3 Haziran 2012 Pazar

Dini Temelli Kuralların "Ehlileştirilmesi"
























"Biliyor musunuz ki, bizim dinimizin aslını bozup onu düşüren nedir?

Tefsirci ve tahlilcilerin yanlışları; riyâkar nakilcilerin yozlaştırılmış tartışmaları ve yoldan sapmış hükümdarların buyruklarıdır."


"Kadın erkeğin ikinci parçasıdır."


"İlim, unutulursa kaybolur, liyakatsizlerin elinde yok olur. Gerçek âlim odur ki, bilgisini tatbik eder."


"Allah Teâlâ ilmi insanların hafızalarından silip unutturmak suretiyle değil, fakat âlimleri öldürüp ortadan kaldırmak suretiyle alır. Neticede ortada hiçbir âlim bırakmaz. İnsanlar bir kısım cahilleri kendilerine lider edinirler Onlara birtakım meseleler sorulur, onlar da bilmedikleri halde fetva verirler. Neticede hem kendileri sapıklığa düşer, hem de insanları saptırırlar."


"Fazla geçmez bir zaman gelir ki, kendi dinimizin adından başka bir şey kalmayacak. Kur'an'dan, onun görüntüsünden başka bir şey kalmayacak. O zaman camilerde artık ilim ve din öğretilmeyecek. Allah'a kulluk yapılmayacaktır. Din adamları, ilim adamları, insanların en kötüsüne dönecek, münakaşa ve münazaralar onlardan çıkacak ve insanlar dinden çıkıp geri dönecekler."


"İlim öğrenmek her Müslüman'a farzdır. İlmi, ehil olmayana öğretmek, domuzların boyunlarına cevher, inci ve altın takmaya benzer."


"İlim üç şekilde olur. Bunlardan biri, şüphesiz gerçektir, onun ardınca git. Diğeri yoldan çıkarır, ondan sakın. Üçüncüsü ise, bilnmeyen konulardadır, bunun da cevabını Allah'ın indinde ara." Hz. Muhammed, Tolstoy, sf: 33-34




Bugün gelinen nokta...


İslam adı altında, cehaletin bini bir para...


"Kadın haklarına karşılar!

Endonezya'da kadın haklarına yönelik bir düzenleme kadınlardan tepki gördü. Kadınların istediği kişilerle evlenme hakkı ve miras paylaşımında kadınların erkeklerle aynı haklara sahip olduğunu da içeren yasa taslağına bazı kadın dernekleri karşı çıktı..." 20 Mart 2012


"Tahran’da ahlak polisi ava çıkıyor!

İran’da... ‘ahlak polisleri’ sokaklarda kadınların peşine düşmeye hazırlanıyor. Ülkede 70 bin çarşaflı kadın polis, ‘ahlak dışı giyinen’ hemcinslerini önce uyaracak, talimatları dinlemezlerse gözaltına alacak." 1 Mayıs 2012 Vatan


"Suudi kadının fendi din polisini yendi

Riyad’da bir alışveriş merkezinde ojeli tırnak ve gevşek başörtüsü ile dolaşan bir Suudi kadının, kendisini uyaran din polisine isyanını gösteren videoyu YouTube’da 1 milyonu aşkın kişi izledi. Kral Abdullah, din polisine ‘AVM‘lerde kadınlara karışmayın’ emri vermek zorunda kaldı." 30 Mayıs 2012, Vatan



Demem o ki...

Ortada...

Ne ilim kaldı, ne bilim!

Varsa yoksa kadın üzerinde kurulmak istenen egemenlik...


Oysa bir toplumun ileri çağdaş seviyeye ulaşması, kadınla erkeğin birlikteliğinden geçer.

Ama ne yazık ki bu çağda, namus kavramı, sadece kadının bedeni üzerinden topluma algılatılmaya çalışılıyor...

Öte yandan,

Birkaç gün önce -30 Mayıs 2012- Hürriyet'de okuduğum Ertuğrul Özkök ile Amr Şalakani'nin tartışmalarını konu eden bir yazıda; "Şeriat o kadar korkulacak bir şey değil. Dini temelli kuralların tamamı insani yorumlarla ehlileştirilir. (Amr Şalakani)" gibi tuhaf bir ifade dikkatimi çekti.


Amr Şalakani, dinin kurallarını "vahşi" olarak görüyor olmalı ki, bu kuralların "insani yorumlarla ehlileştirildiğinden" dem vuruyor.


Ancak biz bu cümleyi yazılanın aksine, yaşanılanları dikkate alarak yorumlarsak,

Birilerinin çıkarları ve menfaatleri doğrultusunda,


Dine getirdikleri "insani yorumlarla"

Hem kadın, hem toplum,

Bir güzel "ehlileştiriliyor" diyebiliriz.

Tabii... Amr Şalakani'nin dikkat çeken ifadesinden yola çıkarak,

Şu soruyu da sormadan geçemeyeceğim;

Bu "ehlileştirilme" yetkisi,

Kimden, nasıl alındı?!


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

27 Mayıs 2012 Pazar

Ruhum Ezildi!













"Bu yıl Bakü’de düzenlenen 57. Eurovision Şarkı Yarışması’nda zafer, 372 puanla İsveç adına yarışan Loreen’in oldu. Türkiye’yi Love Me Back şarkısıyla temsil eden yarışan Can Bonomo ise 7. sırada yer aldı..." 27 Mayıs 2012




Hepimiz çok iyi biliyoruz ki Eurovision Şarkı Yarışması'nın asıl amacı SİYASİ... Yani bu yarışmaya, Eurovision "Siyasi" Şarkı Yarışması demek daha gerçekçi olacaktır.

Neyse biz şimdi 2012 Eurovision "Siyasi" Şarkı Yarışması'nı kısaca bir değerlendirelim:


Ülkemizi kim temsil etti?

Türk vatandaşımız...

Peki biz, hangi dilde konuşuyoruz ve resmi dilimiz neydi?

TÜRKÇE!!!

Ama sözde yarışmaya hangi "dil"le girdik?

"Evrensel dil", Sn. Prof. Oktay SİNANOĞLU Hocamızın deyimiyle de "köle dili" İngilizce...

Tamam...

Yani olduk:

"The Türkiye" (Bkz, 14 Nisan 2012 tarihli yazıma)


Yarışmaya girdiğimiz parça, her haliye tam bir şarlatanlık örneği...

Hiçbir şekilde bizi temsil etmediği gibi, kültürümüzle de hiçbir âlâkası yok!

Tam bir rezalet!!!


Bizimle âlâkası olamayan gerek görüntü, gerek hitabetiyle ve en önemlisi de vatandaşımızın bile ne dediğini anlamadığı sözleriyle "yarışma"da 7. olmuşuz...

Aman ne âlâ..

Çok güzel olmuş!

Zira bu "siyasi yarışma"yı izlemeye değer görmediğim gibi, artık Türk halkının çoğunluğunun ilgisini bile çekmiyor. Orada ülkemi gururla temsil etmek yerine, adeta "sömürgeleşmiş olma"nın ezikliğini yüreğimde taşıdım...


Şimdi asıl önemlisi ve düşüncelerimi doğrulayan bir gelişmeye de izninizle dikkat çekmek isterim:


Bugün yazılı basın, konu hakkında önce bizim için "Can Bonomo'nun müthiş performansı" diye başlık atmış.. (Ki bunun neresi başarıysa?!)

Öte yandan çarpıcı olan ise;


"Rusya'yı temsil eden Rus ninelerin performansı!"... demiş.




















Valla... bence Rusya, Batı'ya bizim deyimimizle osmanlı tokadı indirmiş... :)


Niye mi?

Bakınız...

"Tek dil"

"Tek din"

"Tek bayrak"

Dayatmasıyla dünya milletlerinin ve ulus devletlerinin önüne bir engel olarak getirilen bu "tek düze"liğin yeni adı da "Yeni Dünya Düzeni"!


İşte bu dayatmacılığa karşılık Rusya, millîliği seçerek, Eurovision "Siyasi" Şarkı Yarışması'nda gereken cevabı vermiştir!


Rus halkının,

Bir kimliği var!

Bir kültürü var!

Ve kendine özgü yaşam biçimiyle bir de halkı var!


Tüm bu önemli unsurları dikkate alarak haklı mesajını, dünya kamuoyuna bir kez daha ilân etmiştir!

Zira dünyaya yeni bir şekil vermek isteyen "küresel çeteler"e bu davranış, önemli bir mesajdır!


Rusya, neden böyle bir tercihle yarışmaya katıldı, diye hiç düşündünüz mü? Bunun yarışma ile ilgili hiçbir esprisi yok, sadece ve sadece Rusya, köklü kültürüne ve geçmişine sahip çıkarak, bu önemli süreçte...


Ben buradayım!


Mesaj'ıyla meydan okuduğu kanaatini önemle taşımaktayım.

Ne yalan söyleyeyim, bu görüntüye kıskanarak ve bir o kadar da imrenerek baktım...

Kimliğine ve kültürüne sahip çıkan tüm uluslara,

Selam olsun...

Tebrikler!

Bize gelince;


Biz de fazlasıyla köklü bir milletiz!

Ve şanlı bir tarihimiz,

Zengin kültürümüz

Ve de üretime açık zengin bir dilimiz var!!!

Bu zenginliği "horlama"ya çalışanlara, "değersizleştirme"ye kalkanlara

"Ezilen" ruhumun sesiyle,


Yazıklar olsun!


Ancak unutulmasın ki...


İsmet Paşa, Johnson'ın yazdığı küstahça bir mektuba cevaben Tıme Dergisi'ne verdiği bir röportajda dediği gibi;

"Batı ittifakı yıkılır, yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır"


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

25 Mayıs 2012 Cuma

Bunlar mı Bize Örnek..?











"Onlar başka milletlerin miskin yurttaşlarının bütün yaşamlarını iyi-kötü kavgası ve erdem üzerine laf yaparak geçirdiklerinden haberdardı; yalan konuşan ve bilgiçlik taslayan birçok kibirli insanın kendilerini erdemli olarak tanıtıp öteki ulusları barbar kalmakla suçladıklarından da haberdardı; ne zaman ki onların ahlâk anlayışlarını incelediler, o zaman aşağılık olanın aslında kimler olduğunu gördüler." Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev, Jean Jacques Rousseau, sf:42




"Bir yazar, bir banka reklamında yer alıp, kitlesini kredi kartı kullanmaya, tüketime teşvik eder mi..
Taraf'ın sivri dilli televizyon eleştirmeni Telesiyej "kredi kartı reklamında oynayan yazar Elif Şafak"ı yerden yere vurdu. "Bir yazar, bir banka reklamında yer alıp, kitlesini kredi kartı kullanmaya, tüketime teşvik eder mi yavu?" 23 Mayıs 2012, Vatan


"Deniz Seki, uyuşturucu ticareti yapmaktan aldığı bu ceza Yargıtay’da onaylanırsa 3 yıl 7 ay daha hapiste yatacak" 23 Mayıs 2012, Vatan


Valla bunlara "sanatçı" diyorlar, "edebiyatçı" diyorlar...


Siz hiç gerçek bir sanatçının bu tür kirli işlerle uğraştığını duydunuz mu?

Ve gerçek anlamda bir edebiyatçının insanlara hayatı sorgulamaya teşvik etmek yerine, tüketime, halkın sorunlarından uzak bir yaşama sevk ettiğini gördünüz mü?


Tabii ki de hiç kuşkusuz,

Hayır!

Topluma örnek olacaklara bakar mısınız?

Birisi uyuşturucu ticareti yapmakla suçlanmış,

Ötekisi de toplumu tüketim çılgınlığına sürüklemenin reklamıyla meşgul...

Valla ne âlâ...


Birilerinin teşvikiyle ve arkalarına aldıkları "güç"le "ünlü" olan sözde "sanatçı"ların olacağı bu işte...


Toplumda belli başlı aşırılıklar ve kimi kötü alışkanlıkları gözden düşürme yerine onları erdem haline getirip ve insanlara da bu "erdem"leri taşımaya mecbur eden sistemin sözde sanatçılarıdır bunlar.

Yanılmıyorsam Türklüğe küfür ederek adından söz ettiren ve "yazarlığını kanıtlayan"lardan birisi de Elif Şafak.


Bu sözde sanatçılar, milletin ortak değerlerine sahip çıkmak yerine onları aşağılayıp, değersizleştirerek topluma yepyeni bir kimlik kazandırmayı kendilerine görev edinmişlerdir. Zira başka türlü onların oralarda barınmaları mümkün değil!!!

Bu vesileyle becerdikleri bu mükemmel (!) işe karşılık, kendilerinin oluşturdukları sınıfsal ayırım üzerinden halkdan kopuk yaşamayı da bir marifet, bir üstünlükmüş gibi sunmayı da ihmal etmiyorlar!


Apaçık etkilerinin hissedildiği ve bir toplumun aleni yozlaştırıldığını görerek yaşadığımız bu süreçte ne yazık ki, ahlaki bozulma dediğimiz namuslu yaşamın yerini vicdansızlığın, zalimliğin aldığını üzüntüyle görüyoruz...


Bir yanda sersefil, bir lokma ekmeğe muhtaç yaşayanlar...


Öte yandan, arsızca ve umarsızca yaşayanlar...


Demem o ki...

Gerçek anlamda sanatçı, işte bu çelişkiyi eleştirel üslûptaki sanatıyla halka sunarak hayatın mânasına dikkat çekmeyi başaran; ve mütevazı yaşamıyla halkın içinde olabilen kimselerdir... Çok uzağa gitmeden bunu hemencecik izninizle örneklendirelim;


Sazıyla, sözüyle, mütevazı yaşamıyla pekçok örnek sanatçımızdan bir tanesi,

Neşet ERTAŞ...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Banu Çiçek...

















"Herkesin ameli, onun davranışlarındaki niyetine göre değerlendirilir. (Ameller niyetlere göredir)" Hz. Muhammed, Tolstoy sf:30




Samsun'da Gençlik Hizmetler ve Spor İl Müdürlüğü'ne bağlı sporcuların katılımıyla yapılan gösterilerde, kadın güreşçi ile erkek güreşçinin mücadelesi...



Oğuz Türklerinde toplumda kadının yeri, hiç tartışmasız mücadeleci bir kimlik olarak biliniyor... Yani kadın, erkeğinin yanında omuz omuza birlikte mücadele vererek özgürlüğüne sahip olmuştur...

Dede Korkut hikâyelerinde bunun sayısız örnekleri vardır...



"Kam Püre...

Oğluna ad koyma zamanı gelmişti. Bütün beyler toplandılar.

Dedem Korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı, "Adını Bamsı Beyrek koyalım" dedi. Hep beraber dualar edildi. Bütün Beyler ve Bamsı Beyrek, bir gün ava çıkmışlardı. Bir Alageyiği kovalayan Bamsı Beyrek, bir kırmızı çadır gördü. "Bu kimindir?" diye merak etti. Banu Çiçek, "Ne arıyorsun?" diye sordu. "Beşik kertmem Banu Çiçek’i arıyorum" deyince, "Ben onun âadı-sıyım yarışta, ok atmada ve güreşte beni yenersen ancak onu görebilirsin” dedi. Kabul etti. Bamsı Beyrek kızı yendi. Kız dedi ki "Banu Çiçek benim." Oğlan parmağındaki yüzüğü çıkarıp, kızın parmağına takarak nişanı yaptı. Sonra vardı babasının otağına olanları anlattı." edebiyatsayfasi.com



"Banıçiçek, Dede Korkut hikâyelerinde geçen Bamsı Beyrek'in beşik kertmesidir. Oğuz boylarında kadınların eşit haklara sahip olduğunun en önemli, en belirgin simgesidir. Banu (Bağnu) Çiçek diye de geçer." Vikipedi


O halde, ahlâki kavramlar şekille ifade edilemeyecek kadar toplumun değerleri arasındadır.


Spor bir mücadeledir!


İnsanın kalbinin temiz tutulması,

Vicdanının duru olması,

Düşüncelerinin masum olması ve manevi değerlerin korunması şekille sınırlandırılamaz...


Hz. Peygamberimizin örnek ve güzel ahlâkı bu anlayış üzerine kuruludur!


"Soru: "Ne için yaşıyorsun?"

Cevap: "Sonsuz büyük mekânda, sonsuz zaman içinde, sonsuz küçük parçacıklar, sonsuz küçük bileşimler içinde değişirler ve sen eğer bu değişimlerin yasalarını kavrayamamışsan, yeryüzünde niçin yaşadığını da kavrayamamışsındır."

Aynı şekilde düşünce anında kendi kendime şöyle diyordum: "Bütün insanlık, onu yöneten manevi ilkelere ve ideallere dayanarak gelişiyor. Bu idealler dinlerde, bilimlerde, sanatlarda, devlet şekillerinde ifadesini buluyor. Bu idealler gittikçe yükselmekte ve insanlık da gittikçe daha yüksek mutluluğa tırmanmaktadır. Ben de insanlığın bir parçasıyım. Bu nedenle benim görevim, insanlığın ideallerini öğrenmek ve bunların gerçekleştirilmesine katkıda bulunmaktır." Tolstoy, Hz Muhammed sf:69


Diyeceğim...


Türklerin geleneğinden gelen ve övünerek ata sporu dediğimiz güreş bizim de,

Oğuz boylarından Banu Çiçek kimin?

Güreşi ata sporu sayıyoruz da,

Banu Çiçek'i ve Bamsı Beyrek'i niye görmezden gelir,

Dede Korkut'u yok sayarız?!



Sevgi ve saygılarımla!



Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

19 Mayıs 2012 Cumartesi

DİRİLİŞ

















"Tolstoy'un inanılmaz gözlem gücünü ve hassas duyarlılığını toplumsal eşitsizliğe, üst sınıfların kalpsiliğine ve suçluluk duygularını ve Çarlık Rusyası'nın acımasız bürokrasisine yönelttiği en eleştirel romanı" olan DİRİLİŞ...



"Tarihin en eski milletlerinden biri, ateşten geçerek, kan içinde, bir daha uyumamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek, ölmemek üzere çığlık çığlığa diriliyordu" Turgut ÖZAKMAN, DİRİLİŞ...


Ve...

ANADOLU

Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fukaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun ?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?


"Anadolu" Şiiriyle Ahmed ARİF de Anadolu'nun DİRİLİŞ'ini anlatıyor sanki...

Bugün 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı.

1919'da Türk milletinin yeniden DİRİLİŞ destanı yazıldı...

Ve

19 Mayıs 1919'da emperyalizme başkaldıran

Türk milleti, kendi kaderine el koydu!


"Tam bağımsızlık benim karakterimdir" diyen Atatürk'ün etrafında,


Yediden yetmişe birlik olan Türk ulusu,


Gücünü, Namık Kemallerin ve Ziya Gökalplerin "Jön Türkler"inin deneyim ve birikimine dayanan gençliğinden almaktadır.


TÜRK GENÇLİĞİ'ne emanet edilen bu büyük BAYRAM


Yüce Türk Ulusuna,

Kutlu olsun...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Dün...















16 Mayıs 1919...




"Bandırma Vapuru Kız Kulesi önüne geldiğinde İngilizler tarafından durduruldu ve bir binbaşı eşliğindeki işgalciler tarafından tepeden tırnağa arandı.

(...)

Vapur, düşman zırhlıları arasında ilerlemeye başlayınca Mustafa Kemal güvertede arkadaşlarına döndü ve "Bunlar işte böyle yalnız demire, çeliğe, silah kuvvetine dayanırlar. Bildikleri şey yalnız madde! Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar.

Biz, Anadolu'ya ne silah, ne cephane götürüyoruz; biz ideal ve imanı götürüyoruz!" dedi." İşgal ve Direniş sf:100, Hulki Cevizoğlu




Osmanlı Devleti yıkık, harabe ve darmadağın...


Vatan toprakları paramparça...


Üzerinde yaşadığımız Anadolu toprakları,


Emperyalizmin kontrolünde Ermenistan, Kürdistan...


Sözde devletçiklere bölünme hayalleri ve planlarıyla çığlık çığlığa...


Anadolu işgal altında...


"Dün;

Hükümet âciz, haysiyetsiz ve korkaktı!...

Devlet içten ve dıştan çökertilmeye çalışılıyordu.

Yabancı memurlar ve ajanlar yurdun her yanında faaliyette idi!..

"Demiryolları bizim değildi!

Kömür, şehir ışıkları ve suları, rıhtımlar, limanlar bizim değildi!

"Bu memleketin size ait olduğunu söylüyorsunuz. Neniz var bu topraklarda?" deseler, öz canımız ve camilerimizi gösterebilirdik!

Değil bankamız, bankalarda çalışan Türk memuru yoktu!

İtalyan, Balkan, 1. Dünya Harbi ve Kurtuluş Savaşı sırasında iç ve dış tahriklerle irili ufaklı 60 kadar isyan olmuştu!


Padişah, halife, vezirler ve paşalar millete ihanet etmişlerdi...


Nice edebiyatçılar, şairler halka sövmüşlerdi.." İşgal ve Direniş, Hulki CEVİZOĞLU


Ve...

19 Mayıs 1919 Sabahı,


Mustafa Kemal Paşa Samsun'da...



Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

13 Mayıs 2012 Pazar

Şamapiyonluk Annelerimize Armağan Olsun















"Alçakgönüllü yüreklerde yaşayan düşünceler, yüksek düşüncelerdir." Montaigne




Bugün "Anneler Günü".


Alışveriş merkezlerinin en yoğun talep gördüğü "özel gün"lerden bir tanesi...


Sevginin, değerlerin karşılığı olarak dayatılan "maddiyat" oldu.


Hâl böyle olunca bugün, dünyanın dört bir tarafında "Anneler Günü" vesilesiyle kutsal bildiğimiz annelerimizin ödeyemeyeceğimiz haklarının bilincine varmak yerine, onlara bir şeyler almanın yarışı var...


Eh... varsın alsınlar...


Biz kendi özümüzün geleneğinden gelen, bir tatlı sözle onların ak sütlerinin helalliğini almak için yarışalım.


Öncelikle bu vatanda rahat yaşabiliyorsak haklarını ödeyemeyeceğimiz şehit annelerimizin acılarını yürekten hissediyor, onların ellerinden öpüyorum!


Ve yine bu bereketli toprakların hakkını alın terleriyle vermeye çalışan; ve karnımızın doymasına sebep olan Anadolu'nun üretken, çalışkan, cefakar masum annelerinin ellerinden öpüyorum!


Bu bağlamda sevgili annemin ve tüm annelerin, "ANNELER GÜNÜ" kutlu olsun!


Diğer taraftan,

Dün Galatasaray Fenerbahçe şampiyonluk maçı yapıldı.


Gönlümüz, her iki takımı da şampiyon ilan ediyor..


Bana göre iki kulübümüz de ŞAMPİYON!!!

Ancak kural gereği bir takımın öne çıkması gerekiyor;

Bu vesileyle şeklen Galatasaray taraftarı gibi gözüksem de,


Gönlüm coşarak ve heyecanla, MİLLÎ TAKIM taraftarı.


Netice itibariyle,

Taraftarların daha sakin davranışlarla, bunun bir spor olduğunu hatırlayarak,


Taşkınlıktan ve fanatik anlayıştan uzak,


Tevazu ve yüceltebilme becerisini sokaklara yansıtması umuduyla,


Galatasaray'ı ve Fenerbahçe'yi yürekten kutlar, başarılarının sürekli olmasını dilerim!

:)

Sevgi ve saygılarımla!



Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)