13 Ekim 2018 Cumartesi

AR DA'marı...


"Arda Turan ve Berkay'ın önceki gece Emirgan'daki Gizli Kalsın adlı mekandaki eğlenceleri olaylı bitti. İddiaya göre; Berkay'ın sigara içmek için dışarı çıktığı sırada ünlü futbolcu, Özlem Şahin'in yanına giderek "Ne kadar güzelsin, evli olmasam seni kaçırmazdım" dedi. Bu sözleri duyan Berkay, Turan'a "Karımı eve bırakıp döneceğim. Erkek erkeğe konuşacağız" diye karşılık verdi." 11 Ekim 2018

Ar da'marı çatlaması nasıl olur, sorusuna cevap:

"Galibiyeti, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bütün halkların şehit olan evlatlarına armağan ediyorum" diye zırvalayan futbolcu Arda'nın gece kulüplerinde yapmış olduğu rezaletler zinciridir.

AR  DA'marı fay hattı gibidir... 

Bir çatladı mı, daha kimse o çatlağı durduramaz!

Dolayısıyla...

Haysiyet filan eskidendi. Artık o ayıp bildiklerimiz şeyleri yapmak bugünlerde "şan-şöhret" olmuş...


ATATÜRK diyor ki,

"Efendiler! Dünyada spor hayatı, spor âlemi çok önemlidir. Bu kadar önemli olan spor hayatı, bizim için daha önemlidir. Çünkü ırk sorunudur. Irkın iyileştirilmesi ve rahatlığı sorunudur. Ayıklama sorunudur ve hatta biraz da uygarlık sorunudur. Ben bu noktaları size ayrı ayrı açıklamak istemiyorum. Yalnız ben size millette, memleket evlâdında, gözümde sporculuğun ne kadar önemli olduğunu açıklamak için şunu diyebilirim: Kutsal vatanı, Türk milletinin yüksek şeref ve yararını savunan ordudur. Bundan daha önemli, daha büyük bir dayanak noktası düşünülmüş müdür? En çok bugünkü Cumhuriyet ordusundan söz edilirken bundan daha büyük bir kuvvet düşünülmüş müdür? İşte bu kıymetli, bu yüksek, bu yüce kuvvetin karşısında size hitaben diyorum ki, bütün millet ve bütün memleket evlâtlarını sportmen yapmak için harcanılacak çalışmanın önem ve kutsallığı, aynı derecede kıymetli ve önemlidir. Ve şerefli ordumuzca da en yüksek duygular ile değer verilmeli, kutsal ve de korunmaya değer yüce bir kaynak kutsallığını kazanmalıdır." 



Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

11 Ekim 2018 Perşembe

Kapımızın Önünü Süpürmek Zorundayız!


Yaklaşık bir yıldır okulumuzun hemen yanı başında -utanç tablosu olarak- bulunan korsan yazının nihayet son bulması ruhumu derinden rahatlattı.

Peki neydi o yazı; "Bizim semtte sabrın sonu cinayettir." Yani "sabır" ve "cinayet" yan yana, iyi mi! Dolayısıyla okulumuzdaki ana sınıfı öğrencilerinden başlayarak, 8. sınıf öğrencilerine uzanan yaş gurubu içindeki bütün  öğrencilerin beynine kazınan bu akıl almaz kelimelerin zihinlerine yerleşmesi ve çocuklarımızın bu anlamda görecekleri zararları, varın siz düşünün.

Hal böyleyken... sene başı seminerinde "güvenlik" konusu üzerinde tartışıyoruz. Rehber öğretmenimiz, "şiddet" ve "darp" üzerinde anlatım yaparken söz alıp, "burnumuzun dibinde kocaman kocaman yazılarla "bizim semtte sabrın sonu cinayettir" gibi korkunç bir yazı   öylece duruyor, kimseden tık yok!..." Aldığım cevap, "hocam siz de ilgilenebilirsiniz" oldu.

Elbette ilgilenirim...

Dolayısıyla seminer bitiminden hemen sonra önce 155'i ardından da ilgili birimleri telefonla aradım. Ve konuyu aynen aktardım... Konunun vahametini algılayan sayın yetkililer ilk fırsatta okulumuzun önüne gelerek gerekil girişimde bulundular. Aynı anda da telefonla bilgilendirildim. Bu hassasiyeti gösteren sayın yetkililere ve yazının silinmesinde emeği geçen belediye çalışanlarına çocuklarımla birlikte yerinde sonsuz teşekkürlerimizi ileterek, bu ayıplı yazının silinmiş olmasından dolayı duyduğumuz memnuniyeti buradan paylaşmayı, bir görev ve sorumluluk olarak görüyorum.


Demem o ki, çocuklarımızı sorumluluk sahibi, iyi bir vatandaş yapmanın en temel kuralı, herkesin kendi üstüne düşeni tam olarak yerine getirmesi anlayışını kavratmaktan geçer. Yani "Herkes kendi kapısının önünü süpürürse her taraf tertemiz olur", dolayısıyla da ortada sorun morun kalmaz kardeşim!




Sevgi ve saygılarımla! 


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

25 Eylül 2018 Salı

"Kurban Olurum Sana"




YOLCU

Bir anadan dünyaya gelen yolcu
Görünce dünyaya gönül verdin mi
Kimi böyü kim böcek kimi kurt
marak edip heçbirini sordun mu
Bunlar neden nedenini sordun mu

İnsan ölür ama uruhu ölmez
Bunca mahlukat var heç biri gülmez
Cehennem azabı zordur çekilmez
Azap çeken hayvanları gördün mü

İnsandan doğanlar insan olurlar
Hayvandan doğanlar hayvan olurlar
Hepiside bu dünyaya gelirler
Ana haktır sen bu sırra erdin mi

Vade tekmil olup ömrün dolmadan
Emanetçi emaneti almadan
Ömrüyün bağının gülü solmadan
Varıp bir canana ıkrar verdin mi
varıp bir cananın kulu oldun mu

Garip bülbül gibi feryat ederiz
Cehalet elinde küskün kederiz
Cahiller elinde küskün kederiz
Hep yolcuyuz böyle geldik böyle gideriz
Dünya senin vatanın mı yurdun mu?

Neşet ERTAŞ

Seni unutmadık!

Ruhun şad, mekanın cennet olsun...



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

18 Eylül 2018 Salı

Nerde Kalmıştık?




Ve okullar açıldı...

Çocuklarının ellerinden tutup onları sınıflarına kadar getiren annelerin veya babaların mutlaka ders bitimine kadar okul bahçesinde heyecanla  beklediği mutlu ve umutlu gün.

Bu vesileyle ilk  günün verdiği coşkuyla birlikte çocukların   bahçede koşuşmalarını, bağrışlarını,  kaynaşmalarını,

"Nerde kalmıştık" dercesine takip ediyorum.

İlk şikayetle birlikte...

"Öğretmenim bana vurduu!"

Velilerim de çocukların arasında...

Sevgili velim Hilal Hanım ve sevgili velim Sibel Hanım çocuklarla birlikte ilk günün heyecanını adeta ölümsüzleştirerek,

"Nerde kalmıştık?" dedik.



Dolayısıyla...

Yaz tatili ile bi soluklandıktan sonra aynı hızla, aynı heyecanla  yeni eğitim ve öğretim yılına hep birlikte,

Tamam işte, "burda kalmıştık" dercesine,

Yeni eğitim ve öğretim yılına, "Merhaba" demiş olduk.

:))

2018/2019 Eğitim ve Öğretim Yılı,

Ülkemize ve milletimize hayırlı ve uğurlu olsun...






Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

9 Eylül 2018 Pazar

İzmir'in Dağlarında Çiçekler Açar


9 Eylül 1922 İzmir'in düşman işgalinden temizlendiği ve 26 Ağustos'ta başlayan Büyük Taarruz harekâtı sonucu yedi düveli dize getiren Türk ordusunun  Yunan işgali altındaki İzmir'in bağımsızlığına kavuştuğu gündür.

İngiltere'nin kendi çıkarları doğrultusundaki baskıları münasebetiyle  Yunanlıların  topraklarımızı işgale kalkışması neticesinde, yani 9 Eylül 1922 tarihindeki Yunanalıların uğradığı yenilginin hemen iki gün sonrasında Yunanistan kralı tahttan indirildi. Yeni Hükümet, Anadolu’yu işgal etmeye kalkanları "Savaş suçlusu" ilan etti.

Kısaca Anadolu’yu işgal edenler, Yunanistan’da vatan haini ilan edildi.

Ve...

Yargılama 28 Kasım 1922 günü sona erdi. Yunan Mahkemesinin kararına göre, Anadolu’yu işgal eden hükümetlerin sorumluları "vatana ihanet" suçunu işlediler.

Hal böyleyken, Üç başbakan (Eski Başbakanlardan Dimitri Gunaris, Eski Başbakan Petros Protopapadakis, Eski başbakan Nikolaos Stratos) ve iki bakan (Dışişleri Bakanı Georgias Baltatsis, İçişleri Bakanı olan işgalci general Georgios Hacianestis), kurşuna dizilerek öldürüldüler.

Demem o ki...

Türklerin azim ve kararlılığı dün olduğu gibi bugünde aynen geçerli... Ve Büyük ATATÜRK'ün "Hak kuvvetin üstündedir" sözü çerçevesinde hakkımız olan vatan topraklarımızı asla ödün vermeden kanımızın son damlasına kadar korumaya kararlı olduğumuzu bilmeyenler ya da  unutanlar için,

9 Eylül 1922 bir kapaktır!


Ne mutlu Türk'üm diyene!




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

29 Ağustos 2018 Çarşamba

Türk'ün; "Biz Daha Ölmedik" Dediği Gün...




"Haydi beni bir daha tutuklayın İngilizler! Ama tutuklamak ve öldürmekle iş bitmiyor. İşte öldü sanılan Türkler, cenaze törenleri için hazırlanan tabutları katillerinin başlarına geçirdiler." GANDHİ (Büyük Taarruz'dan sonra verdiği demeçten

"Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarlarıyla sallandı,beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu,sonra onlara alıştı. Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu doğa oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu:Türk oldu... Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir. " Mustafa Kemal ATATÜRK



Başkomutanımız ATATÜRK'ümüzün, büyük imkansızlıklar içerisinde  yedi düveli ( Fransızlar, İngilizler, İtalyanlar, emperyalizmin emrinde varlık gösteren Çarlık  Rusyayla birlikte hareket eden  Ermeniler, Yunanlılar, Yeni Zelanda'da ve Avustrulya'dan toplanan lejyonerlerden oluşan Anzaklar, ve yine İngilizlerin diğer sömürge ülkelerinden topladıkları haydutlar ve perde gerisindeki Amerikalılar) dize getiren Büyük TÜRK milletine ve onun bağrından çıkan Kahraman Türk ordusuna armağan ettiği 30 Ağustos Zafer Bayramı.

96. yılını kutladığımız bu gün,  bu vatanın en mutlu, en büyük bayramıdır!

Bu vesileyle  başta Büyük Atatürk'ümüz olmak üzere  dizlerinin üzerinde yaşamaktansa, ayakta ölmeyi  tercih eden aziz şehitlerimizi sonsuz  minnet ve sevgiyle anarken  bu mutlu günü yürekten kutlayan herkese,

Selam olsun...

Ne mutlu Türk'üm diyene!




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

26 Ağustos 2018 Pazar

Olmazsan Olmazdık Yüce ATA'm!



Hayatını cepheden cepheye koşturarak geçiren, milleti için canı pahasına çalışan ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ümüzün ve silah arkadaşlarının, sonsuz minnet ve şükran duygularımızla  ruhları şad, mekanları cennet olsun...


28 Eylül 1922-11 Kasım 1922 

BÜTÜN Türkiye günlerdir durup durup coşuyor, bayram ediyordu. 

Bir İstanbullu anı defterine şöyle yazdı: 

"Hastalık, parasızlık, acı, düşmanlık, gelecek kaygısı, her şey, her şey unutuldu. Her yer çılgınca sevinen mutlu insanlarla dolu. Sevinçten kucaklaşıp kucaklaşıp ağlaşıyoruz. Her yanda bayraklar. Milli Mücadele karşıtı beş hocayı üniversiteden kovdurmayı başaran öğrencilerin sevinci artarak sürüyor"

Asya, Ortadoğu ve Afrika'daki bütün Müslüman topluluklar da, bu mucize zaferi coşkuyla kutlamaktaydı. Hiçbiri bağımsız değildi. Hepsi sömürgeydi, işgal ya da denetim altındaydı, esirdi, geriydi. Dünya bu talihsiz insancıkların sevinç ve gurur dolu çığlık-larıyla inliyordu: 

"Yaşasın Türkiyeeee!" 

Türkler emperyalizmi yenmişti. Bir ilkti bu. Tarihin çok önemli bir dönemeci yaşanıyordu- Türk ordusu Anadolu'yu temizlemiş, Çanakkale'yi sarmış, İstanbul kapılarına dayanmıştı. 

Kanlı oyunun son aşaması başlamıştı. 

Türkiye 1918'de yenilip teslim olduğu zaman hepsi yıkılmıştı. Türkler bile başa çıkamadığına göre 'bu beyaz efendileri' kimse yenemez diye düşünmüşlerdi. Ümitsizliğin dibine çöktükleri anda 'Türklerin İngilizlere ve ortaklarına isyan ettikleri' gibi inanılması zor haberler gelmeye başlamıştı. 

"Neee?"

İşgale, parçalanmaya, paylaştırılmaya, sömürülmeye karşı çıkmıştı Türkler... 

"Acaba doğru mu?" 

Son haçlı saldırısına direniyorlardı... 

"Direniyorlar ha!" 

İngilizlerin ortaklarını, paralı askerlerini, kiralık katillerini art arda yeniyorlardı... 

"Yarabbi bu bir rüya ise ne olur uyandırma!" 

Bu olağanüstü mücadeleyi dört yıl boyunca, Türklerin kazanmasıiçin dua ede ede, içleri titreyerek izlemişlerdi. Ezilen, sömürülen, hor görülen İslam dünyası için bu bir onur sorunuydu. Sonunda büyük haber gelmişti: Müslüman Türkler bütün beyaz efendileri, adamları, yamakları, uşakları, beslemeleri, soytarıları, alkışçıları ve çığırtkanlarıyla birlikte yenmişti! 

Milyonlarca yanık, kavruk ses göğe yükseldi: 

"Elhamdülillaaaaah!" 

Malezya'dan Nijerya'ya kadar Asya ve Afrika'daki bütün Müslüman topluluklar sevinçle dalgalandı. Birçok şehir M. Kemal Paşa'nın resimleriyle donatıldı, Gazze'de ve Nablus'ta pencerelere Türk bayraklarıasıldı. 

İngilizler Nehru ile öteki Hint liderlerini hapsetmişlerdi. Liderler kaldıkları koğuşları Türk zaferi şerefine çiçekli dallarla süs-lediler. 

Bu olay Müslüman olmayan sömürgelerde de bağımsızlık ve özgürlük ümidini yeş erte çekti. 

Tarihin akışı değişiyordu. 

Tunus'un Kairouan şehrinde yaşayan Bouhdiba Efendi haberi alır almaz şükür secdesine kapandıktan sonra duaya durdu: 

"Bize de Mustafa Kemal Paşa gibi bir serdar, Türk ordusu gibi bir ordu nasip et ey yüce Allahım."

Turgut ÖZAKMAN, CUMHURİYET Türk Mucizesi, sf:15-16


Bugün 26 Ağustos 2018

Büyük Önderimiz ve ebedi Başkomutanımız ATATÜRK'ümüzün komutasındaki TÜRK ordusu, 26 Ağustos 1922 tarihinde Türk Kurtuluş Savaşı esnasında taarruza geçerek Yunan kuvvetlerine karşı genel bir saldırı başlattı. Dolayısıyla, Türk ordusu, 26 Ağustos gecesi Ahır Dağları üzerinde yer alan Yunanların geceleri savunmadığı Ballıkaya mevkiisine ilerledi ve buradan sızarak Yunan hatlarının gerisine vardı

Ve...

Sabaha kadar süren intikalin ardından Kocatepe'de yerini alan Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün komutasındaki Türk ordusunun,  işgalci Yunan birliklerine karşı başlattığı Büyük Taarruz'un 96. yıl dönümü Yüce Türk ulusuna kutlu ve mutlu olsun!


Ne mutlu Türk'üm diyene!



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)