16 Ekim 2008 Perşembe

Kur'an'da 10 Emir!..











"Viyana Kardinali Christoph Schönborn, Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nu ziyaretinde, "Krizi Tanrı’nın bir cezası olarak da görmek mümkündür" dedi. Kardinal bu sözleriyle, Papa 16. Benedikt’in görüşlerini desteklerken Bardakoğlu, ’Krizin ilahi bir uyarı’ olmadığını savunarak, "İnsanın kendi eliyle ürettiklerinin yine kendine dönmesi olarak görebiliriz" yanıtı verdi."

*********

Papa 16. Benedikt küresel krizi işte bu şekilde tanımlayarak, dini anlamda insanlara bir mesaj verdi. İşte bu noktada Papa'nın sözleri üzerinde durmak istiyorum. Öncelikle, Kardinalin Papayı destekleyen sözlerine bir bakalım: "Ekonomik krizi tanrının bir cezası olarak görmek mümkündür. Ancak bu cezaya kendi hatamız ve eksikliklerimiz de katkı yapıyor. Başkalarının hataları da bunlara ekleniyor. Örneğin bir baba hesapsız hareket ettiğinde onun içine düştüğü mali krizi ailenin tümü göğüslemek zorunda kalıyor. Bizlerin ölçüsüz harcamalar yaptığını, parayla kazançla ilgili spekülasyonlar yarattığımızı görüyorsunuz. Tüm bunlar tanrının cezasıyla bireysel sorumsuzlukları bir araya getiriyor. Dolayısıyla biz küçük dünyada ahlaki değerleri öne çıkarmalıyız. Aşırı ihtiraslardan kaçınmalıyız. Bu konuda hepinize Kuran’da yeri olan 10 Emir’i hatırlatıyorum."

*************

Evet, görüldüğü üzere Papa ve Kardinal aynı çizgide görüşler ortaya koyarak nasıl bir ilahi düşünce ortaya koyuyorlar hayretle bakıyorum. Şimdi, kendileri burada, ölçüsüz para harcamaları ve bununla bağlantılı ahlaki konulara değinip, Kur'an'da 10 emiri hatırlatıyorlar da, acaba bu emirler içerisinde yer alan diğer ilahi buyrukları niçin dillendirmezler? Niçin insanlar katledilirken hem de bunu bir "haçlı seferi" olarak nitelendirenlere destek verirken hatırlatma gereği duymadılar? Hatta araştırmacı yazar Aytunç ALTINDAL'ın bir söyleşisinden, bir alıntı ilave etmek istiyorum:"Papa 16. Benedikt, Bush yönetiminin yürüttüğü politikaları destekliyor. 2. Jean Paul kominizmle mücadele için göreve getirildi. Şimdiki Papa da İslam ve Asya ile mücadele için görevde". İşte bu düşünceler ve yapılanlar gösteriyor ki, gelinen nokta hiç de Papa'nın ve Kardinal'in düşündükleri gibi değil! Onlar olayı başka yönde değerlendirerek dikkatleri ve vicdanları rahatlatma peşindeler!.. O halde bir de Kardinalin dediği üzere Kur'an'da 10 emire bakalım nasıl anlatılıyor:


***********

Hıristiyanlar, 10 Emir'in iki taş levhaya kazınmış olarak; Müslümanlar ise vahiy ile Hz. Musa'ya bildirildiğine inanırlar. Tevrat'ı oluşturan kitaplarda bu 10 emirin çeşitli devirlere ait birbirinden farklı anlatımları vardır. Ben, Tevrat'a göre bizi ilgilendiren maddeleri buradan aynen yazacağım;

6- Katletmeyeceksin.

7- Zina etmeyeceksin.

8- Çalmayacaksın.

9- Komşuna karşı yalan şehadet etmeyeceksin.

10- Komşunun evine tamah etmeyeceksin; komşunun karısına yahut kölesine yahut eşeğine yahut komşunun hiçbir şeyine tamah etmeyeceksin.

Pekii, Kardinal'in uyarısı üzerine yukarıda yazdığım 5 maddenin hangisi yerine gelmiş? Irak'da, Afganistan'da, Filistin'de, Balkanlar'da, kafkasya'da özellikle müslümanlara yapılanlar acaba neydi? ilahi buyrukların hangisine uyuyor?


************


Kur'an-ı Kerim'de ise 10 emir; Bakara suresi 83-84. ayetlerde anlatılır:

83. ayet: "Bir vakit İsrailoğullarından söz alıp: 'Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Anaya babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara güzel muamele edin, insanlara tatlı söz söyleyin, namazı hakkıyla eda edin, zekatı verin" demiştik. Sonra pek azınız hariç sözünüzden döndünüz. Hala da yüz çevirmektesiniz."
84. ayet: "Hani sizden, birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi ülkenizden çıkarmayın diye söz almıştık, siz de bunu kabul etmiştiniz. Buna siz de şahitlik edersiniz."


***************


O halde Diyanet İşleri Başkanımız sn. Ali BARDAKOĞLU harika ve yerinde bir cevap vererek şahsen benim yüreğime su serpmiştir. Yapılan değerlendirme aynen şöyledir:

*****************


"Gönlümüz ister ki, insanlık biraz da Allah’ın seçkin bir varlık olarak yaratmasını algılayıp, maddeyi ve dünyayı aşan daha yüce hedeflere doğru yürüyebilmelidir. Bunu biz bir ilahi ceza olarak algılamak yerine, insanoğlunun maddi unsurlar ve aşırı dünyevileşme üzerine kurduğu sistemin zaman zaman kendini cezalandırması olarak, yani insanın kendi eliyle ürettiklerinin yine kendine dönmesi olarak görebiliriz."

*******

Kapitalizme de dokunduran sn. BARDAKOĞLU, şöyle konuştu: "Allah dünyayı üzerinde yürümemiz, üzerinde olmamız için yarattı. İnsanoğlu dünyayı iyi algılayamazsa, madde ve kár peşinde koşmayı yaratılışın tek amacı görmeye başlarsa dünyanın üzerinde olmaz, dünyanın altında kalır. Büyük sermaye şirketlerin, uluslararası şirketlerin gökdelenlerde oturup, yolda yürüyenleri karınca gibi görüp kárını ikiye katlaması da zarar içinde olması da bizim değerlendirmelerimizi değiştirmez. Sorunlar, ’ne pahasına olursa olsun, benim olsun, daha çok olsun’ demek yerine sahip olduğu her şeyi diğerleriyle paylaştığında, bunu öğrendiğinde azalmaya başlar."

HÜRRİYET

*****************

Tekrar yaşanılan savaşlara ve akabinde gelen ekonomik krize değinmek gerekirse, Ali BARDAKOĞLU'nun söylediklerini iyi okumak gerekiyor. Evet! Vahşice yapılan katliamlar, sermayenin durmak bilmeksizin büyüme ve "hep bana" hırsının geldiği nokta, işte bu çöküş oldu. Kendilerini (kapitalizmi) kurtarmak için, her şeyi yapmak mübahtır anlayışı hakim kıldı. Gelinen noktada kapitalizmin sistemi içinde olan, "yapmayacakları şey yoktur" anlayışı ne yazık ki sorgulanmıyor da, bir şekilde işin içinden sıyrılma yolları aranmaya çalışılıyor ya da görmezden geliniyor.

***************


İşin maddi yönüyle ilgilenmeyi bırakıp, asıl ilahi yönü olan maneviyatına bakılmalı. Yani kendilerinin katlettiklerine, zina ettiklerine, ki onbinlerce müslüman kadına tecavüz edilmiştir! İşte bu yönde bir değerlendirme yapılarak bence dünya kamuoyuna insanlığın, nasıl bu kadar zalimleşebildiğini duyursunlar. Elbette bunu yapmak öncelikli olarak din sorumlularının görevleri arasındadır. Fakat, savaşlara göz yumar, üstelik de destek verilirse elbette ki, bütün bu yaşanılanlar gözardı edilir! Çünkü Vatikan bu acımasızlığın bir parçası haline gelmiştir. İşte o yüzden, Ali BARDAKOĞLU'nun beyanatları ve değerlendirmeleri, kanayan vicdanların sesidir! Mazlumların sesidir! Kimsesizlerin sesidir! Çünkü hem yüce dinimizin buyruklarını dile getiren temsiliyetleriyle ve hem de mazlum milletlere örnek olan Atatürk Cumhuriyeti'nin bir ferdi olarak gereğini yerine getiren, saygınlık ölçüsünde gerçek bir cevap olmuştur! Bu anlamda kendilerine buradan şükranlarımla beraber saygılarımı iletiyorum.


*************


Sonuç olarak, Kur'an'da 10 emir gerçekten tüm insanlığa gerçek ahlakı, gerçek erdemi ve vicdanın gereğini emretmiştir! Bu hangi din olursa olsun ortak kabuldür. O halde içinde bulunduğumuz şu dönemde, insanın insana reva gördüğü zulmü asla kabul etmiyor; bilakis uyarı anlamında telkinlere işaret edilmektedir. Buradan yola çıkarak ve dayanak gösterilerek, milyonlarca insana yapılan vahşeti görülmeyecek, sadece maddi anlamda ahlaki ders almayı işaret edeceksin!... İşte Diyanet İşleri Başkanımız buna izin vermedi! Sevgi ve saygılarımla!

3 yorum:

  1. MADDİ DEĞERLERİN ELDE EDİLMESİ İÇİN MANEVİ DEĞERLERİ YOK SAYMAK MÜMKÜN DEĞİDİR... BÖYLE OLMASI HALİNDE DE SONUÇ ORTADA... ALLAH AKIL FİKİR VERSİN, İNSANLIĞIN SONUNU HAYIR ETSİN...
    SAYGILARIMLA

    YanıtlayınSil
  2. Evet Bardakoğlu'nu cevabından, sizi de bu güzel yorumunuzdan dolayı tebrik ederim. Çok güzel olmuş. Teşekkürler. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil
  3. selam ben Bayezit Ergene allah senden razı olsun bu yazdığın ve biz müslümanlar için kutsal olan KUR-AN-ı kerim ve bize yol gösteren ayetlerle yapmış olduğunuz açıklamalar dan dolayı sizi kutluyorum ve çok teşekkür ederim kaleminiz keskin yolunuz açık mücadeleniz hayırlı olsun.Her kimki bilgilerini ayetlerle pekiştirir dinine sahip olursa o mutlaka allah yolunda cihad etmniş kadar sevapalır.Alimin mürekkebi şehidin kanından daha efdaldir.

    YanıtlayınSil