlarla  donatıldı, yetmedi nükleer yarışlara geçildi.

Savaşlar havada uçuşuyor, ama yine de tam anlamıyla insan nüfus sayısını azaltmayı bir türlü henüz başaramadılar!

O sebeple bir yandan dünya nüfusu kontrol edilemeyecek kadar çoğalıyor, öte yandan doğadaki var olan kaynakların hızla yok edilmesiyle, kısıtlı kalanlarla yetinilmeye  çalışılıyor.

 O vakit laboratuvarlarda oluşturulan virüsler, kanserler... hızla devreye sokuldu!

Niçin mi?

Ölelim diye!



İnsanlık düşmanları karar kıldılar bir defa!

"Dünyadaki tüm insanlar ölsün bir biz kalalım yeter" diye!

Dolayısıyla toprak, hava, su ve de tohumlar.

Bunlara bir şekilde yüklenen hastalıklar insanlara bulaştırılıyor!

Yani,

 Yeni yepyeni bir "NUH TUFANI"...

Ve ne yazık ki bu hazin ve tehlikeli gidişata kimseden, "dur" diyen olmadığı gibi toplumları bilinçlendirecek haberlere, yorumlara da asla  izin verilmiyor!


"Kahramanmaraş'ın Afşin Elbistan ilçelerinde ölüm saçan Termik Santraller filtre takılmasının ertelenmesi ile ilgili kanunun Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmesinin ardından tam kapasite ile çalıştırılmaya başlandı. Bu durumun büyük bir felakete yol açabileceği iddia ediliyor.
 https://www.haber46.com.tr

Dolayısıyla, bu bacaların son kapasite çalıştığını ve yöre halkımızı zehirlemeye devam ettiğini basından öğrendiğimde... ve ne yazık ki bu rezaleti de devletimize ve milletimize inat yapıldığı kanaatiyle ruhumun acıya bürünmesi beni bu yazıyı yazmama mecbur etti. Zira,  çok sevdiğim sevgili eşimi kanser illetiyle kaybetmenin acısı henüz çok sıcak...
.
Dolayısıyla benim derdim ne siyaset, ne menfaat... 

Benim derdim, insan olmak! 

Ve huzurlu yaşayıp, huzurla ölmek! 

Mesela,  yaşlandığımızı sevdiklerimizle birlikte  görmek ve huzur içinde hakkıyla ölüp, toprağa kavuşalım istiyorum, anlıyor musunuz!!!

Netice itibariyle  toplum her geçen gün çürüyor ve biz, ölüme  terk ediliyoruz!





Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.