3 Ağustos 2016 Çarşamba

"Question d'Orient"



"İşin vehameti şuradadır: Biz hâlâ Osmanlı gibi Türkiye büyük bir devlettir, bunlar kurusıkıdır, diyoruz. Hayır, 19. yüzyılda Avrupa bu yolla Ortadoğu'yu nasıl hükmü altına almaya çalıştıysa, bugün de Türkiye'ye karşı aynı politikayı sürdürmektedir. (...)

Güçlü, Boğazlar'a ve Ortadoğu'ya hâkim bir Türkiye istemez Batı. Büyük devletlerin her birinin büyük menfaatleri var Ortadoğu'da; bilhassa petrol kaynakları dolayısıyla; sonra tarihi bağlantılar nedeniyle. Meselâ Fransa, 1. Dünya Harbi'nden sonra Suriye'yi, İngiltere Irak'ı, Filstin ve Mısır'ı yönetti. Bu koloni idaresi dönemlerinde yoğun propoganda yaptılar. Şam'da ve Mısır'da kültür nüfuzunu devam ettirmek için Fransız araştırma Merkezi, Amerikan üniversiteleri kuruldu. Şimdi, Kuzey Irak'ta ABD'nin politikası bu konuda açık, orada Kerkük-Musul petrol kaynakları üzerinde kendisine uydu bir devlet istiyor. Batı, Ortadoğu'da kontrolü sağlamlaştırmak ister. Onların amacı, Türkiye'yi de küçük bağımlı bir devlet haline getirmek.

-Her şey, kontrol ellerinde olur böylece...

-Evet. Bu yüzden Türkiye'yi zayıf bırakmak, Kürtleri tahrik etmek, Ermenileri ayaklandırmak, Ege'de Yunan'ı desteklemek, Kıbrıs'ı Yunan'a vermek vb... AB'ye katılmamızı istismar ediyorlar. Bence bütün bunlar, Avrupa'da 19. yüzyıldaki "Question d'Orient"politikasının devamından başka bir şey değildir." Tarihçilerin Kutbu "Halil İnalcık kitabı" Söyleşi: Emine ÇAYKARA, sf: 347-348

Bugün yaşadığımız kanlı darbe girişimi ve iç savaş kışkırtıcılığı girişimleri... Tüm bu yaşamsal sorunlarımızın özetini, Tarihçi Halil İnalcık'ın tanımladığı gibi uluslararası açıdan bir "Doğu Sorunu" olarak ortaya çıkıyor.

Dolayısıyla sorun,  Batılı emperyalist güçlerin  Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, bölgemizi ve coğrafyamızı tam anlamıyla kontrolleri altına alarak paylaşım sürecinin hayata geçirilmesi sorunudur.

Bu vesileyle...

Hocaların hocası bilim insanımız Prof. Dr. Sayın Halil İNALCIK'ı saygıyla anıyorum...



"Türk milleti ordusunu çok sever; onu kendi idealinin koruyucusu kabul eder." ATATÜRK

Diyeceğim; Bu karanlık günleri aşmanın TEK YOLU; ve Türk milletinin varlığını sürdürebilmesinin TEK ÇARESİ, Peygamber Ocağı bildiğimiz gözbebeğimiz Kahraman Türk Ordusu'nun varlığıyla mümkündür! Onu yıpratmak, onun moralini kırmak, ona aşağılayıcı davranışlarda bulunmak, onu küçümsemek... emperyalistlerin isteği olan Türk Ordusunu parçalamanın dolayısıyla "lağvetmek" isteğine hizmet etmektir.  Zira 30 Ekim 1918'de Mondoros Ateşkes Antlaşması'yla, ülkemiz işgal edildi!


"Mondoros Ateşkes Antlaşması, 5. Madde:Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında, Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir."

"Mondoros Ateşkes Antlaşması, 20. Madde:
Terhis edilecek Osmanlı Kuvvetlerine ait techizat, silah, cephane ve nakil vasıtalarının kullanma tarzına ait verilecek talimata uyulacaktır."



Sevgi ve saygılarımla!








"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

1 yorum:

  1. Merhabalar Tülay Öğretmenim.
    Hocaların hocası bilim insanımız Prof. Dr. Sayın Halil İNALCIK'ı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Kendisine Cenab-ı Hakk'tan rahmetiyle muamele eylemesini niyaz ediyorum.

    Makalenizde paylaştıklarınızı okudum. Türk milletinin gerçekleri görmesinin zamanı geldi de geçiyor artık!

    Emperyalistlere karşı bir ve birlik olmak zorundayız. Çünkü bizim düşmanımız bir değil, birden fazladır.

    Yazılacak çok şey vardır ama, şu anda ne yeridir, ne de zamanıdır.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlayınSil