19 Ağustos 2018 Pazar

Huzur İçinde Uyu Mister ANNAN!



Göreve ilk geldiğinde "Haritada bile gözükmüyor canım, çözeriz iki dakikada bu Kıbrıs’ı" dediği rivayet edilen Kofi ANNAN.

Hani diyorum,

Nobel ödülü almak uğruna "plân, proje adamı" olmaya çalışacağına,

Çakma Morgan Freeman olarak tanınsaydın...

 
Valla o zaman daha iyi olurdu.. Zira hiç olmazsa seni, Amerika'nın değil de,  sinemaların tezenesi olarak anardık.

Dolayısıyla şimdi gittiğin yerde işin burada olduğu kadar kolay olmayacak...

Zira sicilin çok kabarık.

Mesela,

Sakın ola Sayın DENKTAŞ'a görünme!

Ha, bir de hani şu 500 bin Tutsi'nin katledilişine seyirci kaldığın Ruandalılar vardı değil mi!..

Haklısın! Bir an için unutmuşum...

Diğer taraftan  milyonların katledildiği Irak halkı da seni bekliyor olacak!

Sahi...

Hani şu elinizde katledilen 8 bini aşkın Boşnakları da koy üzerine!

E vallahi  bu kadar "ah"la...

İşin çok zor be Mister ANNAN!



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

18 Ağustos 2018 Cumartesi

Kim Masum? Kim Şeytan?


Okuduğum bütün kitaplar  üzerinde notlarım vardır. Lüzum hissettiğimde bu notları tekrar gözden geçiririm. Dolayısıyla bugün her şeyin birbiriyle karıştığı, neyin suç, neyin ceza olduğunu ayırt edemeyecek kadar değerlerin ayak altı edildiği bir ortamda  yaşıyoruz. Hal böyle olunca zihnimde yer eden, "Suç Ve Ceza" kitabını yeniden elime aldım...

"Asya nın derinliklerinden Avrupa'ya gelmekte olan, görülmemiş, işitilmemiş korkunç bir afet ile mahva mahkûm olduğunu gördü. Çok az seçkin kişi dışında kalan herkes ölecekti. İnsan vücuduna  yerleşen yeni birtakım trişinler, mikroskobik yaratıklar türemişti. Ama bu yaratıklar, akıl ve iradesi olan bir takım ruhlardı. Bu mikroplar kapanlar, hemen şeytanların pençesine düşüyor, zır deli bir hale geliyorlardı. Ama insanlar hiçbir zaman, kendilerini bu hastalığa tutulanların hissettikleri kadar, böylesine akıllı, doğrulukta bu derece sarsılmaz hissetmemişlerdi. Onlar kararlarını, bilimsel araştırmalarının sonuçlarını, ahlâki ve dini inançlarını hiçbir zaman böylesine sağlam ve sarsılmaz hissetmemişlerdi. Bütün köyler,bütün kentler, bütün uluslar  bu hastalığa tutuluyor ve çıldırıyorlardı. Herkes üzüntü ve telaş içinde idi. Kimse kimseyi anlamıyordu. Herkes gerçeğin yalnız kendisinde olduğunu sanıyor, başkalarına bakarak acı çekiyor, göğsünü yumrukluyor, ağlıyor ellerini ovuşturuyordu. Kimi nasıl yargılayacaklarını bilmiyorlardı. Neyin iyi,neyin kötü olduğunda anlaşamıyorlardı. Kimi mahkûm etmek, kimi beraat ettirmek gerektiğini bilmiyorlardı. Birbirlerine karşı büyük ordular halinde toplanıyor, ama bu ordular daha yolda iken, birden bire kendi kendilerini kırmaya başlıyor, saflar dağılıyor, savaşçılar birbiri üzerine saldırıyor, birbirini boğazlıyor, doğruyor, ısırıyor, birbirini yiyordu. Şehirlerde bütün gün felaket çanları çalıyordu. Herkes çağrılıyordu, ama kimin çağırdığını kimse bilmiyordu. Herkes telaş ve heyecan içinde idi. Bütün sıradan zenaatlar bırakılmıştı çünkü herkes, kendi düşüncesini, kendi düzelttiği şeyleri ileri sürüyor ve bir anlaşmaya varmak mümkün olamıyordu. Tarım işleri durmuştu. Şurada burada insanlar, kümeler halinde toplanıyor, herhangi bir şey üzerine birlikte karar veriyor, ayrılmayacaklarına and içiyorlardı. Ama, arkasından hemen, az önce önerdiklerinden bambaşka bir şey yapmaya başlıyorlardı. Birbirlerini suçlamaya koyuluyor, dövüşüyor ve vuruşuyorlardı. Derken yangınlar ve açlık başlıyordu. Her şey ve herkes mahvoluyor, afet genişliyor, durmadan ortalığa yayılıyordu. Bütün dünyada ancak bir kaç kişi kurtulabilmişti. Bunlar, yeni bir insan kuşağı meydana getirmek, yeni bir yaşayış kurmak, yeryüzünü yenileştirmek ve temizlemekle görevlendirilmiş, temiz, seçkin kişilerdi. Ama, hiç kimse hiçbir yerde bu adamları görmemiş, hiç kimse onların sözlerini ve seslerini duymamıştı." Dostoyevski, Suç ve Ceza 2. Cilt sf:360-361

Romanın kahramanı Raskolnikov'un ikilemleriyle birlikte duyduğu vicdan azabı ve iç çatışmalarını hatırladıkça  insanın, toplumsal, ahlâki ve dini değerleri üzerinden bugünü, dolayısıyla da sahip olduğumuz değerleri sorgulamayı kaçınılmaz bir durum olarak düşünüyorum. Zira Dostoyevski, insanın en saf ve masum halinden, çevresel koşulları, dayatmaları, istekleri, ve de en önemlisi zaafları ile  nasıl da değişebileceğini   inanılmaz  anlatımlarıyla ortaya koymuştur.

Demem o ki...

Hani coğrafyamız üzerinden başlatılan kanlı savaşlarla, "yeni bir dünya kuruluyor" deniliyor ya...

Hah işte, o sebeple aklıma Raskolnikov'un hasta yatarken ateşler içinde ve de sayıklamalar arasında gördüğü,  bugün  "karabasan" gibi üzerimize çullanan emperyalistleri anımsatan "düş"ünden bir alıntıyla, aslında coğrafyamızın tek sahibi olan müslümanların kendi aralarında bitmek tükenmek bilmeyen kavgalarını kıyaslamak istedim. 

Dolayısıyla da  yine Raskolnikov'un etkileyici sözüyle yazımı tamamlamak istiyorum:

"Ve artık şunu biliyorum Sonya, 

Güçlü, sağlam bir kafa ve ruha sahip olan kişi insanların efendisidir. Kim daha cesaretli ve gözü pek ise, onların gözünde o haklı ve doğrudur. Kim daha çok şeyi ayakları altına alır, çiğner geçerse onların yasa koyucusu olur ve en arsız en cüretkar olan, muhakkak ki en haklı olandır. Bu hep böyle gelmiş ve böyle gidecektir."


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

4 Ağustos 2018 Cumartesi

Boşu Boşuna



Dünyayı ele geçirmek için insanları köle etmek, yaşamı zindan etmek zulmü her daim ayakta tutmak varlık sebepleri olan ve de  güç sarhoşluğuyla gözleri dönmüş  zalimlere  bir anda her şeyin nasıl da geçici olduğunu, o hayıflanmaların, dünya hırslarının nasıl da yalan olduğunu tokat gibi yüze çarpan bir Aşık Mahzuni türküsüyle, bugün ülkemizi şantajla tehdit eden emperyalizme gelmek istiyorum. Zira kanla ve zorbalıkla hırslarına yenik düşenlere, 

"Sonuç ne?"  diye sormak istiyorum:

Kocaman bir hiç!

Mevlam bana ömür vermiş
Vücuduma bir can girmiş
Boşu boşuna boşu boşuna

İsa Meryem'e mi kalmış
Musa asadan ne bulmuş
Süleyman bir sultan olmuş

Saltanatı boşu boşuna

Öte yandan...

Amerika Devlet Başkanı Lyndon Johnson, Türkiye Cumhuriyeti Devleti  Başbakanı İsmet İNÖNÜ’ye  -5 haziran 1964 tarihli- tehditkar içerikli yazdığı mektup tarihe"Johnson mektubu"  olarak geçti.

Dolayısıyla bugünü anlamak üzere, Amerika'nın 54 yıl önce Türkiye'nin kendi haklarından dolayı Kıbrıs'a olası çıkarma yapma girişimini engellemek üzere yazdığı o küstah  mektubu kısaca  hatırlatmak isterim

Sevgili "Müttefikimiz" Türkiye,

Hani size silah veriyoruz ya... 

Hah işte,  size verdiğimiz o silahları kullanarak Kıbrıs'a asker çıkaramazsınız, bunu bilin! Yok şayet verdiğimiz silahlarla Kıbrıs'a çıkmaya kalkışırsanız, vallahi sizi ambargoyla haşat ederiz, haberiniz olsun! 

Sizi seviyoruz.

L.  JOHNSON

O sebeple hani şu sıralar müttefikimiz (!)  aynı Amerika bize aleni parmak sallıyor ya...

Hani "papaz" olduğumuz şu sözde Papaz var ya...

Hah işte!..

Papaz bahane, olay şahane. Zira bu küstahlar, coğrafyanızda kukla bir devlet kuracağız diyorlar, NOKTA.

Ve bu plâna sakın ola karşı koymayın diyorlar, NOKTA.

Dolayısıyla da kurulacak sözde kukla devlet için ülkenizi böleceğiz diyorlar, NOKTA.

Dahası  bu konuda siz de yardım edeceksiniz diyorlar, NOKTA.

Ve de... Türk milletini etnik ve mezhepsel olarak paramparça edeceğiz diyorlar, NOKTA.

Son olarak da ATATÜRK'ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti ulus devletini ortadan kaldırıp Yugoslavya gibi bir  "iç savaş"la sizi haritadan sileceğiz diyorlar, NOKTA.

Kısaca... 

Siz de yaptıklarımıza ve yapacaklarımıza ses çıkarmadan  boyun eğip,  "seyredeceksiniz" diyorlar, NOKTA.

Pekiii...

1964'teki rezil mektuba karşın biz ne demişiz?


 "Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye bu dünyada yerini alır"

Demem o ki... 

Bugün Amerika'nın küstah ve aleni tehditkar çıkışları karşısında bir kez daha hatırlatalım:

Tam bağımsız Türkiye!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet payidar kalacaktır!


Ne mutlu Türk'üm diyene!


NOKTA!


Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)


25 Temmuz 2018 Çarşamba

Hangi ORTAK Üzüntümüzü Paylaştınız?


"Arkadaşlarımız taziyelere gittiler. Bu, bizim kültürümüzde olan bir şeydir. Elbetteki yaşamını yitiren insanlarımızın ailelerine taziyeye gitmek bizim en büyük görev ve sorumluluğumuzdur. Nerede olursak olalım, kim neden dolayı yaşamını yitirmiş olursa olsun biz o ailelerin yanında olmaya devam edeceğiz. O yüzden bütün milletvekili arkadaşlarıma şunu ifade etmek istiyorum, hangi ilden seçildiyseniz orada yaşanan en ufak üzüntüye ve sevince ortak olmak bizlerin en büyük görevi ve sorumluluğudur." Pervin BULDAN, HDP Milletvekili

Bu ülkenin ekmeğini yiyip, bu milletin imkanlarıyla gelebileceği en üst seviyelere ulaşan Pervin...

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kırmızı pasaportu ile şu anda Yüce Meclis'te Türk milleti adına vekillik yaptığını zannettiğimiz...

Ne yazık ki söylem ve eylemleriyle Türk ulusunu parçalama kararlılığındaki emperyalistlerin ekmeğine yağ sürüyor.

Hal böyleyken...

Hani bu zevat, "hangi ilden seçildiyseniz orada yaşanan en ufak üzüntüye ve sevince ortak olmak bizlerin en büyük görevi ve sorumluluğudur." diyor ya..

Madem bu kadar yüce gönülle milletimizin sevincine ve üzüntüsüne ortak olmak istiyormuş,

O halde sorum çok açık:

Allah aşkına bu vakte kadar hangi şehirde, hangi şehidimizin cenazesine katılarak milletimizin üzüntüsüne ortak oldunuz?

Veya hangi şehirde, hangi şehit ailesinin yakınlarına taziyede bulunarak milletimizin acılarını paylaştınız?

Ya da devletimizin ve milletimizin hangi övünç gününü, gururumuza ortak edip okşadınız?


O sebeple, sahte ve yalan üzerine kurulu da olsa bırakın "üzüntü" paylaşmayı, siz bu milletin askerine taş, polisine de  tokat atarak bizlerle alay edip, ırkçılık üzerinden milleti ayrıştırıcı, tedhişçiye de sahip çıkan söylemlerde bulunan bir gurubun içinden Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne her fırsatta parmak sallıyorsunuz...

Dolayısıyla,  suçsuz ve günahsız daha çocuk yaşta sayılacak gencecik masum evladımız Eren BÜLBÜL'ü katlederek emperyalistlerin tetikçiliğini yapan canilere, milletimizin gözünün içine baka baka alkış tutup talimat veriyorsunuz, öyle mi?!




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

20 Temmuz 2018 Cuma

Kıbrıs Barış Harekatı



"Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs'a indirme ve çıkarma harekâtına başlamış bulunuyor. Allah milletimize, bütün Kıbrıslılara ve insanlığa hayırlı etsin. Bu şekilde insanlığa ve barışa büyük hizmette bulunmuş olacağımıza inanıyoruz. Öyle umarım ki, kuvvetlerimize ateş açılmaz ve kanlı bir çatışmaya yol açılmaz. Biz aslında savaş için değil, barış için; yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için Ada'ya gidiyoruz.

(...)

Tekrar bu harekâtın insanlığa, milletimize ve bütün Kıbrıslılara hayırlı olmasını dilerim.

Allah'ın milletimizi ve insanlığı felaketlerden korumasını dilerim." 20 Temmuz 1974 Başbakan Bülent ECEVİT

Tam 44 yıldır barış ve huzurun hakim olduğu Ada'da o günden  bugüne kadar  kimsenin burnu bile kanamadı!

Gerçek anlamda barışın tesis edildiği bu önemli  tarihi gün,

 Dolayısıyla da TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ dünyaya bir kez daha örnek olmuştur.

Sahi...

Hani, "demokrasi", "barış"  getiriyoruz söylemleriyle coğrafyamızı cehenneme çevirenleri de bu sayede hatırlatmak boynumuzun borcu olarak düşünüyorum.

Dünyaya BARIŞ'ın nasıl getirildiğini canlarıyla bedel ödeyerek öğreten aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anarken,

Kıbrıs Barış Harekatının 44. yılı kutlu olsun... 


Ne mutlu Türk'üm diyene!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

14 Temmuz 2018 Cumartesi

The Cemaat



"Jewish Press adlı haber sitesi de Oktar'ın tutuklanmasına ilişkin haberde, "İsrail dostu Müslüman lider tutuklandı." başlığını attı.

Haberde, Oktar'ın birçok Yahudi din adamıyla yakın ilişkisinin olduğu kaydedildi." 11 Temmuz 2018, hurriyet.com.tr

Bu habere cevabımız Kur'an ayetiyle olacaktır. Zira "Adnan Hoca" için ne diyor İsrail basını?

"Müslüman lider"!

"Allah sizi; ancak din hakkında sizinle savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran, çıkarılmanıza yardım eden kimselerle dost olmaktan yasaklar. Böyleleriyle dost olanlar, zalimlerin ta kendileridir." Mümtehine Sûresi, 9. Ayet 

Hal böyle olunca...

Dini inanç ve duyguları istismar etmek temel prensipleri olmuş

Bu türden yapılanmaların ortak paydaları;

Kendilerini Allah'a yakın gösteriyorlar

Müritler...

Şantaj, tehdit...

Demem o ki...

İslamiyetin insanlığı  kucaklayıcılığı ortadayken, nasıl oluyor da şeyh, şıh, hoca yapılanmalarının ipine sarılır insanlar?

Dolayısıyla... 

"Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayınız. Hani siz birbirine düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız." Âl-i İmrân Suresi, 103. Ayet

Kur'an burada! 

Peygamberimiz Hz. Muhammed  burada! 


Bu güruhlar  nerede? 




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

12 Temmuz 2018 Perşembe

007 Adnan OKTAR







"Adnan Oktar ve örgütüne yönelik başlatılan operasyonda şüphelilerle ilgili dosyada “Siyasi ve askeri casusluk” suçlaması da yer aldı." 11 Temmuz 2018

Batı'nın ve emperyalizmin ajanlığıyla "dünyayı kurtarırken"; neredeyse her ülkenin güzel kadınlarıyla birlikte olmayı ihmal etmeyen İngiliz ajanı 007 James BOND. Ve de  manken gibi hatunlarla sonsuz lüks içerisinde katilliğin ve sadistliğin zirvesini yaşayan BOND.

Dolayısıyla dün basından takip ettiklerimle beraber, vallahi  aklıma ilk gelen ajan  007 James BOND oldu. Zira ajan BOND'un seri seri macera filmleriyle zihnimize  "ajan"ın ne demek olduğunu çoktan yerleştirmişiz bile...

Hal böyle olunca, bizde filme filan gerek kalmamış zaten.. Zira hayatın akışı içerisinde ajan filminin aralıksız içindeymişiz de haberimiz yokmuş. Baksanıza "masum"diye nitelendirilerek cemaat adı altında "suç örgütü" ajan 007 Adnan OKTAR'ın BOND'dan ne farkı kalmış...

Zengin mahallelerde, güzel kızları ve yakışıklı erkekleri ne olduğu belirsiz bir güruha katarak kendi kanalından  sapkınlıklarını "inşallah" ve "maşallah"la yürütmüşler...


Dolayısıyla...

Çalgı çengi  "çift SİLAH"lı kedicikler, 

Lüks yaşam... 

007  OKTAR.

"Uluslararası ajan"...

A9 TV 

Ve...

"The End" 



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)