21 Ekim 2013 Pazartesi

Kordon Boyu Seyrine Düştü






Bir bayram daha geride kaldı.. Dedim ya, büyüklerimin ellerinden öpmeye gidiyorum diye... Sevgili anneciğimin ellerinden öptüm.

Bayramda İzmir'deydim. Fırsat bulmuşken keyif de yapmak istedim...

Öncelikle gördüklerimi izninizle anlatayım: Yolculuk güzergahında  içim hep, "cızz" etti. Her yer betonlaşmış, betonlaşıyor... Canım İzmir'e baktıkça yüreğim daraldı.. Anlaşılır gibi değil! Bu kadar yapılaşma, bu kadar betonlaşma.. İnsan hiç kendi kalbine kurşun sıkar mı? Sıkıyor valla... Hem de intihar edercesine... İnsanların bu kadar "açgözlü" olmasına sebep nedir diye sorguluyorum.. O verimli topraklar bir bir yok ediliyor... Cennet ülkem Türkiye.. Her yerinden binbir türden yiyeceğin fışkırması mı, bizi bu kadar pervasız etti?!..
Kimseye muhtaç olmayacak, hatta kendi kendisine yetmekten öteye geçen bereketli topraklarımıza ihanetin bu kadarı nedendir, orasını bilemem ama, anlaşılan o ki, gördüğüm ve anladığım kadarıyla gözü dönmüşcesine verimli topraklarımızın üzerine beton dökmeye "ant" içmişiz vesselam!

Kısaca beton işgali altındayız!!!

Nereye baksan bina bina bina.. Kazara boş bir alan görsek orada da malzeme yığılı.. Belli ki inşaat için hazırlık var...

Ya... sahi, biz ne yiyeceğiz, ne içeceğiz? Hiç düşünülüyor mu? Zira ortada ne zeytinlik kalmış, ne üzüm bağı, ne de... Hepsi talan... Bunun tek bir sebebi var; AÇGÖZLÜLÜK! Sakın nüfus çoğaldı falan gibi sözlerle kendi kendimizi kandıracak "bahane"lerin arkasına sığınılmasın... Zira Üçer beşer ev almak "amaç" oldu. Dahası arsızca  en'lere eri$mek, eri$tikçe, eri$mek hem de hiç durmadan... Uğruna geleceğimizi ve doğayı hiçe saymaya varana kadar...


Gelelim güzelim Kordon'a...

Ah.. Bir içim su... Alsancak denildi mi akla ilk gelen, canım Kordon... Gelir gelmesine de öyle  oranın keyfini de sürmek kolay olmuyor. Yani kurulan hayallerde bu görüntüler yoktu. Çünkü hayallerdeki Kordon bu değildi! Anlaşılan o ki burada da Kordon hayallerini çıkarmak gerekiyor. Niye derseniz... Bir tarafta inşaat, betonlaşma, diğer tarafta  Kordon da  araba yığınıyla nasibini almış! Ve insanların yerine arabalar, denizi izler olmuş.. istif istif araba. Sahil arabalardan geçilmez halde...

Hani...

Kordon boyu seyrine düştü
Titret efem vur dizin üste
Boncuk gibi alnına düştü
Parlar tenin ter gözün üste

Kordon boyu! Çok yazık...

Neyse... yağmur falan derken, İzmir'e gittiğimin ertesi günü sanki beni karşılarcasına her taraf günlük güneşlik... Kordon'dayım... Güneşin parlamasıyla, İzmir'in aydınlığı her tarafı hem ısıtıyor, hem aydınlatıyor... Kordon cıvıl cıvıl.. İnsanlar alabildiğine özgürlüğün tadını çıkararak sahili coşturuyor... Malum özgürlük insana güven duygusu veriyor. O sebeple insan adeta kendinden geçiyor


Ama akşam güneş batımı, tam hayal ettiğim gibi oldu. Balığımı yedim, kahvemi içtim. Çok güzel... Yaşamın keyfi kısa sürede olsa damıtıldı. Mutluluk böyle bir şey... Her şey unutuldu.

Dedim ya.. bu bayram bana yaşamın ne kadar keyifli ve kıymetli olduğunu bir kez daha öğretti.

Ve bayramla birlikte tatil bitti. Şüphesiz ki bu mutluluklar sonsuz değil... Gördüklerimde hissettiğim  eziyetin aynısını yaşayarak, geri dönmenin burukluğuyla tatlı bir mutluluğu geride bıraktım. Bu da bana "yaşam sevinci" olsun...

Demem o ki... Bu kadar yapılaşma ve inadına artan betonlaşmanın bize ne kazandırdığını değil de, ne kaybettirdiklerine iyi bakmak gerekiyor...

Zira geride bıraktığımız hasar, öyle kolay tamir edilecek gibi değil.. Bilindiği üzere bir milim toprağın oluşması binlerce yılı gerektiriyor.. Varın o kadar verimli toprağın tekrar elde edilmesi için gereken zamanı siz hesap edin... Etseniz de ömür yetmez...

Dünya üzerindeki betonlaşma da tıpkı kanser virüsü gibi... Yığın yığın betonlar kimliğimizi, tarihimizi, kişiliğimizi ve de en önemlisi coğrafik dokuyu bozarak yaşam kaynaklarımızı yok ediyor... 

Umarım bu güzelliklerin kıymetini en kısa zamanda anlamış oluruz da, yaşamı kendi ellerimizle çekilmez etmeyiz.



Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

2 yorum:

  1. Bir İzmirli olarak çocukluğumun İzmir'ini arıyorum. Hele kordonun doldurulmasından sonra ne yazık ki eski şehrimizi geri gelmemecesine kaybettik. Ne yazık ki betonlaşma yer şehrimizde var. Alabildiğine şehircilikten uzak alabildiğine yoz bir toplum olma yolundayız. Tatillerde yurt dışına çıktıkça daha çok canım acıyor. Eski şehirlerin o özenli korunuşu ve bunun ülkemde olmayışı aramızdaki uçurumu alabildiğine çoğaltıyor. Şehircilikte ne yazık ki ülkemizde sağ sol farketmiyor, hepsi aynı zihniyette.

    YanıtlayınSil
  2. Merhabalar Tülay Gürdal.

    Bayram münasebetiyle annenizin elini öpmek üzere İzmir'e gitmekle birlikte edindiğiniz İzmir izlenimleriniz canımızı acıttı. Ben, eski İzmir'i bilmediğim için yakın zamanda gördüğüm İzmir'den de hiç memnun kalmadığımı itiraf etmeliyim.

    Sayın kardeşim, bu insan nasıl bir varlıkmış ki, bizlerin böyle canını yakıyor. Cenab-ı Hakk'da eşref-i mahluk olarak yarattığı bu insandan hiç memnun değil, bunun böyle olduğunu, Cenab-ı Hakk'ın, Kur'an'da insanı tanımlayan ayetlerinden anlıyoruz.

    Ne diyelim. Cenab-ı Hakk, gözü dönmüş bu insanları ıslah etsin ve onlara hidayet ihsan eylesin.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlayınSil