19 Ekim 2008 Pazar

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Bir Bütündür! Bölünemez!



















"Milli sınırlar içinde bulunan yurt parçaları bir bütündür; birbirinden ayrılamaz." Mustafa Kemal ATATÜRK

Şırnak'ta terör örgütü PKK'ya karşı düzenlenen yürüyüşe yaklaşık 20 bin kişi katıldı.

İşte bu!...

Vatanın bölünmez bütünlüğü üzerinde Türk Halkı kararlı bir şekilde isteğini dile getiriyor. Milletimizin birlikteliği için Kürt, Türk, Laz, Çerkez beraberce omuz omuza savaşarak bu vatanın sınırları çizilmiştir.

İşte o günden bu yana durmak, bitmek bilmez bir planın parçası haline getirilmeye çalışılan etnik ayrımcılığı dayatan İngiliz, Amerikan, İsrail ve Ermeni işbirliği içerisindeki bu bölücülüğün adresi PKK dır. Bu kılıfla ortaya atılan tedhişin yıllar içerisinde adı zaman zaman değişerek önümüze konuldu. Tabii, Avrupa'da bu işin içerisinde; hatta karargahı diyebiliriz.

Demek oluyor ki, ülkemiz üzerinde gözleri olanlar, çıkarlarına hizmet için bu eli kanlı tedhiş örgütünü yaşatmaya ve desteklemeye çok hevesli bir şekilde devam etmektedirler.

*******

Onlar isteye dursunlar, planlarını gözü dönmüş olarak son süratle yürüte dursunlar; bir de bizim ahval ve durumumuza bakalım istiyorum. Türk Milleti'nin genleri efendi kabul eder mi acaba? Var olduklarından bu yana kime uşaklık etmiştir diye sormadan edemeyeceğim! Her daim hükmetmeyi ve bağımsızlığı kendilerine düstur edinen bu asil millet ve kardeşlerimiz Kürt halkı bu planı çoktan kavramış ve oyuna gelmemek için dirençlerini ortaya koymuşlardır.

O halde sözde Kürt halkını temsiliyetle olay çıkaran ve elini kana bulayanlar ise yukarıda bahsettiğimiz devletlerin destekleriyle oluşturulan kişilerdir. Bu kişlerin yarattığı tedhiş karşısında güvenlik güçlerimiz mücadelesini sürdürmekte ısrarlı ve kararlı olduğunu ortaya koymaktadır. İşte bu nedenledir ki, mehmetciklerimiz ne yazık ki şehit düşmektedir.

Analar, babalar, evlatları için gözyaşı dökseler de "vatan sağolsun!" demeyi kendilerine gurur görüyorlar. Hangi millet bu fedakarlığı gösterebilir? O halde bir milletin, cephede savaşan evlatları dünyayı hayretler içerisinde bırakan kahramalıklar sergiliyorsa, hiç şüphe duyulmasın ki, bu milletin bütün bireyleri aynı duygu içerisinde, o başarıları göstermeye muktedirlerdir. Zira Türk halkı bunu "Kurtuluş Savaşı"nda tarihe ve dünyaya emsalsiz destanlar yazarak göstermiştir.

***********

Bu arada, bu şanlı tarihimize ve geçmişimize ihanet edenler de vardır. Ancak şu sıralarda insanlarımızın kafalarını karıştırmaya yönelik son derece tehlikeli ve kaygı verici gelişmeler yaşadığımız üstü kapatılmayacak kadar ortada. Her yönüyle bizleri çok yakından ilgilendiren bu olağanüstü gelişmeleri sürdüren kişleri, araştırdığımızda karşınıza bir o kadar da parmak ısırtacak ifadeleri görüyoruz. Affedersiniz, edep dışı sapıkça düşünceleri uluorta şekilde yayınlayarak, kendilerine bir entellik havaları sergileyenler, bir ayağı dışarıyla bağlı olanlar ve hatta o ülke için hizmete yarışanlar masum halkımızın duygularıyla alay etme cesaretini kendilerinde bulmakta hiç bir sakınca görmemekteler. Kandil'e gidip, oralarda söyleşi yaptıktan sonra güzel ülkeme dönüp, "kalbim Kandil'de kaldı" deme cesaretini ve cüretini bulabiliyor.

Şimdi sormak isterim; hangi ülkenin gazetecisi ülkesini parçalamaya ve bölmeye çalışanların yanına gidip de oraları ballandıra ballandıra anlatabilir? İşte bu kişlerin basında bangır bangır "demokratikleşme" adıyla bizlere etnik milliyetçiliği dayatıp, kabul ettirmeye çalışıyorlar. Nasıl oluyor bu, diye kendi kendime soruyorum; o zaman bunun anlamı ülkenin fiili ve resmi olarak bölünmesi demektir! Bu neviden istekleri biz kabul etmiyoruz! Kürt kardeşlerimizin de böyle bir talebi yok! Ama dışarıdan bastırarak "illa ki, siz ayrılacaksınız!" diyorlar. Onun için de ellerinden geleni yapıyorlar.

********


Onlar istiyorlar da biz "evet" mi diyeceğiz? Tabii ki de HAYIR! Zaten Türkleri bir türlü Anadolu toprağında kabul edemediler. Hangi millet vatanından kovulma tehditi yaşıyor? Bir bakar mısınız? İngiliz, Fransız, İtalyan vs. hiç biri, ama hiç biri yurtlarından kovulmak gibi bir kaygısı YOK! Kendi aralarında sıkıntıları, ayrılma istekleri belki vardır; ancak yurtlarından kovulmak gibi yaşamsal bir tehdit altına girmediler. Bize gelince; tek istekleri bir an evvel bizlerin bu topraklardan çıkarma istekleri tarih boyunca sürdü, sürdü ve sürüyor! Örnek mi? Haçlı Seferleri!

Şimdi yaşadığımız ne? Tabii ki, bir haçlı saldırısı daha yaşıyoruz. Bakalım, PKK olgusunu kimler destekliyor, ve ne istiyorlar? Bir tek "Kürdistan" hayali değil ki!!! Bakınız, "Büyük Ermenistan" hayali gündemden düşmüyor. Yavaş yavaş istekleri önümüze sunuluyor! Oradan "Pontus Rum" dayatmaları,batıdan Yunanlıların bitmek tükenmek bilmeyen istekleri ve dayatmaları, Kıbrıs'da "helenizm" istekleri, İstanbul'da Vatikan modeli ayrı bir din devleti kurma hayalleri ve dahaları!...

**********

Görüldüğü gibi Anadolu topraklarını bize çok gören bu haçlı zihniyeti, planlarını hayata geçirebilmek için dinsel ve milliyetçilik anlamda etnik kökene dayalı ayrımcılığı kurcalayıp, ulus bütünlüğünü yok ederek istediklerini elde etme peşine düştüler. İşte o yüzden de içte birbirimize düşürme yollarını habire planlıyorlar.

Türk Halkı aynı zamanda müslüman bir millet. İşte bir kozları da bizleri tıpkı, Arap Yarımadasında olduğu gibi dinsel mezhepsel ayrıma koşup, cemaatleştirmektir. Bu vesileyle, halkın saflaşması, birbirine düşman ettirilmesi çok kolay olacaktır. Zira Irak'ı kaça ayırdılar? Bakınız, bir taraftan Şiiler, diğer taraftan sünniler, öte yandan Araplar ve Kürtler diyerek ulus olamamanın acıları ortada. Gerçek işgalci güçler bir tarafa bırakılıp, birbirlerini boğazlama işte böyle gerçekleştirilmektedir.


Büyük Atatürk, o yüzden bizleri bir millet olarak bir arada tutmayı ön görmüş ve bunu da bir kimlikte birleştirmiştir. Bu kimlik bizleri rahatsız etmiyor! Bir arada yaşayabilmek ve bu coğrafyada tutunabilmek için olmazsa olmazların başında ulus olmak ŞARTTIR! Yoksa bizlere yaşama hakkkı tanınmayacağı KESİNDİR! Örnek mi? Yugoslavya. Yugoslavya'yı paramparça ettiler. Binlerce müslüman katledildi. Etnik ayrımcılığa dayalı kışkırtmalarla gelinen nokta artık Yugoslavya diye bir devlet yok! Şimdi nasıl demokrasi bu? Demek ki, demokrasi, insan hakları derken "BÖL, PARÇALA, YÖNET" anlayışı hakim kılmaktadır.


**********

İçerisine düşürülmek istendiğimiz durum bundan ibaret. Derhal ama derhal! Bizlerin ayrım gözetmeksizin, birbirimizi hoş görerek kenetlenmek durumunda olduğumuzu anlamamız gerekiyor! Etnik anlamda düşmanlık sergiletmeye çalışanların çabalarını boşa çıkartmalıyız! Sıkıntılarımızı kendi aramızda zaman içerisinde görüp, düzeltme yolunu yapacağımız kesin; ama kimseyi karıştırmadan, kurumlarımızı yıpratmadan, değerlerimize sahiplenerek ortak kültürümüzle bu zor günlerin aşılmasını Yüce Türk Milleti'ninin dikkatlerine sunmayı sorumluluk kabul ediyorum!

Bu asil milletin geçmişte olduğu gibi bugün de ayrışmadan, beraberce yaşamayı sağduyululukla sürdüreceğinden kimsenin endişesi olmasın! İşte ŞIRNAKLI vatandaşlarımız bu kararlılığı dünya kamuoyuna göstermiştir. Bu kıvancı onlarla paylaşıyor ve kendilerini yürekten kutluyorum.

Sevgi ve saygılarımla!

1 yorum:

  1. Çanakkale'de nasıl tek yumruk olup bu topraklardan onları defettiysek bugün de aynı birlikteliği sağlayıp bu Pkk illetinden de kurtulacağımıza inanıyorum. Güzel yazınız için teşekkürler. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil