4 Mayıs 2016 Çarşamba

Halk İsterse...



"Halk isterse birden fazla parlamento kurar"

Evet halk isterse ...

O halk istedi "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!" diyerek TBMM'ni kurdu, bu bir!

"Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir" tanımlamasıyla etnik köken ve mezhepsel ayrımcılığa "hayır" dedi,  bu  iki!

Dolayısıyla..

Senin arkana aldığın, masum vatandaşlarımız olan halk değil, dünün "SEVR"cileri olan emperyalist güçlerin ta kendisidir, bu üç!

O vakit hani "halk" diyorsun ya...

Bak o masum halk ekmeğinin peşinde. Yoksa sizin gibi devletini yıkmak, milletini parçalamak peşinde hiç değil...

Zira  hani senin partinden olan ve dünün milletvekili bugün Diyarbakır Belediye Başkanı Gültan Kışanak var ya... Hani hatırlatayım, daha çiçeği burnunda başkanlık koltuğuna oturur oturmaz çocukları dağa kaçırılan masum anaların saçlarından sürükleterek, yaptıkları eylemlere son verdirmeye çalışan...


İşte şimdi de aynı Gültan KIŞANAK, halkın elinden merasını yani ekmeğini  almaya çalışıyor... 

Ve o  masum vatandaşlarımız nasıl feryat ediyor:

"En baştan beri sahte imzalarla bizi aldatmışlardır. İlk olarak 200 dönün arazi dediler şimdi ise 2000 dönümü geçmiş durumda inşaat alanı hatta bu bile yetmiyor" 

Demek ki ne yapılmış?

"Sahte imzalarla" aldatılmışlar!

Dahası,

"Biz bu çöpü istemiyoruz, bize yazıktır, günahtır biz 1500 kişilik bir köyüz burada yaşıyoruz. Yaklaşık 15 bin hayvanımız bulunmaktadır, bizleri kandırdılar, bize sadece küçük bir alan tesisi yapacağız dediler. Ama şimdi tüm toprağımızı elimizden almaya çalışıyorlar. Biz bunu istemiyoruz. Ya bizi öldürecekler ya da biz izin vermeyeceğiz. Bu belediye bizi yaktı. Küçük bir alan değil gördüğünüz gibi büyük bir alanı işgal ettiler. Biz hayvancılıkla uğraşıyoruz, başka bir geçim kaynağımız yok. Komşu köyler bizleri istemiyorlar. Çünkü hayvanlarımız onların otlak alanlarına gidiyor diye onlarda haklı bir durumda. Biz burada bunu istemiyoruz izin vermeyeceğiz." 24 Mart 2016, diyarbakır.söz.com

Diyeceğim o ki...

Selo Bey bırak "yeni parlemento" filan kurmayı da, Türkiye Cumhuriyeti Devletine salladığın o parmağı,  masum halkın ekmeğine göz dikenlere  salla!!!

Zira ne diyor o halk:

"Bize yazıktır, günahtır biz 1500 kişilik bir köyüz burada yaşıyoruz."

Emperyalistlerin yanında durmayı  bırak,

Kendi  halkını dinle ve  duy, bu da dört!!!





Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

29 Nisan 2016 Cuma

LAİKLİK




"Bizler toplumsal yaraların sabeplerini araştırıyoruz. Bundan dolayı çoğu zaman kokuşmuşlukları ele almak, insanın sefaletinin, çılgınlıklarının bulunduğu yerin dibine kadar inmek zorundayız." Emile ZOLA


"Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, 23 Nisan Çocuk Bayramı törenleri için ağır sözler söyledi, "Şarkılarla türkülerle yetişen nesil eşkiya oldu.

Biz size diyoruz ki; siz bu milleti uyuttunuz, uyuşturdunuz. Senelerdir balelerle, danslarla, çoluk çocuğun baldır bacak çıplak vaziyette stadyumlarda dolaştırarak, bütün erkekleri onlara baktırarak, kimin oğlu, kimin kızı belli değil, sarmaş dolaş dans yaptırarak yetiştirdiniz." 23 Nisan 2016



19. Yüzyılın ikinci yarısında Fransa'daki toplumsal çöküntüyle başlayan ve toplumda gericiliğin hızla yayılmasıyla birlikte yobazlar, dini kullanarak insanları sömürmeye başlamışlardır. Dolayısıyla din adamları güç ve iktidar yolunda burjuva ile birlik olmuş yoksul halkı eskiden olduğu gibi yine hayatın dışına itmişlerdir.

Emile Zola'nın olağanüstü yazmış olduğu ve unutmama imkan olmayan, ve de her cümlesini okurken Büyük ATATÜRK'ü minnetle andığım "GERÇEK" adlı romanından dikkat çeken birkaç paragrafı, aynen paylaşmak istiyorum:


"Yatağın önünde Zéphirin'in boğulmuş küçük bedeni duruyordu. Yüzü kireç gibi, çıplak boynunda katilin iğrenç parmak izleri olan çocuk, iççamaşırıylaydı. Kirletilmiş, yırtılmış uzun gece gömleğinin altından iğrenç bir biçimde ırzına geçildiğini açıkça gösteren vahşice ayrılmış ince bacakları görünüyordu. Yapılan sapık saldırı her haliyle belliydi.

Alana yığılan işçi ve köylülerin ağzında ... iğrenç şeyler dolaşıyordu. Geçen yıl gene bu okulda, iğrenç bir olay olmuş olaya adı karışan rahibi, üstleri hemen gözden uzaklaştırmışlar, olayı hasıraltı etmişlerdi. Bu okulda daha nice iğrenç şeyler döndüğü halde, baskı ve korku yüzünden kimse ağzını açıp bir tek şey açıklayamıyordu.

***

Doğanın, sağduyunun dışında yaşayan bu insanlar günah düşüncesiyle bayağılaşmış düş güçlerine tutsak olmuşlar, kadın ve erkeği başka türlü düşünmüyorlar. Kadın bir iblistir, onunla en küçük bir ilişki bile ahlâksızlıktır, kadına karşı kardeşçe bir sevgi duyulamaz, kadınla dostluk kurulamaz...

Din ve devletin birbirinden ayrılması, bir zamanların pek gözde "din" okuluna son tokadı indirmişti.

Kilise, ulusal eğitimin önünde sancağını indirmiş, din adamlarının zehirlediği milyonlarca çocuk bir yasayla kurtarılmıştı. İlkokulu, ortaokulu, lisesi, üniversiteyle öğretim ve eğitim devletin; laik devletin tekeli altına alınıyordu.

***

Bu çocukları eğitmek, onları bütün özgürlüklere, insan mutluluğuna düşman din dogmalarından, saçmalıklardan kurtarmak, bilgili, özgür yurttaşlar şeklinde yetiştirmek gerekiyordu. Mutluluk için bilgi başta gelirdi. İncil'deki o söz, "Ne mutlu yoksul kafalara" sözü, insanlığı çağlar boyunca yoksulluk ve köleliğe sürükleyen, dünyanın en korkunç yalanlarından biriydi. Hayır hayır yoksul kafalar sözü insanın hayvanlığa, tenin köleliğe ve ıstıraba zorlanmasıdır. Yoksul kafalar çoğaldıkça yoksulluk da çoğalacak, çoğunluk bir hırsızlar ve eşkıyalar azınlığınca soyulacak, sömürülecektir. Mutlu insan hakkını bilen ve isteyen insandır. İki bin yıldan beri ezilen, korku içinde kıvranan insanlığı, yalnız öbür dünya için yaşayan insanlığı Tevrat'ın kara kötümserliğinden kurtarmak gerekiyordu.

"Ne mutlu yoksul kafalara" sözü sökülüp atılmalıydı. Ne mutlu bilenlere, ne mutlu aydınlık kafalara, eylem adamlarına, istemesini bilenlere. Çünkü yeryüzü bilen, isteyen insanın, eylem adamının olacak!

***

Eğitimin yalnızca ilköğretim derecesinde değil, hemen her devrede ücretsiz olması  görüşü gittikçe üstünlük kazanıyordu. Paralı eğitim Fransa'yı ikiye bölmüyor muydu? Okumak, burjuvaların olduğu kadar, yoksulların, işçilerin de hakkıydı. Asıl demokrasi, herkese okuma imkanının verilmesidir. Bir ulus böyle güçlenir, bunun tersini yapmak ulusu tehlikeye atmak değil de nedir?"

***

Burjuva ve kilise eğitimin genelleştirilmesinden, aslında kendi çıkarları için korkuyordu. Eğitim tekellerinden çıkarsa toplumu sömüremezlerdi. " Emile ZOLA GERÇEK, 1.ve 2. Ciltten.



Dolayısıyla...

Hani soylularla kilisenin el ele verip iktidarı elde tutmak için kendilerini Allah'ın gölgesi gibi gösteren krallara karşı, dini devlet işlerinden ayrı tutmaktır LAİKLİK ilkesi.


Atatürk bugünleri görerek LAİK'liği Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ayrılmaz bir felsefesi ve anayasal bir zorunluluk haline getirmiştir. Eskiden milletimiz olayları cehaletleri nedeniyle iyi bilmiyordu, iyi değerlendiremiyordu, yalanlarla aldatılmıştı. Oysa şimdi durum çok değişti. ATATÜRK Cumhuriyeti sayesinde, LAİKLİK ilkesiyle gerçekler gün ışığında... O vakit neden hâlâ derin bir kaygı ve uyku içindeyiz! Yoksa Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk halkı bu bölgenin ve  İslam dünyasının örnek aldığı ve hayranlıkla baktığı  ülke, mazlum milletlere örnek bir ülke değil mi!!!

Diyeceğim..

Güzel ülkemin güzel insanları laikliğin aydınlığı altında gerçeği göreceğinden hiçbir kuşku duymuyorum!

Ve...

Gerçeğe  sırtını dönmüş, adalete gözlerini yummuş Allah'ın kitabını kirletmeye çalışanlara laikliğin esasını -onların bakışına- Kur'an ayetiyle  noktalayalım sözümüzü:

1-De ki: "Ey Kâfirler!"

2-Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem."
3-"Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz."
4-"Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim."
5-"Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz."
6-"Sizin dininiz size, benim dinim de banadır." Kafirun Suresi


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)


26 Nisan 2016 Salı

KİLİS














"Kilis Belediye Başkanı’ından -Nato- BM’ye çağrı 

Suriye’den atılan füzeler nedeniyle güvenli yaşamanın imkansız hale geldiği Kilis’in Belediye Başkanı Hasan Kara, “Güvenli bölge oluşturun” çağrısı yaptı." 26 Nisan 2016

Vayyy!...

Sayın Başkan,

Kilis vatan toprağıdır! 

Ve de

Kilis'in gerçek sahibi Büyük Türk Milletinin ta kendisidir!

Dün..

"Adana
Antep
Urfa
Maraş,
düşmüş
dövüşüyordu"   Kuvayı Milliye Destanı'ndan, Nazım Hikmet


Dolayısıyla...

Dünün işgalci Haçlı güçleri kendilerine "İttifak Devletler"diyorlardı,

Bugün "Müttefik Güçler" oldu.

Dünün emperyalist güçlerin işgalcileri,

Bugün NATO... oldu.

Dün, Sevr'i dayattılar,

Bugün "nerede kalmıştık" deme küstahlığına ve cüretine girdiler.

Demem o ki...

Büyük Türk milletinin ve onun bağrından çıkan Türk Ordusunun,  VATAN SAVUNMASI için kimseden yardım almaya ihtiyacı yoktur! 
Bu böyle biline!!!

Bilmiyorsanız tarih okuyun! 

Onu da yapamıyorsanız şöyle etrafınıza bir bakın...

Antepli Karayılan'ın heykeli size her şeyi anlatmaya yeter  de artar bile!




 "Vurun Türk Milleti namus günüdür.
...

Karayılan der ki, harbe oturak
Kilis yollarından kelle getirek
Nerde düşman varsa orda bitirek
Vurun Antepliler namus günüdür"



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

25 Nisan 2016 Pazartesi

DURUŞ



Toplumda hastalık haline gelmiş, kişiliği oturmayan insanları harika bir dille anlatan Yazar Bekir COŞKUN'un o anlamlı yazısı:


"Toplum, işlenen her suça ortaktır…
Çevrenizdeki insanlara bakın, onların "Duruşlarını"alın siz seçin…


Tavşan duruşu:
Tavşan kaçmak için bahaneye bakar… Bir küçük tıkırtı dahi duyduğunda kemirmekten vazgeçip arka ayaklarının üzerine dikilir, kulak verir, durumu kollar…
Çenesi durur “Bir şey söyle“ desen kıpırdamaz…
Kaçmak ile otlanmaya devam etmek arasındaki karar verme anıdır o…
Biz buna “Tavşan duruşu“ diyoruz…
“Ne kokar, ne bulaşır” dememiz ondandır…


Tilki duruşu:
Bunun aslı “tilki uykusu”dur…
Tilkinin hırsızlık yaparken yakalandığında başvurduğu bir duruştur…
Uyuyor numarası yapar… Yakalayan onun bayıldığını ya da öldüğünü düşünür, gevşer… O alttan alttan durumu kollar… Düşmanı iyice gevşediğinde ve dikkatini başka yere verdiğinde bir anda fırlar…
O uzaklaşırken, arkasından “Bana bak…” dersin…


Katır duruşu:
Ünlü bir duruştur…
Gemideki topçu katırlarına yem verilirken boru çalarlardı… Bir gün yem bitti… Acıkan katırlar tepinmeye, huysuzlanmaya, geminin dengesini bozmaya başladılar…
Bunun üzerine komutan emir verdi, borucu arada yem borusunu öttürdü…
Her boru öttüğünde katırlar bir süreliğine sakinleşip durdular ve yem beklediler…
Sonra ne oldu bilmiyorum…
Hep aç kaldıkları kesin…


Eşek duruşu:
Zor zamanlarda, zor yerden geçmesi gerektiğinde gösterdiği duruştur…
Asla bir adım atmaz…
Çek, ittir, yırtın, kıpırdamaz…
Yalvar, yakar, durumu anlat, “bak sen adım atmadıkça o koca yükün altında öyle kalacaksın azizim” de…
Yürümez…
“Yapılacak bir şey yok mu, eşeklikten vazgeçmez mi?” diyeceksiniz…
Var:
Öne değil arkaya ittirin, öne gider…
İleri ittirirseniz, arkaya…


Şimdi bakın çevrenize…
Kim kimdir?.."  Sözcü, Bekir COŞKUN


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

24 Nisan 2016 Pazar

23 Nisan...




TÜRKİYE Cumhuriyeti Devleti'nin temelinin atıldığı ve 23 Nisan 1920 günü dualarala açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışının 96. yılını büyük bir coşku ve heyecanla kutladık...

Sevgili çocuklarımın bütün bir sene emek vererek hazırlandıkları "halk oyunları" çalışmalarını, başarıyla sergilediler...

Bu çalışmalarımızda önemli desteğini esirgemeyen  Uludağ Üniversitesi Mühendislik Bölümü Öğrencilerinden Mert YILMAZ'a sonsuz teşekkürlerimizle...

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız kutlu ve mutlu olsun...


Sevgi ve saygılarımla!





"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

21 Nisan 2016 Perşembe

ERGENEKON






Bugün 21 Nisan 2016... 

Milli Egemenlik Haftasındayız...

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir"

Ulus olarak yüreğimizi derinden yaralayan ve Türk milletinin geçmişini, tarihini hiçe sayarak, yıllarca  ayaklar altında paspas gibi çiğnenmesi için  "Terör Örgütü" yaftalamasıyla yıpratılmaya çalışılan, Türk'ün tarihi "ERGENEKON"adıyla Büyük Türk milletine  kurulan kumpas,  bugün itibariyle çökmüştür! 


Türk milleti adına yargılama yapan Türk yargısına,

Dolayısıyla bu vesileyle asıl hedefe konulan Büyük Türk milletinin bağrından çıkan,

 Mustafa Kemal'in Kahraman Askerlerine,

Ve Yüce Türk Ulusuna

Selam Olsun...

Ne mutlu Türk'üm diyene!




Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

19 Nisan 2016 Salı

Bu Ne Perhiz Bu Ne Lahana Turşusu



Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar...


"İtalya'ya ulaşmak isteyen dört mülteci teknesinin alabora olduğu ve 400'den fazla insanın boğularak can verdiği bildiriliyor. Yetkililer can kaybının 400'ün de üzerine çıkabileceğini söylüyor."

İTALYA Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, "Akdeniz’de bir trajedi daha oldu, birkaç yüz kişinin öldüğü görülüyor"

Vay be!..

"İnsan hakları" çığırtkanları ve "demokrasi"nin yılmaz savunucuları, 

Sorum size:

Bu ne?!

"Papa Françis, mültecilerin ayaklarını yıkadı ve öptü."

Yani,

Perhiiiz!

Pekiii,

İTALYA Cumhurbaşkanı, "Akdeniz’de bir trajedi daha oldu, birkaç yüz kişinin öldüğü görülüyor" diyor,

Bu ne?!..

Lahana turşusu! 

Demek, "birkaç yüz kişi ölmüş" öyle mi?

Öte yandan,




Papa mültecilerden af diledi: "Size karşı kapanıp, kayıtsız kaldık"

"Sizin varlığınızın gerektirdiği hayat ve zihniyet değişikliğinden korkan toplumlarımızın size karşı kapanması ve kayıtsızlığından ötürü bizi affedin. Size birer yük, birer sorun, birer maliyet gibi muamele edildi, oysa sizler birer armağansınız. Çünkü her biriniz farklı kültürler ve dinler arasındaki buluşmayı sağlayan, uzak halkları birleştiren birer köprü olabilirsiniz. Bu, ortak insanlığımızı yeniden keşfetmek için bir yoldur." Sözcü19 Nisan 2016 

İyi de biz öldük!!!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)