27 Ekim 2013 Pazar

"Hayır Kadınım, Hayır Sürme!"






Evet, kadınlar her geçen gün artan zulümün altında çeşitli şekillerde helak ola dursun...

"Cumhuriyet ne demektir?" diye sorulduğunda Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bizlere altın tepsi içerisinde sunduğu  pırıl pırıl aydınlık dolu  yaşam aklıma geliyor...

Suudi Arabistanlı şarkıcı Alaa Wardi, "ülkesindeki kadınların araba kullanma hakkı için eylem yapmalarına verdiği desteği",
Bob Marley'in  No Woman no cry "Hiçbir kadın ağlamak yok" şarkısında olduğu gibi 
yasaklara dikkat çeken, "Hayır kadınım hayır sürme
uyarlamasıyla mizahi tarzda düşündüren şarkısıyla... bir kez daha, 
Büyük Ata'mıza duyduğum hayranlığımı minnet duygularımla 
Cumhuriyet'imize olan bağlılığımı hatırlattı bana...



Büyük Atatürk, yıllar önce Türk kadınını yüceltti...  Kadını sosyal yaşama dahil ederek, modern ve çağdaş yaşamın parçası haline getiren yasalar getirdi. Türk kadınlarının, öğretmen, doktor, avukat, yargıç, milletvekili, pilot olmalarının hızla önünü açtı...

Bugün medeniyetin içerisinde kendimi özgürce ifade edebiliyorsam, bunu Büyük Atatürk'e borçluyum... Yani Atatürk Cumhuriyeti'ne... Onun sayesinde bugün özgürce dimdik ayaktayım... Kimseye boyun eğmeden, kendi hakkımı savunacak güce sahibim... Onurumu, namusumu, varlığımı bilinçle koruyarak, Büyük Ata'ma minnet duyuyorum... 

Çünkü beni yetiştiren sevgili anneciğim de aynı duygularla yüzünü aydınlığa, gönül bağı Yüce Ata'sına bağlı kayıtsız şartsız özgürlüğünün bilinciyle ve ne istediğini bilen bir ruhla bana Atatürk ve Cumhuriyet sevgisini aşıladı... 

Anneannemi sorarsanız, vallahi anneceğim'in küçük bir anısıyla onun da  Cumhuriyet'e ve Atatürk'e olan bağlılığını dile getireyim;



Sevgili anneciğim çocukluğunu anlatıyor: 

"O dönemlerde genç kızlar, "kara çarşaf" giyerlerdi. Ben de çok özeniyordum... Bir an önce büyümek ve o çarşafa girmek için can atıyorum.. Nihayet yeterince büyüdüğümün bir ispatı olarak çarşaf giyme zamanı geldiğini düşündüğüm bir gün, anneme yalvarmaya başladım:

-Anne ben de çarşaf giymek istiyorum..."

Anneannem sevgili anneciğime bağırarak anında sert ve kesin  cevabını yapıştırıyor;

"Ne çarşafı? Çarşaf giymek de ne demek oluyor!!! Git başımdan çarşaf marşaf yok!"

İşte bu!!!

Anneanneciğim benim...

İşte ben onun torunuyum...

Dolayısıyla...


En kısa, kestirmeden benim Cumhuriyet'den anladığım bu...

Yaşasın Cumhuriyet... 
Yaşasın Atatürk...

:))

Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

1 yorum:

  1. Merhabalar.

    Erkeklerin varlığına, sosyal durumuna ve görevlerine uygun olarak hakları nasıl veriliyorsa, kadınların da varlığına, sosyal durumuna ve görevlerine uygun olarak haklarının verilmesi gerekir.

    Kadın ve erkek eşitliğinden bahsedilirken; kadının erkeğin işini veya erkeğin kadının işini yapması değil, her birinin kendi görevlerini gerektiği gibi yapabilme hakkına sahip olması ve o görevin gerektirdiği hakkı alabiliyor olmasıdır. Eşitlik görev ve hak arasında olmalıdır.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlayınSil